MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
Toplam Üyeler» Toplam Üyeler 27
Son Üye» Son Üye Fahriye
Toplam Konular» Toplam Konular 14,553
Toplam Yorumlar» Toplam Yorumlar 15,667

Detaylı İstatistikler Detaylı İstatistikler

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)




Fuad Nedir ? Önden Giden Nedir?

(Kar©glanin 6 Şubat 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلاَ تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولاً

---

مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَأَى
---
تَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَا أَرَى الْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ الْغَائِبِينَ

Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 36. ayet ile Necm Suresi 11. ayet ve NEML Suresi 20. ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lâ takfu mâ leyse leke bihî ilmun, innes sem’a vel basara vel fuâde kullu ulâike kâne anhu mes’ûlâ
---
Mâ kezebel fuâdu mâ rae

Meali :

Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve Fuad, bunların hepsi ondan sorumludur.
---
Gözünün gördüğünü Fuad yalanlamadı.
---
Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?”

Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 36. ayet ile Necm Suresi 11. ayet ve NEML Suresi 20. ayet

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Zenginliği dilediğime; ilmi ise çalışana/dileyene veririm"

( Hadis-i Şerif )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"


Yolculugumuza başliyoruz :

gecen haftalarda nefsin rütbelerinden en son "nefsi kamile" ve sonrada "Mürşidi Kamilden" bahsettik ve ondan sonraki makaminda "safiye makami" oldugunuda söyledik ve ondanda ötede "ihsan Makami" vardir.
CİBRİL HADÎSİ diye bilinen bir hadisde ihsan makami hakkinda peygamberden bize varid olan:

Cebrail aleyhisselâm, Hz. Peygamber'in de aralarında bulunduğu bir sahabe topluluğuna insan suretinde gelmiş, iman, İslâm, ihsan ve kıyamet alâmetleri gibi bazı soruları Allah Rasûlüne sorarak cevaplarını almıştır. İşte Cebrail (a.s.)'in bizzat soru sorarak ve cevaplarını tasdik ederek telkin ettiği bu hadise "Cibril hadîsi" adı verilmiştir.

Abdullah b. Ömer'in, babası Hz. Ömer'den naklettiği bu hadis şöyledir:

"Bir gün Rasûlullah (s.a.s.)'in yanında bulunduğumuz sırada âniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Doğru peygamber (s.a.s.)'in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu. Ve:

"Ya Muhammed! Bana İslâm'ın ne olduğunu söyle" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): "İslâm; Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt'i hac etmendir" buyurdu. O zat: "Doğru söyledin" dedi. Babam dedi ki: "Biz buna hayret ettik. Zira hem soruyor, hem de tasdik ediyordu."

"Bana imandan haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): Âllah a, Allah'ın meleklerine kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanman, bir de kadere, hayrına şerrine inanmandır" buyurdu. O zât yine:

"Doğru söyledin" dedi. Bu sefer:

"Bana ihsandan haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.):

" Allah'a O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da, o seni muhakkak görür" buyurdu. O zat:

"Bana kıyametten haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.) "Bu meselede kendisine sorulan, sorandan daha çok bilgi sahibi değildir" buyurdular.

"O halde bana alâmetlerinden haber ver" dedi. Peygamber (s.a.s.):

"Câriyenin kendi sahibesini doğurması ve yalın ayak, çıplak, yoksul koyun çobanlarının bina yapmakta birbirleriyle yarış ettiklerini görmendir" buyurdu. Babam dedi ki:

Bundan sonra o zat gitti. Ben bir süre bekledim. Sonunda Allah Rasûlü bana: "Ya Ömer! O soru soran zatın kim olduğunu biliyor musun?"dedi. "Allah ve Rasûlü bilir" dedim.

"O Cibrîl'di. Size dininizi öğretmeye gelmişti" buyurdular.

(Buhârî, İman 1; Müslim, İman 1)

ihsan makami alaca düşmüş üzüm gibi, kendi eripte ona bakanlarida erdiren bir makam. ona bakmak ermek için yeterli olan makam, yani
"ayinesi iştir kişinin , lafina bakilmaz" denilen makam. yani işde peygamberi ömründe bir defa gören ashab olur, onlarin makamina bin evliya cikamaz dedikleri makam. yani bir ilmi aynel yakin ögrenenler demekdir, yani peygamber şunu söylerken oradaydim, ve gördüm duydum, veya şöyle yaparken onu gördüm diyenlerrin bizatihi müşahede makami. ve Allahi görmeye kim gitti, muhammed Mustafa (S.A.V) ve miracda gördü geldi. ve o makamin o zamandaki tek sahibi muhammed mustafa, onu görüp bilen bir o var, yani tek ihsan makami sahibi kimse, Allahi gören daha iyi bilir degilmi, yine ruhullah onunla ruhen görüşen, yine Hz. Musa kelimullah, oun ile kelam eden yani konuşan, yine Hz. ibrahim halil makami, onunla dostluk eden yarenlik arkadaşlik eden,.... ve işde ihsan makami bir bakişda erdiren makam "üzüm üzüme, baka baka erer" demiş atalar. yine
"Oğul babadan görür; at oynatmayı Kız anadan görür; sofra donatmayı."
(Türk Atasözü)
Görerek erme ve bunun bizdeki ilk hali, her ne kadar biz Allahi görmesekde, Allah bizi görüyor diye iman edip öyle amel işlemek. ve Kudsi hadisdeki "şayet onlar beni görselerdi...." hadisi ile Allahi görüyor gibi ibadet etme makami. Bu makamda durdukca, artik Allahin tecelliyatlari, sana veya ona buna, gün gün aşikare olmaya başlar, ve bugün şu, yarin bu, derken Allah in ilim deryasina dalan bir kuş gibi olunur, ve fakat nefes almak için arada bir artik cikmak gereksede, ordan cikmak istenmeyecek kadar tatli bir makam.

---oOo---

nerdeyse peygamerimizi kürt ilan etcekler, neymiş selahaddin kürtmüş, neymiş bilmem taa peygamberimizden öncesine gidiyorlar, onlardan kürt varmiş hikayesi okuyorlar.
lan dangil şimdiye kadar türk denen bir IRK var ve onlar bir degil onlarca türk devleti kurmuşlar, yine germiyanlar yani almanlar türklerden ayrilan bir başka IRK germiyanogullari onlarda alman devleti kurmuşlar, paris veya "p harfi p harfinin vatani ve paris parisiler veya farisiler yani fransa yine farisilerden oraya gidenler fransayi kurmuşlar halbuku onlarinda özü yine türk cünkü farisiler ateşperestler yani şaman türkleri yani mecusiler , hani yanlişmi bu, hani gecen haftalarda hindularin nasil bir yanilgiya düşdüklerini bahsettik ayni durum, yani Allah ateşde de tecelli edince, onlarin angutlari, Allah ateş sananlar, daha akillar olgunlaşmamiş gördügünde takilip kaliyor. hani bir şarki duyarsin, o gün ve birkac gün artik onun nakaratlari akilda döner dururya, işde mecusilerde yani ateşperestlerde, allahin ateşe tecelli edip, konuşdugunu görünce duyunca, sandilarki Allah Ateş dir. ve ona tapmaya başladilar. yanlişmi hayir bütüne bakabiliyorsan hayir yanliş degil, cünkü "la mevcude illa hu" deyince ondan gayri bir varlik olmayinca, ateşdede Allah var, öyle olunca, ateşe tapanda, Allaha tapmiş oluyor, amma nüans farki ile sapkinliga düşüyor yani.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَلَمَّا قَضَى مُوسَىالْأَجَلَ وَسَارَ بِأَهْلِهِ آنَسَ مِن جَانِبِ الطُّورِ نَارًا قَالَ لِأَهْلِهِ امْكُثُوا إِنِّي آنَسْتُ نَارًا لَّعَلِّي آتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ جَذْوَةٍ مِنَ النَّارِ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ
فَلَمَّا أَتَاهَا نُودِي مِن شَاطِئِ الْوَادِي الْأَيْمَنِ فِي الْبُقْعَةِ الْمُبَارَكَةِ مِنَ الشَّجَرَةِ أَن يَا مُوسَى إِنِّي أَنَا اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ

Fe lemmâ kadâ mûsâl ecele ve sâra bi ehlihî ânese min cânibit tûri nârâ(nâren), kâle li ehlihimkusû innî ânestu nâren leallî âtîkum minhâ bi haberin ev cezvetin minen nâri leallekum testalûn. Fe lemmâ etâhâ nûdiye min şâtııl vâdil eymeni fîl buk’atil mubâraketi mineş şecerati en yâ mûsâ innî enallâhu rabbul âlemîn.

KASAS Suresi 29 ve 30. ayet

Meali :

Mûsâ, süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm” dedi. Mûsâ, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.”
KASAS Suresi 29 ve 30. ayet

Bu ayet gösteriyorki o kutsal Ateşde, alemlerin Rabbi olan Allahmiş, ve Allah o ateşde tecelli etmiş, ve oranin halki işde, o yüzden mecusi olmuşlar. Ateşe Allah diye tapmişlar yani. yanlişmi? hayir bütüne bakinca, hayir yanliş degil amma, detayda kalinca, bütünü göremeyince yanliş oluyor.

Mutasavvuf Ahmed Hulusi bir makalede diyorki :

Bize göre, yani beş duyulu birimlere göre, içinde yaşadığımız bir evren; ve gene bize göre makro-mikro sayısız âlemler mevcuttur… Ancak dikkat edelim, bütün bunlar, hep, gözle algıladığımız verilere göre, böyledir!

Oysa…

Şu içinde bulunduğunuz mekânı alsalar, tavanını açarak, altmış milyar defa büyütme kapasitesi olan elektron mikroskobunun lâmına oturtsalar…

Ve sonra da siz geçip o mikroskobun üzerinden, az önce içinde bulunduğunuz mekâna baksanız…

Acaba ne görüyor olacaksınız?..

Bir milyar defa büyütme ile biz bir cismi değil, o cismin atom bileşenlerini görürüz!.. Hele, bu sayı 60 milyara ulaştığında… Gözümüzde bütün insanlar, eşyalar, koltuklar, yazıhaneler veya odadaki diğer cisimler tamamıyla kaybolacak; beynimizin vereceği hüküm tümüyle değişecektir!.. Ve…

Gayrı ihtiyarî ağzımızdan şu sözler dökülecektir; “Aaa, burada hiçbir şey yokmuş!.. Şuraya bak, sadece atomlar­dan, onların çevresinde dönen elektronlardan başka bir şey göremiyoruz!.. Peki nereye gitti bunca insan ve eşya!??”

Bu konuşmayı yapan beyin, az önce, mikroskoba bakmadan evvel, burada insanlar ve eşyalar var diyen beynin ta kendisidir! Beyin aynı beyindir de, değişen sadece algılama boyutu ve algılama aracına getirilen ek kapasitedir!

Demek ki beyin önce, mevcut algılama aracına göre çeşitli şekillerde ve insanların varlığına dair hükümler verirken; algılama aracının kapasitesi genişletildiği anda, bu hükmünü değiştirerek, burada atomlardan, çekirdek etrafında dönen sayısız elektronlardan başka birşey yok şeklinde yargıya var­maktadır!..

Acaba, biz, bu güçlendirilmiş mercekler dizini ile yani elek­tron mikroskobu ile yaşamak, böyle doğup böyle ölmek zorunda olsaydık… Şimdi hâlâ, bugün varlığını iddia ettiğimiz şeylerin mevcudiyetini iddia edebilecek miydik?.. Yoksa, üzerinde yaşadığımız Dünya’nın, uzayın ve algıladığımız her şeyin, atomların bileşmesinden meydana gelmiş tek bir yapı olduğunu mu savunacaktık?..

Şayet beynimiz; altmış milyar büyütme kapasitesine sahip bir elektron mikroskobu yerine, on trilyon defa büyütme kapasitesine sahip bir elektron mikroskobu ile evrene bakmak duru­munda olsaydı; biz, gene ayrı ayrı cisimlerin, insanların varlığından söz edebilecek miydik?..

Yoksa, algılayacağımız, mevcut, bölünmez, parçalanmaz, süregiden sonsuz, sınırsız TEK mi olacaktı?..

Şayet anlatmak istediğim bu hususu size ulaştırabildimse…

Geldiğimiz bu noktada size izaha çalışacağım şey şudur:

GERÇEKTE, mevcut olan tek, bölünmez, parçalanmaz, sınırsız-sonsuz olan TEK’tir!.. AHAD’dır!.. Eşi, misli, benzeri, mikro ya da makro planda kendisinin dışında hiçbir şey olmayan “ALLÂH AHAD”dır!

Ancak biz, mevcut algılama araçlarımıza bağımlı olarak, o TEK yapıyı, çok parçalardan oluşmuş bir bütün gibi değerlendirme yanılgısı içindeyiz… Çünkü, beynimiz kesitsel algılama araçlarına göre hüküm vermekte!..

Oysa beyin, kesitsel algılama araçlarının yani beş duyusu­nun son derece sınırlı değerlendirme kapasitesiyle kayıtlı kalmasa… Bu sınırlar içinde algıladığı verileri, yalnızca, evren­deki sayısız varlıklardan birer kesit veya birer örnek kabul etse…

Sonra derin bir tefekkür ile, algılayabildiği örneklerden, daha nelerin mevcut olabileceğini tespit edebilse… Ve sonra, onların yapısal derinliklerine doğru, boyutsal bir seyahat yaparak, evrensel öz ile karşılaşsa… Ve nihayet kendi “ben”liğinin dahi o evrensel “öz” içinde “yok” oluşunu fark edebilse…

İşte bu işin çok önemli birinci yanı!

Konunun ikinci önemli yanı da şurası…

Hz. MUHAMMED’in açıkladığı “ALLÂH”, “AHAD” yani sınırsız-sonsuz, zerrelere ayrılmaz olduğuna ve bu durum her yöne ve her BOYUTA şâmil bulunduğuna göre; bu takdirde, O’nun varlığı yanı sıra var olabilecek ikinci bir varlık, nerede, hangi BOYUTTA veya hangi başlangıç noktasında O’nun varlığına bir sınır çizerek, kendine yer açabilecektir?!!

“AHAD ALLÂH” dışında var kabul edilecek ikinci bir varlığın, TANRI’nın yeri neresidir?..

“ALLÂH”ın içinde mi, yoksa dışında mı?!!

Makale sonu

---oOo---
---O---
önce başladigimiz konuyu tamamliyalim, ve bunlar gösteriyorki her irk Türkden amma, kürtten degil, cünkü, türkün gavurun bir memleketi ve vatani, vataninin milletinin ismi varda, sizin niye yok, siz bir vatan kurcak kadar akillimi degildiniz şimdiye kadar, yada bütünün icindeki sadece bir parcamisiniz. şimdi mi akliniza geldi bir vatan kurmak, akliniz nerdeydi şimdiye kadar, madem o kadar köklü bir mlletseniz. ve hani Hz ibrahimin soyu niye urfadan yayilmadida, niye o gitdi mekkeye birakdi hacerle ismaili, yine ishak soyu nerde, hani urfadanmi ilerlemiş ishak soyu, yakup soyu. yakup yusuf ise misirda, hani nerde kürt soyu, nerde bana bir söyleyin, urfadan devam edenler, nemrut soyu ve kertenkele soyu degilde ne, zaten ibrahim ateşe atilinca o gezegen birakildi, nemrut ve soyu orda kaldi, ve onlardan bir muster alinip yeni göge gecildi dedik gecen hafta. öyle olunca yani aynen firavunun emmaresi olan, civa alinip öbür göge marsa gecilmesi gibi, ibrahim ümmetinin gezegeni merkürdende de demir alindi diger yüksek göge gecildi, yakuba varildi, odan sonra kürtlere, degil dangil pkk köpekleri, bunlarida millet kabul eden avrupa ve amerikan pislikleri anladinizmi, Allah kertenkele soyunu kaldirmiş yeryüzünden, neymiş onlar, dinazor soyu, vahşi yani dangillar dangil hayvan soyu, Allah onlari tükemtişmi, soyunu kurutmuşmu? kurutmuş ve kala kala bir timsah bir kertenkele bukallemun yilan ve benzeri bir kac muster birakmiş, onunda sebebi onlarin bulundugu ibrahim gezegeni, soyu yilan ve soyu yani şeytan ve soyunun bulundugu gezegende boşlatilip gaviz yapilinca onun dönüşdügü elmentin de dünyada bulunup insanoglunun emrine verilmesi icindir, yani demirin yararli hale gelmesi icindir, ayni civanin yani firavun iman edince onun soyununda insanliga hizmet etmeye mecbur edilmesi gibi. cünkü insanoglu gerekince civayida fizikde kimyada dünyayi mamur etmekde , yani imar etmekde kullanir. cünkü civali termometreler icad oldu,ve firavunlar soyuda hizmete devam ediyor halen. oda sonunda iman etmişmi? etmiş. kabul olmuşmu onun imani? olmuş olmasa civali termomotre gibi faydali bir nesne olamazdiki, yani Peygamber buyurdu

“İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.” (Buhârî, Mağâzî, 35.)

Kurali geregi civada, soyuda insana hizmet etmeyi kabul edip, ona musahharligi kabul edip, artik iman etmiş olan, hemde kötülügün dibine vurmuş birileri olarak .

ey kürtler sizin azicik firavun kadar akliniz varsa, amma olsaydi ibrahim soyu urfada kalirdida, yakup yusuf firavun memleketine gitmezdi, leylegin boklulari gibi siz urfada kalmişsiniz, birakin artik o öldürmeyi kaldirmayi, vatan kurmayi bütüne teslim olun yeter, biz size zaten icimizde yer vermişiz. cibilliyati timsah olan kertenkele cinsinin en iyisi hz vahşiye, yani sizin en iyinize muhammed mescdinde diregin arkasi düşdüyse ve o dediyse hamzayi öldürmek vahşiyati ve densizilignden dolayi, utancindan dolayi, doya doya muhammedin yüzüne bakamadigini söyliyen, diregin arkasindan mual mual bakan adam olan Hz Vahşi yani timsah. sizde ondan dah iyi olmaycaginiza göre, bundan daha fazlasini istemeye cüret etmeyin, ve ahmakliginda lüzümü yok, ve Hz Nuh un yilan ve kertenkle gibi vahşileri en alt kata alip onlari gemide azarladigi, yukari katllara cikipda gemidekileri korkutmayin, yukari cikmayin, siz en alt katta duracksiniz demesi gibi, ben de MHD olarak sizi azarliyon ve diyorumki:

"insanlari korkutmayi birakin, yerinizde adam gibi oturun."

---oOo---

Ezanda iki manidar mesele vardir, sagdan hayata gelenlere, yani saidlere, dirilip dikilip dogrulmak vardir, o yüzden sagdakilere dönülür ve denilir "Hayyalesselath" haydi dikilip dogrulmaya yani topragi delip yüze cikmaya demekdir.
oysaki soldakilere yani şakiler olarak hayata gelenlere, kötüler ve karanlikdakiler için ne denlir, sola dönülür "Hayyalelfelah" denilir. ey firavun gibi, kürtler gibi kertenkele gibi veya dünydaki kötü ve vahşi olanlar, ve civa gibi demir gibi dünyanin derininde olanlar size düşen haydi karanlikdan, yani derinden aydinliga cikmaya diye cagrilir. yani dikilip dogrulmaya degil, yani bitki olmaya degil, daha onlar maden ve maddeler olarak tekamül etmek zorundalar, cünkü bir devre alt kisimda onlar, nefislerinin rütbeleri bir alt basamakda, merdiven basamak basamak, onlar madde olarak yüze cikacaklar, sonra onlari bitkiler yiyecek, ve bitki olacaklar, onlarin önce süzülüp yukari cikmalari lazim, yani karanlikdan aydinliga cikmalari lazim Allahdan nur ve Işik aydinlik istemeleri lazim, yani gecenin dibine vurunca, karanligin sonundaki aydinlik, kar ve kar beyazi görünce iyilige dönmeleri lazim ki, oysaki bitki olup can kazanmiş olanlara drilip dikilmek emri var salat emri var. demir canli fakat demirin insana gecmesi hayat bulmasi için için, onun önce bitkiler tarafindan yenmesi, ve insana zarar vermiyen bir yumuşaklik ve kibarliga insana zarar vermeyen, ve faydali olan bir domatese ve bibere, yani mesala demir tekamül edince, demirin ispanak olmasi lazimki, insan yesin insana girip can bulsun, yoksa demire sen dikil diril hayyalaselat emri verirsen yani sol yana "hayyalessalat" okunsaydi, o zaman insanlar katur kutur, cam yerdi, demir yerdi, bakir yerdi, hatir huturtt diye yani, amma onlarin insana gecmesi, daha adamligi kibarligi ögrenmesi dangillerin adam veya adem olmasi, onlarin önce kibar bitkiye yem olmasi serüveni ile başlar, onlari elemntleri bitkiler yiyip biber olunca dometes olunca,insanlarin cani cekerde yeriz, ve onlar bizde can olur, yoksa demiri, demir olarak, demir tozu bile yutsan, allah muhfaza kanser olursun, şifa degil dert olur, amma bitki yiyip ve bize ispanak olarak gelirse, bize o zaman şifa olur, can kazanir, onlarda hayat bulmuş olur. o yüzden diyoruz ya yeni göge gecilirken o nemrutun vaktinin cibilliyati olan hayvanlarin da en iyisi olanlar alip gelinmişki, yeni göge gecerken, yine firavunun en iyisi civada alinip gelinmiş, yeni göge marsa gecereken, ve dünya gecerken ise hepsi alinmiş zayi edilmemeye calişilmiş, cok kötü olanlari yok edilimiş, dinolar yok, yani kötü vahşi nemrutlar, insan gibi aziz bir varligi yakmaya kalkan ateşikuslar ateşciler, ve ateşinde rabbi allah, allah ateşdede tecelli eder ey kürtler, ey mecusi zerdüşt soyu, Allah ateşde teceli etsede, allah ateşdir deyip ateşe tapana, işde biz ateşperest ve sapik firka diyoruz, yani her ne kadar, Allah o kutsal ateşinde kendisi oldugunu söylesede, biz ateşe tapmayiz, bütün ve bölünmez olan Allah a tapariz. diş bedendendir amma, diş beden olmayinca bir cöpdür, yani ey kürtler sizler bizim icimizde iyisiniz, ve bizden kopup ayrilinca cöpsünüz, bunu ikinci defa söyleyip uyariyon sizi, bütünü okuyun ve adam olun artik, tek duruuuuuuuun lan dangiller yeter artik.

oysaki olayi bilen, işin hakikatini bilen Allah, o kaderi sizlere yazanda o, hani mahkemede bir olayda, bir davali var, bir davaci, ve biri, suclu biri sucsuzdur, ve birde savci ve avukat, ve bazen hakim karar vermek için, avukatin sözünü dinler, bazende sucluyu dinler, bazende savciyi .
ve ameliyata giden hastaya "lan gitme, bu doktor denen adam seni kesecek" deseler hasta inanirmi, inanmaz bilirki, o zaten gönüllü kesilmeye gidiyordur, cönkü doktorun kesmesi, onun iyi olmasi icindir. yani bazen kötülük sanilanda faydalidir. yani ey kürtler sizler kertenkele soyu olsanizda, bazen sizlerde fayda verirsiniz, amma saglikli insanda kesip ameliyet edilmez degilmi, herkesin zamani ve yeri var dünyada, yani yerinizi bilinde öyle hareket edin, ve sucsuzlari günahsizlari ameliyata kalkmayin, artik yeter bikdik sizin dangilliginizdan. muhammed sizin yeriniz şu diregin ardi dediyse size, yeriniz orasidir, daha fazla yer veremeyiz size, dünya halkida buna zorlamasin bizi ve yaşli dünyayi artik.

---oOo--

Adamin birisi cetvel diye birşey icad etmiş, ve onun 1cm dedigine, 1cm diye inanip kabul ediyoz, peki başka bir adam, ayni vakitlerde "inc" cetveli cikarmiş, ve 1 inc 2.54 cm uzunluğa eşittir.
peki yanlişmi bu, hayir o nuda, pek ünlü olmasada ingilizler kabul etmiş ve kullaniyor, ve ingiliz anahtari, onun ile icad olan bir diger aygit, kötü bir aygitmi, hayir vallahi su tesisatinda en cok kullanilan bir aygit, faydalimi? evet faydali, öyleyse tek bir secenek varmiş gibi davranmayi birakin artik ey insanoglu, bir siyah bir beyazdan mamul degil bu dünya, kiş bitti siyahin süresi bitti artik, bahara geliyoz, neşeli civil civil binlerce renk, binlerce başka secenek vakti bahar bahaaaaar.

hani bir cetvelde, benmi cikarsam diye aklimdan gecmiyor degil, hani tanitabilirmiyiz ünlü olurmu, orasi muamma, amma adamin biri dedi: "muhammed gezen yürüyen kurandi" ve bizlerde baliklama daldik kabul ettik, ardinda tingildiyoz. peki bu cetvel dogrumu?

Muhammed gezen yürüyen kuranmi?

ve kainatin hareket ettigi, bütün yildizlarin hareket ettigi biliniyor ve her insanda bir prototip kainat var dedik, ve hal böyle olunca, muhammedde de var ondan bir tane, ve hal böyle olunca : kareli deftere, karelerden oluşdugu için kareli defter deriz, ve o karelerin 10 taneye, 10 tanesini ele alip, büyük bir kare cizsek, o büyük karedeki özelikler, yine o en kücük karede de var, ancak sadece boyut farki var, degilmi, ve halbuki o defter kareli defter ismini üstündeki kareli cizgilerden almiş dir, yoksa defterin parcalari karelerden oluşmuyor, defter selülozdan degilmi, öyle olunca, Allah kendi suretinde binlerce insan yaratmiş, ve her insanda kainain bir misli, prototipi var amma, kainatin sureti, ayni insan sureti ise,insan ise allahin kendi suretindeyse, hal böyle olunca parcalar, her ne kadar bütünü göstersede, parca parcadir. ve oysa o parcalar Allah degil, yani temsili misalimiz ile kareler defterin sadece sifati, deferin karelisi cizgilisi ve cizgizisizi de var degilmi, öyleyse, insan, Allahin isimlerini, yani bir nevi sifatlarini teceli ettirdigi bir makam, amma Allah degil, amma Allahdan bir parca, oysaki misalde defterin kareli defter olmasi sadece sifati dedik oysaki o selülozdan, ondan ayri bir şeyden öyle olunca, Allah da ne kainat gibi, nede insan gibi, bilakis o onlarida kuşatmiş olan yüce zaat demekdir. ve yine eski ilk televizyonlar icad oldu, onlar zamaninin en iyi buluşu, en gözde icadlardandi, insanlik onunla mutlu oluyordu o zamanlar. ve en pahali olan o zamanlar oydu, sonra gelişdi gelişdi, bugün LCD TV lerde onlari neshetti ve bugün LCD ler bile o kadar reyting sahibi degil, artik binlerce başka buluş biliş var, ne güzel bir cag, şükredebilenler için. Allah ilimini calişana vercegini söylüyor.


BORCLULARA BORCUNU KOLAYCA EDA EDEBiLMEK için DUA

Kudsî bir hadiste Yüce Allah, "Zenginliği dilediğime; ilmi ise çalışana/dileyene veririm" buyuruyor. yine ayetlede sabittir.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Kulillâhumme mâlikel mulki tû’til mulke men teşâu ve tenziul mulke mimmen teşâ’(teşâu), ve tuizzu men teşâu ve tuzillu men teşâ’(teşâu, bi yedikel hayr(hayru), inneke alâ kulli şey’in kadîr.

ALİ İMRAN Suresi 26. ayet

Meali:

De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.”
ALİ İMRAN Suresi 26. ayet

Ey dünyada borclu olan mehdi askerleri, bu duayi ve devamini veya ayeti okumaya devam etmeniz halinde, Allah size, borcunuzdan, ödeyip kurtulma imkanlari ihsan edecekdir inşallah.

ve yine konuya dönersek, yani o günkü eski televizyonlari, bugünkü LCD ler neshediyorsa, o zaman, kuranda da nesh vardir, amma neshedenin maksadi, neshedilenin yani onun hükmünü kaldirmak degildir bu, o yasa hala gecerli amma, aynen üst basamaga cikinca alt basamagin altta kalmasi gibi, cikdik amma inerken yine o basamaga muhtaciz degilmi, eger biz yukari cikdikca alt basamagi kirarsak, o zaman nasil incez, inerken degilmi? yani nesh onun hükmünü sakit etmez, sadece bir üst rütbede, o a artik eskidir,kendi manasi ile yani nesh olmuştur işde, geride kalmişdir yani.

---oOo---

[attachment=38471]

FUAD meselesine gelince

Fuad önden giden demekdir. ve bizde bu vaazimiz, fuadimiza fuad olsun, önden giden olsun diye, sadece test atişi yapip sadece birazcik deyincegiz bu konuya, ilerki vaazlarda daha derine dalariz inşallah :
insanin en önden gideni, önünden gideni bir burun birde, erkeklerde zeker, kadinlar hamileyse göbek ve cocuk, yine önünde gögüsleri, ve rahmi ve burnu, yüzü, yani vücudunun ön kismi amma, kadinda sadece en önde burun var, ancak hamileyse, cocuk burnunda önüne gecer, ve o varmadan, onun vardigi yere, cocuk varmiş olur yani.
işde bu yüzden

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيرًا وَنِسَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِي تَسَاءلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا

Yâ eyyuhân nâsuttekû rabbekumullezî halakakum min nefsin vâhidetin ve halaka minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîran ve nisââ(nisâen), vettekûllâhellezî tesâelûne bihî vel erhâm(erhâme). İnnallâhe kâne aleykum rakîbâ

NİSA Suresi 1. ayet

ve yine

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا...

Huvellezî halakakum min nefsin vâhıdetin ve ceale minhâ zevcehâ

A'RAF Suresi 189. ayet

ve birinci ayetin nisa suresinde gecmesi, kadinlarin yani, rahimlerin tek bir rahimden cogaldigini, yine araf suresinde geceninde erkekler için, cünkü ondan sonra size ondan birde zevc verdikki yani ondan böldük yani kadinin ademin kaburga kemiginden olmasini bu ayet ispat edip durur, yok öyle diyen ahmaklar iyi baksin "minhu" diyor, ondan bir parcayida erkeklere zevc verdik diyor,nefsiniz sükünet bulsun rahatlasin diye diyor, yani erkeklerinde yani zekerlerinde tek bir zekerden cogaldigini bildiriyor rabbimiz, yani zeker nefis uzvudur, yani nefsdir öyle olunca

Ya Rahman, veya Ya Rab, ve YARAH demek, ulu Zekerin sahibi, Yani Ulu Yarah demekdir. veyahutta babaniz adem diye gecen, adem ve onunda yaratani Rahman, ulu Rahman, ulu baba, yani erkeklerin ulu erkekekden (Rahmandan)(ulu babadan) kadinlarinda kadindan (rahimden) (ulu rahimden) veya (Ulu anneden) üredigi cogaldigi demek olur bu. fakat yine kadinda "minhu" ayeti ile ademin bir parcasindan halkedilince. ALLAH bütün olan, Rahman ve Rahim iki parcasi, yani hepsi birlikte "Bismillahirrahmenirrahim" tamami demek olur. böyle olunca bizler ulu yarahi, yani rahmani önde taşiriz, biz varmadan varcagimiz yere önce o varmiş olur. öyle olunca zeker işde Auf Deutsch "variable" dir yani uzar kisalir. ve insan birine selam verince,manevi rahman veya önündeki zeker veya rahman ve yarah ona gecebilir. ve yine o da selami alinca, tekrar geri verir, yani o besmelenin rahman ve rahim (zeker ve rahimin) her işin başina gelmesi de o yüzdendir. Bismillahirahmenirrahimdeki en önde Allah : yani dünyadaki gölgesi veya halifesi adem ve adem oglu, onun önünde rahman(zeker) gider, sonra kadinin önündede rahim, taplami ile besmele olur. ve böyle olunca, işde en önde yarah gider, ve bu da önden giden ister bir laf söz kelam selam olsun, ister bir iş olsun, istersede bir bakiş bir tefekkür olsun. en önde rahman (zeker) gider onu düşürmemek lazimdir, o yüzden işde, bazen selam almamak ve vermemek gerekebilir yani, yani sen falanci Ahmetteki Rahmani veya zekeri yani yarahi rahmani taşiyorsan, ve onu filanca mehmete götürceksen, yolda fatma fadime yada osman cikinca, ona selam verir alirsan, o taşidigin rahman veya yarah ona gecer ve bölünür, ve yerine vasil olmamiş olur, ve bu hususda incilden delilimiz ve kurandan ispatimiz için

Bazen ne selam vermek, nede selam almak gerekebilir.

“Hemen kemerini kuşan, değneğimi al, koş” dedi isa, “Biriyle karşılaşırsan selam verme, biri seni selamlarsa karşılık verme. Git, değneğimi çocuğun yüzüne tut.” (incil 2Krallar 4/29)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلاَ تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولاً

Ve lâ takfu mâ leyse leke bihî ilmun, innes sem’a vel basara vel fuâde kullu ulâike kâne anhu mes’ûlâ.

Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve Fuad, bunların hepsi ondan sorumludur.
(İSRÂ Suresi 36. ayet)
burda Hz isa nin gönderdigi kimse isa nin önündeki Fuadini taşiyor, onunla oraya varinca o körün gözü acilcak amma, o yolda birinden selam alip veririse ve düşer kaybolursa, vardigi yerde görevini yapamaz, ve varmadan düşmüş bölünmüş olur velhasil kelam.

ve hüd hüde gelince hüd hüd sülümanin önden giden fuadiydi yani öncü kuşlarindan sadece birisiydi.

yine bu bir paradoksdurki, Allah "el evvelü Allah" "el Ahiru Allah", Allah hem önde, hem sonda imiş, öyle olunca, yine Allah sadece Rahmandir (yarahdir, zekerdir) veyada Rahimdir de olmaz, Allah 99 esmasi ve sifatlari ile bilenendir. ve yine burda tefrite kacanlar, Sex furyasi başlattilar, hemen bu işin cilkini cikardilar, daha iki üc saat icinde sapittilar. neden cünkü gazi goz anliyan dangillar yani, dün ile bu günün farki, bunu bugün bu bilgiyi sadece bildiniz, fark nerde, hamen öyle işi sapkinlik derecesinde sexe bagladiniz ahmaklar. eger böyle tefrite ifrata kadar cikarirsaniz bunu
.....
Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu :

“Allah onlara bir yağmur gönderecek ve kıldan yapılmış kerpiçten yapılmış tüm evler bu yağmurdan zarar görecektir. Bu yağmurla yeryüzünü leşlerin kokusundan ve her şeyden temizlenmiş olarak tertemiz çıkacaktır. Sonra yeryüzüne meyvelerini ve bereketini çıkar denilecek ve her taraf bereketlerle ve meyvelerle dolarak o derece ki bir nar bir topluluk tarafından ancak yenebilecek ve nar kabuklarıyla insanlar şemsiye gibi gölgeleneceklerdir. Süt bereketlenecek kalabalık guruplar yeni doğmuş bir deve yavrusunun etiyle yetineceklerdir. Bir kabile yeni doğmuş bir sığırla yetinecektir. Bir oymak ta yeni doğmuş bir davarla geçinebilecektir.
Onlar bu durumda yaşayıp giderken Allah bir rüzgar gönderecek bu rüzgar tüm müminlerin ruhunu alıp götürecektir. Geri kalan insanlar eşeklerin çiftleşmesi gibi ulu orta her yerde çiftleşecekler ve kıyamette onların üzerine kopacaktır.
(Tirmizi, Fitneler, bab, 59, Hadis no : 2240; İbn Mâce, Fiten 33; Muslim, Fiten: 20)

HAKKINDA BiLGiN OLMAYAN ŞEYiN PEŞiNE DÜŞME EY INSANOĞLU !!!!!!!


---oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 6 Şubat Ocak 2016 Cumartesi

Original Kar © glan

incilde Geçen Su Testisi - Su Bidonu ve ibrik Taşiyan Adam Kimdir?

(Kar©glanin 30 Ocak 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَجَآءَ مِنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ رَجُلٌ۬ يَسۡعَىٰ قَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُواْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ (٢٠) ٱتَّبِعُواْ مَن لَّا يَسۡـَٔلُكُمۡ أَجۡرً۬ا وَهُم مُّهۡتَدُونَ (٢١) وَمَا لِىَ لَآ أَعۡبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ (٢٢) ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦۤ ءَالِهَةً إِن يُرِدۡنِ ٱلرَّحۡمَـٰنُ بِضُرٍّ۬ لَّا تُغۡنِ عَنِّى شَفَـٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔ۬ا وَلَا يُنقِذُونِ (٢٣) إِنِّىٓ إِذً۬ا لَّفِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ (٢٤) إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمۡ فَٱسۡمَعُونِ (٢٥) قِيلَ ٱدۡخُلِ ٱلۡجَنَّةَۖ قَالَ يَـٰلَيۡتَ قَوۡمِى يَعۡلَمُونَ (٢٦) بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ (٢٧) ۞ وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندٍ۬ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ (٢٨) إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ خَـٰمِدُونَ (٢٩) يَـٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِ‌ۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَہۡزِءُونَ (٣٠) أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّہُمۡ إِلَيۡہِمۡ لَا يَرۡجِعُونَ (٣١) وَإِن كُلٌّ۬ لَّمَّا جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ (٣٢) وَءَايَةٌ۬ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَيۡتَةُ أَحۡيَيۡنَـٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡہَا حَبًّ۬ا فَمِنۡهُ يَأۡڪُلُونَ (٣٣) وَجَعَلۡنَا فِيهَا جَنَّـٰتٍ۬ مِّن نَّخِيلٍ۬ وَأَعۡنَـٰبٍ۬ وَفَجَّرۡنَا فِيہَا مِنَ ٱلۡعُيُونِ (٣٤) لِيَأۡڪُلُواْ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَيۡدِيهِمۡ‌ۖ أَفَلَا يَشۡڪُرُونَ (٣٥) سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَٲجَ ڪُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ وَمِنۡ أَنفُسِهِمۡ وَمِمَّا لَا يَعۡلَمُونَ (٣٦) وَءَايَةٌ۬ لَّهُمُ ٱلَّيۡلُ نَسۡلَخُ مِنۡهُ ٱلنَّہَارَ فَإِذَا هُم مُّظۡلِمُونَ (٣٧) وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِى لِمُسۡتَقَرٍّ۬ لَّهَا‌ۚ ذَٲلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ (٣٨) وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِيمِ (٣٩) لَا ٱلشَّمۡسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّيۡلُ سَابِقُ ٱلنَّہَارِ‌ۚ وَكُلٌّ۬ فِى فَلَكٍ۬ يَسۡبَحُونَ (٤٠) وَءَايَةٌ۬ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّيَّتَہُمۡ فِى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ (٤١) وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا يَرۡكَبُونَ (٤٢) وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِيخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنقَذُونَ (٤٣) إِلَّا رَحۡمَةً۬ مِّنَّا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِينٍ۬ (٤٤) وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُواْ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ (٤٥) وَمَا تَأۡتِيہِم مِّنۡ ءَايَةٍ۬ مِّنۡ ءَايَـٰتِ رَبِّہِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡہَا مُعۡرِضِينَ (٤٦) وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ ڪَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُ ۥۤ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬ (٤٧) وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ (٤٨) مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ (٤٩) فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ تَوۡصِيَةً۬ وَلَآ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ يَرۡجِعُونَ (٥٠) وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يَنسِلُونَ (٥١) قَالُواْ يَـٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜ‌ۗ هَـٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ (٥٢) إِن ڪَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ (٥٣)

Sadakallahul Aziym Yasin Suresi 20. den 54. ayete kadar

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

(20) ve cae min aksalmediyneti recülün yes'a, gale ya gavmit tebiul mürseliyne
(21) ittebiu men lâ yes’elüküm ecren vehüm mühtedun
(22) ve maliye la a'büdülleziy fetareni ve ileyhi türceun
(23) eettehizü min dunihi aliheten in yüridnir rahmanü bidurrin lâ tuğni anniy şefaatühüm şey'en ve lâ yünkizune
(24) inniy izen lefiy dalâlin mübiyn (25) inniy amentü birabbiküm fesmeun
(26) giyledhulil cenneh, gale ya leyte gavmiy yalemune
(27) bima gğafere liy rabbiy ve cealeniy minel mükremiyn
(28 ) ve ma enzelna alâ gavmihî min badihî min cündin minessemâi ve ma künna münziliyne
(29) in kânet illâ sayhaten vahideten feiza hüm hamidun
(30) ya hasreten alel ibad ma ye'tiyhim min resulin illâ kanu bihî yestehziun
(31) elem yerev kem ehlekna kablehüm minelguruni ennehüm ileyhim lâ yerciun
(32) ve in küllün lemma cemiun ledeyna muhdarun
(33) ve ayetün lehümül ardulmeyteh ahyeynaha ve ahrecna minha habben feminhü ye'külun
(34) ve cealna fiyha cennatin min nehiylin ve a'nabin ve feccerna fiyha mineluyuni
(35) liye'külu min semerihî ve ma amilethü eydiyhim efelâ yeşkürune
(36) sübhanelleziy halekal ezvace külleha mimma tünbitül ardu ve min enfüsihim ve mimma lâ yalemun
(37) ve ayetün lehümülleyl neslehu minhünnehare feizahüm muzlimune
(38 ) veşşemsü tecriy limüstekarrin leha zalike takdiyrül aziyzil aliym
(39) velkamere kaddernahü menazile hatta a'dekel urcunil kadiym
(40) leşşemsü yenbeğiy leha en tüdrikel kamere ve lelleylü sabikun nehar ve küllün fiy felekin yesbehun
(41) ve ayetün lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fiyl fülkil meşhuni
(42) ve halakna lehüm min mislihî ma yerkebun
(43) ve in neşe' nugrikhüm felâ sariyha lehüm ve lâ hüm yünkazune
(44) illâ rahmeten minna ve metaan ilâ hiyn
(45) ve iza kiyle lehümütteku ma beyne eydiyküm ve ma halfeküm lealleküm türhamune
(46) ve ma te'tiyhim min ayetin min ayati rabbihim illâ kanu anha mu'ridiyn
(47) ve iza kiyle lehüm enfiku mimma rezekakümullahü, kalelleziyne keferu, lilleziyne amenû enutimü men lev yesaullahü at'ameh, in entüm illâ fiy dalâlin mübiyn
(48 ) ve yegûlûne meta hazalva'dü in küntüm sadikiyn
(49) ma yenzurune illâ sayhaten vahideten te’huzühüm ve hüm yehissimun
(50) felâ yestetiyune tavsiyeten ve la ilâ ehlihim yerciun
(51) ve nüfiha fiyssuri feizâhüm minel'ecdasi ilâ rabbihim yensilun
(52) galu ya veylena men beasena min merkadina haza ma veader rahmanü ve sadekalmürselun
(53) in kanet illâ sayhaten vahideten feizahüm cemiyun ledeyna muhdarun

Sadakallahul Aziym Yasin Suresi 20. den 54. ayete kadar

---oOo---

Faraklit geldiğinde benim için şahitlik edecektir ve siz de bana şahitlik edersiniz. (Yuhanna, 15:26-27)

Ben size hakkı söylüyorum. Benim gitmem sizin için hayırlıdır. Çünkü ben gitmezsem Faraklit size gelmez. Ama ben gidersem onu size gönderirim. (Yuhanna, 16:7)

Faraklit geldiğinde bütün alemi hataları sebebiyle kınar ve onları terbiye eder. Günah konusunda, çünkü bana iman etmezler. Doğruluk konusunda, çünkü Allah'a gidiyorum ve artık beni göremezsiniz. Ve hüküm konusunda, çünkü bu dünyanın reisinde hükmedilmiştir. Size söyleyecek daha çok şeylerim var, fakat şimdi dayanamazsınız. Fakat o, yani hakikat ruhu gelince, size her hakikate yol gösterecek. Zira kendiliğinden söylemeyecektir, fakat her ne işitirse söyleyecek ve gelecek şeyleri size bildirecektir. (Yuhanna, 16:8-13)

Mesih şöyle dedi: Artık ben sizinle çok söyleşmem. Çünkü bu alemin reisi geliyor. Bende asla onun nesnesi yoktur. (Yuhanna, 14 :30)

İncil'de Geçen "Su Testisini Taşıyan Adam" Hz. Mehdi (as)'a İşaret Etmektedir

(Havariler) O'na(ferkalite -veya Mehdiye), "Nerede hazırlık yapmamızı istersin?" diye sordular. İsa onlara, "Bakın" dedi, "Kente girdiğinizde karşınıza su testisi taşıyan bir adam çıkacak. Adamı, gideceği eve kadar izleyin". (Luka 9-11)...Öğrencilerinden ikisini şu sözlerle önden gönderdi: "Kente gidin, orada su testisi taşıyan bir adam çıkacak karşınıza. Onu izleyin..." (Markos 14 :13)

ÖNEMLI NOT:
Biz avusturya geldigimizde Taş ocaginda işci olduk. ve taş işi tozlu pis iş yani pisden kasdim üstün başin taş delici tabanca tutmakdan tabanca yagi, taş delmekdende, taş tozu, agzin burnun, kafan, sacin ve elbisen taş parclari, toz, pis yag icinde kaliyor birde yorucu ter icinde kaliyor. bir gün icinde giydigin elbisen vücudun kir toz icinde kaliyor, ve ben evlendim ve kiralik ev aradim, bir ev var icinde suyu tuvaleti yok köy evi gibi, bir ev daha buldum suyu ve tuvaleti icinde, ancak hamam odasi ve sicak suyu yok, evin tabani beton, daban tahtasi yok, yerler kişin buz kesiyor. ve ben bu suyu tuveleti icinde olan evi kiraladim. ve taş ocaginda su termostati var, her gün sicak su kayniyor devamli. elektirikli termostat var, ve işden cikinca vakti olan ve evinde suyu olmayan veya benzeri durumlarda olanlar, orda duş kabini var yikanip durlanip evine öyle gidiyor. ve böyle olunca bizim bu firmadaki kaynayan sudan hakkimiz var yani istersek orda banyo edebilcez, amma işde ben , o hakkim olan sicak sudan, iş cikişi her gün olmasada iki güne bir falan bir bidon su götürüyordum, ve laf olmasin diye her gün almiyon, halbuki hakkim. benim kirimi pisimi orda atmam için firma banyo duş kabini yapmiş, benim hakkim olani ben evime götürüyon, o su evet hakkim, cünkü ben en agir işde calişiyon, ilk başlarda günde dört ton taşi elimizde evire cevire oynuyoz, kirip kücük döşeme taşi yapilcak ham taş haline, yani 80 lik 100 lük bulok taşlari önce yariya sonra tekrar böle böle, onlari 54x36X18 veya 42-43x36x18 veya en son hali ile 18X18X36 ya veyada, onunda yarip bir tarafi bozuk olursa 10-12 X18X36 ya kesiyoz. ve böyle olunca elimizde 4 ton taş elli kere evir ,cevir, kaldir, istif et, devir, oyanna devir, buyana devir, cünkü taşin kesimine kezmezsen, taş bozulur, düzgün kesilmez, o yüzden devamli cevirmek durumundasin. elehamdülillah ekmegini taştan cikarmak işde tamda bu olsa gerek alnimiz kicimiz terliye terliye calişdik, hem rizkimizi, hemde sülbümüzü taştan kazandik şükür. ve o günler işde insanlarin taş kalplilerinin cibilliyati olan taşlari adam etme işi bize görev verildi onunla meşgul idik. isa marangozdu o kütük insanlari, odun insanlari adam edip yontuyor, kibarlaştiriyor, ve işe yarar hale getiriyordu, biz ise taş kalpli insanlari nasil yararli hale getirilir uygulmasi yapiyor, hem biz, hemde onlar terbiyet oluyorduk, ve parke taşi yapilcak taşlar kesiyordum, bazen aşagi inip zar makinesindede yollara döşenen 10x12 li zar yapiyordumda ve hal böyle olunca, ter toz pis icinde kaliyoz, ve o su benim hakkim, o birde sicak su. zaten evimde sicak su yok, ve birde ben böyle en agir işde calişmama ragmen o günün parasi ile 13 000 Schling ile 14 veya 14 küsür daha sonra usta olunca 17 aldigim da oldu, netto elime giriyor yani. kılı kılına geciniyoruz. yeni ev kurmuşum. igneden iplige para. daha ev eşyalarimi bile yeni düzüyon, bir takim catal bicak takimi bile alamadim, iki tane kaşik, iki tane catal alabildim,misafir gelse kaşik yok yani, herşey o günlerde birde pahali, bizde sifirdan başladik ikinci sene evlendim öyle birikmiş paramda yok, olanida dügün ve taki parasi ve birde ehliyet araba parasi ettim . ve böyle olunca beni o nagelbergde bidonla su götürürken gören ey nagelbergli markus, incilde o sure nerde geciyor markus bahsinde, yani ey marcus, sen hicmi incil okumadin, "ona nerde hazirlik yapalim deyince havarilere isa dedi : işde o su testisi(bugünkü su bidonu) ile su taşiyan adami evine kadar takip edin" demedimi dedi. ve yine havarilerden biri marcus biride martin ve ey mekanikci martin sen, beni yemekhaneden o su bidonu ile veya calişirken abdest aldigim abdest suyu testim olan naylon ibrigimi taşirken kac kere gördün, ey demirhaneden bakanlar siz görmedinizmi, yani yazinda kişinda karda kişde orda ibrigimle abdest aliyordum, hicmi beni su testisi naylon ibrik taşirken görmediniz, niye hazirlik yapmadiniz orda? eger martinler mertinden ise, marcuslarda marcusdan ise, evet onlarin yani 12 havarinin bilmesi lazim, biz O yuz, ve bizi onlar gördü, ibrik taşir iken ve bunuda cakdirmadan herkese duyurdular,.....
evimize havariler geldi fakat onlar bizim düşmanimizdan haberdar olmadiklarindan onlarida ben o vakitler bilmedim ve bize düşmanlarimiza el vercekler diye onlardan birisini hafifce sanki kovdum.
ve isa diyorki markus 14 de
...............
ve o kovma sonucu isa bize küsdü ve diyorki beni birdaha göremeyeceksin taaki
"Rabbin adı ile gelene övgüler olsun" diyene kadar .
ve biz diyoruz ki şimdi

"Der Gast der im Namen Gottes gekommen ist, sei wilkommen."
yani bunlar bire girince işde GRüs GOT derler yani dinlerini yaşiyor adamlar yani ne diyorlar yani Grüs GOT allahi selmlarim veya allah ile selamlarim veyada Allahin sana selami var, yani isanin o sözünü yerine getirmiş oluyorlar.

12 havariden biriside luther dir yani yeni ismi ile Ludwig ve en eski ismi Hz Lut aleyhisselam, veya incildeki LUKA, ey nagelbergli lut sen degilmisin beni ilk taniyan, evime gelip misafir olan, cayimi icen, ve bana lut iliminin dünyadaki lavoba su ve tavalet tesisati sistemi oldugunu ögreten, ve benim ilk evimin sifonunu tamir eden sen degilmiydin, ey ludwig sendemi beni taniyamadin, tabi o zamanlar, bende beni bilmoyordumki, siz de o beni taniyamazsiniz zaten, olabilir, amma şimdi duydunuz, bilin artik ben kimim. o beklenen su testisi taşiyan adamim ben , (incilde gecen). bende bunu bu gün duydum, ve bana rabbim vahyettiki, o benim, ve bana incilin o ayeti bu gün nazil oldu ,ve bende bildimki o testili ve ibrikli adam benim yani.ve kimdir o ibrikli adam o adamin oldugu yerlerde ona hazirlik yapin demek o ayet, yeminler olsunki 12 havari canli hemde 12 side işde onlardan biri bize bilmeden ihanet etmesin diye kovduk onlardan birisini.
bir arabanin serisi ciksa, ve fabrikada hata varsa, bir yerinde bir vida eksik takiyorsa, 10 tane ayni arabadan olsa, onundada o vida yokdur, cünkü hatali ve ve ihanet eden havari bugün canlanmiş olunca, yine ayni, onun vidasinin biri bilerek unutulmuş, yani hata etme ihanet etme olsaligi var, ve gitdi düşmanimizin evinde, bizden bizim evimizden bahsetti, ve öyle olunca, ayni durum yani, o bilmiyor amma, vidanin biri eksik olunca, ne yapacak hatali üretim, hani özelikle biryerini eskik hatali yapip iki ay sonra bozulsun yenisini alsin hesabi ile yapilan aletler gibi, bilerek hatali üretim bir adam, icine ihanet etme güdüsü konulmuş havari yani.........

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Allah (c.c.) bütün insanların kalplerini onun (Mehdi'nin) muhabbetiyle dolduracaktır.

(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)

Mehdi zuhur eder, herkes sadece ondan konuşur, onun sevgisini içer ve ondan başka bir şeyden bahsetmezler.

(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
(Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in tebasina (ona tabi olanlara) yeniden can ver . Daha önce İbrahim'e ve Tebasina verdigin gibi. Bunlar için (Bu ceşidliliği bize verdiğin için) bütün hamd ve teşekkürlerimiz sanadır.)

"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
(Allah'ım! Muhammed'i ve Tebasini (ona tabi olanlari) çoğalt. Daha önce İbrahimi ve tebasini (ona tabi olanlari) çoğalttığın gibi'. Bunlar için (Bu ceşidliliği bize verdiğin için) bütün hamd ve teşekkürlerimiz sanadır.)

Yolculugumuza başliyoruz :

Eşegin kulagina Karpuz kabugu kaciralim biraz:
Safiye demek Havva Annemizin ismi, ilk iki saf olandan birisi saf ve safiye, saf insan kandirilmaya müsait, o yüzden şeytan ilk onu kandirdi.
ve Ayasofya demek Aya Safiye demek, safiye anne demek mi acaba bizans dilinde,
öyle olursa o safiye anneyse, safiye oranin altinda yatiyorsa, onun yanindada Hz Adem yatiyordur degilmi yani, yaz gelmeden karpuz kabugu, bazi eşşeklere .....

o yüzden en sonlarda yay akrep ve oglak burcu var yani kandirilma egilimli olanlar, ve öyle olunca yay burcu cok iyi niyetli ve o yüzden kandirilabilen saf insan, bir defa deneyim gecirince kazik yiye yiye kazik yememesini ögrenince, artik yaydan gecip kazik atan akrep olur, ondan sonrada oglak, artik iki kisim birisi köprünün öbür tarafin birisi bu tarafin ve bir tarafi iyi saf olan tarafn diger tarafi karanlik zemheri KIşIn dibin o yüzden keci şeytan yani kötü olarak tasvir edilir, yani kötü yani safligi birakipda kötü olmasini, vermemesini ögrenenn ve artik saflikdan uyanikliga gecen insan demek, amma işde oglak burcunun ikinci kismi, artik bir ocakla başlar yeni sene ve isa ile başlar birli ve ve birliden başlayip cok iyi olanlar sicaklaşmaya başlayan havalar ve iylige dogru giden insan yani mevsim 21 aralikdan gecince artik karanlik ve kötü keci iyi keci olmaya başlayan keciler demekdir, yani saf keciler amma köprünün diger tarafi uyanik keci iyilikden maraz dogdugunu bilen keciler ve SINIR 21 aralik, onlarda 21 aralik ile keciligin dibine vurunca döner, artik ve 1 ocakdan sonra artik, buzlar yerini suya ve kovaya birakmaya başlar, ve kova su yani vaccik vuccuk şapir şupur tipir tipir yani topragin buzunu koyuverdigi ve insanin ham maddesi, topragin ve insanin özününün vaccik vuccuk uyuşuk zamani. yani yine denizler su burclari şapirt şupurtcular .....
su safdir tatli veya tuzlu degil ve ekmeginde safini tatliylada yersin tuzluylada yersin, önce firinci yogurdu sonra senin sofraya geldi sende onu yerken recelle yersen tatliyla yogurdun, yok peynirle yedin ise tuzlu ile yogurdun, yahut kahvaltida aci biberle dometes biberle yedin, yani onu aci ile yogurdun, ve o lokma cocuk olcak bir hale gelince, o tatli yogrulduysa, tatli insan, dostu seveni cok insan yok, tuzlu yogurdun ise başi haif belali, yok aci ile yogrudun ise başi belali, amma şeytan bela olur, amma cinler, amma insanlardan kötüler ona hasedilik ve düşmanlik ve kötülük etmek için firsat gözetirler, amma yaradani Allah oldugu için onuda koruyacak odur, yahut aci ile yogrudun ve o lokma kış wınter ve karanlik burclu oldu, ve tatli ile yogurdun, kek yaptin, pasta bisküvi yaptin, yedin o zaman yaz burclu, veya peynirli tuzlu yani, bahar burclari veya sebze ile yedin o ekmegi, yani tuzlu ve bahar burcu, veya sonbahar tatli degil amma tatlisi yapilan yiycekler ayva gibi, veya tatli armut yani, diger kutupta dogan insanlar cünkü bizde yazken onlarda kiş, bizde kiş iken onda yaz, yani ne olur o zaman armut sonbaharda, sonbahar halbuki kiş meyvasi amma, tatli yani burcu diger burc insanlar, ters burclu insan, yani topragi brezilyada meksikada olupda, yukarda newyorkda duran jello gibi ters burc, ters kutup, ters burclu insanlar. tatli ve iyi olmasina ragmen kişin dogan aslan ve oglak, yani aslan amma ters burcda dogdugundan aslan degil oglak, yani iyi oglak yani bir ocakdan sonrasi gibi, yani armut tatli kiş meyvasi yani, ayu ayuuuuuuuuu veya sari tüylü kadinlar vardir, yani ayva burclu kadinlar, sari sari tüyleri vardir vücüdlarinda. kara KILLILAR AYUUU sari KILLILAR ASLAN veya AYVA yani ters burclu olanlar için yani. ve kar yaginca kişin sonu ve dibi karanlik kara kiş olmasina ragmen her yerde kar olunca beyaza bürünmüş, artik dönen, kötülügünde kötü olmaninda sonu olmadigini anlayan akilli insanlar, yani karbeyaz insanlar isa ve mehdi ve iyiliginda fazlasi zarar, kötülügünde fazlasi zarar, anlayan iki zihniyet ve askerleri.yani bizim nick adimizi gibi kara oglan degil KARoglan

---oOo---

Maiyet Nedir? Allahla beraber olmak nedir?

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَا تَحْزَنْ اِنَّ اللّٰهَ مَعَنَاۚ

"La Tahzen, Innallahe Meana"

arkadaşına, mahzun olma demişti, şüphe yok ki Allah, bizimle beraberdir.

Tevbe Suresi 40. Ayetten Pasaj

"La Tahzen, Innallahe Meana" nedir

ve dananin kuyrugunun koptugu yer yine ve peki, Allah, Hz Hüseyin şehid edilirken onunla degilmiydiki, o şehid düşdü demek gerekmezmiki, yahut o an Hz Hüseyinmi Allah ile bereber degildide şehid düşdü, yine Hz isa ayni, yine yahya zekeriya ayni.
Raziye ve Marziye ve "Meana , Meahu" Vahdeti Vücut ikliminde aciklarsak son zamandaki yecüc mecuc heryeri ele gecircek ve en son gögede ok atacaklar, ve ok kanli döncek, ve onuda Haşa "Tanriyi" da öldürdük diyecekler diye rivayet ulaşmiş muhammedden bize, ve vahdeti vücut ile aciklarsak, o kan gelen ok yani füze atacaklar, amma onun kanli olmasi dünyada vahdeti vücut makamina ulaşmiş "birler" denilen Allaha mukarreb kullar vardir. ve onlarin bedeni kainati temsil eder, ve onlarin attigi o füze, onlarin sadece birinde belki, bir sivilce olarak patlamasidir. ve cildini delip kanli sivilce olmasidir yani, yoksa Allahi falan öldürcek bir gücleri yokdur yani, o akilllari dumura ugramiş yaratiklarin geri zekaliligi yani ve hal böyle olunca ve Allah insani halife yaratmiş ve kutsi bir hadisde buyururki:
" Yere göge sigmadim mümin kulumun kalbine sigdim"
yani hal böyle olunca Allah ile maiyet, Allah onun kalbinde ona mukarreb olunca, ve ona ilham ettigindedir, ve fakat yine, bir bedenin görevi bittiyse ondan marifet cikmaycaksa artik, ve o vahdeti vücut mesabesindede olsa, onun bedeni olan kainat, yani hani uzay gemilerinde tehlikeli bir durum olunca, diger insanlara ve yerlere zarar vermemesi için, gemi geri sayima gecer, ve selbe infilak yani, kendi kendini yok etme prosedürü başlar, yani işde Hz Hüseyin ve isa gibi o beden eger yok edilip yeni gemiye yani bir kainat gemisine gecicek ise, o ruh için işde, o zaman Allah o bedeni terkeder, ve artik onun ile beraber degildir, maiyet biter. ve o gemininyani beden gemisinin zalimlerce yok edilmesi, ne Allah a nede o insana zarar vermez, cünkü dedikki, nuh tufani bizler neptünde yaşarken oldu, ve orayi su basdi. ve nuh bir gemi ile ordan bir yakin göge alindi, yani yani gezegene cünkü su hangi gezegeni basmiş, görülüp durur degilmi, neptün ve su gezegeni, yani su basan gezegen yani mevsimde öyle bir oynama varki, artik bir daha yaşam olmaycak derecede, yani ve ve o gemi infilak etmemiş, amma terkedilmiş, ve insanlik kurtlarilmiş, bir yakin göge alinmişlar. ve böyle olunca ibrahim ateşe atilan peygamber, atilmmişmi evet atilmiş, yani ibrahimi manciniga koymuş atmiş nemrut, fakat yani işde güneşin icine gircek kadar yakin giden gökde, o zaman nemrut taniliga kalikcave güneşe dogru giden merkür e dur dön diyemeyince, ibrahim ümmeti yani kim o merkür, ve o da öyle olunca oda ordan alinip, bu sefer venüs mars yani, mars ve zekeriya yahya, büyük bedenleri, yani yine şehit olanlar, ve hayat marsda iken infilak eden beden, ve allah onun soyunu zekeriya ve yahyanin yetiştirdigi yegeni ve kuzeni ve meryem ve isa venüsde olan insanlik, ve isada yani büyük beden isada infilak etdi, o infilak ederken allah nerde, niye maiyet etmedi degil, ve insan için Allah buyuruyor:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّا عَرَضْنَا الْأَمَانَةَ عَلَى السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالْجِبَالِ فَأَبَيْنَ أَن يَحْمِلْنَهَا وَأَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْإِنسَانُ إِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا

İnnâ aradnâl emânete alâs semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehâl insânu, innehu kâne zalûmen cehûlâ.

Sadakallahul Aziym AHZAB Suresi 72. ayet

Meali:

Muhakkak ki biz o Emaneti (Halifeligi yeryüzündedeki Allahligi), semâlara , arza ve dağlara önerdik de, onu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korktular! Onu, İnsan (hilâfeti oluşturan Esmâ mânâlarını açığa çıkarma şuurunu insana yükledik ve onu halifeyi ruyu zemin tayin ettik yani yeryüzünde Allahlik verdik) ! Muhakkak ki o bunu anlamakda ve kullanmakda zâlim (hakikatini hakkıyla yaşamakta yetersiz) ve cahil cikdi malesef.

Sadakallahul Aziym AHZAB Suresi 72. ayet

ve halife olan kimse işde Vahdeti vücüt makamina cikarilmiş: (birler,ücler, beşler, yediler, KIRKLARDAN) "birler" denen kimselerin makamina yükseltilmiş olan kimseler. ve o bir makam, ve o makamda olan kimsede, Allah onun ile yürür, onunla duyar, onunla görür ve "Enel Hak" da onun en son hali, ve o benin demek, yani o benin diyen zaten, şah damarimizdan yakin olan ondaki Allahdir, ve onun o gemiyi idare ettigi yer kalbdir, yani o et kalp degil, nurani kalpdir.ve o Hüseyin efendimizin şehid edilmesi, artik allah onunla beraber degildir, ve o gemiyi teketmişdir, ya o ruh yani Hz Hüseyin yani nuh nebi gibi, neptünden başkla yildiza alincakdir, yahut başka bir beden olarak, Hz isa ve Mehdi gibi yeniden dogacakdir, yine bununda versiyonlari var yani. aynen mehdinin gelecekdn gidip isayi dogurtmasi, onun gelecekdeki mehdi olarak varligini sürdürmesi gibidir. ve kuranda mehdi diye, ve mesih diye tek sadece isaya atfedilir, o zaman mehdi ve isa ayni kimse, ve onun gecmişdeki versiyonu ile gelecekdeki versiyonu bir araya gelince, işde o mehdiye tabi olcak olan isa, ve baba ogul işde onlar. babasida gelecekde olan, ve oglu gecmişde olan, bir sistem ve ausser gewöhnliche bir durum, yani özel bir yapi, duruma özel bir yapidalar. onlar ve öyle olunca onlarin gemisi taşinmamiş, demek olurdu, amma taşinmiş, isayi biz yükselttik diyor kuranda cenabi mevla, yani bir başka göge alinmiş oda, kurtarilmiş, ve en son muhammed ve en en son mehdi, ve dünya ve zamanin sahibi olan, vahdeti vücut makamindaki kimse. o da ayni sistem ile infilak etcek olunca, oda gelecekden gecmişe alincak olan, o deccalin kesmeye kalkma hadisesi, ve onun bedenide tehlikeye girince, insanin zalimligi ve Allahligi bilmemesi olunca, ve deccalin Allahliga zorla ortak olma istegi sonucu, ve mehdi: isa olarak gecmişden gelip mehdiyi kurtarcak olan. yani yumurtami tavukdan, tavukmu yumurtadan formulü ile kurtarilanlar, baba ogul, isa ve mehdi olcakdir.


ve vahdeti vücutlukdan sonra GAVS LIK makami gelirki, GAVS demek ise, hani bugday bitkisnin icinde, bugday olmayan bazi sadece kilcik ve kabuk olan lar vardir, ici boş yani gaviz bugday, yani GAVIZLIK demk işde, ici olmayan sistem yani hava gezegeni, kim o yani, uranüs gibi sadece gaz hava. civa ve civa isa pluton yani denizlerin dibine cökecek KADAR AGIR VE CIVANIN KÜCÜCÜGÜ KULLE GIBI AGIRDIR. VE PLUTO AGIR VE MUSA GEZEGENI. YANI PLUTO musa ümmeti ile ordan alindi ve firavun ve sistemi cökünce pluton ve civa oldu. agir ve ice cöken yildiz sistemi cüce gezegen yani akrep burcu, ve akrep burcunun iki gezegeni var, yani plutodan marsa gecmiş onlarda, yani zekeriya ve uydusu, kücük bir kaya,yani yahya. ve yani gavslik demek ici boşaltilmiş alinmiş sistem yani, artik onda Allahdan başka birşey yokdur, amma onun bedeni ele gecsede ici boş, delince icinde bugday yok, GAVIZ GAVIZ bir işe yaramaz onu ele gecirmek. yani kafirlere karşi alinmiş bir tedbirdir bu da. ve insanogluna kainati yönetme hikmeti, ve emanet(halifelik, yerde yani dünyada, Allahin görevlerini yapan, Allahin tecelli ettigi, bir nevi sifatlarini ve isimlerini tecelli ettirdigi insan olan Allahlik) verildi yani, cüz i Allahlik veya yani halifeyi ruyu zemin veya enel hak makami, amma "insan cahil ve zalim cikdi da bunun kiymetini bilemedi" de böylece tefsir edilmiş oldu vesselam.

Rabbim, Fitneyi Deccaldan, mehdi ve askerlerini muaf eylesin. ve bunun (Vahdeti vücud ve halife i ruyu zeminlik makaminin) kiymetini bilemeyecek cahiller gibi, cahillik edip bu makama zorla oturmak istegindende onlari uzak eylesin.

---oOo---

أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 30 Ocak 2016 Cumartesi

Original Kar © glan


Temizler ve iyiler - Mikroplar ve Kötüler

(Kar©glanin 21 Ocak 2016 Vaazi)

Mikrobu Temizlik ve iyilik öldürür - Eger Geregince Temizlenmezse, Temizleri ise Pislik ve Mikroplar, Hasta Edip Öldürebilir


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اللَّهُ الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ وَمِنَ الْأَرْضِ مِثْلَهُنَّ يَتَنَزَّلُ الْأَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ اللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا
----
قَالَ لَا تَخَافَا إِنَّنِي مَعَكُمَا أَسْمَعُ وَأَرَى
------
وَذَرُواْ ظَاهِرَ الإِثْمِ وَبَاطِنَهُ إِنَّ الَّذِينَ يَكْسِبُونَ الإِثْمَ سَيُجْزَوْنَ بِمَا كَانُواْ يَقْتَرِفُونَ
-----
Sadakallahul Aziym TALAK Suresi 12. ayet -TAHA Suresi 46. ayet-EN'AM-120. Ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allâhullezî halaka seb'a semâvâtin ve minel ardı mislehunn(mislehunne), yetenezzelul emru beynehunne li ta'lemû ennallâhe alâ kulli şey'in kadîrun ve ennallâhe kad ehâta bi kulli şey'in ilmâ.
----
Kâle lâ tehâfâ innenî meakumâ esmau ve erâ.
----
Ve zerû zâhirel ismi ve bâtınehu, innellezîne yeksibûnel isme se yuczevne bimâ kânû yakterifûn
Sadakallahul Aziym TALAK Suresi 12. ayet -TAHA Suresi 46. ayet - EN'AM-120. Ayet

Meali :

Allah O'dur ki, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yaratmıştır. Emir/iş ve oluş onlar arasında sürekli iner ki, Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve Allah'ın bilgi bakımından her şeyi kuşattığını bilesiniz. (Allah'ın her şeyi kapsayan bir bilgisi vardır.)
----
(Allahû Tealâ): “İkiniz (de) korkmayın! Muhakkak ki Ben, sizinle beraberim, işitirim ve görürüm.” dedi.
-----
Gecen haftalarda bahsettigimiz, mikroplarin pislikle beslenmesi, ve onlarin kazancinin, yani kötülerin kazancinin kendilerine oldugu, yani pislik pislikle beslenir ayetinin bir ikincisi:
Necis pis olanin icinide dişinida terket, yani temiz ol, pisligin görüneninide görünmeyeninide terket, yani pislik ve mikroplardan arin,Cünkü onlarin beslendikleri kötülük ve pislik kendi taraflari icindir, sen onunla beslenemezsin, yani kötülük kötü olan için iyidir, ve yararlidir, oysaki iyi için kötlük ceza gerektirir, ve hastalik olur. yani veyada kötü için iyilik hasta edicidir, o iyilik yaparsa hasta olur, ona alerji yapar iyilik, yahut kötülügü hasta eden mikropda iyilikdir ve temizlikdir, nitekim sabun kötüleri öldürür, temizlik ona ölüm getirir, ve mikrop ise iyileri öldürebilir yani.

Sadakallahul Aziym TALAK Suresi 12. ayet -TAHA Suresi 46. ayet - EN'AM-120. Ayet

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

النظافة من الايمان

En-Nedzafetü minel iman.

"Temizlik imandandır."

(Müslim, taharet 1; Darimi, Vudu 2; Müsned, 5/342,344; Acluni, Keşfu'l-Hafa, 291)
---
Fıtri Temizlik beştir, veya şu beş şey fıtrattandır: Sünnet olmak, kasıklardaki kılları tıraş etmek, tırnakları kesmek, koltuk altı kılları yolmak ve bıyıkları kısaltmak

( Hadis-i Şerif , Buhari, libas 63)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
(Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in tebasina (ona tabi olanlara) yeniden can ver . Daha önce İbrahim'e ve Tebasina verdigin gibi. Bunlar için (Bu ceşidliliği bize verdiğin için) bütün hamd ve teşekkürlerimiz sanadır.)

"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
(Allah'ım! Muhammed'i ve Tebasini (ona tabi olanlari) çoğalt. Daha önce İbrahimi ve tebasini (ona tabi olanlari) çoğalttığın gibi'. Bunlar için (Bu ceşidliliği bize verdiğin için) bütün hamd ve teşekkürlerimiz sanadır.)

Yolculugumuza başliyoruz :

dünyada daki bir kurala göre, 3 yanliş bir dogruyu götürür kuralidir,oysaki Allahin yasasina göre ise, bu kural Doğrular yanlışları götürür. İyilikler kötülükleri siler, süpürür. İnnel hasenat yüzhibnes seyyiat= Haseneler seyyieleri giderir.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ

Ve ekımis salâte tarafeyin nehâri ve zulefen minel leyl(leyli), innel hasenâti yuzhibnes seyyiât(seyyiâti), zâlike zikrâ liz zâkirîn.

HUD Suresi 114. ayet

Meali:

Gündüzün iki tarafında, ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl.(gündüzün başlangicinda ve sonunda ve birde gecenin başlangicinda ve sonunda namaz kıl.) Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Zakirlerde, yani zikredenlerde zikirlerini böyle zikredip ceksinler, yani gündüzün başlangicinda ve sonunda, ve birde gecenin başlangicinda ve sonunda, zikirlerini çeksinler.
HUD Suresi 114. ayet

Bir hadisde yine peygamberimiz buyurdu:

"İslam temizlik temeli üzerine inşa olunmuştur!"

ve gecen hafta dedigimiz tövbe suresinin besmelesinin olmamasi ve onun besmelesinin sonda olmasi demek:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّهُ مِن سُلَيْمَانَ وَإِنَّهُ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

İnnehu min suleymâne ve innehu bismillâhir rahmânir rahîm

NEML Suresi 30. ayet

Muhakkakki O Süleymandan olmadir ve Muhakkaki O Besmele ile başlanandir. yani o ( Mehdi süleyman evladi veya Muhammed sözü ile davud evladi olcak yani davud süleymanin babasi ve süleymanda mehdinin büyük büyük babasi olcakdir. ve o Mehdi hemde besmeledir, yani sonda gelen besmeledir. yani besmeleyi unutur isen, bir işin başinda o zaman dersinki, "bismillahi evveli vel ahiri." yani mehdi her ne kadar peygamber degil isede, unutulmuş besmeledir.Herkes Allahi kitabi unuttugunda, insanlara Allahi kitabi yeniden hatira getiren, Allahin ismiyle olan besmeledir.yani o sonradan akliniza gelir fakat herşeyin önüne gecer, yani derecesi peygamber derecesindedir. neml suresinde gelen besmelenin diger besmelelerden bir farki varmi? yok ,sadece sonradan gelmiş olmasi farki, yani işde mehdi denen zaat ahir zamanda gelir, ve bütün insanligin başina hakim olur, hakim olma vasfini büyüüüüük büyük bababsi süleymandan miras almişdir. süleyman aleyhisselama bu malum olmuş idi, ve babasi ona bir kilic yapip vermiş idi, ve bu kilic üzerinde 932 yazmakda idi, yani 1932 mehdinin babasinin, annesinin gövdesine düsdügü vakit, yani milki bekadan ciktigi an, yani onunla birlikte mehdide babasina milki bekadan cikip vasil olmuş idi.
ve mehdi sonde gelip başa gecen besmeledirki yani geri döndürendir yani geri döndüren gök

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَالسَّمَاء ذَاتِ الرَّجْعِ

Ves semâi zâtir rac’ı.

TARIK Suresi 11. ayet

Peygamberimiz Buyuruyorki !!!

"Biriniz yemek yerken besmele çeksin. Şâyet yemeğin başında unutursa, (hatırladığı zaman) 'Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî' desin."

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

yani unutulan besmele. Allah hic unuturmu? hayir Allah unutmaz, amma insan unutur. ve insanin unuttugunun delili ve sonucu, bu hadis ile sabittir. ve unutmak demek ise, Tarik Yildizinin göreve girmesi demek, ve unutanlar için Tarik yildizi görevde, ve o onlari geri döndürmek ile görevli, yani kainatin bir ucundan sürüyü geri kovalayip gelen, bir coban köpegi gibi, sonbaharda gözükmeye başlar, ve 21 Araliga kadar görülür, ondan sonra yavaş yavaş seyrelir görünmesi ve bahar gelince görünmez olur, amma diger kutuba gecmişdir, artik orda görünmeye başlar. yani armut mevsimi, ve armut bir bizde erer, birde diger kutupda erer yenilir. ve böyle olunca Tarik yildizi sürüyü bir kuzeyden kovalar gelir, birde güneyden geri kovalar, yani onun carki öyleki kuzeyden güneye, güneyden kuzeye, yani dünyaya vertikal. peki horizontal kimdir bu geri döndüren, yani dogudan ve batidan geri döndürten, o ise bir başka yildiz, ve sirius ve köpek yildizi, yani büyük köpek veya koca köpek ve kücük köpek. yani süleyman ve Davud ve birde karinca. Karinca Vadisi MISIR' DADIR yani, misirda karinca yani, yusuf kissasi ve La Fontaine nin Ağustos Böceği ile Karınca masali ve yusuf kissasi ve bollukda saklayip darlikda yiyen hayvan, karinca ve Hz yusuf, ve yani yusuf yildizi ve süleyman yildizida geri döndürenlermiş. yani Ashabi kehfin köpegi KITMiR, ashabi kehfin yeniden uyanmalarini sagladi, o uyumayip onlari bekliyen asker, o onlari uyandirdi, geri döndürdü. ve süleyman ise, sirius iki güneşli sistem, kücük güneş ve büyük güneş, baba ogul: davud ve süleyman, yani iki köpek yildizi denilen küme (Gercek Kopernikus) ve besmele manevi temizlik için ve mikroplara ve şeytanlara karşi, eger yediklerinde besmele ve dua yapmazsan, onlar şeytan ve cocuklarina yem oluyor, amma besmele cekersen temizler ve müslümanlar için yem ve yicek RIZIK oluyor, icindeki müminlere yem oluyor. ve ve hal böyle olunca, o ölen Mustafa Koc amca, boşuna mide kelepcesi takdirmiş, halbuki besmele veya duali yemeyi icmeyi biraksa, onlar vücudunda yararli olmaycak ve afedesiniz bok olup mikroplara yem olcak, ve şeytan askerlerine yem olcak, ve böylece o adam şişmanlikdan kurtulcakdi, bize danişsaydi biz SALIK verirdik zayiflayasiya kadar besmelesiz ye ic derdik. Haşa "Allahi kitabi terket" degil amma, belli sinira kadar buna devam et derdik, bunu yine bir halka, gibi sen niye yapmiyon, kelin ilaci olsa başina sürerdi misali ile dedigimiz halkayi cukkayi önce sen giyde bakalim diye, bize giydirmek isteyen dangillar cikacakdir. biz vahdeti vücüt tecelliyatinda oldugumuzdan, bizde bu başka tezehür ediyor, bizde de ayni durum fakat, biz zamanin sahibi olma konumunda oldugumuzdan, biz yemeyince, icmeyince( yani (besmelesiz yiyince) icimizdeki bütün melekleri kainatimizdaki melekleri veya dünyadaki müminleri zor durumda birakmiş oluruz, hani ne olur sonucda bizi görevden aliverirler, başkasi göreve gecebilir, o vahdeti vücut iklimine sonucda amma, yani biz konum itibari ile iki tarafida gözetmek drumundayiz yani, iyileride kötüleride, beyazida siyahida korumak durumundayiz, bu makama cikmayan, bunu bilemez, ve bunu yapmasida lazim degildir . oyüzden işde sizler şişman iseniz, belli bir süre geri döndüren göküde( 'Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî' desin." ) kullanmadan sonradanda besmele cekmeden yiyinki, yediginiz vücuda yaramaz olur, def i hacet olur cikar, ve bu peygamberin hadisleri ile

Câbir radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:

“Kişi evine girerken ve yemek yerken besmele çekerse, şeytan adamlarına, “Burada ne geceleyebilir ne de yemek yiyebilirsiniz” der. Eğer o kimse eve girerken besmele çekmezse, şeytan adamlarına, “Geceyi geçirecek bir yer buldunuz” der. O şahıs yemek yerken besmele çekmezse, şeytan kendi adamlarına, “Hem barınacak yer hem de yiyecek yemek buldunuz” der.

(Müslim, Eşribe 103. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 15; İbni Mâce, Duâ 19.)

Huzeyfe radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte yemek yiyeceğimiz zaman, o, yemeğe dokunmadan elimizi yemeğe sürmezdik. Yine bir gün onunla birlikte yemek yiyecektik. Derken küçük bir kız çocuğu geldi. Sanki biri onu arkasından itiyormuş gibiydi. Hemen elini yemeğe uzattı; fakat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem elini tuttu. Daha sonra bir bedevî geldi; o da arkasından itiliyormuş gibiydi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onun da elini tuttu ve sonra şöyle buyurdu:

“Şeytan besmele çekilmeden başlanan bir yemeğe katılmayı pek arzu eder. O, şu yemeğe katılmak için bu câriyeyi getirdi. Fakat ben elini tuttum. Bu bedevî sayesinde yemeğe katılmak için onu alıp getirdi; onun da elini tuttum. Nefsimi kudretiyle elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, şeytanın eli, onların eliyle birlikte avucumdaydı.”

Sonra Peygamber aleyhisselâm besmele çekip yemeğe başladı

(Müslim, Eşribe 102. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 15.)

Sahâbî Ümeyye İbni Mahşî radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında birisi yemek yiyordu. Adam son lokmaya kadar besmele çekmedi. Son lokmayı ağzına götürürken “bismillâhi evvelehû ve âhirehû” (baştan sona bismillâh) dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem güldü ve şöyle buyurdu:

“Şeytan onunla birlikte yemek yiyordu. Adam besmele çekince, şeytan yediklerini kustu.”

(Ebû Dâvûd, Et`ime 15; Nesâî, es–Sünenü’l–kübrâ, Âdâbü’l–ekl, 15.)

FAKAT BÜYÜK TILSIMDA BU AYETTE

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلاَ يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إَلاَّ خَسَارًا

Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ.
İSRA Suresi 82. ayet
Meali:
Biz Kur'âni mü'minlere şifa ve rahmet olsun diye indirdik. Bu ise zalimler için hasar verici birşeydir, onlarinda zararini artirir.
İSRA Suresi 82. ayet
ve bu dedigimiz müminler için gecerli, kafirler degil, cünkü onlar besmelesiz yiyince, onlara yararli madde olur, yani mikrop mikropdan pislikden beslenir ayeti. Koskaca ayet, bunu yillardir, hicbir alim görmedimi, kör mü bakti acaba, yani besmele ile yemek mümine şifa verir, ve fakat kafirde besmele cekse ona zulum oluryani onu zayiflatir, yine mümin eger besmele cekmezse ona faydasiz olur o yiycek, ve fakat eger kafir yaparsa tam zidi ile ona faydali olup şişmanlatir.

Efendimiz ağzını ve ellerini yıkamadan sofraya oturmazdı. Mutlaka besmele çeker, dua eder, su içerek başlardı yemeğe. “Şeytan, üzerine Allah’ın ismi zikredilmeyen yemeği kendine helal addeder” derdi Resulullah (S.A.V.)

ve yine anlatilirki, iki eski dost şeytan karşilaşirlar, yani iki mikrop, ve birisi cok zayifdir, ve digeri ise cok şişman. ve şiman olan," ne bu halin" der "cok zayiflamişsin" der, zayif olan dert yanar "sorma ya, görevli oldugum adam cok asil bir mümin, besmelesiz eve girmiyor, besmelesiz yemiyor icmiyor, besmelesiz yatmiyor,.. ve ben kapi dişinda, ac susuz kaliyorum, ondan böyle zayifim, halim ondan böyle." der yani işde müminin şeytanlari zayiflayinca, mümin kilo alir. cünkü az yesede ona faydali olur o yedikleri. ve kafir ve besmelesiz insanlarin ise şeytani şişman ve güclü, onlara devamli kötülügü fistekler durur, cünkü bolca besmelesiz yemek vardir onlar için, yer icer, o evlerinde "Allah kitap Peygamber" unutulmuş insanlarin .

--oOo--

“bismillâhi evvelehû ve âhirehû”

geri döndürenmiş yani şeytanin yediklerini kusturuyormuş.
yine mehdi geri döndüren, yine tevbe suresi geri döndüren, cünkü tevbe günahlari geri döndürüp hatalari bagişlatandir ve tövbe suresinin besmelesi yok günah besmele ile işlemnmez, ve günahdan sonra tövbe edilir , önce degil.

Dün bir ışık daha geldi ve bu aşagidaki ayeti, bir başka okudum, ve başka anladim. ve herkes diyorki: "muhammed son peygamber" halbuku bu ayette buyurulan

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَكِن رَّسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا

Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyine, ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ

AHZAB-40 ayet

Peygamberimiz için son rasul demiyor "son nebi" diyor. ve gecen hafta dedigimiz isa nin müjdesi olan, gelecek rasul, mehdi aleyhisselamin rasul oldugu ayetini ispat eder, yani rasüllerin sonu degil, nebilerin sonu buyruluyor.
evet buna binlerce alim itiraz etcekdir, siz itiraz ededurun, mehdi rasul müjdesi varken, sizin itirazlariniz bir işe yaramaz. ve eger din tamamlandiysa, bu rasüle kitap inmemesi normaldir. ve onun ters duruyor olmasi, sonda gelecek olmasi, sondaki kuran okundukdan dua edildikten sonraki "elfatiha" gibidir. sondan başa döndüren rasül, cünkü o nun bakteri halini ve anlatik daha önce, ve O nun babasinin ismi mustafa, ve oglunun ismide mustafa, "O mu mustafanin babasi X mustafami onun babasi" şeklinde üreyen bir bakteriyel ilk hücre yapisi. ve böyle olunca "muhmmedmi sonda? mehdimi sonda? deyince, ayni işlem ayni formülü koyunca: "yumurtami tavukdan X tavukmu yumurtadan" hikayesi anlaşilmiş olurverir degilmi!
ve fatiha veya "elfatiha" sonda gelip, kuranin en başina döndürten bir komut, ve mehdi sonda gelip işi başa döndürcek olan, yani kiyamet ve haşr hadisesi.
ve bize herkes ters, ve bize itiraz eder, cünkü biz size ters duruyoroz zaten ahmak, geri döndüreniz, anlayin biz neyiz, fatiha gibi 7 i 7 li(13,765..) ve 7,65 tabancali ve fatiha yedi SIRRI olan suredir, daha siz fatihayi cözmeden bizi cözemezsiniz, ahmak deccal ve avenesi, ve öyle bakara gibi 285 ayete, veya kelvin gibi -272 li tabancaya ihtyac yokmuş, onun yedi yedilisi yetiyormuş degilmi, işi başa döndürmeye, ahmak zeker uzata uzata kainatin dibinimi bulcagini saniyon, ahmak deccal ve avenesi. bir mehdi ve bir fatiha hepinizin ruhunu almaya yetecekdir Allahin izni ve müsadesi ile. ya kum saatini geri ceviren mehdiiiiiiiiiiiiiiiiiiye tabi olcaniz, yada Hepbirlikte kafirler ve mikroplar ceheennemini boylayacagiz

Rabbim insanliga dogruyu bilmekde ve bulmakda yardım et, idrak izan ver

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ

“…Allah şüphesiz daima tevbe edenleri sever, temizlenenleri sever. “ (Bakara-222)


---oOo---

أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 21 Ocak 2016 Perşembe

Original Kar © glan

Tasavvuf Nedir? Dinde Vesile Varmidir? Mürşidi Kamil Kimdir?

(Kar©glanin 15 Ocak 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَابْتَغُواْ إِلَيهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُواْ فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْ أَنَّ لَهُم مَّا فِي الأَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لِيَفْتَدُواْ بِهِ مِنْ عَذَابِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

Sadakallahul Aziym Maide Suresi 35 ve 36. Ayetler

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn. İnnellezîne keferû lev enne lehum mâ fîl ardı cemîan ve mislehu meahu li yeftedû bihî min azâbi yevmil kıyâmeti mâ tukubbile minhum, ve lehum azâbun elîm.

Meali :

Ey âiman edenler Allah’a ulaşmaya yaklaşmaya vesileler arayin, Allah yolunda gayret gösterin ki, kurtuluşa eresiniz. Kâfir olanlar, yeryüzünde ne varsa hepsine, hattâ bir misli fazlasına sahip olsalar da, kıyâmet gününün azâbından kurtulmak için, hepsini verseler, gene makbule geçmez,ve onlara pek elemli bir azap vardır.

Sadakallahul Aziym Maide Suresi 35 ve 36. Ayetler

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

1450- وعنْ أَبي هُريرةَ رضي اللَّه عنهُ قال : قالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « إِنَّ للَّهِ تَعالى ملائِكَةً يَطُوفُونَ في الطُّرُق يَلْتَمِسُونَ أَهْلَ الذِّكْرِ ، فإِذا وَجدُوا قَوْماً يذكُرُونَ اللَّه عَزَّ وَجلَّ، تَـنَادَوْا : هَلُمُّوا إِلى حاجتِكُمْ ، فَيَحُفُّونَهم بِأَجْنِحَتِهم إِلى السَّمَاء الدُّنْيَا ، فَيَسأَلهُم رَبُّهُم ­ وَهُوَ أَعْلم ­ : ما يقولُ عِبَادِي ؟ قال : يَقُولُونَ : يُسبِّحُونَكَ وَيُكَبِّرونَكَ ، ويحْمَدُونَكَ ، ويُمَجِّدُونَكَ ، فيقولُ : هل رأَوْني ؟ فيقولون : لا واللَّهِ ما رأَوْكَ ، فَيَقُولُ : كَيْفَ لو رَأَوْني؟، قال : يقُولُون لو رَأَوْكَ كانُوا أَشَدَّ لكَ عِبادَةً ، وأَشَدَّ لكَ تمْجِيداً ، وأَكثرَ لكَ تَسْبِيحاً . فَيَقُولُ : فماذا يَسأَلُونَ ؟ قال : يَقُولونَ : يسأَلُونَكَ الجنَّةَ . قالَ : يقولُ : وَهل رَأَوْهَا ؟ قالَ : يَقُولُونَ : لا وَاللَّه ياربِّ مَا رأَوْهَا . قَالَ : يَقُولُ : فَكَيْفَ لو رَأَوْهَا ؟، قال: يَقُولُونَ : لو أَنَّهُم رأَوْها كَانُوا أَشَدَّ علَيْهَا حِرْصاً ، وَأَشَدَّ لهَا طَلَباً ، وَأَعْظَم فِيها رغْبة. قَالَ : فَمِمَّ يَتَعَوَّذُونَ ؟ قَالَ : يقولُون يَتعَوَّذُونَ مِنَ النَّارِ ، قال : فَيقُولُ : وهَل رَأَوْهَا ؟ قالَ: يقولونَ: لا واللَّهِ ما رأَوْهَا . فَيقُولُ : كَيْف لو رَأوْها ؟، قال : يقُولُون : لو رَأَوْهَا كانوا أَشَدَّ منها فِراراً ، وأَشَدَّ لها مَخَافَة . قَالَ : فيقُولُ : فَأُشْهدُكم أَنِّي قَد غَفَرْتُ لهم ، قَالَ : يقُولُ مَلَكٌ مِنَ الملائِكَةِ : فِيهم فُلانٌ لَيْس مِنهم ، إِنَّمَا جاءَ لِحاجَةٍ، قال : هُمُ الجُلَسَاءُ لا يَشْقَى بِهم جلِيسهُم » متفقٌ عليه .

وفي روايةٍ لمسلِمٍ عنْ أَبي هُريرةَ رضِي اللَّه عنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « إِنَّ للَّهِ مَلائِكَةً سَيَّارةً فُضًلاءَ يتَتَبَّعُونَ مجالِس الذِّكرِ ، فَإِذا وجدُوا مَجلِساً فِيهِ ذِكْرٌ ، قَعدُوا معهُم ، وحفَّ بعْضُهُم بعْضاً بِأَجْنِحَتِهِم حتَّى يَمْلأُوا ما بيْنَهُمْ وَبَيْنَ السَّماءِ الدُّنْيَا ، فَإِذا تَفَرَّقُوا عَرجُوا وصعِدوا إِلى السَّماءِ ، فَيسْأَلهُمُ اللَّهُ عَزَّ وجلَّ ­ وهُوَ أَعْلَمُ ­ : مِنْ أَيْنَ جِئْتُمْ ؟ فَيَقُولُون: جِئْنَا مِنْ عِندِ عِبادٍ لَكَ في الأَرْضِ : يُسبحُونَكَ، ويُكَبِّرُونَكَ ، وَيُهَلِّلُونَكَ ، وَيحْمَدُونَكَ ، وَيَسْأَلُونَكَ . قال : وماذا يسْأَلُوني ؟ قَالُوا : يَسْأَلُونَكَ جنَّتَكَ . قال : وهَلْ رَأَوْا جنَّتي ؟ قالُوا : لا ، أَيْ ربِّ : قال : فكَيْفَ لو رأَوْا جنَّتي ؟ قالُوا : ويسْتَجِيرُونَكَ قال : ومِمَّ يسْتَجِيرُوني ؟ قالوا : منْ نَارِكَ ياربِّ . قال : وَهَلْ رَأَوْا نَارِي ؟ قالوا : لا ، قال : فَكَيْفَ لَوْ رَأَوْا نَارِي ؟، قالُوا : ويسْتَغْفِرونَكَ ، فيقول : قَدْ غفَرْتُ لهُمْ ، وأَعطَيْتُهُمْ ما سَأَلُوا ، وأَجرْتُهم مِمَّا اسْتَجارُوا . قال : فَيقُولونَ : ربِّ فيهمْ فُلانٌ عبْدٌ خَطَّاءٌ إِنَّمَا مَرَّ ، فَجلَس معهُمْ ، فيقول : ولهُ غفَرْتُ ، هُمْ القَوْمُ لا يَشْقَى بِهِمْ جَلِيسُهُمْ


( Hadis-i Şerif , Buhârî, Daavât 66. Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 251-252, 358-359 Müslim, Zikir 25. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 129)

1450. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah Teâlâ’nın yollarda dolaşıp zikredenleri tesbit eden melekleri vardır. Bunlar Cenâb-ı Hakk’ı zikreden bir topluluğa rastladıkları zaman birbirlerine “Gelin! Aradıklarınız burada!” diye seslenirler ve o zikredenleri dünya semâsına varıncaya kadar kanatlarıyla çevirip kuşatırlar. Bunun üzerine Allah Teâlâ, meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara:

- “Kullarım ne diyor?” diye sorar. Melekler:

- Sübhânallah diyerek seni ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, sana hamdediyorlar ve senin yüceliğini dile getiriyorlar, derler. Konuşma şöyle devam eder:

- “Peki onlar beni gördüler mi ki?”

- Hayır, vallahi seni görmediler.

- “Beni görselerdi ne yaparlardı?”

- Şayet seni görselerdi sana daha çok ibadet ederler, şânını daha fazla yüceltirler, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni daha çok tenzih ederlerdi.

- “Kullarım benden ne istiyorlar?”

- Cennet istiyorlar.

- “Cenneti görmüşler mi?”

- Hayır, yâ Rabbi! Vallahi onlar cenneti görmediler.

- “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”

- Şayet cenneti görselerdi onu büyük bir iştiyakla isterlerdi, onu elde etmek için büyük gayret sarfederlerdi.

- Bunlar Allah’a neden sığınıyorlar?”

- Cehennemden sığınıyorlar.

- “Peki cehennemi gördüler mi?”

- Hayır, vallahi onlar cehennemi görmediler.

- “Ya görseler ne yaparlardı?”

- Şayet cehennemi görselerdi ondan daha çok kaçarlar, ondan pek fazla korkarlardı.

Bunun üzerine Allah Teâlâ meleklerine:

- “Sizi şahit tutarak söylüyorum ki, ben bu zikreden kullarımı bağışladım” buyurur. Meleklerden biri:

- Onların arasında bulunan falan kimse esasen onlardan değildir. O buraya bir iş için gelip oturmuştu, deyince Allah Teâlâ şöyle buyurur:

- “Orada oturanlar öyle iyi kimselerdir ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.”


( Hadis-i Şerif , Buhârî, Daavât 66. Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 251-252, 358-359 Müslim, Zikir 25. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 129)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
(Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in tebasina (ona tabi olanlara) yeniden can ver . Daha önce İbrahim'e ve Tebasina verdigin gibi. Bunlar için (Bu ceşidliliği bize verdiğin için) bütün hamd ve teşekkürlerimiz sanadır.)

"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
(Allah'ım! Muhammed'i ve Tebasini (ona tabi olanlari) çoğalt. Daha önce İbrahimi ve tebasini (ona tabi olanlari) çoğalttığın gibi'. Bunlar için (Bu ceşidliliği bize verdiğin için) bütün hamd ve teşekkürlerimiz sanadır.)

Yolculugumuza başliyoruz :

Allah’u Teâlâ Hazretlerine vesile aramak, vesile edinmek yani tevessül ile ilgili özellikle münkirler tarafından birçok yazı kaleme alınıyor. Vesile edinmeyi, vesile edrek dua etmeyi, himmet istemeyi inkar ediyor ve şirk olarak kabul ediyorlar.
Fatiha Suresinde okuduğumuz “Ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım isteriz” ayeti kerimesini okuyarak “Hem Ancak Allah’tan yardım isterim diyorsun, hemde şeyhten yardım istiyorsun” diyorlar.

1404- وعنهُ رضي اللَّه عنْهُ قال : قالَ رَسُولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « لا تَجْعلُوا قَبْرِي عِيداً ، وَصلُّوا عَلَيَّ ، فَإنَّ صَلاتَكُمْ تَبْلُغُني حيْثُ كُنْتُمْ » رواهُ أبو داود بإسناد صحيح . 1404.

YineEbû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kabrimi bayram yeri haline çevirmeyiniz. Bana salâtü selâm getiriniz. Zira nerede olursanız olun sizin salâtü selâmınız bana ulaşır.”

( Ebû Dâvûd, Menâsik 97)

Burda kasededilen aynen hacerül esvedin önündeki, öpecen diye biribirini ezip, ittirip kakanlar gibi, kabrimide öyle hengame yerine cevirmeyin, zira sizin bana salavat getirmeniz, siz nerede olursaniz olun, bana ulaşir. cünkü Allahin melekleri vardir, onlar bana iletir dedi. ve bununda kaynagin baştaki hadisde gectigi gibi, yerüzünde gezip zikir arayan görevli melekler varmiş, nedir o melekler peki, işde ulvi ruhlar.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Allah size yardım edip rızık veriyorsa, bu, aranızdaki zayıflar sâyesinde değil midir?”

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Cihâd 76 )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Fakirleri kollayıp gözetiniz. Aranızdaki zayıflar sâyesinde Allah’dan yardım görüp ve rızıklandığınızdan şüpheniz olmasın.”

( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvûd, Cihâd 7)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Allah bu ümmete, aralarındaki zayıfların duası, ibadeti ve ihlâsı sebebiyle yardım etmektedir.”

( Hadis-i Şerif , Nesâî, Cihâd 4 )

Öyle Vesile aramak olmasaydı Allah’u Teâlâ Maide suresi 35 de: "Ey âiman edenler Allah’a ulaşmaya yaklaşmaya vesileler arayin" dermiydi.

Yine bazı inkarcılar bu ayeti kerime işlerine gelmediği için: “Bu vesileden maksat ibadetlerdir ve insanın amelleridir” demektedirler. Bakın Allah’u Teâlâ başka bir ayeti kerimesinde ne buyuruyor:
“De ki: “Onu bırakıp da ilâh diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler.”(İsra 56)
“Onların yalvardıkları bu varlıklar, “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine vesile ararlar. O’nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur.” (İsra 57)

Allaha Yaklaşmak için Takva için Vesile Aramak Nedir?

Bu konuya bizim tefsirimiz ise :
Ben mesala terzi olsam, ve elbise dikmek için kumaş kesecegim, amma elbise dikebilmek için, düzgün ve belli bir şekilde kesmem lazim. belki kenarindan yirtarsamda kesilir amma, benim onu bir ceket bir pantalon dikebilmek için, belli bir şekil ve kalip üzre kesmem lazim. ve o yüzden düzgün kesmek için, ne kullaniyorum? tabiki makas ve kalip, ve makassiz elimle olurmu bu iş? yine dikecen igne lazim iplik lazim, belki elimlede dikmeyecegim makina kullnacagim.
o zaman ne kadar vesile kullandim şu elbiseyi dikmek için. sen aldin pazardan bir elbise giydin, amma o elbise sana gelesiye kadar ne kadar vesileler aracilar ve araclar onu elbise yapti. Hani Allah settar idi, Allah settardir yani örten giydiren ? deyince Evet settar örten bürüyen, giydirende Allah, amma Allah bu dünyada giyme işlemi cin, bu kadar vesileyi mecbur kildiysa!

Dikkkaaaaat : O zaman sende ciplak dur, bekle o zaman, Allah beni kendi gelsin giydirsin diye, cünkü Allah settardir de ve bekle dur ,gelipde seni bir giydiren olmadan, biri seni giydircekmi, ahmakligin lüzumu yok. Yine mesala köy kuyulari, yani serenli kuyudan su cekmek için, serene zincire kovaya yahut tulumbali kuyudan su cekmek için, tulumbaya ihtiyac var. Eger ben o vesileleri, yani yardimcilari kullanmazsam, her susadigimda, kuyuya inip, kuyudan direk icip, sonra kuyudan cikmam lazim gelmezmi. ve bütün köyün böyle kuyuya indigini cikdigni düşünebilirmisin. ve hadi sen indin icdin, kücük cocuklar nasil incekde icecek suyu, neymiş şeyh yokmuş vesile olamazsmiş, onlar kendini kurtarisnda başkalarini kurtarmaya kalsin diyen ahmaklar var.

Sana bu vaazimizin ulaşmasi için, yine internete, bilgisayara, yada laptopa, yada tablete, yine elektrige, yine kullanma bilgisine, yine okuma yazmaya, yine göze, yine akila, onlarin aklin ve gözün elin kolun calişmasi için, insan benzini yiyeceklere, o yiyecekleri ekip bicecek ciftciye, yine güneşe suya aya dünyaya,........... ihtiyacin var degilmi? hani vesile yokdu. Allahin kanunu yasasi bu, ahmak trottel .
Yani bir damla suyu vesilesiz aracisiz ve aracsiz icemezken, Allahin salih kullari nasil vesile olmasin.

Lan dangil angut ,peygambere iman etmen demek, zaten Allah ile araya peygamberin girmesi demek . eger peygambere iman etmzsen, imanin tam degil ,öyle olunca, Allah ile arana peygamber giriyorsa, bu dini sen peygamberden ögrendin ise, bir zamanlar insanlar o peygambere "sen kimsin biz senin peygamberligine inanmiyoruz" diyeneler vardi. yani O da, bu dini mübini, insanlara anlatmak için, inandirabilmek için neler cekdi. kuranin bir kitap nüshasi yok, öyle bir delil yok, peygamberin ben "ben peygamberin" demesine inandik. "bunlarda kuran ayetidir" dediklerinede kuran diye inanmadikmi zaten, ahmak adam. öyleyse, sen dini bile peygambersiz bilemezken, Allah dinini anlatmak için bile peygamberlerini meleklerini, Cebraili vesile kildiysa, sen niye "Muhammedi ve Kurani ve Allah i" daha iyi anlamak için vesile aramiyorsun. evet bircok şeyhin diyen mehdiyin diyne peygamberin diyen şarlatanlar var bu gün, amma hicbir zaman, görme duyusu alinmamiş akilli insan, siyah ile beyazi ayirt edecek kuvveden mahrum degildir, iyi ile kötüyü ayirt edecek bir firaset, her insana FITRATEN koyulmuşdur. o zaman kim gercek Allah adami, kim degil akilli bir insan, anlayabilir ancak kör cahiller bilemez, yani summun bukmun olmuş ahmaklar haric.

---oOo---

Allah da Vesile Kullanirmi?

Ve edebdendir ki: cocuk için "benim degil yaradanin" denilir. Halbuki Allah, o cocugun dogmasi için, beni vesile kildi ise, beni ona baba eylediyse, cocuk yeri gelir benim derim, amma ince düşününce yanliş anlamamalarin ve nazarin önüne gecmek için işde: "benim degill yaradanin" deriz. yaradaninmi benimmi o cocuk? ben tohumu attim, ve benim dedim, halbuki onun yartilmasinda, benim ne kadar emegim var. yine annesinin cok emegi var dersek, anneside yedi icdi karninda cocuk büyüdü, o yedikleri için bircok vesileler lazim degilmi. yine o zaman, Allah sünnetullahinda böyle vesileler kullaniyorsa, sana ne oluyorda ahmaklik edip, aracilari yardimcilari yok sayiyorsun . Bu ancak senin dangilligin, ve kurani yanliş anlamandir, o ayeti yalniş yerde misal gertiremendir, yani fatihadaki ayeti.

ve yukrdaki misaldeki terzi, "kumaşi ben kesdim" diyecekdir, halbuki omu kesdi, makasmi kesdi, yoksa makasinda, elinde, ayaginda, ve o kesen terzininde Rabbi olan Allahmi kesdi? evet ve Tasavvufa göre "la mevcuda illa hu " kurali geregi, Allahdan gayri bir varlik yok ise, makasdada Allah var, terzidede, elde ayakdada. öyleyse Allah kesdi, amma Allah o terzinin eli ile kesdi, o terzi ilse eli ile amma yine eli yerine makasla kesdi, oda bir vesile ve arac kulllandi, silsile halinde vesileler zinciri yani. ve onu vesile kildi, ve onunla o elbise ile bir adami setreyledi giydirdi . Hadi tohumu ekmede, bugdayi ekmede, bicmede, sana gökten hun insinde ye bakalim! işde böyle calişma gayret etme gökden incek diye birleri vercek diye bakarsan dünya etyopyanin durumu olur, ve sen öyle allah de dur calişam gayret etme, ve sana o zaman ancak dangillik yakişir.cünkü

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى


Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ.

"İnsan için ancak çalıştığı vardır." NECM Suresi 39. ayet

Fenâ-fiş-şeyh -Fenâ-fir-resul - Fenâ-fillah

Allah ne buyurdu "insan için ancak kazandigi vardir calişip cabaladigi, kazandigi vardir" ayetine ne mana vermek lazimdir.
ve Allaha yaklaşmak için vesileler aramamiz lazimmiş, birinci vesile sidretil müntehaya kadar gidebilen, ilk insan muhammed, ve en yakin giden muhammed. ve birinci vesile muhammed, peki bizi muhammede kim yaklaştircak, işde onlar peygemberin sünnetelrini, ne için ne sebeble yaptginin bir manasini bilen ve onlari ihya edip yaşayyip canli tutan alim insanlar ikinci vesile. ve onlari şeyh kabul etmek, ve onlarin yaptigini yapmak, işde bize muhammedi tanitir. ve muhammedden geriye bize kalan neydi "sünnet ve kuran ve onun ehli beyti yani onu en yakinen bilenler ve onlarin devam eden soyu" ve kuran ve sünneti yaşamak muhammedi bilmekdir. ve yani mesela, insan sevdiginin giydigi gibi giyme, sacini öyle kesdirme, öyle koku sürünme, öyle giyinme gibi sevdigi begendigi insani kendine örnek ve rehber edinme hali vardir veyani yeni yüzyül ifadesi il e onun fanlari olmak.ve Muhammedi rehber etcek olanda, onun yedigi gibi yiyip, giydigi gibi, veya onun neyi nasil yaptigini, ne için öyle yaptigini bilerek yapanlar, onun takip etmiş funlaridir, ve öyle olunca
Fenâ-fiş-şeyh: demek, çayin icndeki şekerin, kariştrilinca kaybolmasi, fakat icince onun, yani çayın tadi olmasi gibidir. ve şeyhde fani olanda, sanki o gibi yürür, o gibi söyler, o gibi giyinir,... ve böylece "O= şeyh", "şeyhde=O" olmuş gibidir çay ile şeker biribirine karişmişdir, yani ayirt edilemez hale gelmişlerdir.
ve yine şeyh eger, gercek şeyh ise, o ise o yaptiklarini, muhammed yapti diye yaptigi için, O şeyh dahi Fenâ-fir-resul:yani rasül çayında erimiş olan şeker gibidir, ve o muhammedi taklid etmekdedir. ve öyle olunca Rasulullah ise

Fenâ-fillah: makamindadir. Yani Allah da fanidir,yani her yaptigini, Allah öyle emrettigi için yapandir. o yüzden Ebu Hureyre radiyallahu anh bir seferinde, peygamberin her hareketini yazinca muhammed: "yaz ya ebu hureyre, benden Allahin emrettigi dişinda bir fiil vuku bulmaz." dedi. yani

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى

Ve mâ yentıku anil hevâ. İn huve illâ vahyun yûhâ.

Ve o, hevasından (kendiliğinden) konuşmaz. (O’nun söyledikleri), sadece O’na vahyolunan vahiydir.

NECM Suresi 3 ve 4. ayet


ve yine o veli olan Allah adamlari için kuranda buyrulurki:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَلاَ يَخَافُونَ لَوْمَةَ لآئِمٍ ذَلِكَ فَضْلُ اللّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَاء وَاللّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ

Yâ eyyuhâllezîne âmenû men yertedde minkum an dînihî fe sevfe ye’tîllâhu bi kavmin yuhıbbuhum ve yuhıbbûnehû ezilletin alâl mu’minîne eizzetin alâl kâfirîn(kâfirîne), yucâhidûne fî sebîlillâhi ve lâ yehâfûne levmete lâim(lâimin) zâlike fadlullâhi yu’tîhi men yeşâu vallâhu vâsiun alîm

MAİDE Suresi 54. ayet

Diyanet İşleri meali

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

MAİDE Suresi 54. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ شَرَّ الدَّوَابَّ عِندَ اللّهِ الصُّمُّ الْبُكْمُ الَّذِينَ لاَ يَعْقِلُونَ

İnne şerred devâbbi indallâhis summul bukmullezîne lâ ya’kılûn.

Muhakkak ki Allâh indînde canlıların en şerrlisi, aklını kullanmayan (taklitle yaşayan) sağırlar ve dilsizlerdir (ahmaklardir).

ENFAL-22 ayet

TAKLiDi iMAN - TAHKiKi iMAN

bu ayetde, öyle sünneti kurani anlamak, taklid ile olmaz, taklid yapila yapila taklidi imandan tahkiki imana ulaşmak icindir. önce şeyh taklid edilir, sonra onunla muhammed taklid edilmiş olur ,onunla ise, Allahin kainata koydugu yasalara uyulmuş olunur. yani o zaman büyük kitap yaşanmiş olur. büyük kitapsa gecenki sohbetlerde dedigimiz gibi sünnetullahdir. Allahin sünnetdir Ve FITRATTIR yasalaridir.ve insan bu ayet ilede düşünmeye, ve o taklid ettiklerimizi, tahkike gecirmek için, onlarin ne için yapildigini düşünüp bilmeye sevkeder.
ve gül mevsimi gecince yapraklarini döker toprak olur. oysaki aklini kullanan bir insan, oniki ay gül koklamk istiyorsa, o gül gül, gül actigi mevsimde actigi gül yapraklarini toplar, ve onlarin yagini cikarirki, o öz ve yagi, cebine veya evinin bir köşesine koyunca, ne zaman cani gül koklamak isterse, cikarip acip koklar. yani öyle salak salak, gül acinca bakarsan ve yagini cikarmak gibi akillilik yapmazsan, o yaprak dökünce, bir daha gül koklamak için, bir mevsim beklersin. ve muhammed bekaya göcdü, sen daha muhammed balindan tatmak için, onun yeniden dogmasini bekliyorsan, yani cenneti beklersen yanilirsin, oysaki o tohum verdi hergün ayri bir demde, ayri bir yaratiliş ile yaratilmada, cünkü rabbim öyle buyuruyor.


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ

Yes’ eluhu men fis semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.

Göklerde ve yerde olanlar, O’ndan isterler (dilerler). O hergün (her an) bir şe’n (ayrı bir tecelli, yeni bir oluş) üzerindedir.

RAHMAN Suresi 29. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّ أَرِنِي كَيْفَ تُحْيِي الْمَوْتَى قَالَ أَوَلَمْ تُؤْمِن قَالَ بَلَى وَلَكِن لِّيَطْمَئِنَّ قَلْبِي قَالَ فَخُذْ أَرْبَعَةً مِّنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ إِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلَى كُلِّ جَبَلٍ مِّنْهُنَّ جُزْءًا ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْتِينَكَ سَعْيًا وَاعْلَمْ أَنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ


Ve iz kâle ibrâhîmu rabbî erinî keyfe tuhyil mevtâ kâle e ve lem tu’min kâle belâ ve lâkin li yatmainne kalbî kâle fe huz erbeaten minet tayri fe surhunne ileyke summec’al alâ kulli cebelin minhunne cuz’en summed’uhunne ye’tîneke sa’yâ(sa’yen), va’lem ennallâhe azîzun hakîm

Diyanet İşleri: Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

BAKARA-260 ayet

Dagdan akip gelen irmaklar vardir,irmaklar nehirlere karişir, nehirler ise denizlere, denizler ise okyanuslara. yani dagdaki bir ölü kuş, o dagin suyuna karişinca, onun akip gelmesi o su ile olur, ucarak olmaz, ve gelirken ve geldigi irmakda, veya nehirde, veyada denizde, ordada olmazsa en son okyanusdan buhar olup yüze cikabilrse, sonrada yagmur olup, Allah onu dogacagi yeniden bitecegi yere rüzgari ile sevkeder, ve mikail aleyhisselam, rüzgarlari süre süre, o o kuşun suya karişip buharlaşip yagmnur olcak tanesini, incegi yere götürür. orda yagmur olur, topraga iner. ve orda ise. bitki olup bedenlere girip can olur. ve varmi bundan başka bir yol. hadi daga kuşu ezde at nasil geri gelcek ahmak, neden ez dedi, yani topraga suya kolayca karişmasi için. ve eridi cürüdü toprak ve suya karişdi, ve böylece yeni yerine vasil oldu. orda ise bir bedene girip yeniden can buldu.amma bu can yeni bir kuş amma bir hayvan veyada insan.

---oOo---

HiNDULARIN iNEGE TAPMA SAPMASI

Allah inegi yaratmiş, ve Allah, inekdede tecelli ediyor. yine köpegi yaratmiş, köpekdede teceli ediyor, amma bunun için , Allah, haşa inekdir olmaz. Allah, haşa köpekdir olmaz. Allah hepimizde tecelli ediyor amma, gel gelelim, ahmak hindu, işde bunu anlayamadigindan, Allah inekdede tecelli edince, onda tecelli ediyor degil, Allah, haşa huzur inekdir anlamiş, ve inege tapar olmuş. yani bir kücük nüans farki neleree mal oluyor yani.
Yani Allah her ne kadar inekde tecelli etsede, Allah , haşa inekdir olmaz, yahut insanda tecelli etsede, insan "halifeyi ruyu zemin" de olsa, insan haşa Allahdir olmaz veya Allah, haşa insandir da olmaz, "enel hak" yorumlamalarini, akillarin almadigi taraf, ve yanliş anlayanlar cok yani. cahil ve akilsizlari ahmaklari aklini kullanmayanlari kandirmak cok kolay, nitekim musa vakti akilsizlari, musa dagdan inesiye şeytan kandirip buzagiya tapdirmadimi?

PARAYA VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR

ve bugün neymiş F16 larimiz gece ucamiyormuş, ve bizim mühendisler, ona gece görüşü eklemişmiş. lan angut, kimi kandiriyorsunuz, nasrettin ne dedi "parayi veren düdügü calar" demedimi, sen iyi para verseydin iyi ucak alirdin, az para verip, ucuz ucak almiş ki, senin başindaki üc kagitcilar, işde böyle gece görüşü bile yok. yeni araba alanlar bilir, eger iyi para verirsen, camlari otamatik, direksiyon servolenk, bilmem halojen lambali, kapilar otamatik, daha bir cok extrasi olan arabada alabilirsin, yahut arabada takilcak yerler var amma, o cam otamatigi kapi otamatigi takilmamiş, ucuz arabada var. sen paradan haber ver, az paraya ucuz versiyon, iyi paraya en lüks versiyon, ve bunlar neymiş sanki Bu F16 larla bizi kaziklamişlar gibi lansediyorlar insanlara. cahili kandirmak kolay, gel bizide kandirda bakalim trottel beyinsiz dangalak. olabilir, bizimde bir tarafmiz belki kör sagir kalabilir, ama işde Allah o yüzden

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ شَرَّ الدَّوَابَّ عِندَ اللّهِ الصُّمُّ الْبُكْمُ الَّذِينَ لاَ يَعْقِلُونَ

İnne şerred devâbbi indallâhis summul bukmullezîne lâ ya’kılû


Muhakkak ki Allâh indînde canlıların en şerrlisi, Ahmaklardir yani aklını kullanmayan (taklitle yaşayan) sağırlar ve dilsizlerdir. veya ahmaklardir demiyormu.

ENFAL-22 ayet

TASAVVUF VE MÜRŞiDi KAMiL

işde gecenki vaazda nefsi kamile den bahsettik ve gelelim "mürşidi kamil" e yani kamil ve kamile fark nerede dişi ve erkek ve nefsin isimleri hep dişi isim raziye marziye buraya gelince hem dişi hem erkek yani hem kamil hem kamile var daha önce "nefsi raziye" ve "RIZA" makami var yani işde
insan ya içe dogru erer, bedenden içeri doğru seyri süluk edip, ice dogru erer ve dişi olur ve dogacak yeni versiyonu dişi yani kiz cocuk olarak dogar. yahutda, dişa dogru hareket edip, kainati okur fizik der tabiat ana der darwin der bilmem ne der ve dişa dogru okur büyük kitabi ve er olarak dogar, erkek cocuk olur onun yeni versioyonuda. yahutda öyle kamil kimseler vardirki, onlar hem ice, hemde dişa dogru gidebilir, istedigi zaman, ve ister oglan, ister kiz olarak dogabilirler. yani ya zekerli cikinilti, yada rahimli cukurlu dibe dogru. ve hal böyle olunca dibe dogru günahlari terketmek ile, ve dişa dogru kainatin dişin dogru ise güneşden ve muhammden dinden uzaklaşarak, yani günah işleyrek ilerler,son sinuir aşilirsa Allah muahafaza, ve en son kafir karanligi, ve zulumet ve kara kiş olurlar.
Tasavvuf işde bu içe veya dışa doğru yolculuğu talim eden din ilmidir.

ve mehdi aleyhisselam, hem ileriye dogru, hemde yakina dogru, sınırdır. yani geri döndüren gökdür. o yüzden rabbim, onun askerlerini ondan öteye gecmekden muhafaza eylesin. yoksa ondan ötede kaybolursunuz. gece 21 aralikdan daha ileri gidip, hep gece olursa, artik gündüzün hakkina tecavüz etmiş olur. yani en uzun gündüzde 1/3 yani en az sekiz saat gece,veya en uzun gecede 8 saat gündüz kalmak zorundadir bu allahin dünamiza koydugu büy<ük kitaptaki yasasidri sünnetullahidir. ve kadin ve erkeklikde, en az 7,65 tabancalidir, oda iki şarjör ile en az "merkür yani 13,316" veya "14 lü venüs" veya "7,65+7,65 =15,25cm, dünya" veya "mars 16" veya "17 li ramazan davulcusu" ....


Rabbim, mehdi cemaatine, ileriyede geriyede doğru, sınırı aşmamayı nasip etsin.

---oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 15 Ocak 2016 Cuma

Original Kar © glan

Kurandaki Takvimler - Hicret - Mekkenin Fathi - Haram Aylar

(Kar©glanin 8 Ocak 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ذَرْهُمْ يَأْكُلُواْ وَيَتَمَتَّعُواْ وَيُلْهِهِمُ الأَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Sadakallahul Aziym Hicr Suresi 3. Ayet Yani 153 veya 15/3

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَجَعَلْنَا مِن بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَأَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لاَ يُبْصِرُونَ

Sadakallahul Aziym Yasin Suresi 9. Ayet Yani 369 veya 36/9

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Zerhum ye’kulû ve yetemetteû ve yulhihimul emelu fe sevfe ya’lemûn
---oOo--- ---oOo--- ---oOo---

Ve cealnâ min beyni eydîhim sedden ve min halfihim sedden fe agşeynâhum fe hum lâ yubsırûn

Meali :

Onları terket (bırak). Yesinler ve metalansınlar (faydalansınlar) ve emel(ler) onları oyalasın (meşgul etsin). Fakat yakında bilecekler.

Sadakallahul Aziym Hicr Suresi 3. Ayet Yani 153 veya 15/3
---oOo--- ---oOo--- ---oOo---

Hem önlerine, hem arkalarına birer set çekmişiz ve böylece artık baksalar da, kör bakarlarda, göremezler.

Sadakallahul Aziym Yasin Suresi 9. Ayet Yani 369 veya 36/9
---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

وإن دماءَ الجاهلية موضوعة. وأوّلُ دمٍ أبدأ به: دمُ عامر بن ربيعة بن الحارث بن عبد المطلب

(Peygamberimizin Veda Hutbesinden bir kesit)

"Ashabim!"

Cahiliye devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in Kan davasidir.

ki o dava bizim tefsiri mealimiz ile

(Abdül Müttalip Harisden olmadir, Haris ise Rabianin Oglundan olmadir, Dava ise onun anasi Rabianin davasidir, yani peygamberimizden dört kuşak önce başlayan bir dava, ve o yüzden hicri aylardan birisine rabiul evvel ve digerinede rabiul ahir denilir, yani kan davasindan önce ve kan davasindan sonrasi denilir, yani hicri takvimden önceki en son arap takviminde kullanilan bilek taşi Rabianin kan davasi.)

( Hadis-i Şerif , Veda Hutbesi)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
(Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in tebasina (ona tabi olanlara) yeniden can ver . Daha önce İbrahim'e ve Tebasina verdigin gibi. Bunlar için (Bu ceşidliliği bize verdiğin için) bütün hamd ve teşekkürlerimiz sanadır.)

"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
(Allah'ım! Muhammed'i ve Tebasini (ona tabi olanlari) çoğalt. Daha önce İbrahimi ve tebasini (ona tabi olanlari) çoğalttığın gibi'. Bunlar için (Bu ceşidliliği bize verdiğin için) bütün hamd ve teşekkürlerimiz sanadır.)

Yolculugumuza başliyoruz :

Iyi bir gözlem yapan, ve her söylenene inanamayip hele bilhassa günümüz yalan dolan siyesitinde, uyumayan ve araştiran bir müslüman kardeşimin, tespit edip internete yazidigi bir makaleden ALINTI yapyiorum girişgah olarak:

Mekke 1 Ocak’ta Fethedildi Yalanı

Tarihi bir bilim olarak değil de bir çatışma aracı olarak ele alanlar sürekli yalan üstüne yalan üretirler. Çünkü bu insanlar için tarih doğru bilgiye ulaşma ve ders çıkarma aracı değil gerçekleri çarpıtarak kendi ideolojisine uydurma aracıdır. Belgeden bilgiye ulaşmak yerine bilgiye göre belge uydurma yolunu izliyorlar. Durum böyle olunca yalan üstüne yalan biniyor çoğu zaman da bu yalanlar birbiriyle çelişiyor.

Bu yalanlardan biri de ”Mekkenin fethi” olayıdır. Özellikle son yıllarda kendisine islami kesim diyen ama gerçekte islamla alakası olmayan siyasal islamcılar yılbaşına alternatif yaratmak için ”Mekke’nin fethi 1 Ocaktır” diyip ”Mekke fethi kutlamaları” diye bir şey çıkardılar. Bu durum cahilliğin ortaya çıkardığı bir komedidir. Akılları sıra yıl başını ”hristiyan bayramı ” olarak gördükleri için buna karşı bir ”müslüman bayramı” uydurdular. Cehalet paçadan akıyor. Hristiyanların dini bayramı olan ”Noel’in” 25 Aralık olduğunu ve yıl başıyla alakası olmadığını mı anlatayım yoksa Mekke’nin 1 Ocakta fethedilmediğini mi? Konumuz Mekkenin Fethi olduğu için Mekke’den devam edelim

Mekke hicretin 8. yılında Hz Muhammed tarafından fethedilmiştir. Tarihi açıdan bakarsak islamın arap coğrafyasında merkezileşmesi açısından önemli bir olaydır. Mesele Mekke’nin fethi değil ne zaman fethedildiğidir. Bu konuda da bir çok tarihi kaynak ( İbn İshâk, İbn Hişâm, Belâzûrî, Vâkıdî, İbn Esir, İbn Kesir, Taberî) Mekke’nin fethi hakkında 20 ramazan 8 tarihini vermektedir. Bu tarihte miladi takvime göre 11 Ocak 630 dur.

Şimdi cahil yobaz her yalanı ortaya çıkarıldığında ”hani ispatı nerde” diyecek. Sanki kendisi her konuda belgeli konuşuyormuş gibi üstelik 1 Ocak olduğunun ispatı yokken… Bu yalanı deşifre edelim.

Mekke’nin fethinin 11 Ocak 630 olduğunun ilk ispatı çok basit.Hicrî takvimi milâdî takvime çeviren on-line takvim çevirme kılavuzuda hicri takvime göre 20 Ramazan 8 yazıp miladi takvime çevirdiğinizde karşınıza 11 Ocak 630 tarihi çıkıyor.Online çevirme kılavuzu aşağıdaki linktedir:

https://www.islamicfinder.org/islamic-date-converter/

veya

https://www.islamicity.org/hijri-gregorian-converter/#

Daha açık ve net göstermek için 20 Ramazan 8 yazıldığında 11 Ocak 630 tarihi çıktığını göstermek istiyorum


Jan 13, 630
Al-Arba`a (Wednesday)

Eeee bu kadar mı belki hatalı çevirmiştir diyenler olacaktır. Bunu da düşündüğüm için devletin resmi kaynaklarında Mekke’nin fetih tarihinin ne olarak geçtiğine bakalım.

Beşiktaş müftülüğünün resmi sitesinde Mekke’nin Fethi hakkında şu satırlar yazıyor:

Tarih bazı kaynaklarda 11 Ocak 630 olarak geçmekte ve 20 Ramazan Hicri 8. yıl Perşembe’ye tekabül etmektedir.

Diyanet takviminde 1 Ocak sayfasında Mekke’nin Fethi olarak ifade edilmektedir. Ancak https://www.diyanet.gov.tr/yayin/basiliyayin/yweboku.asp?sayfa=30&yid=1 adresindeki siyer bilgisinde “f) Mekke’ye Giriş (20 Ramazan 8 H./11 Ocak 630 M.)” olarak verilmektedir.

Aşağıdaki makalede ise “Kollar Mekke’ye Girerken Takvim yaprağı, Hicretin sekizinci yılı Ramazan ayının on üçü Cuma gününü gösteriyordu. Gün henüz yeni ağarmıştı.” olarak geçmektedir. Hicri-Miladi çevirim programlarında da bu Hicri tarih 4 Ocak 630 Perşembe tarihine denk gelmektedir.

Peygamber Efendimiz döneminde rü’yetin, bu tür hesaplama programlarında ise kavuşumun esas alınması sebebiyle hesaplama programları, 1 gün öncesini gösterebilmektedir. Günümüzdeki hesaplamalarda da bu yaşanmaktadır.

Doğru olan tercihin 11 Ocak olması gerekir. İlgililerine duyurulur.

Alinti Yaptigim Makalenin sonu

Peygamber Efendimiz (asm)’in Muhammed ve Ahmed ismi Kur’an-ı Kerim’de beş defa geçmektedir: Dört defa “Muhammed” olarak, bir defa da “Ahmed” olarak
Muhammed olarak Al-i İmran Suresi, 144; Ahzab Suresi, 40; Muhammed Suresi, 2; Fetih Suresi, 29; Ahmed olarak da Saf Suresi, 6. ayette geçmektedir.

yine bir ALINTIDAN

ve bu demek olurki muhammed le ilgili 5 tane takvim vardir birinci takvim Al-i imran

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَا مُحَمَّدٌ إِلاَّ رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ الرُّسُلُ أَفَإِن مَّاتَ أَوْ قُتِلَ انقَلَبْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ وَمَن يَنقَلِبْ عَلَىَ عَقِبَيْهِ فَلَن يَضُرَّ اللّهَ شَيْئًا وَسَيَجْزِي اللّهُ الشَّاكِرِينَ

3/ÂLİ İMRÂN Suresi 144. ayeti yani birinci takvim ile 3144 veya 3/144

ikinci takvimde muhammedin zamani

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَكِن رَّسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا

Ve Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyine, ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ

33/AHZÂB Suresi 40. Ayeti Ahzab Suresi, 40 takvimi ikinci takvim yani ikinci takvim ile zaman 3340 ve bu ayette o sanilan mana degil bilhassa şu mana vardir:
Muhammed henüz bab bile olmmamişdi sizlerden bir adam gibiydi amma o Peygambner olmuşdu.....
yani peygamberimizin ne zaman peygaberlik geldigini gösteren takvim bu takvim ile ve oda 3340 veya 33/40 yani o takvimin başlangicindan 33 sene gecmiş ve muhammed kirk yaşina basmiş ve ayet kirkinci ayet ve o peygamber oldu diyor ayette.ve 33 sene icinde dört kuşak bir arada olur yani büyük dedenin torunu demek mesala: "oglunun oglunun, oglu" veyada "kizinin kizinin, kizi" veyada "kizinin oglunun oglu" yani veda hutbesinde gecdigi gibi Abdülmüttalip rabiadan dört kuşak sonrasi
(Peygamberimizin Veda Hutbesinden bir kesit)

"Ashabim!" Cahiliye devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in Kan davasidir.

ki o dava bizim tefsiri mealimiz ile

(Abdül Müttalip Harisden olmadir, Haris ise Rabianin Oglundan olmadir, Dava ise onun anasi Rabianin davasidir, yani peygamberimizden dört kuşak önce başlayan bir dava, ve o yüzden hicri aylardan birisine rabiul evvel ve digerinede rabiul ahir denilir, yani kan davasindan önce ve kan davasindan sonrasi denilir, yani hicri takvimden önceki en son arap takviminde kullanilan bilek taşi Rabianin kan davasi.)

( Hadis-i Şerif , Veda Hutbesi)

ve bu takvimde kullanilan 33/40 yani o takvimin başlangicindan 33 sene gecmiş ve muhammed kirk yaşina basmişve peygamber olmuş.

ücüncü takvim de ise
Hudeybiye Antlaşması
Hicretin 6. senesi, Zilkâde ayı. (Milâdî 628 ) diye rivayet oluyor halbuki Allah kuranda buyuruyorki bu takvim için

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَآمَنُوا بِمَا نُزِّلَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَهُوَ الْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ كَفَّرَ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَأَصْلَحَ بَالَهُمْ

47/MUHAMMED Suresi 2. ayeti ve Takvimler 472 yi gösteriyor veya 47/2 yi yani önceki takvimden bahsettik 33 sene gecince demişdik ve bu sefer ise o takvim 47 olunca yani 33 den sonra 47 ye kadar 14 sene var ve kan davasi rabianin kan davasindan 47 sene sonra demek bu, fakat peygamerimizin dogumu 571 ise ondan 33 sen önce Rabianin kan davasi başlamiş yani 538 de başlamiş
ve 538 den 47 sene sonra hudeybiye anlaşmasi yapailmiş bu ayette kafirlerle sulh yapti diyor yani "ve aslaha balehüm" sulh antlaşmasi meşhur anlatilan peygamberimizin, tükrügü ile, "Muhammedun rasullah yazan yeri silip de Hz Aliye tamam onlarin dedigi gibi yaz dedigi anlaşma yani

ve bir takvimde fil vakasi takvimi varki oda

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَابِ الْفِيلِ

105/FÎL Suresi 1. ayet

E lem tera keyfe feale rabbuke bi ashâbil fîl

Meali:

Senin Rabbin fil sahiplerine neler yaptı, görmedin mi
105/FÎL Suresi 1. ayet yani fil takvimine göre 1051 veya 105/1
yani fil takvimini sayan yildiz ve gezegen devrini öyle yavas yapiyorki daha fil vakasi oldugunda 105 sene olmus dogdugundan bu yana.

Yine bir alinti

Fil Vak’ası’nm vuku bulduğu zamana dair kaynaklarda verilen bilgilerde büyük farklılıklar vardır. 347, 552 veya 563 yılları yanında Hz. Peygamber’in bu olaydan sonra gelen on üç ile kırk yıl arasındaki bir tarihte doğduğu rivayetleri de bulunmaktadır. Yaygın olan inanış Hz. Peygamber’in doğumundan elli, elli beş gün veya üç ay önce. muharrem ayının çıkmasına on üç gün kala bir pazar günü vuku bulduğudur.
105/1 veya1051 : 105 =10,009 cikar yani 1 senesi güneşimizin etrafindaki bir turu 10,009 sene olan bir yildiz veya gezegen olmali bu takvimin kullnaildigi takvim. o gezegenin takvimine göre alinmiş yani öyle olunca takvim ne? kime göre takvim? merküre göremi, siriusa göremi, şira yildizina göremi, jüpitere göremi, kime göre haram ay denilincede, kime göre hudeybiye denilince cok farkli rakamlar meydan cikar yani. ve o zaman merkür yilina göre mekkenin fethine bakinca merkür peygamberimiz dogmadan 53 gün önce 105 sene olmuş ve birde bir gün gecmiş yani buj merkür olmaz bu fil Takvimi fil suresinin numarasi o zaman yani.
mercür demir yili demir takvimine göre yani demir yani mercur yani hadid suresinin takvimi demekdir ve haftanin Çarşamba gününün ismidir ve kainatin yartildigi zamandan itibaren 105 . Çarşambasinda işde fil vaksi olmuş yani fil takvimi hangi tarih kainat takviminde hangi güne rastlar onu gösteriri ve maddelrden en saglam dayaniklisina demir diyozve konstrukstion malzemesi yapiyoz, hayvanlardan en stabil, itince yikilmayan devrilivermiyen saglam duranina fil diyoruz degilmi. ve haftanin günleri pazar ile başlar, ve pazar sontag, yani güneş yaratilmiş ilk defa, ve sonnentag ve ikinci gün ay yaratilmiş, ve ikinci gün montag, ve ücüncü mars yaratilmiş, ve martedì fransiza, sali demekdir ve haftanin 3. gününü temsil eder, cünkü günler pazardan başlar, ve dördüncü gün ise haftanin ortasi ve, merkürün günü, ve fransizca mercredi, veya latince Mercuri, veya alamanca veya germence Tanri Odin, veya ingilizce tanri WODIN veya, wednesday , almancada ise althochdeutsch mittiwehha, ve yeni isimi ile Mittwoch, veya mitte demek, orta demekdir almancada, mitwoch, yani wochenin, haftanin ortasi, yani 7 nin ortasi 4 eder, ve dördüncü gün, yani mitwoch, mit der woche, hem öyle, hem böyle, hem pazartesiden başlayinca ortasi, hem pazardan başlayinca ortasi, hafta icinin ortasi olarak 3.gün, bütün hafta ile dördüncü gün demek olur. bu da demek olurki mercurde iki tane hafta var, kisa hafta, uzun hafta, yani yine farkli bir sistemi var onun takviminin.
yine Perşembe haftanin beşinci günü, ve Almanca donerstag yani, Tanri Donar (Thor) in günü, veya ingilizce Thursday, yani jupiterin günü, veya Taurus un günü, boganin günü, veya kizgin boganin günü, ve şeytanin günü, yani ispanyol tanrisinin günü, jueves in günü, yani Tanri Donar (Thor) yani, hani boga güreşinde torooooo derlerya, işde o "o tanri thor" Boga tanrisi demekdir, ve cuma haftanin altinci günü, ve Friday Venus günü, veya fransizca vendredi, ve alamanca Freitag, yani tatil günü, halbuki tatil biz müslümanlara, ve cuma ögleyin namazdan önce başlar, ve ve bizim müslümanlar bunu yapamamiş ahmaklarda, gavur dediklerin kural koymuş, cuma günü hafta biter, tatil olur demiş, davudoglu amcanizda kanun cikariyor işde, neymiş cuma namazi, iş saatine göre ayarlancak, lan ahmak, gavurca gavur adini friday koymuş, cogu firma cuma ögleyin biter, tatil olur avrupada, müminin diyenin yapamadigini, gavurca gavur uyguluyor, ve adinida o günün friday koymuş zaten, bizim dangalakda büyük marifet yaptim saniyor ögleyin tatili ayarladim diye.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِي لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

فَإِذَا قُضِيَتِ الصَّلَاةُ فَانتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِن فَضْلِ اللَّهِ وَاذْكُرُوا اللَّهَ كَثِيرًا لَّعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ nûdiye lis salâti min yevmil cumuati fes’av ilâ zikrillâhi ve zerûl bey’a, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn. Fe izâ kudiyetıs salâtu fenteşirû fîl ardı vebtegû min fadlillâhi vezkurûllâhe kesîren leallekum tuflihûn

CUMA Suresi 9 ve 10. ayet

Diyanet Meali :
Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz

CUMA Suresi 9 ve 10. ayet

ve hal böyle olunca biz yemekden sonra dua edilince, üstüne bir parca bir lokma daha yeriz o yemegin bereketi olsun diye, aynen kuran okundukdan sonra, başa dönmek babinda, fatiha okunmasi gibi, işde KIRIK lokma yemek , ve cumadan sonrada, rabbimiz, dagilin ve o günün, o haftanin bereketi olcak bir rizik arayin buyuruyor. bir fatiha okumak gibi, bir KIRIK lokma gibi yani

ve cumartesi haftanin son günü, ve fransizca Samedi, veya ingilizca saturday, yani satürn yani satürnün günü, yahudilerce sabbat günü, tatil günü yani, Allah kainati alti günde yaratti, yedinci gün tatil günü dedikleri gün, cumartesi calişmak yasak iken, buna yahdiler dahi uymamişlar, ve avusturyada itfaiyelerin üstünde silen vardir, ve Cumartesi ögle olunca, o silen öter, ve ayni bizim cumaya ögle başladimigimiz gibi, tatil ve sessizlik başlardi bu yeni sisteme girmeden önce, bütün marketler dükkanlar işyerleri kapanir tatil olurdu, ve calişmak yasakdi, ve ceza alirdi gürültü yapan, bugün burasida bozuldu malesef, artik marketler cumartesi günde akşama kadar acik, iyi oldumu? oldu amma, aynen yahudilerin başina gelen gibi, o gün balik tutmayin denmesine ragmen, oyun edip tutmalari sonucu ceza alanlar gibi, halbuki tek bu kuralin hakkiyla yaşandigi yer, avusturyaydi, silen yine ötüyor amma, yahudi paraci marketler yine acik, tamam yahudilerin işine geldigi gibi, benimde işime geliyor amma, Allah haram demiş, yasak demiş, ve şeytan bunuda yine cignetti, ve avusturyada bozuldu, bu kural artik hic bir yerde uygulanmiyor malesef , israili bilmiyorum amma orda oalbilir belki, yeryüzünde bir farzin, ayetin hükmü iptal edilmiş insanlarca, ve satürnün günü tatil olmasi lazim aslinda, cuma öglenden başlayip pazar gününe kadar. ve biz pazara pazar kurul,dguinda pazar derdik oda bozuldu, pazar heryerde farkli günlerde artik, dernek deriz, ve dernek dügün dombak günüdür bizde, ve pazar gerdek gecesi olur, ve dogumla dügünle başlayip ölümle biten insanlik yani.

işde Fil takvimi bu günleri gösteren takvimdir. ve ve fil suresini cözen o takvimin formülünü cözmüş olur.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا

rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ

“Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!


---oOo--- ---oOo--- ---oOo---

Kureyş elçisi Süheyl bin Amr, Resûlullahın huzuruna vardı. Önünde iki dizinin üzerinde diz çöktü. Peygamber Efendimiz ise bağdaş kurmuştu. Müslümanlar da çevresinde oturmuşlardı.

Süheyl bin Amr uzun uzadıya konuştu. Sonra Peygamber Efendimize sulh teklifinde bulundu. Peygamber Efendimiz sulh tekliflerini kabul etti. Bundan sonra sulh şartlarının müzakeresi yapıldı. Onlarda da anlaşmaya varıldı. Sıra anlaşma şartlarının yazılmasına gelmişti. Hz. Ali musalâhanın şartlarını yazmak üzere kâtip tayin edildi.

Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Ali'ye, "Yaz! "Bismillahirrahmanirrahim." dedi.

Süheyl bin Amr, buna itiraz etti. "Biz, Bismillahirrahrrıanirrahim'i bilmiyoruz. Sen böyle yazma!" dedi.

Resûl-i Ekrem, "Öyle ise nasıl yazalım?" diye sordu.

Süheyl, "Bismike Allahümme, yaz" dedi.

Kureyşliler, eskiden beri "Bismillahirrahmanirrahim" yerine "Bismike Allahümme"yi kullanırlardı.**

Peygamber Efendimiz, "Bismike Allahümme de güzeldir." buyurduktan sonra Hz. Ali'ye, "Haydi yaz: Bismike Allahümme" diye emretti. Hz. Ali de aynı şekilde yazdı.3

Bundan sonra Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Hz. Ali'ye şöyle yazmasını emretti:

"Bu, Muhammed Resûlullahın, Süheyl bin Amr'la üzerinde anlaşmaya varıp sulh oldukları, icabının taraflarca yerine getirilmesi kararlaştırılıp imzaladığı maddelerdir."

Kureyş heyeti başkanı Süheyl yine itiraz etti,

"Vallahi, biz senin gerçekten Allah'ın Resûlü olduğunu kabul edip tanımış olsaydık, Beytullahı ziyaretine mani olmaz ve seninle çarpışmaya kalkmazdık." dedi.

Peygamber Efendimiz, "Peki nasıl yazalım?" buyurdu.

Süheyl, "Muhammed bin Abdullah diye kendi ismini ve babanın ismini yaz." dedi.

Peygamber Efendimiz, "Bu da güzeldir" buyurduktan sonra, Tükrügü ile orayi sildi ve Hz. Ali'ye, "Yâ Ali, Muhammed bin Abdullah yaz" diye emretti.

---oOo--- ---oOo--- ---oOo---

585 ve o zaman Hudeybiye Antlaşması Hicretin 6. senesi, Zilkâde ayı. (Milâdî 628 ) degil Milâdî 585 yili eder.
yine ayni antlaşma takvimi için o yukardaki hadisde gecen olay "muhammedun rasulallah" ibaresi direk kuranda gecer Fetih Suresi, 29.ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاء عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاء بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا

48/FETİH Suresi 29. ayet ve yani dördüncü takvim ile 4829 veya 48/29 önceki takvime göre 47/2 ydi buna göre ise 48/29 yani yine kan davasindan tam 48 sene 29 gün sonra yani yeni seneden 29 gün almiş demekdir bu da. ve Miladi 585 ve hicri yeni yildan 29 gün almiş, yani muharremin 29 u demek olur, o sene muharrem 29 cekmiş.

ve son takvim miladi takvim hesabi karmakarişik yapiyor ve diyorki ayette

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذْ قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُم مُّصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْتِي مِن بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ فَلَمَّا جَاءهُم بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ

61/SAFF Suresi 6. ayet
Ve iz kâle îsebnu meryeme yâ benî isrâîle innî resûlullâhi ileykum musaddikan li mâ beyne yedeyye minet tevrâti ve mubeşşiren bi resûlin ye’tî min bagdîsmuhû ahmed(ahmedu), fe lemmâ câehum bil beyyinâti kâlû hâzâ sihrun mubîn

Meali:

Ve Meryemoğlu İsa (A.S) şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Muhakkak ki ben, iki elimin arasindaki Tevrat’ta olan herşeyi tasdik eden bir peygamber olarak, size bir Rasülden müjde ve haber vereyimmi: Benim ismim O nunki ile anilcak olan, o rasule ben hamd yani cok teşekkür ederim. Fakat o onlara her konuda bilgi ve beyyineler (mucizeler, deliller) getirdiği zaman, onlar:" Bu apaçık herşeyi bilen bir sihirbazdir.” diyecekler.
61/SAFF Suresi 6. yani saff suresi en saf olana safiye denir, ve safiye demek saf su zemzem demekdir. yani tadi, rengi, kokusu olmayan, ve fakat bizlere cok faydali bir su, zemzem, ve saff demek zemzem suyu demek, ve bu sure 61. sure, ve su suresi, ve su takvimine göre, yan i nuh takvimine göre, neptüne göre 616 senesi, yani ve burda gecen, benim ismim onunki ile anilcak diyor, isa kiminle anilir, muhamedle degil, muhammed dahi dediki, isa ile mehdi namaz kilcak diye andi bize, yani o gelcek rasul mehdidir, ve ve bu mehdinin zamani için anlatilan takvim, Nuh aleyhisselam yildzinin takvimi ile, 61 seneyi 6 gün gecince o gelcek, yani mehdi gelecek, yani neptün yili ile yani.Neptün, Güneş'ten ortalama 4.5 milyar km uzaktadır ve Güneş çevresinde bir turunu 164.79 yılda tamamlamaktadır. 12 Temmuz 2011 tarihinde Neptün, 1846'daki keşfinden sonra henüz ilk turunu tamamladı.

ve hicret hudeybiyeden 6 sene öncesiyse o zaman hicret miladi takvim ile
buna göre ise 48/29 yani yine kan davasindan tam 48 sene 29 gün sonra, yani yeni seneden 29 gün almiş demekdir bu da. ve Miladi 585 ve, hicri yeni yildan 29 gün almiş, yani muharremin 29 u demek olur. o sene muharrem 29 cekmiş dedik. öyle olunca hicret hudeybiyeden 6 yil 29 gün öncesine tevafuk eder, oda 585-6=579 ve hani nerde kaldi muhammed 571 dogdu hikayesi, dogdu ve 19 yaşinda hicretmi etti peygamber olmadan daha,yahut bu takvim hangi takvim o zaman, ve muhammed suresi 1. ayet demek kuraninin siralamasina göre 471 veya 47/1 MUHAMMED Suresi 1. ayet. yani peygamber miladi 471 de dogmuş ve fakat yine muhammed suresinde muhammed ismi, ikinci ayette gecer, öyle olunca 472 olur ve rebiul evvelin 12 gecsi dogmuş, yani kan davasi ayinin önceki ayin 12. gecesi , eger o veda hutbesinde gecen, rabia abdülmütalibin oglunun bilmem kimin davasi olsa, hic rabiul evvel diye bir ay ismi olurmu, halbuki muhammed dogmadan daha o aylara rabiul evvel, rabiul ahir diyorlarmiş .yani kan davasi dört kuşak önce başlamiş.
ve böyle olunca isa takvimine göre zaman muhammedin dogumunu 472 diyor ise bu kullandigmiz miladi güneş takvimide yalniş o zaman demekdir, yahutta bu takvimde miladi takvim degil, isa takvimi degil demekdir, cünkü miladi takvim ile 472 de dogupda 585 de hudeybiye olduysa o zaman aradaki zaman 113 sene eder, o zaman bu 113 sene hangi takvime göre demek olur ,
ve kuranda muhammedin dogdugu 571 e gidelim veya 57/1 e gidelim

57/HADÎD Suresi 1. ayet te

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Sebbeha lillâhi mâ fîs semâvâti vel ard(ardı), ve huvel azîzul hakîm.

Semalarda ve arzdaki herşey Allah’ı tesbih etti (ve etmektedir). Ve O; Azîz’dir, Hakîm’dir.

ve bu ayet ise Hz Ademin yartildigi vakti verir, yer gök ona secde etmişdide "Semalarda ve arzdaki herşey (O Allah’ı yani Halifeyi ruyu zemin olan Ademi Allahin yeryüzündeki halifesi veya vekilini) tesbih etti, bir Azazili müstesena, oda işde ondan sonra şeytan oluvermişdi zaten, ona direnen direnc gösteren demir oluvermişdi.öyle olunca merkür yili ile 571 de de, yani demir yili ile 571 de Hz Adem halkoldu ve fakat ona secde edin emredildigi tarih yani, can üflendikden ve isimler ögretildiken sonrasi yani.

ve haram aylar meselesine gelirsek

nerden cikdi bu zilkade haramdir hikayesi hadi zilhiceyi biliyozda zilkade nerden cikdi

haram aylar nelermiş ve sebebi kuran göre neymiş bakalim:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَسْأَلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ فِيهِ قُلْ قِتَالٌ فِيهِ كَبِيرٌ وَصَدٌّ عَن سَبِيلِ اللّهِ وَكُفْرٌ بِهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَإِخْرَاجُ أَهْلِهِ مِنْهُ أَكْبَرُ عِندَ اللّهِ وَالْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِ وَلاَ يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتَّىَ يَرُدُّوكُمْ عَن دِينِكُمْ إِنِ اسْتَطَاعُواْ وَمَن يَرْتَدِدْ مِنكُمْ عَن دِينِهِ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَأُوْلَئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَأُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ


Yes’elûneke aniş şehril harâmi kıtâlin fîhi, kul kıtâlun fîhi kebîr(kebîrun), ve saddun an sebîlillâhi ve kufrun bihî vel mescidil harâmi ve ihrâcu ehlihî minhu ekberu indallâh(indallâhi), vel fitnetu ekberu minel katl(katli), ve lâ yezâlûne yukâtilûnekum hattâ yeruddûkum an dînikum inistetâû ve men yertedid minkum an dînihî fe yemut ve huve kâfirun fe ulâike habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhirati, ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn

BAKARA Suresi 217. ayet

Diyanetin meali

Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.

BAKARA Suresi 217. ayet

Bir defa haram aylar araplara göre degil allaha göre haram olan aylarmiş. o yüzden ya, zaten yanilgi. ve araplara göre haram aylari alinca, işde ortaya bu dangalalaklik cikiyor. cünkü haram olmasinin sebenlerinden birisi Allah’ın yolundan alıkoymakmiş bu ayete göre, ikincisi küfür yani inkar ettrimek için yapilanlar, yani neden Amerika her sene ramazanda recepde savaş başlatiyor dedik, ne yapti müslümanlarin arasini kariştirdi, fitne cikardi, müslüman müslümana savaş acdi, ne oldu küfür oldu, Allahin savaşmayin emirine ihlal. yani haram ayin sebebi, kim mümin kim kafir ayirmak için, yani o da nedemek derseniz, aynen boynuzlu ile boynuzzsuzun ayrilmasi gibi, yani kim zararli cibilliyat, kimde faydali koyun kuzu belli olsun diye. inegin terör yaptgi nerde görülmüş, kafirin eline boga gecse, onuda kafir yapican diye ugraşir. ve boga inek faydali iken, bogaya aam öldürten veya bogaya savaş acan ispanyol gavuru gibi. cünkü Allah Sigirin dişisinde inegede, erkeginede boynuz vermiş. gerekirse kendini savunsun diye. amma koyunda boynuz yok, kocda var, koyun gibi olursan, ancak kafa toslarsin belki, senden bir zarar ziyan görülmez, koc ise koyunlarini savunsun diye Allah ona boynuz takmiş. ve işde kafir, müslümani müslümana savaşdiriyor. artik eski huyunu birakdi, ve hani dag kecileri vardir, sendin benidim diye, tossssss diye carpiyorlar birbirine. dangalak oda keci sende kecisin, neyin fazla eksik, yok olmaz ben baş keciyim diyecek . lan angut sende müslümansin oda müslüman niye savaşiyon desen, ben üstün müslümanin diyecek , ben üstün hocayin ben üstün alimin demek için işde.
ve ücüncü sebeb sizi haram işleterek mesciderden kovdurmak isteyenler, yani alkol alan mescdimize yaklaşmasin dedi muhammed, ve size alkol aldirir şeytan ve askerleri, ve böylece mescide girmeniz haram olur 40 gün.
hic muharrem haram olurmu Allah haram ayda savaşmayin desinde, musasi firavunla savaşsin, nuh dalgalarla savaşsin,muharrem haram ayda hz hüseyin niye kerbelaya gitdi, ne yapmaya gtiitiydi oraya. bu ne tezat degilmi, Ve mekkenin fethi, muhammed mekkeyi fethetmeye gitmedi, hac etmeye gitdi, ve o yüzden ertesi yila birakildi zaten, ve öyle mevsim hac mevsimiyimiş, ve hic muhammed, zilhiccede, hram ayda, hac mevsiminde mekkeye, savaş acabilirmi, Allahin haram dedigi aydan habersizmiymiş, hani araplarda zaten haram ayidida o aylar, muhammed arabi degildide avrupalimiydida, zilhiccede savaş olmayacagini bilmiyordu, nerde bu 1 ocakda mekkenin fethi diyenler. bu kadarmi cahilsiniz ya. zilhicenin haram oluş sebebi kabe tavaf edildigi için. yine ramazan haram ay, cünkü oruc tutuldugu için, yine recepde haram, allah benim ayim dedigi için, yine şaban haram ay, muhammed benim ayim dedigi için. peki hadi pazartesi ben dogdum dedi muhammed, şabanda ne olduda, muhamed şaban benim ayim dedi o zaman.o zaman muhammed şaban ayinda dogduki benim ayim dedi. biz demezmiyiz dogum günü yaklaşinca, benim ayim yaklaşiyor diye. muhammed neden benim ayim şaban dedi, yani işde dogum ayi da rebiul evvelin 12 side degilmiş yani, şaban ayiymişki benim ayim dedi.
ve haram araba şaraba türke göre olmaz, ahmak müslüman, haram Allaha göredir. ve Allahin yasak dedigi haramdir. cünkü ramazan hram ay olur, oruc var zaten, müslüman oruc tutunca gücsüz kaliyor, birde savaşipda, ölüp yok olup gitsinmi. yine şaban hakeze recep hakeza. ve yine zilhicce ise hac mevsimi, millet savaşirsa kim haccetcek kabeyi, zilhicce haram cünkü hac ritueli var yani, bunlarin ziddi, allah yolundan alikoymak geciyor ayette, yani kafirler bunlarin ziddi ile muamele eder o aylarda diyor rabbimiz. ve haram neye göre haram konusuna, ben mesala, "bu gece dedigimde" bir gece için, ve ben eger mesela japonyadaysam, bende gece iken, git batiya dogru var, amerikaya mesala orda gündüz, veya ben sonbahar dedim, "mevsim sonbahar iken dedim" bizde sonbahar amma git güney kutbuna orda ilkbahar .
yine ben bugün dedim, mesala bizde bugün iken, daha amerikada yeni gün girmedi belkide, o zaman araba göre, türke göre haram olmaz. haram Allahin yasakladigdir, arabin türkün yasagi degil, ve yine bende yilbaşi kişin ortasi iken, brezilyaya git orda yaz, yine sana bana öldürmek yasak iken, git bir öldürücü mikropa sor, ona göre helal, o zaman haram ay ne? kime göre haram, veya neye göre haram?

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

شُّهُورِ عِندَ اللّهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِي كِتَابِ اللّهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمَاوَات وَالأَرْضَ مِنْهَا أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ فَلاَ تَظْلِمُواْ فِيهِنَّ أَنفُسَكُمْ وَقَاتِلُواْ الْمُشْرِكِينَ كَآفَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَآفَّةً وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ مَعَ الْمُتَّقِينَ

TEVBE Suresi 36. ayet

İnne iddeteş şuhûri indallâhisnâ aşera şehren fî kitâbillâhi yevme halakas semâvâti vel arda minhâ erbeatun hurum(hurumun) zâliked dînul kayyimu fe lâ tazlimû fîhinne enfusekum ve kâtilûl muşrikîne kâffeten kemâ yukâtilûnekum kâffeh(kâffeten), va'lemû ennallâhe meal muttekîn

Diyanet Meali :
Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.

TEVBE Suresi 36. ayet

koyunluk güzel elinden dilinden zarar gelmezde, ya birde gavurun biri cikarsa karşina, boynuzsuz ignesiz mizraksiz oksuz ne yapacan, kayun sürüsü müslüman işde koyunluk mümin kadinlara yakişir, koyunun bile erkeginde boynuz var, arinin erkeginde igne var, ve savaşmanin cihadin caiziyeti, zor durumda kendini savunmak için, amma gitde duran adami ödür diye degil. duran adami ödüren aslan kaplan kedi köpek timsah, bunlar zararli mahluk cibilliyati,onlardan ya tam mümin olmaz, olsada aynen erkek koyun gibi olanlar sürüyü korumak için olur, en azindan dişisi saldirgan degil, onlar yani kafirler münafiklkar mücrümler...madalyonun siyah tarafi günün gece kisimi, mevsmin kiş kismi, yemegin aci tarafi, mümin ise koyun gibi inek gibi süt gibi bal gibi faydali olanlar, digerleri onlar ise, civa gibi zehirli fayda vermedigi gibi birde zararli olanlari var yani.

Rabbim müminleri müslümanlari mehdi askerlerini, koyun sürüsü olmakdan da muhafaza etsin, cünkü gelen o yana sürcek,giden bu yanna sürcek yani, veya timsah gibi zararli , durani hart diye yutmakdanda korusun, faydali ve zararli ,mümin ve kafir, biraz iyi veya münafik veya mücrüm, müfsid ..... cibilliyat farki yani

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا

rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ

“Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!



---oOo---

أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 8 Ocak 2016 Cuma

Original Kar © glan

El insan ve Kainat Fıtrat Üzre Yaratılmıştır

(Kar©glanin 2 Ocak 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّي بَرِيءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ وَتَوَكَّلْ عَلَى الْعَزِيزِ الرَّحِيمِ

Sadakallahul Aziym Şuara Suresi 214 - 2015 - 2016 - 2017 . Ayetler

فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا فِطْرَةَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا لَا تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Sadakallahul Aziym Rum Suresi 30. Ayetler

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve enzir aşîratekel akrabîn. Vahfıdz cenâhake li menittebeake minel mu’minîn. Fe in asavke fe kul innî berîun mimmâ ta’melûn. Ve tevekkel alâl azîzir rahîm.

Sadakallahul Aziym Şuara Suresi 214 - 2015 - 2016 - 2017 . Ayetler

Fe ekim vecheke lid dîni hanîfen, fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâhi, zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseran nâsi lâ ya’lemûn

Sadakallahul Aziym Rum Suresi 30. Ayetler

Meali :

Önce en yakın akrabanı uyar. Seni izleyen takip eden mü'minlere, kol kanat ger. Eğer onlardan, sana asi olanlar olurlarsa (emrine isyan ederlerse), o zaman: “Muhakkak ki ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım.” de. Ve Azîz ve Rahîm olan (Allah’a) tevekkül et. veya kendine izzetli bir anne edin (yeniden doğ amma, kendine yeniden doğacağin izzetli bir anne sec).

Sadakallahul Aziym Şuara Suresi 214 - 2015 - 2016 - 2017 . Ayetler

O halde sen yüzünü, bir hanîf olarak dine, Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata çevir. Allah'ın yaratışında değiştirme olamaz. Doğru ve eskimez din işte budur. Fakat insanların çokları bilmiyorlar. (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
Bizim Mealimiz:
Allah Bu dini insana koydugu, yani halifesi insana koydugu vecih ve suret üzerine yaratti. yani, büyük kuran kainat, onun kücük versiyonu insan, ve Allah kuranda ne varsa insana koydu, ve yine kainatta ne varsa insana koydu, ve onada FITRAT dedi, yani yaratiliş hikmeti dedi, ve din, bu FITRAT üzerine bina edilmişdir. (kendini ve nefsini bilen, rabbinide bilir, cünkü rabbi onu, kendi vechi üzre yaratti), ve bu din bu FITRAT üzre kaim olcak ayakda durcakdir , sakin ola bu FIRTATI, yani kainati alemin haritasi insan bedenini bozmayin, ona üc kol, beş bacak, dört göz,veya bir kulak icad etmeyin, cünkü din, veya kainat, bu suret üzerine imar edillmişdir, o bozulunca bilinki kainat tepenize yikilcakdir, kiyametiniz kopacakdir, fakat insanlardan cogu bunu bilmezler.

Sadakallahul Aziym Rum Suresi 30. Ayetler

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.”

(Hadis-i Şerif - Buhârî, cenâiz 92; Ebû Dâvut, sünne 17; Tirmizî, kader 5)
--O--

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”

( Hadis-i Şerif , Muvatta, Husnü'l Halk, 8 )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
(Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in tebasina (ona tabi olanlara) yeniden can ver . Daha önce İbrahim'e ve Tebasina verdigin gibi. Bunlar için (Bu ceşidliliği bize verdiğin için) bütün hamd ve teşekkürlerimiz sanadır.)

"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
(Allah'ım! Muhammed'i ve Tebasini (ona tabi olanlari) çoğalt. Daha önce İbrahimi ve tebasini (ona tabi olanlari) çoğalttığın gibi'. Bunlar için (Bu ceşidliliği bize verdiğin için) bütün hamd ve teşekkürlerimiz sanadır.)

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّاهَا

Sadakallahul Aziym ŞEMS Suresi 7 - 8 - 9. ayetler

Ve nefsin ve mâ sevvâhâ. Fe elhemehâ fucûrahâ ve takvâhâ. Kad efleha men zekkâhâ.

Meali :

Ve nefislere hangi istidat (yetennek ve FITRAT) üzre yaratildgini bildirene yemin olsunki , o onlara istidati üzre, uzakda durmayi ve karanlik ve günahi ve kötü olmayi secmeleri gerektigini, veya da mukarrebden yani yakin durnlardan olmnasini ve yakin bilgisine sahip takvali kul olmalarini ilham edip ögretendir. Kimlerde bunu bilir,ögrenirse kurtuluşdadir.

Sadakallahul Aziym ŞEMS Suresi 7 - 8 - 9. ayetler

Çokdandir söyledigimiz, kainati alemin haritasi, insan bedenidir. ve Allah insani kendi suretinde yaratti deyince, kainatida kendi suretinde yartatti manasi otamatik olarak aciga cikar, ancak demişdikki " La mevcude illa hu" yalniş anlamamak lazim. Eger Kiyamet varsa, kainat en sonunda dürülüp yok edilcek ise, "Evren yani kainat, Allahdir" gibi mana, öyle olursa, Allah kainati yok edince, kendinimi yok edicek diye bir soru ortaya cikar. Yahut " enel Hak" ile insan Tanridir manasi cikmaz. Hadi Tanri isen, Harcini, Allahin malezmelerinden almadigin, kainatta olmayan bir nesne halkette görelim, elmayi armutla kariştirmak, dometise balik aşilamak, yaratmak degildir, ancak FITRATI bozmakdir. Eger böyle bir tanrilik iddian varsa senin, ey ahmak deccal, HARCI, Allah malzemesi olmayan bir nesne birşey icad etde görelim. sen bir defa, kendin Allah mamulusun, Allah mamulu olan birinin Tanriligi, bana cok komik geliyor. Bu ancak, senin dangalakliginin meydana cikmasi demek. cok ahmak oldugun belli oluyor.
Bizlerden her biri, sende dahil, bende dahil, hepimiz, ancak olsak olsak, Allahin bazi fiillerinin barizce aciga cikdigi, amma tam manasi ile bile degil, cüz i bir miktarinin aciga cikdigi, yeryüzündeki "Allahu Teala" nin halifeleriyiz,
ne diyor rabbimiz "bazisina kötülügü ilham eder, bazisina isa takva ve iyiligi" yani "feelhmehe fücüraha ve takvaha" yani öyle sadece tatlidan mamul degil bu dünya, acisida var tuzlusuda, yani yine bu dünya öyle sadece mümin ve imanli kimselerden oluşmuyor, cünkü bilim adamlari göge bakmişlar, ve yildizllari ve sistmeler için aydinlik materia yani aydinlik madde diyorlar, ve kainatin cok kismini ise yine karanlik enerji dedikleri bir madde kapliyor. ve bu karanlik denen şeyin ne oldugunu bile bilmiş degiller daha, karanlik nedir bir maddemidir nedir o?

Ve Rabbimiz işde her şeyi zevciyle yaratmişdir, ve aci ile tatli, ak ile kara, uzun ile kisa, dogu ile bati , kuzey ile güney, ölüm ile yaşam, soguk ile sicak,..... ve bunlarin toplamindan dünya mamur oluyor, yoksa Allah bu kadar türü niye yaratti deyince, insani akillandirmak için, onun, onlari okuyupda işde insanliga ermesim için "kamil insan" olmasi için.

Kamil insan Nedir Deyince:

"Nefsini bilen rabbini bilir"deki mananin aciga cikmasi demekdir. ve insan, Allahu Tealanin suretinde olunca, dedikki bazi insanlarda bir sifat veya iki sifat aciga cikmakda, digerleri pek bariz olmamakda. işde , insani kamil demek : Allahu Tealanin bütün isimlerinin, veyahutta en azindan 99 esmaül hüsnasinin aciga cikdigi ve bunlari bilip, üzerinde tezahür ettigi insana, bizler işde Kamil insan diyoruz. öyle sadece rahim ve rahman, ve yani cok merhametli olmak kamil olmaya yetmiyor, ve bazen Allah kes deyince, kesebilcek cesaretde, öldür deyince, cebbar, ve bazende kızan celalli, ve bazen müşfik, bazen yardım eden elhayr ismi, bazen eşşer ismi, bazen eddzar ismi zarar verebilen(bütün mikroplar gibi) bile, öyle uysal koyun ile mamur degil dünya, koyunu bu dünyaya koyan Allah nice zararli mahluk dediklermizide koymuş, ve onlara da zarar vermeleri için vahyediyor, git falanci aasiyi öldür diyor, git filanci aasiyi yarala diyor, falanci aasiyi ye diyor, yani Adzaar, öyle kuzu gibi mümin ve müslümanlarla ve müslümanlikla bu dünya mamur olmaz.
anlatilirki bir KISSA da
Bir gün Kurt(veyahut Köpekde olabilir) ile Leylek arkadaş olurlar, ve derki Kurt bir gün: "yarin bana misafir gel, ben sana yediren iciren" der.
ertesi gün olur ve Leylek Kurta misafir olur, masal ve hikaye bu ya, kurt corba pişirimiş, ve bir tabaga koyup servis yapar, daha dogrusu yal yer, köpek yali veya corba yani. ve onada ikram eder, fakat kurt corbayi, corba tabagindan şapaur şupur icerken, leylegin didegi uzunca oldugundan, o tabaga didegini daldiramadigindan, icmek için ne kadar caba harcasada, bir türlü icemez. ve teşekkür edip kurtun yanindan ayrilirken, oda derki "yarinda sen bana misafir ol gel" der,
ve ertesi günde kurt Leylege misafir olur, ve Leyekde corba pişirmiş, amma onun kabi kacagi farkli, ve o corbayi bir vazo gibi canagin icine koymuş, ve Leylek vazodan corbasini şapur şupur icer, bu sefer , ve kurt ise vazodaki corbayi icmek için ne kadar cabalasa da icemez, agzinin yapisi ona müsait degildir. ve hal odur ki anlarlarki kurt ile leylek dost olunca, onlarin bazi özellikleri, onlari farkli kilan özellikleri, onlarin ahbabligini sanki engeliyormuş gibidir ve istidat ve FITRAT meselesi yani.

ve öyle dünyayi fethetmeye cikan bazi ahmaklara duryulur, dünyadaki hiristiyanlar ve yahudilerde, Allahin bereketindendir. onlarin olmasida rahmettir, olmamalari azab olur. aynen Leylegin bir istidati yaratiş ve FITRATI, ve dünyamizda bir görevi oldugu gibi, kurtunda ayri istidati ve FITRATI ve görevi vardir. insanlarinda kainatinda, ikisinede ayri ayri ihtiyaci vardir. öyle Leylek olmayiversin olmaz, bunu bugün anlamak, belki eskisine nazaren cok daha kolay yani, o yüzden Rabbimin yarattigi bu ceşitliligi bozmaya kalkmayin, ey liderlik davasi güden ahmak liderler. müslüman-kafir savaşi cikarmak için ugraşan beyinsiz ahmaklar.
bibere nasil aci cok yakişiyorsa, elmaya ekşilik, karpuzada, Allah tatlilik vermiş. onlardada o cok güzel yakişiyor , öyleyse niye sen, rabbimin taksimini bozuyorsun ahmak adam. niye FITRATA ters davaraniyon. Rabbim demiyormu, "bu kainat ayakda kalirsa, ancak FITRAT dini üzre ayakda kalir" demiyormu baştaki ayette. hiristiyanlarin bir cibilliyatlari var, onlar ona elverişli, yahudiler başka bir grup ve ciblillyattalar, onlarda ona elverişli. bu dünyadaki bir ot bile boşuna degilse, bunca yahudi boşunami can taşiyor? yahut bunca müslüman boşunami can taşiyor, ters mana ile yani. Ahmaklik tavanlarda, hemde böyle bir cagda, yaziklar olsun sizlere.
ve Allah "bazisina kötülügü ilham eder, bazisina isa takva ve iyiligi" yani "feelhemehe fücüraha ve takvaha" yani kurta tilkiye öldür cal veyas mikkroplara öldürün diye emredioyr,ve böylece yaşamaya devam edin diye ilham ederken, kuzuya koyuna, verimli faydali ol diye vahyediyor. yani hangisi kötü kurtlar olmasa dünyadaki carkin birisi bozulur. bunu bilmeyen ahmak kaldimi hala. yani bir karinca türünün bile yok olmasi, carkin zincirlerinden birinin kirildigini gösteriyor, ve kiyamete dogru gitdigimizi gösterir bütün bu kayiplar.

Gece bir gece boyu nöbet tutup, gece olunca, yorulur bitap düşer, ve sabah olunca nöbetini gündüze devreder. ve hic kavgasiz gürültüsüz. yine gündüz bir gün boyu yorgun düşünce, akşam olur, ve geceye nöbeti devreder ve cekilir, hic kavgasiz dögüşsüz. bak bu sene kiş gec geldi, bazi yerlere gelmedi bile, hic yaz yerini kişa birakmazsa bu dünya mamur olabilirmi? yine tam tersinde de ayni sonuc ortaya cikar. öyleyse tesadüf eseri bir karinca bile dünyaya gelemezken, her bir canli, Allahin ayri bir ismi ve sifatinin tecellisi oldugu bir varlik. ve onlardan bakip bizler işde, dünyayi mamur etmekle sorumluyuz. ve dünya mamur olunca yine bizlerin faydasina yani, öyle olunca, sanirmisin bir cöpüne, bir bakterisine, bu kadar özen gösteren Allah, insan gibi aziz bir varligin, bu hiristiyan, bu yahudi bu müslüman diye öldürülmesine razi gelsin.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مِنْ أَجْلِ ذَلِكَ كَتَبْنَا عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنَّهُ مَن قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا وَلَقَدْ جَاء تْهُمْ رُسُلُنَا بِالبَيِّنَاتِ ثُمَّ إِنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم بَعْدَ ذَلِكَ فِي الأَرْضِ لَمُسْرِفُونَ

Sadakallahul Aziym MAİDE Suresi 32. ayet

Min ecli zâlik(zâlike), ketebnâ alâ benî isrâîle ennehu men katele nefsen bi gayri nefsin ev fesâdin fîl ardı fe ke ennemâ katelen nâse cemîa(cemîan) ve men ahyâhâ fe ke ennemâ ahyen nâse cemîa(cemîan) ve lekad câethum rusulunâ bil beyyinâti summe inne kesîran minhum ba’de zâlike fîl ardı le musrifûn.

Meali:

İşte bundan dolayı (Tevrat’ta) İsrailoğullarına şöyle yazdık; Kim bir kişiyi, yeryüzünde bir fesata karşılık olmaksızın öldürürse, muhakkak ki o bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de (bir kişinin hayatını kurtarmak suretiyle) yaşatırsa bütün insanları yaşatmış gibi olur. Ve andolsun ki resûllerimiz onlara apaçık deliller ile geldi. Sonra da, şüphesiz onlardan birçoğu, gerçekten yeryüzünde aşırı giden ve insanlari boş yere harcayan insan telef eden müsrifler oldular.

Sadakallahul Aziym MAİDE Suresi 32. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلاَ تَقْتُلُواْ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللّهُ إِلاَّ بِالحَقِّ وَمَن قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهِ سُلْطَانًا فَلاَ يُسْرِف فِّي الْقَتْلِ إِنَّهُ كَانَ مَنْصُورًا

Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 33. ayet

Ve lâ taktulûn nefselletî harramallâhu illâ bil hakkı, ve men kutile mazlûmen fe kad cealnâ li veliyyihî sultânen fe lâ yusrif fîl katli, innehu kâne mensûrâ.

Meali:

Allah’ın haram kıldığı bir nefsi (kişiyi), haksız yere öldürmeyin! Kim mazlum olarak (haksız yere) öldürülürse, o taktirde biz onun velîsiyiz, sultanlar yani yöneticiler ve hakimler, Artık öldürmede, insan israfinda, telef edilmesinde, haddi aşmasın. Çünkü onlari nasreden biziz. (yaratirken onlara iyiyi kötüyü vahyeden, ve yaratilirken bir FITRAT koyan biziz, tilkiye niye caldigi sorulmaz, mikrop niye öldürdün diye hesaba cekilmeyecekdir, o cünkü o öldürme FITRATI üzre halkolmuşdur.)
O, öldürülmesini istedigini, askerlerine öldürtür zaten, yada uyarir akillanmayanin üstüne Azrail cöker, yoksa firavun gibi birisine, elli kere Musa ve Harun (Aleyhisleativessellam ala cemil Enbiyai velmürselin) u göndermezdi Allah, ve öldürtür veya öldürür gecerdi.

---oOo---
Ben bunlari söyledimde, bazilarina alerji yapar oldum, cünkü o ahmaklarin menfeatine dokunuyor bu laflarim.
ve günümüzde hocalar hocalara, alimler alimlere, insanlar insanlara , liderler liderlere alerji yapar oldu. ne olcak böyle giderse sonumuz, dünya savaşimi cikmasi lazim. yani bir kahenetdir gidiyor, 3.dünya savaşi kehaneti, kimden geliyor bu kehanet bilmiuyorum amma bir kehanet oldgu kesin. ahmakligin lüzumu yok dangil insanlar o kadar ahmak degilseniz, parmaginizin birini kesin, acisina dayanabiliyorsaniz, o zaman savaşi öyle cikarin. ve kehanet ayni matrix filminde vazoyu düşürmeden önce neo ya üzülme cocuklar tamir eder deyip onun bilinc altina bunu empoze eden, War sage, söylemesemde düşürecekmiydin, diye birde soruyor, ve kehanetcilik, ve müneccimlik, ve gelecek hakkinda söylemek o yüzden dinimizde yasak ve ve kapi gibi ayetimiz vardi aradim calmişlar .

"La ya'lemü'l-gaybe illallah"

ayerti hani nerde?
neymiş kuranda böyle bir ayet yokmuş .

ve o ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُل لَّا يَعْلَمُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ الْغَيْبَ إِلَّا اللَّهُ وَمَا يَشْعُرُونَ أَيَّانَ يُبْعَثُونَ

NEML- suresi 65. ayetiymiş


aynen dün "one minute" deyince herkesi sihirleyenler, bugün ise gaz gelcek yerden dostluk esirgenmez deyipde israiil dost ilan edenler, nasil halki inandiriyorsa, işde kurandan koskaca ayeti calmişlar ve beyniniz yikanmiş, ve internetlere akillara böyle bir ayet yok, hikayeleri kazinmiş, ayaginizin altindaki hali gitse haberiniz olmayacak ahmak insanlar.

ve Kehnaet ve gelcekden haber verme ve falcilik işde bilincaltina oynanan oyunlardir.

[attachment=38473]

Bilinçaltı nedir, nasıl çalışır

Bilinçaltını kısaca örnekleyerek tanımlamak gerekirse; bir buzdağını düşünün. Üst kısmı bilinçli zihin, görünmeyen kısmı ise bilinçaltıdır. Bilinçaltında olanlar görünen üst kısım olan bilinçli zihne çıkarıldığı zaman da bilinç gelişmektedir.

Kimilerine göre beynimizin yüzde 3-4’ü, kimilerine göre de yüzde 9-10’u çalışmaktadır. Peki geri kalan yüzde 90-94 oranı ne oluyor? İşte bu bilinçaltıdır. Bunun anlamı da bilinçli zihnimiz farkında olduklarımızdır. Bilinçaltı da farkına varamadıklarımızdır. Bilinçli zihin yani beynimiz saniyede 5-9 adet kadar veri alabilmektedir. Bilinçaltı zihin ise saniyede 3 milyon veri alabiliyor.

Nasıl çalışır?

İnsan, anne karnında başlayarak her şeyi kaydetmeye başlamaktadır. Doğduktan sonra da ebeveynin başkalarına ve karşılaştıkları olaylara ne şekilde davrandığını kaydetmektedir. İlerleyen süreçte ilişkilerde yaşadıkları bu kayıtlar referans alınarak oluşmaktadır. Mesela, hayatta kalabilmek için en yakınlarında olan insanları modellerler. Bu davranış şekli bilinçli olmayıp bütünüyle bir güdüdür.

Beyin, 0-6 yaş aralığında edindiği tüm deneyimleri ayırt etmeksizin kaydeder. Deneyim ve duyguları birleştirip, yorumlar ve kaydeder. Bunlar görsel, işitsel ve duyusal olarak kaydedilmektedir. İkinci dilim olan 6-12 yaş aralığında yaşadığı deneyimleri 0-6 yaş döneminde oluşturulan çekirdek inançlar ile mukayese eder ve bir araya getirir. Bu çekirdek inançların doğrulanması olayıdır.

Üçüncü aşama olan 12 yaşından sonra insan, farklı deneyim ve duygularla karşılaştığı zaman hiç düşünmeden bilinçaltında bir genelleme yapar. Doğru olup olmadığını değerlendirmeden, 12 yaşından öncesine ait bilinçaltının aldırdığı karara göre hareket eder. Bundan dolayı, bir müzik parçası dinlediğinde nedenini bilmeden hüzünlenir ya da mutlu olur. Burnuna gelen bilmediği bir koku, farklı bir duygu haline sokabilir. Bilinçaltı, kişinin iyiliği adına çalışmakta olup, bütün amacı kişiyi 0-6 yaş döneminde almış olduğu komutlara göre yaşatmaktır. Bilinçaltı ve bilinçli zihin ikilisi, kişinin hayatta kalması için yardımcı olmaktadır.

Bilinçaltı emirlere uymayı seviyor.

nasıl bir ben,nasıl bir hayat istiyorsak bilinçaltına şimdiki zaman kipi ile söylememmiz gerekiyor
ancak,istemediklerimizden hiç söz etmemekte fayda var çünkü bilinçaltının dilbilgisi
iyi değil,olumsuz eklerini hiç anlamıyor.”geç kalmak istemiyorum”dediğinizde ”geç kalmak ” tan sonrasını
duymuyor ve geç kalmanız için elinden geleni yapıyor…
ŞİMDİ BEN………dediğinizde noktalı yere neyi koyarsanız bilinçaltı onu gerçekleştirmek için çalışıyor
ve mutlaka gerçekleştiriyor.

Manzara resimleri ve bilinçaltı

Manzarayı kim sevmez. Dış yönümüzle çok çok severiz. Bizi rahatlatır. Örneğin odamızın birine deniz ve deniz üstünde bir kayık resmi olan tablo asalım. Bu taş bloklarda yaşayanlar için huzur verebilir. Acaba! Biz dış yönümüz bu şekilde huzur bulur ve mutlu olurken bilinçaltı bu tabloda olan deniz ve kayık resmini nasıl algılıyor? Bakalım…

‘Mezarcı, gümrük memurları, hapis, fahişeler, tüm kötülükler, ve kadını aşırı sapıkça arzulayan bir erkek’

Tabi bu etkiler sadece deniz ve üzerinde kayık için geçerlidir. Oraya kıyı ve başka etkenler girmesi bilinçaltındaki anlamları artırabilir. Ama başka eklemelerde olsa bu manzarada olan yorumlar mutlak hayata yansıyacaktır. Zira bu tip resimlerle bilinçaltına emirler verilmektedir. Kısaca uyanık iken kendimizi kendi ellerimizle hipnoz eder böyle belalarıda çağırmış oluruz.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Sadakallahul Aziym MAİDE Suresi 90. Ayet

Yâ eyyuhâllezîne âmenû innemâl hamru vel meysiru vel ensâbu vel ezlâmu ricsun min ameliş şeytâni fectenibûhu leallekum tuflihûn

Meali :

Ey inananlar, şarap, kumar, tapınmak için dikilmiş olan taşlar, fal için kullanılan oklar, ancak Şeytan'ın işlerindendir ve birer pisliktir bunlar. Sizlerden herkim bunlardan kaçınırsa, kurtuluşa erenlerden olur.

Sadakallahul Aziym MAİDE Suresi 90. Ayet

---oOo---

ve başka mühim bir mesele daha olgunlaşmamiş 3 aylik 4 aylik kuzular kesiliyor, eti taze cabuk pişiyor diye. yine daha olgunlaşmamiş meyvalar kopartiliyor, ve cünkü türkiyeden üzüm mesela, taa ingiltereye gitcek, ve onun gitdigi sürede cürümemesi için, işde gök iken kopariliyorlar. ve yine meksikadan çikita muz geliyor amma, o muzlar gömgök iken korpariliyor, ve dalindan kopdukdan sonra yolda eriyorlar.
ve bunun sonucu olarak insanlrda bir hastalik türedi, daha cocuk yaşda kendini olgun insan sanan, ben bilirim diyen veletler, bintler dogdu. niye? yedin o kuzulari, yedin o muzlari üzümleri, daha olmadan, oldum sanan bu ahmaklari dogurdun, yada dogurttun, ve yine araplar, daha reşid veya raşid olmamiş cocuklari, iki kuran ögrendi, bilmem namaz kildirmayi ögrendi diye, imam ediyorlar. lan angut beyinsiz, muhammed o zaman niye KIRK yaşini bekledi peygamber ve imam olmak için. o iki cihanin habibide öyle olamazmiydi? daha 5 yaşindyken ben bilirim diyen bir muhammed. o KIRK yaşindan sonr peygamber olduda, daha tam ermiş bile degil, ondan ssonra 23 sene icinde erdirildiyse, senin o velet nasil imam olur ahmak. yedin işde o olgunlaşmamiş muzlari kuzulari, olmadan oldum sanan bu ahmaklar türedi dünyada.

Rabbim sonumuzu hayir eylesin, daha neler türeyecek bilmiyorum.

Rabbim ,Mehdi Cemaatini, Deccalin fitneleriden, ve Lider kavgalarindan, ve Rabbimizin koydugu FITRATA ters hareket eden, aliminden hocasina, hakiminden, Sultanlik sürenlerine kadar, hepsinin şerrinden muhafaza eylesin, ve yine Mehdi ve Cemaatine, olmadan oldum sanan bu yeni neslin, yok edip tüketecekleri insanligi, kaybetmemeyi nasip eylesin.


---oOo---

أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 2 Ocak 2016 Cumartesi

Original Kar © glan

innel hasenât Yüzhibnes Seyyiât - iyilikler Kötülükleri Siler - istikamet Bahar ve Aydınlığa Doğru

(Kar©glanin 25 Aralık 2017 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve ekımis salâte tarafeyin nehâri ve zulefen minel leyl(leyli), innel hasenâti yuzhibnes seyyiât(seyyiâti), zâlike zikrâ liz zâkirîn(zâkirîne).

Meali :

Gündüzün iki tarafında ve gündüzün geceye yakın kısmında namazı ikame et. Muhakkak ki haseneler iyilikler ve sevaplar (kazanılan dereceler), seyyiati kötülük ve günahlari (kaybedilen dereceleri) giderir siler temizler. İşte bu, zikredenler için bir öğüttür.

Sadakallahul Aziym HUD Suresi 114. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Sabah namazını ortalık ağarıncaya kadar geciktirin! Çünkü bunun sevabı daha büyüktür."

( Hadis-i Şerif ,Ebû Dâvud - Tirmizî - îbn Mace, Nesâi : Rafi' b, Hudayc'den)

Resûlullah (A.S.) Efendimize soruldu:

"Ya Resûlullah! Amellerin hangisi daha iyidir?"

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Namazı ilk vaktinde kılmak." diye cevap vermişlerdir.

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Abdullah bin Ömer (R.A.)'dan)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

21 Aralik ikinci gün dönümü vaktini geride birakdik, ve artik gecelerin uzamasi bitti, zulum ve karanligin galip gelme vakti bitti, ve artik gün döndü ve geceler artik 30 saniye, 1 dakika, iki dakika gibi, biraz biraz kisalmasi lazim, ve gündüzlerinde ayni oranda uzamasi ve aydinlik ve iyiligin artik galip gelme vakti. kücük galibiyletlerle başlayip, bu taa 21 hazirandaki tam galibiyet vakti, yani batmayan güneşlere ulaşincaya kadar devam edecek. ve o yüzden işde yolumuzda kardelen var artik, ve kardeleni alip cemrelere dogru yelken acacagiz, navinize önce kardelen yazin, sonra birinci cemre yani havaya düşen 1. cemile, sonra ordan sonra, 21 mart bahar yazin artik. ve bunun olmasi ve gündüzlerin uzmasi için işde, o yukardaki ayette buyrulduki, artik namazini günün iki vaktine yay, bunlar hangi vakitler : işde sabah namazini ilk vakitte kilki taa seher vaktini biraz daha yukari itebilsin, ve tarafeyn diyor, yani iki tarafdaki sinirda, ve ikindiyi ise, son vaktinde kilki, ikindi akşami geceyi ileri itsin, ve kakdirip sürüp birazda daha yukari cikartsin, ve gündüz uzayabilsin. ve artik kücük kücük sevap kazandiran ameller ara kendine, ve iyilikller bul, onlar ile yavaş yavaş sevaplarini cogalt, ve sevap testini doldurmaya calişki, ve hatalarindanda artik övbe et, ve artik ve cemrelerdende gecip bahara varinca, artik vicdanin seni öyle rahatsiz etsinki, günahlarina aglayabilesin,ve o gözyaşlarin, senin ve benim kainatimda bahar yagmuruna dönsün, ey kardelen yönümü sana tuttum, hazir ol, sana geliyorum artik deyip, gercek kardelen olan senenin ilk meyvasi isa ve mehdi bebesi vakti, biz isa yi 1 ocakada dogdu biliriz, oysa Hirisitiyanlarin Weihnachten yani Merry Christmas vakti, işde bu gece ve yarin, yani Hz Meryemin isa yi dogurdugu günler, ve isa nin gözlerinii dünyaya actigi ilk iki gün, ve araligin 24 ünün gecesi ve 25 in sabahi ve 26 sini isanin dogumu diye inanip öyle iman ederler ve yilbaşi tatilleri de o dur, dini bayramlaridir, yani bizim mevlüt kandilimiz gibi, onlarin peygamberi olan isa nin mevlüt kandiliidlir işde o yilbaşi tatili ve "Merry Christmas" ey isaviler! mevlüt kandiliniz mübarek olsun, hoşgeldin ey mehdi, iyiki geldin hoşgeldin dünyamiza, ey isa iyiki geldin, bizlere işik oldun, ALLAJH ONLARIN bereketini artirisin inşallah, selam ve dua ile bütün hiristiyan aleminin ve hatta müslüman aleminin ve diger Allah a inanan dinlerin de bayrami olan bu Weihnachten bayrami ve Hz. isanin mevlüt kandilini yani, kandilinizi tebrik ederim "Frohe Weihnachten & frohes Fest" dilerim.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiran ve immâ kefûran.

Meali :

Biz insana dogru yolu gösterdik, ve onu seciminde serbest birakdik, ve isterse iman edip aydinligi ve hidayeti secer, isterse kafir olup karanligi ve zulumeti secer.

(Sadakallahul Aziym İNSAN (DEHR) Suresi 3. ayet)

ve bizler şimdi, yani kuzey kutbundakilerde biz, aydinliga bahara ve yaza dogru yol alirken, oysaki güney kutbu ise, tam ziddi olan yazdan gecdi ve sonbahar ve kişa dogru yol aliyorlar, onlarda gece ve karanlik ve zuluimet uzayacak, bizde ise, gündüz uzayacak, o zaman kimler bu yukarda yazdigimiz kurali yapacak, kuzey yarim kürede olanlar, yoksa güney yarim küredekilerde yaparsa, işler karişir, ve kaos olur, yani güney kutbu ise, ne yapacak? o muhammedin dedigi hadisde gecen, sabah namazini son vaktine geciktirin dedigi gibi davranacak, sabah namazini gec kilcakki artik, ve yine akşam namaziniida ilk vaktinde kilcakki gündüzü ileri itsin, yani onlar işde batmayan güneş vaktini geride birakdilar, onalarda 21 Aralik batmayan güneş vakti idi, bizde batmayan güneş ise 21 hazirandaydi, yani iki ayri kural, iki ayri grup, iki ayri ahlak, ve tarafeyn hikmeti, yani yanliş yapmayin, bölgenize göre, yani lokasyona uygun davranin.

[attachment=38438]

ve bizim tarikimizdeki zemzem duasi olan

17. Allâhümme innî es’elüke ilmen nâfian ve rızkan vâsian ve
şifâen min külli dâin. (33 Defa) TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA
18. istekler Duası (1 Defa)
Es elüke Duası - istekler Duası Budur
Allâhümme innî es’elüke kalben haşıen, hadzıen, zarien, ve aynen bakiyeten, ve bedenen sahihen, sabiren, ev yakinenen sadigen, bil hakkı sadien, ve tevbeten nasuhen ve makbuleten, ve lisanen zakiren, ve hamiden, ve imanen sahihen,ve ilmen nafian ve rızkan helalen tayyiben ve vesian, ve veleden ve binten salihan ve salihaten ve sahiben müvafigan, ve sinnen taviylen, fil hayri müşteğılen bil ibadeti haliseten, ve huligan hasenen, ve amelen salihan mütekabbelen, ve tevbeten mkabuleten, ve dereceten rafiaten, ve ömreten müminen ve mümineten ve taiaten,
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn.

duasindan sonra, hemen sonra yani
Mevsim Tesbihi çekme makamına çıkarılmış sofilere, o makam manen ilham yoluyla bildirilir, ve günlük zikrini baştan 17 ve 18 e kadar yani Es elüke Duasına kadar 17.18 dahil okuduktan hemen sonra
Yağmur veya kar yağması için:
Ağzının genişliği, Dibinin Derinliğinden, Geniş Olan Bir Tasdan, Yazları , ilkbaharları ve sonbaharları saf berrak soğuk 3 yudum su içer, Sonbahar ve Kışları süt içer, Herzaman hergün değil, sadece ona içmesi için ilham geldiği günler içer, Tasın ağzında herzaman 1Parmak boşluk bırakılır. Su içerken 4/4 saf sade menba suyu kat, Süt içerken 3/4 Süt 1/4 Soğuk Saf Su ve yeterince Şeker, ve 1 mini damla mis Kat öyle iç.
Güneş doğması için: ilham geldiği günler zikrin tamami okunup bitirilesiye ve zikir bittikden 45 dakika sonrasına kadar mecbur olmadıkca su, süt, cay,… benzeri içecek içilmez, ve zikrin harareti ile icimizdeki kainatin ısınması ve güneşimizin doğması sağlanır.
Tas: küçük komposto, sütlaç tası veya ayetel kürsi yazılı zemzem tası.
Su veya Süt : Vücut sıcaklığından soğuk olacak. dedigimiz meselenin kurandan delili ise, işde insan suresinde gecen ayette dir, yani öyle uydurma degil cancagazim.

[attachment=38437]

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ الْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِن كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnel ebrâra yeşrabûne min ke’sin kâne mizâcuhâ kâfûrâ. Aynen yeşrabu bihâ ibâdullâhi yufeccirûnehâ tefcîrâ

Meali :

Ebrar yahut o isin erbabi olanlar İyiler ise, katkısı kâfur (Koku veya mis katkisi) olan içecekler dolu bir kâseden içerler. ve onlar icince üzerlerine (kar ve yagmur yagdirdigimizi) gözleri ile aynel yakin görür ve bilirler ve buna iman ederler.

(Sadakallahul Aziym İNSAN (DEHR) Suresi 6. ayet)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ümmetim, akşam namazını (vakit girdiğinde) acele ettiği, yatsı namazını da geciktirdiği sürece hayır üzere olacaktır."

( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvud )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ümmetim, akşam namazını, yıldızlar belirgin duruma gelinceye kadar geciktirmediği sürece fıtrat üzere olacaktır"

( Hadis-i Şerif , İbn Mâce)
yani bu hadisde bahsedilen mesele, yani bizim şimdi size ögrettigimiz, yani gündüzün ve iyilerin galip geldigi, ve ümmeti muhammedin hayir üzere oldugu vakit, işde iyilerin galip oldugu aydinlik vakit, yani bahar ve yaz vakti, yani öyle olunca, şimdi işde ikindi en son vaktinde kilinirsa dedik, öyle olunca akşami itekler dedik, ve eger 21 hazirandan sonra ise yani yahut güney kutbu ise, bunun tam tersi, yani akşami ilk vaktinde kilcakki, işde gece gündüzü iteklesin ve erken hava kararsin, yani öyle olunca, iki durumdada akşam namazini vaktinde kilmak var, ve bu kurala uyuldugu müddetce, dünya selamette ve rayinda işliyor, ne zaman bu kural bozuldu, işde dünya raydan cikdi demekdir, ne zamanmiş o akşam namazi geciktirilmeye başlayinca, cünkü sinir muhafza edilmiyor demekdir bu, yani akşam namazi vakti yani gece ve seher vakti iki sinir, tarafeyn, yani tarafeyn korundukca, sinirlar korundukca, dünya selamette demekdir bu, ve peygamberin birisi, kafir ile cihad ediyormuş, ve güneş batmak üzereymiş, ve o peygamber Allah a dua edip cebrail aleyhisselamdan güneşi tutmasini, ve güneşin batmamasini saglamasini emir buyurmuş ki, cihadi bitirip galip gelmesini geceye kalmamasini istemiş, ve ondan sonara ikindi namazini kilipda öyle güneşin batmasini emir buyurmuş, ve cebrail aleyhisselamda güneşi tutmuş, ve o peygamber cihadi gelibiyet ile kazanmiş ve ikindisini eda etmişdir, yani ikindi son vaktine geciktiriilebilir, hatta son vakitte ikinidye niyet etsen namza dursan, ve bir rekat kilsan, ve sonra gün batsa, akşam girse bile namazi devam edip bitirirsin ve namazin sahihdir, ve kabuldur. namazin kilinmasi mekruh olan vakitten, sahih vakte, kilinmasi serbest olan sahih vakte gecilmiş oldugu için, namazin sihhatine zarar gelmez, oysaki sabah namazinda öyle degildir, şayet güneş dogmadan az önce, namaza dursan, ve namazin birinci rekatindan sonra güneş dogarsa, o kildigin bir rekatta ifsad olur, namaz kabul degildir, cünkü sahih bir vakitten, mekruh vakte girilmişdir yani.
namaz kilinmayan, veya namaz kilmanin mekruh oldugu kerih görüldügü, veya kötü görüldügü vakitler, bu üc vakti şeytanin ve cehennemin vakti oldugu rivayetleri vardir, üc vakit şunlardir :

1-İşrak Vakti

2-Zeval Vakti

3-Grub Vakti

İşrak Vakti Ne Demektir?

Güneşin doğmasından bir mızrak boyu (beş derece) ki, memleketimize göre kırk ile elli dakika arasında bir zamanla yükselişine kadar olan zamandır.

Zeval Vakti Ne Demektir?


Güneşin yükselip de tam tepeye geldiği zeval anının bulunduğu vakittir. Bu da öğle namazından önceki kırk dakikalık bir zamandır.

Grub Vakti Ne Demektir?

Güneşin sararmasından ve gözleri kamaştırmaz bir hale gelmesinden itibaren batışı zamanına kadar olan vakittir. Bu da güneşin batmasından yani akşam namazından kırk beş dk. öncedir.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Öğlenin (başlama) vakti, güneşin (tepe noktasından batıya) meylettiği zamandır. Kişinin gölgesi ken­di uzunluğunda olduğu müddetçe öğle vakti devam eder, yani ikindi vakti girmedikçe. İkindi vakti ise güneş sararmadıkça devam eder. Akşam vakti ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolmadığı müddetçe devam eder. Yatsı nama­zının vakti orta uzunluktaki gecenin yarısına kadardır. Sabah namazının vakti ise fecrin doğmasından (yani şafağın sökmesinden) başlar, güneş doğuncaya kadar devam eder. Güneş doğdu mu namazdan vazgeç. Çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasından doğar."

( Hadis-i Şerif , Müslim, Mesâcid 173, (612); Ebu Dâvud, Salât 2, (396); Nesâî, Mevâkît 15, (l, 260)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Güneş doğarken de batarken de namaz kılmayın. Çünkü güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar, iki boynuzu arasında batar."

( Hadis-i Şerif , Heysemi, Mecmau’z-zevaid, 2/255)

“Resulullah, gece-gündüzün herhangi bir saatinde (her zaman namaz) kılmamızı emretti. Ancak güneş doğarken ve batarken namaz kılmaktan sakınmamızı emretti. Ve (bunun gerekçesini açıklamak için de) şöyle buyurdu:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Şüphesiz şeytan güneş batarken onunla birlikte batar, güneş doğarken onunla birlikte doğar.”

( Hadis-i Şerif , Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 2/256))

oysaki ayette ise namazini iki vakte yay deniliyor ve diyorki gündüzün geceye yakin kisminda kilki gündüz geceyi ve zulumeti itisin kakdirsin ve iyilikler kötülükleri yensin ve yaz vaktine yol al, cünkü iyililkler kötülükleri siler yok eder, sevaplar günahlari siler, artilar eksileri giderir buyruluyor.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ümmetime meşakkat vermemiş olsaydım, her namazda misvak kullanmalarını emreder ve yatsı namazını da gecenin üçte birine geciktirirdim."

( Hadis-i Şerif , Tirmizi / Taharet bahsinde, Nesâi / Oruç bahsinde)

"Bir gece, yatsıyı gece yarısına kadar (şatru'l-leyl) tehir etti. Sonra yüzü bize dönmüş olarak yanımıza geldi -sanki şu anda yüzüğünün parıltısını görüyor gibiyim- ve şöyle dedi:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"İnsanlar namazlarını kıldılar ve yattılar. Siz ise, namazı beklediğiniz müddetçe namaz kılma (sevabını alma)ktasınız."

(Buhârî, Mevâkît 25, 40; Müslim, Mesâcid 223)


------ALINTI-------

Bir vakit girdikten sonra önceki vakitlerin namazı kazaya kalmış olur. Kılınan namaz da kaza namazı olarak kılınır. Yani vakit çıkınca namaz vakti de çıkmış olur.

Namazın farzlarından biri de vaktin girmiş olmasıdır. Mesela öğle namazı vakti girmeden öğle namazını kılamayız. Namazların kılınma vakitleri ise vaktin girmesiyle başlar, öbür vaktin girmesiyle biter. Bu iki vakit arası namazlarımızı kılabiliriz.

Diyelim ki öğle namazınızı geciktirdiniz. İkindi yakın. Hemen namaza durdunuz. Daha birinci rekatta iken ikindi vakti girdi. Ne yapacağız? Hemen devam edip namazı tamamlayacağız, namazımız olur. Çünkü bir hadiste “Namazın bir rekatına yetişen hepsine yetişmiş gibidir.” buyurulur.

Hanefi ve Hanbeli mezhebine göre, kendisine tahsis edilen vakit içinde bir namazın iftitah tekbirine yetişmekle bu namazın tamamı eda olur. (Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, I/400)

Yalnız sabah namazı ile ikindi namazı biraz dikkatli kılınması lazımdır. Sabah güneş doğarken ve akşam güneş batarken namaz kılmak güneşe tapanlara benzememek için caiz değildir. Bu sebeple sabah namazı güneş doğmadan bir iki dakika önce, ikindi namazını da güneş batmadan önce bitirmek gerekiyor.

İşte ikindi namazını akşam güneş batımına sarkıtmamak için dikkatli olmak lazımdır. Güneşin batmasına yakın kılmak bu sebeple mekruhtur. Hoş olmasa bile yine namazımız caizdir, kabul edilir.

Sabah namazının vakti imsak ile girer, güneşin doğması ile biter. Ancak hanefilere göre güneşin doğmasına yakın, şafilere göre ise imsaktan biraz sonra kılmak faziletlidir.

Tam namaz kılarken ve namaz bitmeden güneş doğarsa Hanifilere göre namaz bozulur. Kerahet vakti çıktıktan sonra yeniden kılmak gerekir.

Vaktin son on dakikasında namaz kılıp, arkasından öbür namaz vakti girerse onu kılmak meselesi, öğle namazı ile akşam namazı için olabilir. Zor durumlarda böyle bir çareye başvursak namazımız olur. Peygamberimiz (asm) bir yolculukta öğle namazını geç kılmış, hemen arkasından ikindi girmiş ve ikindiyi kılmıştır.

Fakat namazların vaktin başında kılınması daha faziletlidir. Vaktin sonu da olsa kazaya bırakmadan kılmak gerekir.

-----ALINTI SONU-----


miracda peygamberimiz bir adam gördü, kaynar havuza atilmişdi, adam kurtulmak için havuzun bir ucuna kadar yüzüyordu, tam cikacakken, zebaniler başina tokmakla vurup kovaliyorlardi, diger ucuna kadar yüzüyordu, tam cikcakken yine zebaniler başina tokmakla vurup yine kovaliyorlardi, kim bunlar dedi Hz Muhammed aleyhisselam, Cebrailde bunlar dünyadayken namazlarini vaktinde kilmayip, namazi geciktirenler dedi. oysaki muhammed kendi diyorki başka hadisde

"Eğer ümmetime sıkıntı vermeseydim, yatsı namazını gecenin üçte birine kadar geciktirmelerini emrederdim." (Tirmizi, Mevâkît 10)
buyurmadi mi? yani geciktirmeninde efdal oldgu, ve mekruh oldugu haller var, yani mesela

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Doğrusu sıcaklığın şiddetli, cehennemin kaynayıp hararetinin yükselmesindendir. Sıcaklık, şiddetlenince, öğle namazını havanın serinlemesine kadar geciktirin.

( Hadis-i Şerif , Buharî - Müslim)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Ümmetime meşakkat vermemiş olsaydım, her namazda misvak kullanmalarını emreder ve yatsı namazını da gecenin üçte birine geciktirirdim.

( Hadis-i Şerif ,Tirmizi , Nesâi)

[attachment=38436]

DESTEKLi YUMRUK - DESTEKLi NAMAZ - DESTEKLi DiN

Karate ve Teakwando da, Destekli yumruk diye bir tarz vardir, güclü yumruk, ve yumrugu atarken, ardindan dirsek ve kol ve bütün vücudunla onu desteklersin, ve bilkdende elini döndürerek atarsin burgulu yani, ve yikci bir yumruk olur, ve destekli namaz konusundada, Hz Muhammed Farz namzlarin yanina sünnet olan iki yada dört rekat namaz ilave etmiş ve farzlari sünnetler ile desteklemiş ki, farzlar sünnete dayanip, namazlar yikilmasin, ayakda dursun, ve namazi ikame etmek budur, onu ayakda tutmak, yani yikilmasina müsade etmemek, yine dinimizi rabbimizin iki ömerden birisi ile desteklemesi için, rabbimize dua eden muhammede, destekci olarak hem hz ebu bekr, hem ömer, ve hemde osman, ve hem ali verildi, dört direkli din, yani dinimiz dört saglam direk ile desteklendi,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ya Rabbi iki Ömerden birisi ile bu dini destekle."

( Hadis-i Şerif )
veya

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Allah’ım, şu iki adamdan -Ebû Cehil ve Ömer b. Hattâb’tan- sana en sevimli olanı ile İslam’ı güçlendir.”

Rasûlullah (s.a.v.) sözünü şöyle sürdürdü: “O iki kişiden Allah’a sevimli olanı Ömer’di.”

( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Menâkıb, 18; bk. Müsned 2/25;; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1/327; Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve, 2/215)

ve Allah kainata karşi dünyamizi ve insanlari
Dört büyük Melek ile destekledi: Cebrail aleyhisselam, Mikail aleyhisselam, israfil aleyhisselam ve Azrail aleyhisselam ile Destekledi,
Dinini yine Dört büyük kitap ile destekledi : Tevrat Zebur, incil ve Kurani-i Kerim ile
yine insanliga yol gösterci Dört Büyük Rehber olan dört Peygamberi ile Destekledi : Hz. Musa , Hz. Davud, Hz. isa ve Hz. Muhammed ile
Hz Musayi Harun ile, Davud aleyhisselami oglu Hz. süleyman ile , Hz isayi 12 Havari ile ve incili dört din adami olan Markus Matta johanna (Yahya) ve Luka ile destekledi
Hz Muhammedi ise : Hz Ebu Bekir , Hz Ömer, Hz. Osman ve Hz Ali ile destekledi
ve yine Rabbimiz Bu dini, Farzlar ile vacibler ile destekledi, helal olanlar haram olanlar ile korudu, müstehap ve mübahlar ile genişletti, yine muhammedden sonrada alimler ile devamen korudu, ve devamini sagladi, ve kuranda bu dine iman eden müminlerden bahsederken buyurduki :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُم بِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezîne yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve hum bil âhırati hum yûkınûn

Meali :

Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve onlar ki, onlar ahirete yakîn (sahibi) olarak inanırlar ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minlerdir.

(Sadakallahul Aziym NEML Suresi 3. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ وَارْكَعُواْ مَعَ الرَّاكِعِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve ekîmûs salâte ve âtûz zekâte verkeû mear râkiîn

Meali :

Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 43. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezîne yu’minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn

Meali :

Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 3. ayet)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"İslam beş temel üzerine bina kılınmıştır: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik etmek. Namazı dosdoğru kılmak, zekâtı hakkıyla vermek, Allah'ın evi Kâbe'yi haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak."

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Îmân 1, 2, Tefsîru sûre(2) 30; Müslim, Îmân 19-22. Ayrıca bk. Tirmizî, Îmân 3; Nesâî, Îmân 13 )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Gerçekten kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terketmek vardır."

( Hadis-i Şerif , Müslim, Îmân 134. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet 15; Tirmizî, Îmân 9; İbni Mâce, İkâmet)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Bizimle onlar arasındaki ayırıcı temel unsur namazdır. Namazı terkeden kimse küfre düşer."

( Hadis-i Şerif ,Tirmizî, Îmân 9. Ayrıca bk. Nesâî, Salât 8; İbni Mâce, İkâmet 77)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in ashâbı, namazdan başka herhangi bir amelin terkini küfür saymazlardı.

( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Îmân 9 )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa, işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa, kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir şey noksan çıkarsa, Azîz ve Celîl olan Rabb'i:
- Kulumun nâfile namazları var mı, bakınız? der. Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir."

( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Mevâkît 188. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 149; Nesâî, Salât 9; İbni Mâce, İkâmet 202)

Peygamberimizde ümmetioni destekledi, ümmetinin bu namazi ayakda tutmalari zor oldgu için, farz namazlarin yanina sünnet olan, onun kildigi namazlar ile desteklemiş ki, herhangi bir sebebden bir namaz ikame olmaz ise, Allah o kildigi sünnet olan namazlarindan birisni alip, o diregi yikilan vaktin yerine, o kildigi sünnet olan namazi direk olarak diksinde namaz ve din yikilmasin diye, yani farz namazlari sünnet olan anmazlari ile desteklemiş, ve sünnnetlerinide, yine nafile olan namazlar ile desteklemiş
dört önemli nafile namaz vardir : onlar işte birinicisi işrak namazi veya kuşluk namazi, ikincisi duha namazi, ücüncüsü Evvabin namazi, dördüncüsü Teheccüd namazi dir.

İşrak (Kuşluk) Namazı Nedir ve nasıl kılınır?
İşrak namazı, Güneş bir iki mızrak boyu yükseldikten, yani güneş doğduktan kırk-elli dakikalı zaman geçtikten sonra kılınır.

Saati olmayan bir kimse, çenesini göğsüne yapıştırarak güneşe bakar, şayet güneşi bu vaziyetteyken göremiyorsa, kerahat vakti çıkmıştır. Bundan sonra artık İşrak namazı kılınabilir.
İşrak namazı iki rekatır. Bu namazın fazileti hakkında Fahr-ı Kainat -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurur.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Bir kimse sabah namazını cemâatle kıldıktan sonra oturup güneş doğuncaya kadar zikir ile meşgul olsa, güneş doğunca da iki rekat (İşrak) namaz kılsa, bir nafile hac ve umre sevabına nail olur."

( Hadis-i Şerif , İhyâ, I. 336)

Duha namazı nedir ve nasıl kılınır?
Kuşluk vaktinden Güneşin bir mızrak boyu yükselmesinden, yani Güneş doğduktan 45 dakika sonra başlar, öğle namazına 45 dakika kalıncaya kadar devam eder. 2 rekat ile 8 rekat arasında kılınabilir. Duhâ namazı dediğimiz nafile namaz bu andan itibaren kılınır. Zeval vaktine yarım saat kalıncaya kadar devam eder. iki veya dört veya sekiz veya on iki rek‘at kılınabilirse de, en faziletlisi sekiz rek‘at kılmaktır. bu namazin asil vakti yaz vakti ile saat sabah 9 gibidir güneş ortaligi isittikdan sonra, yani Nitekim bir hadîs-i Şerîfte:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Duha namazı, deve yavrusunun ayakları sıcaktan kızdığı zamandır."

( Hadis-i Şerif ,Müslim, Misâfirîn, 143)


Evvabin namazı Nedir ve nasıl kılınır?

Evvâb "tevbe eden, sığınan" anlamına gelir. Evvabin, evvab kelimesinin çoğulu olup, tevbe ve istiğfar ederek Allah Teâlâ'ya çokca yönelen kişi demektir. Bu namaz altı rekât olup akşam namazından sonra, bir iki veya üç selâmla kılınır.
Akşam namazının sünnetinden sonra iki ilâ altı rekat arasında kılınan nafile namaza "evvabin" denilmiştir. Hz. Peygamber, akşam namazından sonra altı rekat nafile namaz kılanın evvâbinden (günah işleyip, arkasından hemen tövbe eden kimselerden) sayılacağını bildirmiş ve arkasından da şu ayeti okumuştur:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا فِي نُفُوسِكُمْ إِن تَكُونُواْ صَالِحِينَ فَإِنَّهُ كَانَ لِلأَوَّابِينَ غَفُورًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Rabbukum a’lemu bi mâ fî nufûsikum, in tekûnû sâlihîne fe innehu kâne lil evvâbîne gafûrâ

Meali :

Rabbiniz, nefslerinizde olanı (niyetinizi) daha iyi bilir. Eğer salihler olursanız, o taktirde muhakkak ki O Allah, evvab olanlar (O’na yönelip, tövbe edenleri) avf ve mağfiret edici çok bağışlayıcıdır.

(Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 25. ayet)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Her kim akşam namazından sonra altı rekat namaz kılarsa denizin köpükleri kadar da olsa Allah Teâlâ onun günahlarını mağfiret eder."

( Hadis-i Şerif , Taberanî, İbni Mace,Timizî,)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Her kim akşam ile yatsı namazı arasında altı rekât namaz kılarsa, Allah tealâ ona on iki senelik namaz sevabı verir."

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Salat 431)

Teheccüd Namazı (Gece Namazı) nedir ve ne zaman ve nasıl kılınır?

Yatsı namazından sonra, vitir’i kılmadan bir miktar uyuduktan sonra, uykudan kalkılıp kılınacak nafile namaza "Teheccüd" veya "gece namazı" denir. Teheccüd namazı iki rekattan oniki rekata kadardır. İki rekatta bir selam verilmesi daha faziletlidir. Teheccüd namazına başlarken "Niyet ettim Allah rızası için teheccüd namazı kılmaya" şeklinde niyet ederiz. Teheccüd namazının iki rekat ile sekiz rekat arasında çiftli sayılarda kılınması tavsiye edilmiştir. Bununla birlikte, isteyen kimse daha fazla da kılabilir. Bu durumda iki rekatta bir selam vermek daha faziletli olmakla birlikte, dört rekatta bir de selam verilebilir. İki rekattan fazla kılındığında arada konuşma, yeme içme gibi namaza aykırı davranışlarda bulunulmamış ise, tekrar niyet etmek gerekmez. Dört rekat olarak kılındığında, ikinci rekat sonunda teşehhüd için oturulduğunda "tahiyyat"tan sonra "Allahumme salli" ve "Allahumme barik" okunur. Üçüncü rekat için ayağa kalkındığında önce "Subhaneke" okunur, Euzu besmele çekilir ve Fatiha suresi okunur. Teheccüd namazı, Rasul-i Ekrem -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimize vacip yani farz hükmündeydi. Bu namaz O'nun ümmeti için sünnet-i müekkededir.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَّكَ عَسَى أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve minel leyli fe tehecced bihî nâfileten lek(leke), asâ en yeb’aseke rabbuke makâmen mahmûdâ

Meali :

Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a (Cok Övülen bir makama) ulaştırsın.

(Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 79. ayet)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Gece namazına devam ediniz. Zira bu sizden önceki salihlerin ibadetidir. Çünkü gece ibadeti, Allah'a yakınlık günahlara kefaret olup insanı bedeni hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır."

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Deavât, 101)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Sabah namazından önce kılınan iki rek'at nâfile namaz dünyanın tamamından daha hayırlıdır."

( Hadis-i Şerif , Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn, 96)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Allâh her peygamberde belirli birşeye karşı aşırı bir istek yaratmıştır. Benim en çok hoşlandığım şey de gece ibâdetidir..."

( Hadis-i Şerif , Heysemî, Mecmau'z-zevâid, II, 271)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Aman gece kalkmaya gayret edin! Çünkü o sizden önceki sâlih kimselerin âdeti ve Allah'a yakınlıktır. (Bu ibâdet) günahlardan alı kor, hatalara kefâret olur ve bedenden dertleri giderir."

( Hadis-i Şerif , Tirmizî, De'avât, 101)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Geceleyin kalkıp namaz kılan, hanımını da kaldıran, kalkmazsa yüzüne su serperek uyandıran kimseye Allah rahmet etsin. Aynı şekilde geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, uyanmazsa yüzüne su serperek uykusunu kaçıran kadına da Allah rahmet etsin."

( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvud, Tatavvu, 18, Vitir, 13)


Peygamberimizin (asm) (yatsı namazını kılıp vitir’i kılmadan) uyuduktan sonra, gecenin ortalarına doğru veya ortasından hemen sonra uyandığı, ondan sonra ibadete başladığı, bir süre namaz kıldıktan sonra vitir namazını ve sonra da sabah namazının sünnetini kıldığı ifade edilmektedir.

Sünnet olan bu sıralama şu şekilde özetlenebilir:
1. Yatsı namazı
2. Bir miktar uyuyup uyanma
3. Teheccüd namazı
4. Vitir namazı
5. Sabah namazı

işde peygamerimiz sünnetlerinide yani bu farz namazlarin ardina yerleştirdigi sünnet namzlarinida, bu dört nafile namaza dayayip, onlarla onlari desteklemiş ayakda tutulmasini istemiş,
Allahu Tealada Helallerini Müstehab olanlara ile yani sevap kazandiran ameller ile desteklemiş , müstehablarinida Mübah ve serbest olanlar ile desteklemiş, ve yine haramlarindan sakinmayida şüphelilerden sakinmak ile yine desteklemiş . ve din bu şekilde aynen cekirdegi koruyan atomun dişindaki elektron yörüngesi gibi, veya güneş sistemimizdeki gezegenlerin yörüngesi gibi, veya bir kalenin ic ve diş surlari gibi, sur bir başka sur icinde korunup desteklenip muhafaza altina alinmiş, ve yine insan ve fitratinda biz ilk defa Hz ademin icindeydik, amma biz Hz ademin icindeki şid aleyhiselaimin da icindeki, onun icndeki nuhun icindeki, onun icindeki ibrahimin icindeki, onun icindeki yine ismailin de icindeki yine onun icindeki muhammedin icindeki, ve yine onun da icideki fatmanin icindeki, onun da icindeki hüseyin veya hasanin icindeki, onun icindeki zeynep ve zeynebinde oglu ali yani ali zeynel abidinin icindeydik, ve sur sur icinde saklandik, ve bu tohum ve şecere şu an en son haline inkişaf edip, acilmiş durumda, ve biz asil maddemiz olan, asil bedenimiz olan hz ademden cooooook uzak veya derin dibinde cooook icinde iken, acila acila, en dişda gibi bir hal aldik, halbuki bizim üsütümüzde ki kainatlar, bizim üst surlarimiz, ve Allah insani en güzel surette yaratti ve onu aşagi indirdi ayeti ile

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn.

Meali :

Allah, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattı, Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdi.

(Sadakallahul Aziym TİN Suresi 4 ve 5. ayet)

işde güneş sistemimiz ve bizler ve dünyamiz, en altta olan, veya en icde olan, yada tin suresinde denilen, en aşigda olanlariz bizler, ve Hz Adem öyle bir madde olmaliki, o kadar degerli bir maddeki, işde onun icinde bütün insanlik yer aliyordu, onun tohumu inkişaf ede ede, bu güne geldik, ve gecen haftalarda sesli vaazda anlattigimiz öyle bir element olmaliki dedik, cekirdegi yetmiş bin perde ile veya bir diger rivayet ile yediyüz bin perde ile korunsun, yani atom ve elementt öyle olmaliki, üstündeki elektron yörüngesi sayisi tam yediyüzbin tane yörünge olan bir elementten bahsettik, ve yedüzbin bin yine coklugu kastetmek için kinaye olabilir, ve öyleki hz ademden günümüze yediyüzbin belli başli peygamber gecdi ise, yediyüzbin kat demek, ve herkattada o peygamberin ümmeti olan elektronlar sayisida var demek olur. yine bizler ademin icinde, sonra nuhun icinde, sonra ibrahimin icindeyiz,... ve muhammediler ibrahimden ikiye ayrilan ismail cataginda yer aliyoz, isaviler ise yakub ve ishak cataginda yer aliyor, yani yine kainattaki sistemler sistem icinde, ve sistemlerde bazi diger sistemlerin icinde yine, iki sistem veya yakub ogullari gibi oniki ayri sistemi olan sistemler de var, ve böyle olunca, hz adem bütün insanligi icinde tutan ise, o zaman Hz Adem veya Hz insan, halifeyi ruyu zemin demek işde, kainat demek olur, ve o yediyüzbin katamanli elementin asli, bütün kainat demek olur, ve dini veya insani hz ademi, hz insani ayakda tutan namaz imiş, o hadis ile, öyle olunca namzi ikame etmek, onu ayakda tutmak, insani ayakda tutmak demek, ve insan ise kainat ise, kainati ayakda tutmak demek namazi muhafza etmek demek. ve islamda 40 sayisi, bir hareket veya fiilin yapila yapila, ahlak ve meleke haline dönmesi için, işde o hareketin kirk gün, veya kirk kez tekrarlanmasi sonucu oldugu gercegi vardir. ve işde hac yapan kimseler hacca gidince, vaktinden önce erken gidenler medineye önce gider, gec gidenler ise, hac görevini ifa ettikden sonra, biz türk hacilar, sünnet olan mescidi nebevide, 40 vakit namazi kilmak sünneti, yani bir vakitten diger vakit gözetilerek işde 40 vakit kilinirki, bu sünneti eda edende namazlari muahfaza etmek işde artik ahlak ve meleke halini alir, ve eger hacdan döndükden sonra, o kimse artik namazlarini nerde olsa kilip birakmiyorsa, veya birisi ikisi kazaya kalsa bile, sonra onlarida kaza edip, yina namazlari muhafaza ediyorsa, hacci mebbrur ve kabul oldugunun alametidir, biride ordan döndü, yine günah ve eski ahlakina döndü ise böyle adami altin suyuna da bandirsan fayda etmez bir ahlakda olup, haccida kabul degildir yani.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Bir mümin, namaz kılmaya başlayınca, Cennet kapıları açılır. Rabbiyle arasındaki perdeler kalkar. Bu hâl, namaz bitinceye kadar devam eder."

( Hadis-i Şerif , Taberani)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Bir kul Allah’a ibadet eder Allah’ı zikreder o kulun ruhu yükselir. Allahu Teala ile kulların nefsi arasında yetmiş bin nurdan yetmiş binde zulmattan perde vardır. Hiçbir kimse yoktur ki bu perdeleri geçtiğini hissen maddeten anlasın kat’iyyen anlayamaz çünkü el ile tutulur göz ile görülür şey değildir fakat insan bu perdeleri geçer.”

( Hadis-i Şerif , Ramuzel Ehadis c.1.s.284/16)

insanoglu namaza durunca, Cenabi mevla bu perdeleri acar, ve buyur kulum, ne istiyorsun dermiş, ve eger kul gaflet veya riya icinde namaz kilmiyorsa, o an Allah ile mülakat edebilir işde Namaz sonarsi allahdan istemek dua etmek ondandir, işde namaz miracdir, miracda hediye gelmişdir, ve ümmetinde muhammed gibi mirac etmesi icindir, ve kul namazda ihlas ve huşu ile, rabbinin huzurunda durdugunu bilirse, bu perdeler acilir, ve Allah danda sormak istedigi hususu sorar, veya ihtiyaci olan hususu arzedip isteyebilir, ve mülakat edebilir, amma eger gaflet icindeyse, Allah kizar ve perdeleri yüzüne kapatirimiş, ve namazi bitincede melekler onu namazi yukari götürmek istermiş, ve fakat birinci kat semadan geri döndürülürmüş, ve meleklerde alip gelip onun veyl olmuş namazini, kafasina carparlarmiş. diye rivayet edilir. bui hadisin asli kisssasinda ve kainat adem ise ve adem ise Allahin suretinde ise, enel hak diyen hallaci mansur, işde o yetmişbin perdenin arkasinda hakki müşahede edince, Hz Ademin veya Hz insanin halife olmasi hasbiyle, özünde onun hak oldugunu, yani hakkin onun icinde veya digir bilr hal ile dişinda, yani ya rahman dişda, yada rahim icde oldugu nu keşfedince, vardigi yerde, hakkin ona şah damrindan daha yakin olan hakkin, yerde gökde degi,l kendinde oldugunu görünce, o perdeleri kirinca işde "ENEL HAK" dedi, yanliş anlaycaklardan haşa huzur yani "kendisinin Allah oldugunu gördü

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lekad halaknâl insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuhu, ve nahnu akrabu ileyhi min hablil verîd

Meali :

Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.

(Sadakallahul Aziym KAF Suresi 16. ayet)

bir kudsi hadisde rabbimiz buyurdu işde

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Ben yerlere ve göklere sığmadım, ancak mü’min kulumun kalbine sığdım.

( Kudsi Hadis-i Şerif )
öyle olunca kainati ayakda tutan namazdir, yani namaz hem spordurki, namaz kilan, bu sporu yapan, ihtiyar bile olsa dincdir, hareket eder, o yüzden namaz dinin ve kainatin diregidir, onu ayakda tutandir, ve Allah da o müminlerki onlar namazi ikame ederler, namazi dinin diregini dik tutarlar buyuruyor,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Beş vakit namazı terk eden, Allahü teâlânın hıfz ve emanından mahrum olur."

( Hadis-i Şerif , İbni Mace)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Namaz kılmayanın Müslümanlığı, abdest almayanın namazı yoktur."

( Hadis-i Şerif , Bezzar)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"İman ile küfür arasındaki fark, namazı kılıp kılmamaktır."

( Hadis-i Şerif ,Tirmizi)

ve böyle olunca kainati, namaz ayakda tutup destekler, namazi farz olan namazlar, farzlari sünnetler, sünnetleri nafileler destekler ve ,...... ölye ise en dişdaki şüphelilerden korunup kacanlar, aslen bütün kalenin delinip zarar verilmesine, en dişdan muhafaza eden, sinir bekliyen asker gibidir, ne zaman onlar delindi, diger surlarida delip girer kafirler ve şeytan ve deccal askerleri öyle ise

Rabbim Teala ve Tekaddes Hazretleri, bu ahir zaman Muhammed ümmeti, isa ümmeti, musa ümmeti ve 124 bin peygamber ve ümmeti olan, insanligin yani özün özü olan, insanligin cekirdegi olan, bu özdeki özün özü, o cemaate ve mehdi ve askerine, sinirlari koruyup, dininide kainatida, namzinida ikame edip ayakda tutmayi, nasip ve müyesser kilsin inşallah.


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 25 Aralık 2017 Pazartesi

Original Kar © glan

Yeryüzündeki Vedud Halifeler - Seven ve Sevilen iki Cinsiyetli Halifeler

(Kar©glanin 15 Aralık  2017 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ إِنَّ رَبِّي رَحِيمٌ وَدُودٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vestagfirû rabbekum summe tûbû ileyhi, inne rabbî rahîmun vedûd.

Meali :

Rab’binizden bağışlanma af dileyin. Sonra O’na tevbe edin pişmanlığınızı sunun. Muhakkak ki Rabbiniz hem rahimdir(Anne gibi Rahim sahibi) hemde Veduddur (Hem sevilip hem sevilendir, seven erkekse ise, sevilen kadin, seven gök ise, sevilen yer ve toprak gibi, biz yer ve gök ikisine biriklte dünya diyoruz, dünya yer ile gökü bir arada tutan, sahip olan demek, yani iki cinsiyet biri anne biri baba, gök baba ise, yer ve toprak verimli anne, sevmek eril ise, sevilmek dişil ve müennnes).

Sadakallahul Aziym HUD Suresi 90. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ  وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ  ذُو الْعَرْشِ الْمَجِيدُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnehu huve yubdiu ve yuîd. Ve huvel gafûrul vedûd. Zul arşil mecîd.

Meali :

Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu  geri döndürür. O, çok bağışlayandır, çok seven ve sevilendir. (O), Arşın Sahibi’dir, Mecid’dir (mucid maciddir icad edicidir)

(Sadakallahul Aziym BURUC Suresi 15. ayet)


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki hiçbiriniz, ben kendisine babasından da evlâdından da daha sevgili olmadıkça iman etmiş olmaz.”

( Hadis-i Şerif , Buhari, İman 7)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Size vermekte olduğu nimetlerinden ötürü Allah'ı sevin, beni de Allah beni sevdiği için seviniz."

( Hadis-i Şerif , Tirmizi İhya'u Ulum'id-Din Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 4, s.594)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Hediyeleşin, birbirinizi sevin, "Birbirinize yiyecek hediye edin. Bu, rızkınızda genişlik hasıl eder (meydana getirir)."

( Hadis-i Şerif , Kütüb-i Sitte, cilt 16, s.239)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Seven, sevdigine, sevdigini söylesin."
veya
"Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa, ona sevdiğini söylesin."

( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvud, Edeb 122, (5124); Tirmizî, Zühd 54, (2393))

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Vüdd ( ودّ ) ve meveddet ( مودّت ) masdarından türemiş mübalağalı ismi fail kalıbında bir sıfattır. Bu kalıp Allah (c.c) için kullanılırsa sıfat olur. Bu kalıp ismi mef’ul manasında isim olarak da kullanılır. Sevgi anlamındadır. İsmi fail olarak alındığında ÇOK SEVEN, ismi mef’ul olarak alındığındaysa ÇOK SEVİLEN manalarına gelir. Daha çok da çok seven manası tercih edilmiştir.

- VEDÛD ismi Kur’ân-ı Kerîm’de iki ayrı yerde geçer :

“Şuayb (a.s) dedi ki :

   
"Rabbınızdan bağışlanma dileyin sonra da ona tevbe edin. Şüphesiz Rabbim rahimdir, vedûddur.” (Hûd Sûresi 11/90)        “Şüphesiz



"Rabbın tutuşu şiddetlidir, İlkin var eden sonra geri çevirip yeniden yaratan odur, O gafurdur, vedûddur.” (Buruc Sûresi 85/11,12,13)

  Bu iki âyet de Mekkîdir. Vedûd ismi bir yerde Gafûr, bir yerde de Rahîm ismi ile beraber gelmiştir. Vedûd ismi ile bu iki isim arasında karşılıklı bir gereklilik ve derecelendirme gibi bir ilgi söz konusudur.    Vedûd olduğu için rahmet ve mağfiret eder. Rahmet ve mağfiret için sevmek gerekir.

- Bazılarına göre kulun Rabbını sevmesi Allah’ın (c.c) bir ihsanı ve lütfudur. Kulun gücü ve kabiliyeti sebebiyle değildir. Allah (c.c) kulunu sever ve kalbine de bir sevgi yerleştirir. Sonra da kul Allah’ın (c.c) tevfikiyle Rabbını sever. Rabbını sevince de Rabbı onu bir başkasının sevgisiyle mükâfatlandırır. Gizli ve açık bütün kulluk davranışlarının ruhu ve temeli Allah (c.c) sevgisidir. Mâide Sûresi 5/54. âyetinde

                                           
"O onları sever, onlar da O’nu” Hakk’ın sevgisi kulun sevgisinden önce gelmiştir. Hakk’ın kula muhabbeti olmasaydı kul Hakk’a muhabbet edemezdi.

Aşk odu evvel düşer mâşûka, ondan âşıka
Şem’i gör ki yanmadan yandırmadı pervâneyi.

  Hakk’ın Salih kulları, Allah’ın (c.c) zât, sıfat ve fiiller açısından mükemmel bir varlık olduğunu, ortadaki eserlerinin mükemmelliğini bildikleri için O’nu severler de O VEDÛD (çok sevilen) olur.

Vedûd ismi ister “seven” ister “sevilen” anlamında olsun bu iki vasıf da bir medih=övme olur. Allah’ın (c.c) itaatkâr kullarını sevmesi lütuf sahibi olması demektir. Yani bu sevme hem Allah (c.c) için bir medih (sevmek bir mükemmelliktir) hem de Allah (c.c) tarafından kullarını medihtir. Kulların Allah’ı (c.c) sevmesi (yani Allah’ın “sevilen” olması) onlar nezdinde kerem ve ihsanının bilinmiş olmasından dolayıdır. Bu biliş de medihtir.

  Allah’ın (c.c) Salih kullarını sevmesi kendilerinden razı olup amellerini kabulü ve diğer kullarına da sevdirmesi demektir.

  Allah (c.c) kimleri sever :

1–Muhsinler : (Bakara 195, Âl-i İmran 134)

2–Tevbe edenler :  (Bakara 222)

3–Temizlenenler : (Bakara 222) 

4–Müttakiler : (Âl-i İmran 76)

5–Sabredenler : (Âl-i İmran 146)

6–Tevekkül edenler : (Âl-i İmran 159)

7-Âdil olanlar : ( Mâide 42)

8–Saf halinde yolunda savaşanlar : (Saff 4)

     

Allah (c.c) kimleri sevmez :

1–Haddi aşanları : (Bakara 190)

2–Fesad : (Bakara 205)

3–Nankör, günahkâr : (Bakara 276)

4–Kâfirler : (Âl-i İmran 32)

5–Zalimler :  (Âl-i İmran 57)

6–Hâin günahkâr : (Nisâ 107)

7–Müfsidler : (Mâide 64)

8–Müsrifler : (Enâm 141)

9–Hainler : (Enfal 58)

10–Müstekbirler : (Nahl 23)

11–Hain nankör : (Hacc 38)

12– Kibirli :  (Lokman 18)


  Kullarından bu isme lâyık olanlar mahlûkata karşı iyilikten başka bir şey istemeyenlerdir :

1–Kendisi için istediğini başkaları için de isteyenler
2–Başkalarını kendisine tercih edenler.

  Bu ismi ile Allah (c.c)

1–Varlık vererek mahlûkatını sevdiğini göstermiştir.
2–Mahlûkat için sadece hayır murad etmiştir. Onlar için hayır muradı aynı zamanda varlık vermesidir de.
3–Hayırlara ulaşmaları için her türlü ihsanda bulunmuştur.
4–Kendisini sevenleri rahmet ve merhametiyle kuşatmıştır.
5–Sevenlerini mahlûkata da sevdirmek.

  Peygamberimizin (s.a.v) bu isimden istifadesi

1–Herkes için hayırdan başka bir şey murad etmezdi.
2–Başkalarını kendisine tercih ederdi.
3–Sevdiğini hal ve hareketleriyle gösterirdi.
4–Sevgisinin tezahürü olarak kendisine yapılan kusurları bağışlardı.
5–İnsanlara olan sevgisi, onların azaba düşmelerine engel olmak için bütün imkânlarını seferber etmeye sebep olmuştu.
6- Sever ve sevmeyi tavsiye eder, sevmeyende bir hayır bulunmadığını söylerdi.
7–Yaratıkları seven, onlar tarafından sevilen biri idi.

  Müminlerin istifadesi

1–Müminlerin kendisini sevmelerini engelleyecek hal ve hareketlerden uzak kalmak,
2–Sevmelerini kolaylaştıracak hallere sahip olmak.
3–Sevdiğimizi açıkça gösterebilmek. Sevdiklerimiz için bir şeyler yaparız (yapmalıyız), bir şeyler yaptıklarımız da bizim sevdiklerimizdir.
4–Allah’ı (c.c), peygamberimizi (s.a.v.), ashabını (r. anhum), alimlerimizi (r.a) tüm müminleri sevmek, sevdirmek.
5–Kendimiz için istediklerimizi müminler için de istemek, istemediklerimizi de istememek (asgari)
6–Müminleri kendimize tercih eder olmak.
7–Allah’ın (c.c) sevdiği kimselerden olmak
8–Allah’ın (c.c) sevmediklerinden olmamak

Dilbilgisi

Etken Fiiller: Yüklemin bildirdiği eylemi yapan, yerine getiren belliyse (gerçek özne varsa), o cümlenin eylemi etken çatılıdır. Örnek :

Yaşlı adam bir hamlede merdiveni tırmandı.

Gerçek Özne                                  Etken

Kaymakam gelecek diye köy halkı yollara döküldü.

Gerçek Özne      Etken

Vücudum,  kaskatı olmuştu,  kulaklarım duymuyordu.

Gerçek Özne        Etken        Gerçek Özne    Etken

Edilgen Fiiller : Eylemi, yapan ve gerçekleştirenin belli olmadığı (gerçek öznenin olmadığı) eylemler edilgen çatılıdır. Bir eylemin edilgen çatılı olabilmesi için “-ıl, -il, -ul, -ül, -ın, -in, -ün, -un” eklerinden birini alması gerekir. Örnek :

Buz olmasın diye yollara tuz döküldü. (Döken belli değil)

Sınav sonuçları açıklandı. (Açıklayan belli değil.)

Anadolu’nun ücra bir kasabasına atanmış. (Atayan belli değil.)

---------------------------

El Vedud ismi ise, bu iki eylemi icinde tutan bir fiil, yani hem etken, hem edilgen bir fiil, seven ve sevilen, yani Allah seviliyor, kim seviyor belli degil, Allah seviyor, yine kimi seviyor belli degil, amma yukarda yazdigimiz fiileerde ise, Allah falanciyi sever, filanciyi sever, ve fakat bu vedud, ise Allah hem seven, hem sevilen, yani ayni anda hem yürüyen hemde ayni anda duran bir araba misali gibi, yani kerkinek kuşu mesala, yeryüzündeki bir göreve münhasir bir halife olarak, ayni anda hem ucup, hemde havada duran bir özellik gösteren dogan kuşu, yani ayni anda iki eylemi icinde tutuyor, işde Allah Veduddur da da seven ve sevilen, eril ve dişil, etken ve edilgen, halbuku etken fiil demek, seven mesala, seven kimse sevme fiilini yapan demek, fakat sevilen ise  seven biri tarafindan sevilen özneye verilen isim, yani burda sevme fiili başkasi tarafindan ona yapildigi için, sevilen edilgen durumundadir, yani öyle olunca, kadin sevme fiilini cinsel yolda yapilamsinda, kadin yine edilgen durumda, erkek ise sevme fiilini yapan olarak etken durumda, ve etken olan erkek rahman, edilgen olan kadin ise rahim tabiatli, ve vedud ise, bu ikisinide icinde barindiran olunca, hem erkek hem dişi eylemi yapabilcek, alet erdavati olan kimse, bu isimin yeryüzündeki teccelli ettigi halife demek olur, yani bu maddelerden miknatis, ve demirin miknatis olmuş hali, yine alet erdeavattan igne bu durumde, iplik bu durumda

Hermafrodit (erdişi veya hünsâ), hem erkek hem de dişi üreme organı bulunduran canlılara verilen addır.

Etimoloji
Kelime olarak hermafrodit, Yunan mitolojisindeki Haberleşme Tanrısı Hermes ile Güzellik Tanrıçası olan Afrodit'in adlarından gelmektedir. Efsaneye göre Afrodit ile Hermes'in bir oğulları olur. Adını Hermafrodit koyarlar. Hermafrodit o kadar güzeldir ki bir su perisinin dikkatini çekmiştir. Peri kız, sürekli ona yakınlaşmak için uğraşır ama Hermafrodit'in nazı ile karşılaşır. Bir türlü yüz bulamayan peri kız, Hermafrodit gölde yüzerken birdenbire karşısına çıkar ve sıkı bir şekilde ona sarılır. Tanrılara onları birbirlerinden ayırmamaları için yalvarır. Sonunda dileği kabul olur ve ikisi de aynı vücutta can bulurlar. Böylece ortaya çift cinsiyetli bir insan çıkar.

cieklerin nerdeyse tamami Hermafrodit bir sisteme sahipdir, yani hem erkegini hem dişisini, ayni cicek kendi icinde barindirir, yani paflanzen üreme sisteminie sahip olanlara, yani mutasyonda, üreme sistemi bitkiden hayvan ve insan sistemine tam dönmemiş, ve bitkisel üreme sisteminde karar kilmiş canlilardir onlar yani.

[attachment=38439]

[attachment=38440]

[attachment=38441]

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ إِن كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ اللّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُواْ حَتَّى يَأْتِيَ اللّهُ بِأَمْرِهِ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul in kâne âbâukum ve ebnâukum ve ıhvânukum ve ezvâcukum ve aşîretukum ve emvâlunıktereftumûhâ ve ticâratun tahşevne kesâdehâ ve mesâkinu terdavnehâ ehabbe ileykum minallâhi ve resûlihî ve cihâdin fî sebîlihî fe terabbesû hattâ ye'tiyallâhu bi emrihî, vallâhu lâ yehdîl kavmel fasikîn

Meali :

De ki: “Şâyet babalarınız ve oğullarınız ve kardeşleriniz ve zevceleriniz ve aşiretiniz ve kazandığınız mallarınız, kesada uğramasından (satışının durmasından) korktuğunuz ticaret ve razı olduğunuz (hoşunuza giden) evler, Allah’tan ve O’nun Resûl'ünden ve O’nun (Allah’ın) yolunda cihad etmekten size daha sevgili ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Ve Allah, fasıklar kavmini (topluluğunu) hidayete erdirmez.”

(Sadakallahul Aziym TEVBE-24 ayet)

Allah ismi ise, Cenabi mevlanin bütün isimlerini icinde barindiran cami bir isim, yani vedud sadece ikisini rahman ve rahimi icinde barindiran ismi, bismillahirrahmenirrahim de de iki isim bir cümlede birlikte bariniyor, oysaki Allah ismi, cami bir isim, ve 99 ismi birlikte barindiriyor, ve Allahin daha bilmedigimiz binler ismi var, cünkü Allah, Allahin en güzel ismleri diye adlandirdigi isimler 99 tane, ondan sonra binler ismi var, ve bu 99 güzel ismi barindiran ismine Allah diyoruz, ve öyle olunca,  ya Allah in ikibin ismini ayni anda barindiran hali nedir, kimde teceli edeer, nedir ne degildir?

insan Aziz bir varlikdir, cünkü Allah yeryüzüne onu halife kilmiş ve kendi suretinde yaratmişdir, ve  öyle olunca, yeryüzünde bazi insanlari yaratirkende, böyle cift ccinsiyetli olarak halketmiş, peki niye kendi suretini böyle iki cinsiyatli yapti demek yokmu? kendini bunami benzetti, yoksa bir sifatda öylemi demek O nun, insan Halifeyse, her insan bir ayri halife böyle hermofradit insanlarda halife ise, o zaman bunlar Allahin hangi ismine ayine dedigimiz zaman, işde onlar, Allah in vedud ismine bakan yüzler, sakin ola o halinizi bozmayin, yaratan Allah  yaratmasini unutmadi yanlişda yarartmadi, sizide bilir kendisinide de bilir, neden öyle yarattiginida bilir o, ve o bir dertmi? hastalikmi? mutasyonmu? bozuk  mutasyonmu? yoksa Allahin hallerinden bir halide o mu demek lazim.
ve cicekler iki cinsiyati icinde tutuyor ancak, kendi kendini döllemez, onu ya bir kelebek,böcek, ya  bir ari yada rüzgar döller, yani meryem annemize hermofradit diyenler için, peki onu hangi ari dölledi demek yokmu? o eger hermofradit idiyse, yani kararli element ve kararsiz element vardir. kararli element : var olacagina karar verir ve, ya gaz, ya sivi, yada kati olarak yüze cikar, kararsiz element ise, varlik ile yokluk arasinda, yada erilmi dişilmi yani eski yüklümü yada arti yüklümü olacagina karar veremeyen element demek olur, yani miknatis, hem eksi kutbu, hem arti kutbu icnde barindirir, bir ucu eksi, bir ucu artidir , bir ucu erkek, diger ucu dişi, yine dud bitkisi cok yiyenlerdede bu hal ortaya cikar, yani aynen halife olan budha gibi, dud agacindan etkilenen halife budha, yani dal dala demek, yine bir dalin mesela iki catagi varsa, bir catagina kayisi aşiladimi agacin orjinali  ise erik ise, o agac hem erik hem kaysi verir ve şaşirmaz, yani öyle olunca, yine bitkilerde  bunun hali var, o bitkinin insan olmuş halinede, işde kararsiz insan, o mu bu mu diyen insan olmuş, yani öyle olunca, işde kararsiz elementlerden yiyen kimselerde olan bir hal, yahut kararsiz elemente maruz kalmiş erkek ve kadindan olan cocuklar,  igne ve iplik, igne deliklli, ve iplik deiliginden gecer, amma igne yine erildir kumaşi ise delip diker, ciceklerden cyclamen bu yukardaki resimdeki cicegin gercek isimi, yani o agizlarda ve internette dolaşan diger cyclemen cicegi gercek cyclamen degildir, bu gercek cyclamen cicegi, yani iki cibilliyati ayni anda barindirdigi görsel olarak görünen bir cicek, internet ismi ise flamingo cicegi diye bulabilirinsiz, halbuki gercek  ismi cyclmen cicecgi budur yani  afedesiniz ismi "si k li am emen cocuk" isimler öyle boş yere konulmaz bir frekansi tinisi var yani annesi hermofradit cocuk demek cyclamen.

gelelim gündem konusuna ve mescidi aksa meselesine, ve mescidi aksa günümüzde üc kibleyi, üc yönü,üc dini  bir araya getiren mescdi olarak biliniyor, yani üc dini birleştiren yön demek. egeer meryem ikisini birleştiren ise, ve ondan ve oglundan sonra muhamed geldi, ve mirac ederken ise o 124 bin peygamberi orda birleştirdi, ve namaz kildi diye biliyoruz, yani bütün dinleri birleştircek olan kible demek yani, öyle olunca,  Allah, bizim mescdi aksa ile hepimizin, bütün insanligin bir oldugunu anlattigi bir kabe ve kible, yani eger 124 bin peygamber ayni yöne döndü birleştiyse, işde mehdi demekde, onlarin  hepsini yeniden birleştircek olan kimse, ve  öyleki o orda namaz kilma meseleside, yani mehdi mescdi aksada namaz kilsa ve kilarsa, şamda degil dikkat edin, mescidi aksada kiilincak namaz, ve onun ardindaki cemaatin isimleri, 124 bin peygamberin isimleri olcak, ve onlar hem isavi, hem musavi, ve muhammedi, ve budist, hem zerdüşt olabilir, amma hepsi ayni kabe ve ayni kilbleye, yani yönünü Allah a tutan kimseler demek. yoksa mescdi Aksa öyle, vay bura bizimdi, yine bizim olacak diye kavga cikaranlarin, kavga cikarma sebebi olcak mescid degil yani ah maklar sürüsü, daha hala ayrilik ve, bu benim, şu senin, sen şucusun, ben bucusuyum davasi ile kavga edin durun siz, ah mak sürüsü. Allah in  mescidi Aksa dan ne murad ettigini anlamazsaniz, daha ne mehdi bulursunuz, nede mehdiyi tanirsiniz, anladinizmi, nede mehdi gelip öylö mescidi aksayi felen fethetmez, orasi Allahin eviyse, Allah orayi muhafaza etcekdir zaten, orasi taş toprakdan bir bina iken, o taş toprak ugruna, gercek kible insan kalbi iken, o taş toprak ugruna binler ölcek öldürülcek, kabe kalbli  insani, aziz varligi iyi düşünün, taş toprakmi önemli ve kutsal, yoksa aziz bir yaratik ve halife olan insanmi? ne bu kavga, ah mak sürüsü,  Allah birleşin, bütün dinler peygamberler birleşin derken, sizler kavga edelim diyorsunuz,  o diyor bizim, beriki diyor, zaten bizimdi bizim kalacak, tüüü geri zekalilar, bunun ugrunda canlara kiyin birde olurmu ah mak sürüsü,

Kâbe'nin Yeniden İmârı ve Peygamberimizin Hakemliği 

Kâinatın Efendisi 35 yaşında idi.

Bu sırada Ku­reyş kabilesi, Kâbe duvarlarını yıkıp, yeniden tamir kararını verdi. Zira, yıllardan beri yağan yağmur ve neticede meydana gelen seller, ya­pı itibarıyla pek sağlam olmayan bu mâbedi oldukça yıpratmıştı. Çatısız bu­lunması sebebiyle de, yağan yağmurlar temeline kadar tesir etmiş ve binayı adeta harab bir hale getirmişti.

Son olarak gelen büyük bir sel, Kâbe’yi bütün bütün sarsmış ve duvarlarını çatlatmıştı. Bu durum Mekkelilerde bir korku ve telâş uyandırmıştı.

Bu arada, bir hadise daha oldu: Kadının biri Harem’de ateş yaktı. Ateşin ko­rundan sıçrayan kıvılcımlar, Kâbe’nin örtüsünü tutuşturdu ve yanmasına se­bep oldu.

Bütün bunların üzerine bir de Kâbe’nin içinde bulunan bir definenin çalın­ması eklenince, Mekkeliler, artık verdikleri ka­rarı bir an evvel gerçekleştirme gayretine girdiler.

Kâbe duvarlarının taşlarla örülmesi işi, kur’ayla kabileler arasında dörde taksim edildi. Buna göre, Abdi Menaf ile Zühreoğullarına Kâbe’nin Şam cephe­si (Hatiym, Hıcır tarafı); Şehm, Cehm (Cü­mah) ve Amiroğulları payına Kâ­be’nin Yemen köşesi ile Ha­ce­rü’l-Esved köşesi arası; Mah­zum ve Teymoğulla­rı­na ise, Safâ ile Ecyad’a bitişik olan Ye­men cephesi düştü.

Herkes kendisine düşen taraf için taş taşıyor ve duvarlar örülüyordu. Bina, Hacerü’l-Esved’in konulacağı yere kadar yükseltilmişti. Ancak bu mübarek taşı yerine koymada kabileler arasında anlaşmazlık çıktı. Her kabile, kendisini diğer kabilelerden bu hususta daha lâyık görüyordu. Kabile taassubunun bü­tün şiddetiyle hüküm sürdüğü bir zamanda, hangi kabile bu şerefi başkasına kaptırmak isterdi? İş kızıştı, tartışma ve münakaşa son derece sertleşti. Öyle ki birbirleriyle vuruşacaklarına dair yemin bile ettiler.[5]

Ortalığı bir kargaşalık kaplamıştı. Her an çarpışma bekleniyordu. Çarpışma vuku bulursa, çok kişi hayatını kaybedebilir, çok mal telef olabilirdi!

Bu duruma bir çare bulmak gerekiyordu!

Dört beş gün, Kâbe’nin duvarlarına tek taş koymadan, Ku­reyş kabileleri bekleyip durdular! Sonra tekrar Mescid-i Haram’da toplandılar, birbirleriyle ko­nuştular, tartıştılar.

Bu arada, kabileleri uzlaşmaya davet edenler de vardı.

Kanlı bir hadisenin kopması her an beklenirken, Ku­reyş’in en yaşlılarından Ebû Ümeyye diye bilinen Huzeyfe b. Muğîre, ortaya atıldı ve taraflara şu tekli­fi sundu:

“Ey Ku­reyşliler! Anlaşamadığınız şu işte, mâbedin şu kapısından (Benî Şey­be Kapısını eliyle işaret ederek) ilk girecek zâtı aranızda hakem yapın; o kimse bu işi bir neticeye bağlasın!”[6]

Ebû Ümeyye’nin beklenmedik bu teklifi, taraflarca tereddütsüz kabul gör­dü.

Artık bütün gözler Benî Şeybe kapısındaydı!

Acaba kim çıkacaktı ve kabilelerin anlaşmazlığına nasıl bir çareyle son vere­cekti? Hiçbir kabilenin gönlünü kırmadan bu işi nasıl halledecekti?

Merak dolu bakışlar, mescidin mezkûr kapısını dikkatle süzmekte idi.

Kapıdan bir zât belirdi!

Uzaktan fark ettiler, kendisine mahsus boyu posu ve yürüyüşüyle vakar içinde gelen bu zâtı derhal tanıdılar ve sevinç içinde bağırdılar: “El-Emin o! Muhammed o! Onun aramızda vereceği hükme râzıyız!”[7]

Evet, gelen Muhammedü’l-Emin’di (a.s.m.). Herkesin iti­madını kazanmış olan dürüst insandı.

Bu sebeple, merak dolu bakışlar, birden sevinç bakışlarına döndü. Çünkü âdil karar vereceğinden hepsi tereddütsüz emindi.

Evet, isabetli karar vermekten şaşmayan Efendimizin gelişi, elbette tesadüfî değildi. Vereceği hükümle onlara, peygamberliğinden önce de, isabetli görüşe, derin düşünceye sahip olduğunu tasdik ettirecekti.

Ku­reyş, durumu kendilerine anlattı.

Kalbi gibi zihni de tertemizdi Efendimizin... İsabetli ka­ra­rı vermekte gecik­medi ve şu emri verdi:

“Hemen bana bir örtü getiriniz!”

Ânında getirdiler. Bir rivayete göre bu Velid b. Mu­ğî­re’­nin elbisesiydi. Di­ğer bir rivayete göre ise, Efendimiz, bizzat kendi ridâsını bu işte kullandı.[8]

Kâinatın Efendisi, getirilen örtüyü yere serdi.

Küçük büyük herkesin dikkatli bakışları, Efendimizin üzerinde toplanmıştı. O örtüyle ne yapacaktı?

Merakları fazla sürmedi ve Sevgili Pey­gam­be­ri­miz, Hace­rü’l-Esved’i bu ör­tünün ortasına koydu; sonra da, “Her kabileden bir kişi bunun birer köşe­sinden tutsun” diye emretti.

Öyle yaptılar. Hacerü’l-Esved’i örtüyle, konulacak yere kadar kaldırdılar.

...Ve Resûl-i Kibriya Efendimiz, bizzat Hacerü’l-Esved’i kendi eliyle yerine koyarak, bu şerefe nâil oldu!

Bundan sonra duvar örülmeye başlandı ve kısa zamanda tamamlandı.[9]

Böylece, Allah Resûlü, İlâhî mevhibenin bir eseri olan isabetli kararıyla, ka­bileler arasında büyük bir kanlı çarpışmayı önlemiş oldu.

Bunu duymadinizmi siz de, ey isaviler, ey musaviler, ey muhammediler, bunu böyle sulh ile halleden muhammedi unuttunuzmuda, şimdi aranizda mehdi ciksin gelsin kavgasini başlatmak için mescidi aksa senin benim kavgasi yaparsiniz, mescdi aksa  ne senin ne de benim, orasi Allahin, bizlerin bir araya gelmemiz için koydugu bir bilek taşi sadece, bunu unutupda kavgaya tutuşmakda nedir. şimdi hani bazilari mehdi ortaya ciksin diye yapiyor bunu, ve muhamed ben peygamberin dedi ortaya cikdi, ve ona mekke ambargo uyguladi, öldürmeye kalkdi, ve pacasini kurtarmak için gece mekkden apar topar kacan  muhammed degilmi? ve Allah amma sinamiş muhammedi de, magaraya siginir, oraya kadar kovalatmiş birde, yani orda magarada  ikisinden biri tiksirip aksirsa canlarindan olcaklar, ebu bekirde üc bucuk atiyor korkudan, kim korkmaz , Muhammed  O na korkma ikiliin ücüncüsü Allah dedi ve ayet indi

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِلاَّ تَنصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللّهُ إِذْ أَخْرَجَهُ الَّذِينَ كَفَرُواْ ثَانِيَ اثْنَيْنِ إِذْ هُمَا فِي الْغَارِ إِذْ يَقُولُ لِصَاحِبِهِ لاَ تَحْزَنْ إِنَّ اللّهَ مَعَنَا فَأَنزَلَ اللّهُ سَكِينَتَهُ عَلَيْهِ وَأَيَّدَهُ بِجُنُودٍ لَّمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ الَّذِينَ كَفَرُواْ السُّفْلَى وَكَلِمَةُ اللّهِ هِيَ الْعُلْيَا وَاللّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İlla tensurûhu fe kad nasarahullâhu iz ahracehullezîne keferû sâniyesneyni iz humâ fîl gâri iz yekûlu li sâhibihî lâ tahzen innallâhe meanâ, fe enzelallâhu sekînetehu aleyhi ve eyyedehu bicunûdin lem terevhâ ve ceale kelimetellezîne keferûs suflâ, ve kelimetullâhi hiyel ulyâ vallâhu azîzun hakîm

Meali :

O'na sizin yardım etmeniz dışında (etmediğinizde) o zaman Allah, O'na (Resûl’e) yardım etmişti. Kâfir olanlar, O'nu (Mekke’den) çıkardığı (çıkmaya mecbur ettikleri) zaman iki (kişi)nin ikincisi idi. İkisi mağarada iken arkadaşına şöyle demişti: “Mahzun olma! Muhakkak ki; Allah, bizimle beraber.” O zaman Allah, O'nun üzerine sekînetini indirdi. Ve O'nu göremediğiniz bir ordu ile destekledi. Kâfirlerin sözünü sufli kıldı. Ve Allah’ın sözü; O, çok yücedir. Ve Allah; Azîz’dir (üstündür), Hakîm’dir (hüküm sahibi ve hikmet sahibidir).

(Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 40. ayet)


yani can bogazda ve o halde erkeklgiin onda dokuzu tabiki kacmakda, ve saklanmakda iken, yine isa da kacsaydi belki carmiha gerilmezdi, musa kacdi, musada kurtuldu, ya isa, o kacmadi ne oldu, o da öldürüldü, havarilirinin bazisida mersinde ligme ligme edildi, o zaman bu insanlar şimdi degişdimi, mehdi eger bilincek buluncak olsaydi, Allah o nuda peygamber ederdi ve o da alenen cikar teblig yapardi, Alllah onu saklamiş gizlemiş işde, ne dibini bucagini delcen diye ugraşiyon ah mak müslüman, ah mak gavur.

Hz Meryem isa ya hamile kaldiginda bir musevi idi, ve isa yi dogurdu, isa isavi ve isavi oldu, isa nin babasida mehdi ise, mehdi de müslüman, ve  meryem ise bir Anne  ve ona dönmn ek yüzüen bakmak kabeye bakmakla eş degedr yani yaşayaan yürüyen kabelerden birisi, ona dönen demek isavi musavi ve müslüman,  o zaman meryem hatta üc dini birleştiren kible, ve mehdi ise, o namaz ile 124 bin din ve peygamberi bir araya toplayacak olan son asker, ister al birleş birlik ol, yada ayril kavga et, kiyamet kopsun başina o zaman, ya yaşamayai sec ya da gebermeyi

Rabbim, ahirzman ümmeti, Mehdi cemaatine idrak versinde, iyi ile kötüyü ayirt etsinler artik.

---oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems,  15 Aralık  2017  Cuma

Original Kar © glan

Âlimin Günahi Avamın Sevabıdır

(Kar©glanin 3 Aralık 2017 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ وَحَآجَّهُ قَوْمُهُ قَالَ أَتُحَاجُّونِّي فِي اللّهِ وَقَدْ هَدَانِ وَلاَ أَخَافُ مَا تُشْرِكُونَ بِهِ إِلاَّ أَن يَشَاء رَبِّي شَيْئًا وَسِعَ رَبِّي كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا أَفَلاَ تَتَذَكَّرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnî veccehtu vechiye lillezî fataras semâvâti vel arda hanîfen ve mâ ene minel muşrikîn. Ve hâccehu kavmuhu, kâle e tuhâccûnnî fîllâhi ve kad hedâni, ve lâ ehâfu mâ tuşrikûne bihî illâ en yeşâe rabbî şey’en, vesia rabbî kulle şey’in ilmâ(ilmen), e fe lâ tetezekkerûn.

Meali :

“Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ Onu Hatirlmayacakmisiniz zikretmeyecekmisiniz (zikretmeyecekmiyiz?)”

Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 79. ve 80. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Mü’minin üç kalesi vardır. Birisi zikrullah birisi Kur’an okumak, diğeri de namaz dır."

( Hadis-i Şerif )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ آنَاء اللَّيْلِ سَاجِدًا وَقَائِمًا يَحْذَرُ الْآخِرَةَ وَيَرْجُو رَحْمَةَ رَبِّهِ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ قُلْ يَا عِبَادِ الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا رَبَّكُمْ لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا فِي هَذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةٌ وَأَرْضُ اللَّهِ وَاسِعَةٌ إِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ أَجْرَهُم بِغَيْرِ حِسَابٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Em men huve kânitun ânâel leyli sâciden ve kâimen yahzerul âhırate ve yercû rahmete rabbihî, kul hel yestevîllezîne ya’lemûne vellezîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne), innemâ yetezekkeru ulûl elbâb.Kul yâ ıbâdıllezîne âmenûttekû rabbekum, lillezîne ahsenû fî hâzihid dunyâ hasenetun, ve ardullâhi vâsiatun, innemâ yuveffes sâbirûne ecrahum bi gayri hisâb.

Meali :

Rasul’üm!) Söyle; Ey inanan kullarım! Rab’binize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah’ın (yarattığı) yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere mükafatları hesapsız ödenecektir.Gece boyunca secde ederek ve kıyamda (ayakta) durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rab’binin rahmetini dileyen kimse (o inkarcı gibi) midir? (Rasul’üm!) De ki; Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür ve Rabini anar ve Zikreder.

(Sadakallahul Aziym ZUMER Suresi 9. ve 10. ayet)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

size amellerinizin en hayırlısı ve sevap bakımından en temiz olan mertebelerinizi yükselten altın pırlanta infak etmekten ve harp meydanında düşmanlarınızla çarpışmaktan daha hayırlı bir ameli haber vereyim mi: diye sordu.
Ashab, Evet ya Rasulallah dediler.
Resülü Ekrem (s.a.v)
Allah (c.c) Hz.’lerini zikretmektir. Buyurdular

( Hadis-i Şerif )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kalpler demirin paslandığı gibi paslanır, onun cilası Kur’an okumak ve Allah’ı çok zikir etmektir. "

( Hadis-i Şerif )


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Bir şeyi çok seven, onu çok anar”

( Hadis-i Şerif )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Allah şöyle buyurmuştur: ‘Ben kulumun Beni sandığı gibiyim ve Bana dua ettiği, Beni zikrettiği zaman onunla beraberim. Kim Beni kendi nefsinde zikrederse (içinden geçirirse), Ben de onu kendi nefsimde zikrederim (içimden geçiririm). Kim Beni kalabalıkta, bir cemaat içinde zikrederse, Ben de onu, ondan daha hayırlı bir cemaat içinde zikrederim. O, Bana bir karış yaklaşırsa Ben ona bir arşın (adım) yaklaşırım. O Bana bir arşın yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım. O Bana yürüyerek gelirse Ben ona koşarak giderim. Kim Bana şirk koşmaksızın bir arz dolusu günahla gelse, Ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım.”

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Tevhid 15, 35, 50; Müslim, Zikir 2, hadis no: 2675, 4/2061, Tevbe 1; Tirmizî, Deavât 142, hadis no: 3598 )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Allah’ı unutarak lüzumsuz konuşmalara dalmayın. Çünkü Allah hatırlanıp zikredilmeden yapılan uzunca konuşmalar, kalbi katılaştırır. Allah’tan en uzak olan kimse, kalbi katı olandır.”

( Hadis-i Şerif ,Tirmizî, Zühd, 62)

Ebu Talibin kızı şöyle anlatır : Peygamber bir gün evime geldi. Ben : “Ey Allah’ın elçisi! Artık yaşlandım, zayıfladım, bana oturduğum yerden yapabileceğim bir amel tavsiye etseniz” dedim şöyle buyurdu:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“100 kere Sübhanellah, 100 kere Elhamdülillah, 100 kere Lâ ilâhe İllallah” de.

( Hadis-i Şerif , Müsned:6/344)

Ve Konuya girersek, bizler cocuklukdan beri namaz kilacagiz, dogrulari yapacagiz diye ugraşirken, avam yani halkdan bazilari daha namaz niyaz bilmezlerdi, ve onlar daha sadece bayramda kandilde namaz kildimi, yada cuma namaza gittimi, onunla müslüman olduklari için övünürlerdi, oysaki biz, bir vakit namaz kazaya kalacak, yada kazaya kaldimiydi, tüh namazi kacirdim kilamadim diye üzülenleriz. yani adam ayda yilda haftda bir kildigi ile övünüyor, kenidni iyi ve baş müslüman sanirken, biz işde, kacdi diye bir vakte üzüleniz, yani bir vakte bir vakit amma, birinde kacan bir vakit, digerinde sadece ayda yilda kilanan bir vakit, ve diger hususlarida artik siz tefekkür ediniz, ulema öyle demişdir,

"Âlimin Günahi Avamın Sevabıdır"

Evet Allaha inanmak ve zikretmek, kuran okumak, namaz kilmak için, sebebler cok, inanmayanlar için ise bahaneler cok.
Namaz kilmayana zor, su abdest almayana ve almayacak olana soguk, oruc tutmayana zor, zekat sadaka vermeyen zor, hac parasini sevene zor, , mümin bunlarin hepsinide seve seve yapar , seve seve namaz kilar, sogukda olsa abdestini alir, caresi var, lapcin giyer, yine orucunu yazda olsa tutar kişda olsa tutar, yine zekat meselesinde dedikki : Rabbimiz vergi sistemini insanlarin uygulamasini istedi, ondan zekat hükmü kondu, ve vergi sistemi güzel düzenlenirse, zekat konusu cözülmüş olur. Eger zekat hakkeden yerlere ulaşsa, bu verginin kullanildigi yerlerin saglam olmasina bagli, ve vergi (Zekat fonu) nerelerde kullalnilmali işde zekat ve sadaka ayetinde gecen kimseler ve yerler, yani devletin yollari, suyu, fakirler, aclar, ögrenciler, yolcular, hastalar,..... yani eger vergi onun bunun elinde car cur olmasa, o zaman extra zekata ihtiyac yok, cünkü Allah zaten vegilendirme sisteminin gelmesini uygulanmasini murad etmiş olmali bunda, cünkü yahudilere cumartesi calişmayin dedi, ve hiristiyanlarada pazari verdi, müslümanlarada cuma ögleden sonrayi verdi, etti 2,5 gün, ve haftada 2,5 gün tatil yapin dedi, yani insan aciz, ve bugünün calişma sitili ile, bir hafta yorulan insanin, 2,5 gün tatili, onun yeni haftaya yine diri olarak başlamasina sebeb olur, yoksa insanlarin hepsinda ayni sendrom yani


Yarin Pazartesiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii

sendromu yani bıkkın halde yeni haftay gider, amma işde gerektigi gibi dinlenirse yani Rabbimizin emrettgi gibi dinlenirse, seve seve yine işe gider.

Ve vergi sistemi mesela euro ile yaparsak, calişanlardan alinacak 1 euro da 100 tane cent var, yani 100 tane kuruş var, ve bir devlette 10 milyon calişan ve aylik alan varsa, bunlardan sadece 1 euro vergi ve zekat kesilse, yani onun her bir centi, ayri iş için kullanilsa, 10 milyonda 1 kuruş yada 1 cent toplam 1 milyon euro eder, ve bir milyon her ay yola ayrilsa, 1 milyon suya ayrilsa, birmilyon fakirlere ayrilsa, yani 100 ayri işe ayrilir, ve iki euro kesilse 200 ayri iş ve ilsamda zekat %2,5 öyle olunca 100 euroda 2,5 euro alinmasi lazimmiş desek o zaman bu sistem yine yürümüyor, kimler yiyor bu vergileri, kimlerin kursagindan geciyor bu vergiler, zukkum yiyesiceler kim onlar. yani sistem bu, zekat sistemi bu, Allah bunun dünyada kurulmasini istedi, kim icad etti bunu, tahminim tam sisteme gecirenler avrupalilar, avrupa buldu yapti, amma bizimkiler ne yapti, iki üc yudumcu toplanan paralari yukarda aralarinda pay ediyor, zukkum olsun o fakirin fukaranin hakki, yoksa sistem bu, ondan başka kimsenin , extra vergide zekatta vermesine gerek yok, sistem bu, bu yapilmali, yoksa vay oraya buraya fakire vercen diye adam aranmaz, devletin görevi, niye Hz. Muhammed, Salabeye zekat memuru gönderdi, yani, devlete istiyor, vergi istiyor muhammed, yani işde durum bu, bunu uygulayan insanlar da milletlerde de ferah olur, yolsuz yerde kalamz, susuz yerde kalmaz, fazla gelenleride, fakir yerlere ayir, kalkindir, bütün dünya cennete döner, vallahi böyle, durum böyle böyle.

Abdest dualarinda kulaklari yikarken okuncak bir dua ve ayet olan

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ أَحْسَنَهُ أُوْلَئِكَ الَّذِينَ هَدَاهُمُ اللَّهُ وَأُوْلَئِكَ هُمْ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezîne yestemiûnel kavle fe yettebiûne ahsenehu, ulâikellezîne hedâhumullâhu ve ulâike hum ulûl elbâb

Meali :

Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen (güzel) olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar onlar ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleridir).

(Sadakallahul Aziym ZUMER Suresi 18. ayet)

Ve Allah buyuruyorki

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiran ve immâ kefûran.

Meali :

insana dogru yolu gösterdi , kimileri buna uydu ve iman etti dogruyu buldu, kimileride inkar etti yanildi.

(Sadakallahul Aziym İNSÂN (DEHR) Suresi 3. ayet)

Yani cumaretsi pazar tatil olacagini kimler buldu bildi, o gavur dediklerimiz icad etti, daha biz dinlenmemiz gerektiginin farkinda degiliz, afedesiniz eşşek gibi caliş, yada insanlari eşşek yerine koy caliştir zihinyetindayiz, yani tatil ise Rabbimizin emri, ve Allah yolu gösterdi, kimler onu anladi, dogruyu buldu,bu konuda hidayete erdi, tabiki bunu belki anlayipda, bekli de anlamadan amma otamatik pilotta, Allahin ilhami ile, sonunda buldu ve ve bazi firmalar taa cuma ögleden sonra bitiri işi, yani ben 13 sene taş ocaginda calişdim bizim firmanin sistemi bu idi.

ALINTI

Hafta, birbirini takip eden yedi günden meydana gelen zaman parçasıdır. Farsçada yedi anlamına gelen hefte kelimesinden dilimize geçmiştir. Gün, ay ve yıl astronomik bir periyoda karşılık gelmekte fakat hafta astronomik bir periyoda karşılık gelmemektedir.

Hafta kavramının ilk defa ne zaman ve kimler tarafından kullanıldığı bilinmemekle birlikte, M.Ö. 10. yüzyılda Asurluların bu şekilde birbirini takip eden yedi günlük bir zaman parçası kullandığı anlaşılmıştır.

Haftanın tatil günü uygulamasında dini uygulamalar önemli olmuştur. İlk hafta tatili uygulaması İbraniler tarafından kullanılmaya başlanmış ve Hıristiyanlar tarafından da tasdik edilmiştir.

M.S. 321 yıllarında Roma İmparatoru Kostantin tarafından getirilen bir düzenle yedi günlük haftanın başlangıcı olarak Pazar günü kabul edilmiştir.

Hafta tatili Yahudilerce Cumartesi, Hıristiyanlarca Pazar, Müslümanlar nezdinde ise Cuma günü olarak kabul edilmiştir. Memleketimizde 1926 yılına kadar hafta tatili Cuma günüydü. Bu tarihte çıkarılan hafta tatili ile ilgili bir kanunla bu tatil Pazar olarak kabul edildi.

ALINTI SONU

yani yine vergi sistemi yani zekat fonu yine ayni kimler anladi cözdü problemi

Kanunlar Hangi Ülkeden Alındı

Medeni Kanun İsviçre’den alınarak 17 Şubat 1926’da kabul edildi.
Borçlar Kanunu İsviçre’den alınarak 8 Mayıs 1928’de kabul edildi.
İcra ve İflas Kanunu İsviçre’den alınarak 9 Haziran 1932’de kabul edildi.
Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu İsviçre’den alınarak kabul edildi.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Almanya’dan alınarak 4 Nisan 1929’da kabul edildi.
Ticaret Kanunu Almanya’dan alınarak 10 Mayıs 1928 ‘de kabul edildi.
Ceza Kanunu İtalya’dan alınarak 1 Temmuz 1928’de kabul edildi.
İdare Hukuku Fransa’dan alınarak kabul edildi.


hani bu devletlerin bizden aldığı bir hukuk kanun varmi biz hepsini beleşci olarak onlardan aldik, uyguluyoruz, yani yine ayni bilgisayari, televizyonu, arabayi, ucagi onlardan aldigimiz,ilaclari onlardan ladigimiz gibi kanunlarida onlardan ögrendik ve aldik. iki üc haftadair dedigimiz, eczanede bir tane ilac yok, türk ilaci olan dedik, hani ibni sina nerde Türkler nerede, yine bir tane gercek kanun yok, onlardan almadigimiz, ve vergi hukukunuda yan tam bilmiyorum amma i ticaret hukukunun icinde olsa gerek almanyadan almişiz işte.

Zur geschichtlichen Entwicklung des Steuer-Wesens von der Antike bis zur Neuzeit informiert das Steuermuseum im deutschen Brühl (Rheinland), das heißt die "Finanzgeschichtliche Sammlung der Bundesfinanzakademie"

ve benim size anlattigim vergi örnegi, daha pastanin sadece %0,01, i ve sizden halbuki 1 euromu gelir vergisi kesiliyor, halbuki ayliginizin 1/3 ü kesiliyor vergiye, yani 1000 euro alan birisinin 250 eurosu kesiliyor, 1500 alan birisinden de 500 euro kesiliyor, yine 2000 alandanda 650 euro gibi bir kesinti yapiloyor, haydi bunun yarisi sigorta kesintisi olsa, yarisi yine vergi, yani oda eder 1500 alandan 500 idi yarisi 250 euro, 250 euro eder. ve 10 milyon calişani olan bir devlette, en az her kişiden 250 euro kesilse, buda eder 250*10000000= 2 milyar 500 milyon euro, sadece gelir vergisi olrak bu devlete kazanc geliyor . haaa unutmayin bu her ay ayni gelir geliyor, aylik yani, ve bunun yaninda her alinan satilan maldanda %20 Mwst vergisi , vergi aliniyor bu avrupada mesela, Türkiyde kac bilmiyon amma yine Türkiyedede var bu vergi, her maldan vergi aliniyor, bunuda şu kadar örnekle gösteren : mesala ekmek bir baş ürün, ve Türkiyenin tamaminda satilan aylik ekmekden alinan vergi nin tahimini hesabi : eger bu ekmek ev başi günlük 5 ekmek olsa, ve Türkiyede 80 milyon nüfus varsa, en kücük aile modeli 4 kişi ortalama olsun, 80 milyonu 4 e böl 20 milyon ev demek, ve haydi biraz büyük aileler kücük aileler var, onlarida cikar etsin bu 15 milyon ev, ve her ev günde 5 ekmek alsa, 15000000*5=75 milyon ekmek eder, sadece günlük, bu bir ayda bunu carp 30 ile oda eder 2 milyar 250 milyon ekmek, her ekmekden, tanesi 1,25 olan ekmegin %20 si vergi olsa, ortalama 25 kuruş yada 25 cent vergi demek olur, ve bunu 2 milyar 250 milyon ile carpinca, 562 milyon 500 bin lira eder, sadece bir ayda ekmekden alinan vergi, ve bunu siz düşünün bir eve kac baş yiyecek giriyor : peynir, zeytin, cay, su, süt, şeker, portakal, mandalin, marul, sirke, elma, armut ,........... yüzlerce baş mal, ve yine eczanelerde bir eczane dolusu ilac ceşidi var, her ilcadan ilac başi %20 alinsa, Türkiyenin genelinde satilan ilcaci düşün, ve yine kömür odun gaz, benzin ve siz düşünün bu vergiden elde edilen gelirin haydi bu gelirin %20 si askeriyeye gitsin, gerisi nerde, zukkum yiyesiceler, gerisi nerde, niye hizmet olarak dönmüyor, eee neyimiş Erdogan yol yapmişmiş, lan tr o ttel, babasinin parasi ilemi yapti onlari, bak para nerden, senin benim param yine o, dan gil trot tel, o yapinca, sanki babasinin mailindan yapmiş gibi birde hava atiyorlar, zukkum yiyesiceler, artik bu vergi kontrol edilmeli, halk bu paralaar nere gidiyor, yukardakilere sormali, ve bu vergi, yani zekat fonu düzelirse, dünyada ne ac kalir, ne fakir ülke kalir, nede yolsuz köy, nede susuz köy kalir, ne ac, ne de fakir kalir anladinimizmi şimdi.

Peygamber s.a.v) "Alimin uykusu, cahilin ibadetinden hayırlıdır" buyurmuştur.

Hz. Muhammet şu hadisi şerifinde şöyle buyuruyor.
Bir gün Hz. Muhammet (s.a.v) bakmış ki, şeytan, mescidin kapısında bekliyor. Hz Muhammet (s.a.v) soruyor?

"Ey me'lun burada ne bekliyorsun?"

"Mescidde namaz kılan biri var. onun namazını bozdurmak için ona vesvese vermek istiyorum ama, orada uyuyan biri var, ondan korkuyorum."

"Allah'a ibadet eden bir adamdan değil de neden uyuyan birinden korkuyorsun?"

"Namaz kılan adam cahil biri. Onu kandırmak kolay. fakat uyuyan adam alim. Namaz kılanın namazını boşa götürmek kolay da, uyuyan kişi uyanırsa, diğerinin namazını düzeltir. daha iyi kıldırabilir; korkum ondan."

ve biz sizi, siz uyuyanlari, uyusa bile uyanik olan alimlerden birisi olarak, bak uyandiriyoruz, derdinizin caresini siz bulun artik, matrix revulationdaki gibi, artik bu sizi uyutanlara baş kaldirişinizi kendiniz yapin.

Koyunlar sürüsü olarak yillardir, uyutulmakdan haaala bikmadinizmi, uyanin artik uyanin, bak ben avrupada bir köyde oturdum 13 sene, o köyün yollari asflat, kiş geldimi yollari hemen erkenden kürenir tuzlanir, yine telefon heryerde, elektrik heryerde, cöpler her yerde zamaninda alinir, televizyon hizmeti her yerde var, ineternet hizmeti yine heryerde, suyu var, ekmek taaaaa mahalene kadar ulaştirilir, et but malzeme gelir, market minübüs yada taksi almiş, ve marketi olmayan köylere minubüsle taksiyle her gün sabah dokuzda, yada sekizde gidiyor, ve oradan şehre yada belediyeye inemeyecek, koca karilara yaşlilara ve arabasi olmayanlara hizmet ediyor, yine her hizmet burda, belediyesi 2 kiometre uzakda idi, her hizmeti görülüyor, yani kardeşim bak, Allaha şükür, adamlar vergi sistemini nasil caliştiriyor, vatanda hizmet olrak hepsi fazlasiyla geri dönüyor. ya sende, yudumcular yukarda curk curk cebine indiriyor, iki de göstermelik hizmet yapiyor, onunla da bin yaptik havasi ile sizleri kandiriyorlar. daha yolu yok, suyu yok binler köy var, yol gecmez kervan gecmez yerler var bu Türkiyede, sen hala uyu ey uyanin artik hesabnini sorun bunun artik.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kabeye bakmak ibadettir, Anne-babanın yüzüne bakmak ibadettir, Allah’ın kitabın bakmak ibadettir, Âlimle oturmak, yüzüne bakmak ibadettir.”

( Hadis-i Şerif , Deylemi,4/293/ h.no: 6864, Beyhaki, Şuabu’l-İman, 10/265, 266, Hakim

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Âlimin nefesi zikir ve tesbihtir"

( Hadis-i Şerif , Deylemi)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Allahü teâlâ cahilin bir günâhını affetmeden önce, âlimin kırk günâhını affeder."

( Hadis-i Şerif ,Ebu Nuaym, Hatib)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Âlimin iki rekât namazı, cahilin bin rekâtından daha hayırlıdır."

( Hadis-i Şerif , Şirazi)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Âlimlerin uykusu ibadettir."

( Hadis-i Şerif , İ. Gazali, İ. Rabbani, T. Kurtubi muhtasarı)

Âlimin sohbetinde bulunmak, bin rekât nafile namazdan üstündür.

(İ. Gazali)

o yüzden alimlerle oturup kalkmak, ne derece sevapdir, oda bu hadis ile sabittir.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
"
Kişinin dini, arkadaşının dini gibidir. Kiminle dostluk ettiğinize dikkat edin!"

( Hadis-i Şerif , Hâkim)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn.

Meali :

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.

(Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 119. ayet)

ve karşidakine karşi ihtiyatli davranan kimseleri, bugün paranoid şizofren olarak tanimliyorlar, halbuki hadisde buyruldiki,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Akıllı, diline sahip olur, zamanını iyi kullanır, işine yönelir ve en sağlam dostuna karşı da ihtiyatlı olur."

( Hadis-i Şerif , Deylemi)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Sevdiğini ölçülü sev, belki bir gün düşmanın olabilir. Kızdığına da ölçülü kız, belki bir gün dostun olabilir.”

( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Birr ve’s-Sıla, 60)

Hz Muhammed paranoid şizofrenmiydide böyle ihtiyatli davranmayi tavsiye etti peki.


Gelelim pastadan büyük pay alanlara, bir fabrikanin aylik cirosu 1milyon olsa, ve bunun %25 i gelir verigisi olarak alinsa, oda eder 250 000 euro vergi geliri yine, ve bir ülkede böyle en kücük 1 milyon cirolu 100 fabrika veya iş yeri olsa, sadece onlardan toplam 25 milyon aylik yine vergi geliri geliyor, ve daha büyük ciro yapanlari siz düşünün, ayda 5 milyon ciro yapani düşün, yani 5 kati 125 milyon 1milyar ciro yapani düşün, sadece bir fabrikadan alinan vergi bir aylik ne kdar eder siz hesap edin birazda, eeee nerde bu paralar peki, kimlerin cebine giriyor bunlar.

Ve evet nasil derslerine calişmayan ögrenciler sinifda kalmaya mahkum olursa, aklini kullanmayan milletlerde, geride kalmaya mahkumdur, ve gericilik fikiri bu yüzden bu gün yaygin vaziyettedir, neden cünkü aklini kullanmyan insanlar, ileri daha iyiye dogru yürümek yerine, gecmişdeki yapilanlari örnek alarak geride kalmakda, ve gerici olmakdalar, oysaki Muhammed dedi:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

''İki günü eşit olan zarardadır.''

( Hadis-i Şerif , Deylemi , Hz. Ali den rivayetle

Yine Allahu Tealanin, her an ayri demde, ayri işde, ayri yaratişda olmasina da tersdir bu gericilik.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yes’eluhu men fîs semâvâti vel ard, kulle yevmin huve fî şe’nin.

Meali :

Göklerde ve yerde olanlar, O’ndan isterler (dilerler). O hergün (her an) bir şe’n (ayrı bir tecelli, yeni bir oluş) üzerindedir, o istenenleri, O, her an yaratma halindedir.

(Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 29. ayet)

Yönetilende, yönetende kendi ve degerlerini sorgulamak zorundadir, yoksa kontrolsüz güc, raydan cikmiş oilur, ve bu gidişat, gösteriyorki, vergi sistemi, daha dogrsu islami agiz ile zekat fonu, yanliş ellerde, ve yanliş ceplerde, o yüzden
Hz Ömer Hutbe irad ederken bir ara sordu :

“Eğer ben yanilip yanliş yaparsam ne yaparsınız?” diye sordu.
cemaat cevap verdi :
“Seni kılıçlarımızla doğrultmasını biliriz!”
yani adaletin babasi yanliş yapacak, ve onuda korkmadan düzeltebilcek, onun o cebbar cesur ve hidddetli halinden korkmadan, onu cebren, kilic zoru ile düzeltip, dogrultcak, yanlişindan vazgecircek cesarette askerleri varmiş.
o halde Raabim Teala vetekaddes hazretleri , mehdiye, askerinin icindende, bu zekat fonu gibi, ve o, ve diger ters giden gidişatlari sorgulayipda, yolunda gitmeyen hususlari kilici ile silahi ile veya akli ile düzetebilcek cesarette ashab nasip eylesin.

---oOo---

أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 3 Aralık 2017 Pazar

Original Kar © glan

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)