BAYRAM NAMAZI
Bayram namazının temeli, kitap, sünnet ve icma'ya dayanmaktadır.
Yüce Allah şöyle buyurur: "Rabbin için namaz (bayram namazı) kıl, kur
ban kes. " !Kevser Suresi : 2ı Sünnete gelince; tevatüren sabit olduğuna göre Hz.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), bayram namazlarını kılmış ve Müslü
manlar da bayram namazlarının sabit oluşu hakkında icma etmişlerdir.
Bayram namazı, mezhebimizin zahir görüşüne göre farz-ı kifayedir.
Bunu, Şafü'in ashabından bazıları da söylemişlerdir. Çünkü Allah'u
Teala: "Rabbin için namaz (bayram namazı) kıl, kurban kes. " !Kevser Suresi: 2l
buyurmuştur. Emir ise vücup ifade eder. Bunun yanında Hz. Peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem) ' in bu namazları devamlı kılmış olması da yine bu
nun vacip olduğuna işaret etmektedir. Çünkü bayram namazları bu dinin
açık ilamıdır ve tıpkı Cuma gibi vaciptir.
Ebu Hanife ise şöyle demiştir: Bayram namazı farz değildir, sadece
vacib-i ayandır. Çünkü bu namazda hutbe meşru kılınmıştır ve böylelikle
vacib-i ayandır (herkesin kılması vaciptir); ancak Cuma namazı gibi farz
değildir.
"Bunda ezanın meşru olmaması hasebiyle, vacib-i ayan olmayacağı
ve tıpkı cenaze namazı hükmünde olduğu" şeklinde cevap verilmiştir.
Bayram namazının vacip değil de, müekked sünnet olduğu söylen
miştir. Bunu, İmam Malik ve Şafü ashabının çoğu söylemiştir. Çünkü Nebi
(sallallahu aleyhi ve sellem), bir bedeviye: "(Beş vakit namazın dışında sorumlu
tutulacağı bir namazın olmadığını, sadece) nafile olarak kıldığın namaz
hariç . . . "92s buyurmuştur.
Buna, "bir vatana ve yerleşim yerine sahip olmadığı için o bedeviye
Cuma namazının vacip olmayacağı, bayram namazının ise bundan daha
öncelikli sayılacağı" şeklinde cevap verilmiştir. Sonra buna benzer bir du
925 "Namaz kitabı" bölümünde geçmişti.
rum, vacip olduğuna dair delillerde zikri geçen ifadelere mahsustur. Zira
orada ise "beş vakit namazın" vacip (farz) olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Nitekim beş vakit namazı özellikle ifade etmiş, pekiştirmiş, farz-ı ayn ol
duğunu belirtmiş, her gün ve gece tekrar edilerek sürekli olarak kılınma
sını ibraz etmiş olmaktadır. Beş vakit namazın dışındaki namazlar ise bazı
durumlarda ve bir arızi sebebe bağlı olarak yerine getirilen vaciplerdir:
Cenaze ve Bayram namazı buna birer örnektir.
Bayram gecelerinde tekbir almak: İnsanların bayram gecelerin
de, mescidlerinde, evlerinde ve yollarında -yolcu da olsalar mukim de
olsalar- aşikar (aleni) olarak tekbir getirmeleri müstehap sayılmıştır. Çün
kü Allah (c.c.) şöyle buyurur: "Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size
doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz (tekbir getirme
niz), şükretmeniz içindir. " (Bakara Suresi: ıssı Te kbirin izhar edilmesinin anlamı
ise sesin (tekbir getirilerek) yükseltilmesidir. İslam şiarlarını izhar ettiği ve
başkasına bunu hatırlattığı için bunların izhar edilerek söylenmesi müste
hap görülmüştür.
Bayram için temizlik yapmak ve süslenmek: Cuma'da olduğu
gibi (Bayramda da) kişinin temizlenmesi, bulduğu en güzel giysiyi giymesi
ve kokulanıp misvak kullanması müstehaptır. İbn Ömer şöyle demiştir:
"Hz. Ömer bir defosında ipekten bir cübbe buldu, onu alıp Hz. Peygam
ber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' e getirdi ve: Ey Allah'ın Resulü! Şu cübbeyi alıp
da bayram günleri ve sana elçiler geldiğinde giysen, dedi. Buna karşılık
Allah'ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem): Bunu ancak ahirette nasibi olma
yanlar giyer, buyurdu." Buharı ve Müslim ittifak etmiştir. 926 Bu da gösteri
yor ki bu günlerde süslenmek sahabelerce de meşhur idi.
Namazdan önce bir şey yemek: Sünnet olan, (bayram) namazın
dan önce bir şey yemektir. Kurban bayramı günü ise namaz kılıncaya ka
dar bir şey yenmez. Bu, ilim ehlinin çoğunluğunun görüşüdür. el-Muvaffak
der ki: Bu noktada bir ihtilaf bilmiyoruz. Enes şöyle der: "Allah'ın Elçisi
(sallallahu aleyhi ve sellem), Ramazan bayramında, sayıca tek olan birkaç hur
ma yemedikçe namaza gitmezdi."927 Büreyde'den nakledildiğine göre, o
şöyle demiştir: "Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), Ramazan bayramı günü bir
926 Buhar! ile beraber Fethu'l Bari, Cilt: 2, Sayfa: 439; Müslim, Cilt: 3, Sayfa: 1639.
927 Buhar! ile beraber Fethu'l Bari, Cilt: 2, Sayfa: 446.
şey yemeden namaza çıkmaz, Kurban bayramında ise namazı kılıncaya
kadar bir şey yemezdi. "928
Namazgahta eda edilen Bayram namazı: Sünnet olan, bayram
namazının (büyük) namazgahta kılınmasıdır. Bunu, Evzfü ve Rey ashabı
güzel görmüşlerdir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), namazgaha çıkar,
mescidinden ayrılırdı. Ondan sonra halifeleri de aynısını yapmışlardır.
Şüphesiz Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), mescidi yakınında oldu
ğu halde en faziletli olanı terketmezdi, uzakta da bulunmuş olsa ameli tam
olarak gerçekleştirmeyi yeğlerdi. O (sallallahu aleyhi ve sellem) ' in -bir özür ol
madıkça- mescidinde bayram namazı kıldırdığı nakledilmiş değildir. Bun
da, müslümanların icması da vardır. Çünkü -mescid dar da olsa geniş de
olsa- insanlar her zaman ve her yerde (bayram namazını eda etmek için)
namazgaha çıkmaktadırlar.
İmam Şafü' den nakledidiğine göre; Şayet beldenin mescidi geniş
olursa, orada namaz kılmak daha faziletlidir. Çünkü bu, yerin en hayırlı
ve en temiz yeri sayılır. Bu nedenledir ki Mekke halkı, Mescid-i Haram' da
namazlarını kılarlar.
Buna ise "Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' in, şerefli olmasına
rağmen mescidinde bayram namazını kılmayıp namazgaha çıkmasıyla
cevap verilmiştir. Bir de evde nafile namazı kılmak, şerefli olmasına rağ
men mescidde kılmaktan daha faziletlidir."
Sabah namazından sonra bayram namazına erkenden gitmek müste
haptır; ancak imam bunun dışındadır; çünkü o, bayram namazına yakın
vakitte gider. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), böyle yapardı. Bu min
valde Ebu Said hadisinde şöyle geçmektedir: "Allah'ın Elçisi (sallallahu aleyhi
ve sellem), Kurban ve Ramazan Bayramı günlerinde namaz için namazgaha
giderdi ve orada öncelikle namaza başlardı. . . "929 İmamın dışındakilerin
ise erkenden gitmeleri ve imamın yakınında yer almaları müstehap sa
928 Ahmed, Cilt: 5, Sayfa: 360; Tirmizl, Cilt: 2, Sayfa: 426. Hadisin lafzı Tirmizl'ye aittir.
Hakim, Cilt: 1, Sayfa: 294. O da hadisi sahih görmüş ve Zeheb) de ona muvafakat
etmiştir. Aynı şekilde bu hadisi İbn Kattan da sahih görmüştür. Bunu da "et-Tallku'l
Muğnl ale'd Darakutnl"de zikretmiştir. Haşiyetu'l Müşkat, Cilt: 1, Sayfa: 452 eserin
de: Hadisin isnadı sahihtir, denmiştir.
929 Sahih-i Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 605.
yılmıştır. Böylelikle erken gelmenin ecrini ve namazı bekleme sevabını
elde etmiş olur. İmama yakın olmak için ilerlerken, insanların üzerinden
(omuzlarına) çarpmaksızın ve onlara eziyet vermeksizin gitmelidir.
Bayrama giderken -tıpkı Cuma' daki gibi- yürüyerek, vakarlı ve sa
kin bir şekilde gitmek müstehap sayılmıştır. Yürüyerek gitmeyi müstehap
sayanlardan birisi de Ömer b. Abdulaziz, Nehai, Sevri, İmam Şafii ve
başkaları olmuştur.
Yolda ilerlerken sesli şekilde tekbir alır (Allahuekber, der). Bunu, İmam
Malik, İshak ve Ebu Sevr söylemiştir. Ebu Hanife ise; Kurban bayramında
tekbir getirir, Ramazan bayramında ise tekbir getirmez, demiştir.
Kadınların namazgaha çıkmaları: Bayram namazını kılmak için
kadınların namazgaha çıkmalarında bir sakınca yoktur. Çünkü Ümmü
Atiyye hadisine göre, kendisi şöyle demiştir: "Hz. Peygamber (sallallahu
aleyhi ve sellem) her iki bayramda da bize, evlenmemiş genç kızları, per
de ehli hanımları namazgaha götürmemizi emretti. Hayızlı kadınlara da
müslümanların namaz kılacakları yerden uzaklaşmalarını emir buyurdu."
Buhari ve Müslim ittifak etmiştir. 930
Nehai, Yahya el-Ensari, Süfyan ve İbn Mübarek ise bunu kerih gör
müşlerdir. Bunun yanında Rey ashabı ise yaşlı kadının namazgaha çık
masına ruhsat verirken, bir tür fitnenin çıkabileceği endişesinden dolayı
genç bir kızın namazgaha çıkmasını ise kerih görmüşlerdir. Hz. Aişe şöyle
demiştir: "Şayet Allah'ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem), kadınların ortaya
çıkardıkları şeyleri görmüş olsaydı, İsrail oğullarının, kadınlarını engelle
dikleri gibi O da onları engellerdi. "931
el-Muvaffak der ki: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' in sünneti
(her konuda) uyulmaya daha layıktır. Hz. Aişe'nin sözü ise sadece birta
kım kadınların ihdas ettikleri konulara has bir mevzu ile ilgilidir. Elbetteki
(fitne çıkartan) bu tip kadınların namazgaha çıkmalarının mekruhluğunda
şüphe yoktur.
930 Buhar! ile beraber Fethu'I Bari, Cilt: 1, Sayfa: 423, 466.; Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 605,
606.
931 Buhar! ile beraber Fethu'I Bari, Cilt: 2, Sayfa: 349; Müslim, Cilt: 1, Sayfa: 329.
Bayram namazının vakti ve sayısı: el-Muvaffak şöyle demiştir:
İlim ehli, imam ile birlikte kılınan bayram namazının iki rekat olduğu hu
susunda ihtilaf etmemişlerdir. Nitekim Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve
sellem) 'den mütevatir olarak geldiğine göre O, bayram namazını iki rekat
olarak kılardı. Ondan sonra günümüze değin gelen imamlar da yine bu
namazı iki rekat kılmışlardır. Bundan başkasını kılanların varlığını ise bil
miyoruz ve bu konuda bir hilaf da yoktur.
Bayram namazının vakti, güneş doğup, bir mızrak boyu yükseldikten
sonra başlar, bir kişinin öğle boyunu aştığı yani zeval vaktine kadar de
vam eder. Bu, nafile namazı kılmanın yasak olduğu iki vakit arasındaki
zaman dilimidir.
Şafii ashabı şöyle der: Bayram namazının ilk vakti, güneşin doğma
sıyla başlar. Çünkü bu hususta, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' in
arkadaşı Abdullah b. Busr'un naklettiği hadis şöyledir: "Nebi (sallallahu aley
hi ve sellem), Ramazan veya Kurban bayramı günü insanlarla birlikte çıktı.
İmam'ın gecikmesini yadırgayıp; Biz bu saatte namazı bitirmiş olurduk.
Şüphesiz bu vakit, nafile (kuşluk) vaktidir, buyurdu. "932
"Söz konusu o imamı yadırgaması, yalnız cemaatle kılınacak olan o
vakti geciktirmesi sebebiyle olmuştur." şeklinde cevap verilmiştir. Çünkü
durum, bundan başkası olsaydı bir gecikme olmazdı ve yadırganması da
caiz olmazdı. Dolayısıyla Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), bunu ya
sak bir vakit içerisinde yapmış şeklinde yorumlanması caiz olmaz; çünkü
yasak vakit içerisinde namaz kılmak, ittifakla mekruhtur, faziletli olan da
bunun tersini yapmaktır. Kuşkusuz Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem),
ne bir mekruhta ve ne de faziletsiz bir konuda devamlılık göstermiştir.
Kurban kesimine bol vakit kalsın diye Kurban bayram namazını daha
öne alarak kılmak ve buna mukabil, fıtır sadakasını çıkarmaya vakit kalsın
932 Ebu Davud, Cilt: 1, Sayfa: 675; İbn Mace, Cilt: 1, Sayfa: 418; Hakim, Cilt: 1, Sayfa:
295. Hakim: "Hadis Buhar) şartına göre sahihtir." demiştir. Zehebl de ona muvafa
kat etmiştir. Nevevl, el-Hülasa eserinde -aynı şekilde Nasbu'r Raye, Cilt: 2, Sayfa:
211 de: "Hadisin isnadı Müslim şartına göre sahihtir. Bunu İmam Buharı kesinlik
sigasıyla muallak aktarmıştır" der. Bununla beraber bakınız: el-Feth: Cilt: 2, Sayfa:
456.
diye de Ramazan bayram namazını ertelemek sünnettir. Bu, Şafii mezhe
binin görüşüdür. el-Muvaffak: Bu konuda ihtilaf edeni bilmiyorum, de
miştir.
Bayram namazında ezan ve kamet yoktur: el-Muvaffak şöyle
der: Bu konuda, muhalefet eden olarak bilinen kimselerden dahi bir ih
tilaf bilmiyoruz. Şöyle denilmiştir: Bayram da ilk defa ezan okuyan İbn
Ziyad olmuştur. Bu da göstermektedir ki, ondan önce bayramda ezan
ve kametin olmadığı noktasında icma edilmiş olmaktadır. Bunu, İmam
Malik, Evzfü, İmam Şafii ve Rey ashabı söylemiştir. Sabit olduğuna göre
Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), bayram namazını ezansız ve kametsiz olarak
kılardı. Cabir' in naklettiğine göre; "Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem),
namaza hutbeden önce, ezansız ve kametsiz olarak başladı. . . "933 Cabir b.
Semura'dan rivayete göre, o dedi ki: "Allah'ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sel
lem) ile beraber bir değil, iki değil. . . (bir çok kez) bayram namazını ezansız
ve kametsiz olarak kıldım. "934
el-Muvaffak şöyle der: Bizim arkadaşlarımızdan bazıları: "O gün;
"es-Salôtu Camiatun (Namaz toplar, bir araya getirir.)" diye nida edilir,
demişlerdir. Bu, İmam Şafii'nin de görüşüdür. (Ancak) Hz. Peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem) ' in sünneti uyulmaya daha layıktır.
Bayram namazındaki kıraat ve cehri okunması: el-Muvaffak
şöyle demiştir: İlim ehli arasında; Bayram namazının her rekatında,
"Fatiha suresi"ni ve bir (zammı) surenin okunmasının meşruiyeti hakkın
da ve bunları sesli olarak okumanın sünnet olduğu, sadece Hz. Ali' den,
onun bayram namazlarında yanı başındakilere kıraatı işittirdiği, ama sesli
olarak okumadığı rivayeti935 dışında bir ihtilaf bilmiyoruz. Hz. Peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem) ' in bayramlarda (açıktan) kıraat ettiğine dair gelen
haberler, Onun sesli olarak okuduğuna delildir. Çünkü bu namazlar, bay
ram namazlarıdır ve Cuma namazına benzemektedir.
933 Sahih-i Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 603, 604. Yine Müslim, İbn Abbas ve Cabir' den şöyle
dediklerini nakletmiştir: "Ne Ramazan ve ne de Kurban bayramında (bayram na
mazı için) ezan okundu." Aynı şekilde Buhari'de rivayet etmiştir. Bakınız: Buhar!,
el-Feth ile beraber, Cilt: 2, Sayfa: 451.
934 Sahih-i Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 604.
935 İbn Ebu Şeybe, Cilt: 2, Sayfa: 180.
Birinci rekatta "sebbeha (yani Ala), ikinci rekatta ise "Gaşiye" suresini
okuması müstehaptır. Çünkü bu hususta gelen en-NO.man b. Beşir hadisi
ne göre, o şöyle demiştir: "Allah'ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem), Cuma ve
Bayramlarda "Sebbehe (yani Ala)" suresini ve "Gaşiye" suresini okurdu.
(en-NO.man b. Beşir} şöyle demiştir: Eğer bayram ve Cuma namazı aynı
güne rastlarsa bu durumda yine her iki namazda da aynısını okurdu."936
İmam Şafü ise şöyle demiştir: "Kaf" ve "İkterebeti's-saatu ve'n
Şakka'l-Kamer" surelerini okur. Çünkü Ebu Vakıd el-Leysi şöyle demiş
tir: "O -yani Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)- bu namazlarda "Kaf
ve'l-Kur'ani'l-Mecid" ile "İkterebeti's-saatu ve'n-Şakka'l-Kamer" sureleri
ni okurdu. "937
Ebu Hanife ise; Bu hususta zorunlu bir şey yoktur, demiştir.
Kişi, bu ikisinden hangisini okuyacak olursa, kafidir. Ancak birinci
rivayette olanı okuyacak olursa, bu daha güzeldir.
Bayram namazında tekbir getirmek: İlk rekatta iftitah (başlan
gıç) tekbiri ile birlikte yedi tekbir getirir ve buna, rükO.'ya vardığı tekbiri
eklemez. İkinci rekatta da kalkış ve rükO.'ya gidiş tekbirleri olmaksızın beş
tekbir getirir. Bu, Yedi Medine fakihlerinden, Ömer b. Abdulaziz, Zühri,
İmam Malik ve el-Müzeni tarafından rivayet edilmiştir. Bunu, aynı zaman
da Evzai, İmam Şafü ve İshak da söylemiştir. Ancak onlar: Birinci rekatta
iftitah tekbiri dışında yedi tekbir getirir." demişlerdir.
İbn Abdilberr şöyle demiştir: "Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve
sellem) ' den hasen yoluyla gelen bir çok nakilde O (sallallahu aleyhi ve sellem) ' in,
bayram namazlarının ilk rekatında yedi, ikinci rekatında da beş tekbir ge
tirdiği vakidir. Bunlar; Abdullah b. el-As, Cabir, Hz. Aişe, Amr b. Avf, İbn
Ömer ve Ebu Vakid el-Leysi'den . . . gelen hadislerdir."938 Allah'ın Elçisi
(sallallahu aleyhi ve sellem) ' den bunların tersine dair kuwetli ve zayıf bir nakil
ise gelmemiştir. Amel edilen en evla şekli de budur.
Ebu Hanife ve Sevri ise; birinci ve ikinci rekatta üçer defa tekbir alınır,
demişlerdir ve bu görüşlerine ise zayıf hadisle delil göstermişlerdir. 939
936 Sahih-i Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 598.
937 Sahih-i Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 607.
938 et-Temhid, Cilt: 16, Sayfa: 37, 38. Bak: İrvau'l Galil, Cilt: 3, Sayfa: 107, 112.
939 Bak: Mealimu's Sünen, Cilt: 2, Sayfa: 31.
İftitah tekbiri ile birlikte, tekbir alırken elleri kaldırmak müstehaptır.
Bunu, Ata, Evzfü, Ebu Hanife ve İmam Şafii söylemiştir. Tekbir alırken
ellerin kaldırılması hakkında geçen bilgiler ile Hz. Ömer'in uygulaması940
bu yönde olmuştur. Bir de sahabeden buna muhalefet eden bilinmemek
tedir.
İmam Malik ve Sevri ise; İftitah tekbiri dışında, tekbir alırken eller
kaldırılmaz. Çünkü bu tekbirler, namaz esnasında yerine getirildiği için
bunlar, secdeye giderken alınan tekbirler gibidir.
"Bunların secdeye gidilen tekbirlerden olmayacağı, çünkü bunların
kıyam halindeyken iki elin kaldırılmasıyla icra edildiğini, böylelikle de İfti
tah tekbiri hükmünde sayılacağı" şeklinde cevap verilmiştir.
Namaza açılış yapmak ve tekbirler arasında zikirde bulun
mak: Birinci tekbirin peşine açılış duası yapar. Sonra bayram tekbirlerini
alır ardından "Euzü" çeker ve (Kur'an) okur. Bu, Şafii mezhebinin görü
şüdür.
İmam Ahmed'den gelen başka bir rivayete göre; açılış duaları
(Subhaneke vb.) tekbirlerden sonra okunur. Bu ise Evzfü'nin görüşüdür.
Çünkü açılış, "Euzü"nun peşine alur ve bu da "Euzü" ise (Kur'an) kıra
atinden önce olur. Ebu Yusuf der ki: Bu kimse tekbirden önce "Euzü"yu
çeker ki bu şekilde açılış ile Eüzü'nün arasında fasıla olmamış olsun.
el-Muvaffak der ki: Bizim mezhebe göre açılış (duaları), kendisiyle ilk
olarak namaz açıldığı için meşru kılınmıştır. Onun için -diğer namazlarda
olduğu gibi- bu namazda da başta okunur. "Euzü" ise kıraat için meşru
kılınmıştır, kıraate tabidir, kıraatin başında söz konusu olur.
Açılışı (dualarını) bitirdiği zaman Allah'a hamd ve sena eder, Hz.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) 'e salat getirir sonra da bunu her iki
tekbir arasında yapar. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Nitekim bu noktada
Alkame'nin, İbn Mesud'dan yaptığı nakile göre, "tekbir" konusunda o
şöyle demiştir: "Namazı açacağın (iftitah) tekbirini alırsın, Rabbine hamd
eder, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' e salat getirirsin. Sonra dua ------�-
940 Beyhaki, Cilt: 2, Sayfa: 293. Bak: Müsned-i Ahmed, Cilt: 2, Sayfa: 133, 134.
eder, tekbir alır ve bunun aynısını yaparsın. Sonra da tekbir alır, bunun
aynısını yaparsın . . . "94ı
Ebu Hanife, İmam Malik ve Evzfü ise şöyle demişlerdir: Peşpeşe tek
bir alır ve aralarda herhangi bir zikirde bulunmaz. Çünkü aralarında şayet
meşru bir zikir bulunmuş olsaydı, bu bize -tekbirlerin nakledildiği gibi
nakledilmiş olurdu. Bir de bu, sünnet cinsinden bir zikir olduğundan do
layı -rüku ve secdedeki tesbihler gibi- peşpeşe gelmiştir.
"Tekbirin tersine tesbih'in, gizli olup, açıktan söylenmeyen bir zikir
olduğu şeklinde" cevap verilmiştir. Onların bu noktadaki kıyasları, cena
zedeki tekbirlerle çelişki oluşturmaktadır ki, bu tekbirlerde zikir söz konu
sudur.
Tekbirlerle, zikrin arasında bulunanlar sünnettir, vacip değildir. Do
layısıyla kasden ya da sehven terk edilmiş de olsa namazı bozmaz. el
Muvaffak: Bunda ihtilaf edeni bilmiyorum, demiştir.
Bayramda hutbe: Bayram hutbeleri namazdan sonra verilir. el
Muvaffak der ki: Bu hususta Ümeyyeoğulları dışında, müslümanlar
arasında ihtilaf edeni bilmiyoruz. . . Şüphesiz Ümeyyeoğullarının ihtilaf
oluşturmasına itibar edilmez. Çünkü onlardan önce de bu hususta icma
edilmiştir. Onların bu ihtilafı, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' in sa
hih sünnetine de terstir. Onların bu amellerine karşı çıkılmıştır, bir bidat
türetmiş olacakları ve sünnete tezat oluşturmuş oldukları ortada . . . Nite
kim İbn Ömer'den nakledildiğine göre, o şöyle demiştir: "Hz. Peygam
ber (sallallahu aleyhi ve sellem), Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer, bunların hepsi iki
bayram namazını hutbeden önce kıldırırlardı." Buhar! ve Müslim ittifak
etmiştir. 942
941 Beyhaki, Cilt: 3, Sayfa: 291, 292. Hadisin isnadı iyidir. el-İrva, Cilt: 3, Sayfa: 114,
115 eserinde de bu şekilde geçer. Bu hadise ait diğer tarikleri de zikretmiştir ki, bun
lar; Taberan'i'nin, el-Kebir eserinde ve el-Mehamili'nin Salatu'l Ideyn'de geçer, hadisi
'
.se o sahih saymıştır. Beyhaki şöyle demiştir: Bu, Abdullah b. Mesud'un kavli olup
mevkuf rivayetidir. Biz de her iki tekbir arasında zikredilmesine dair mevkufluğu nok
tasında mutabaat ediyoruz. Zira bunun hilafına ondan başka nakleden olmamıştır."
942 Buhar! ile beraber Fethu'l Bari, Cilt: 2, Sayfa: 453; Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 605.
İbn Abbas'tan rivayete göre, o şöyle demiştir: "Bayram namazını, Hz.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman
ile birlikte kıldım. Onların hepsi de bayram namazını hutbeden önce kılar
lardı." Buharı ve Müslim ittifak etmiştir. 943
Bu durumda kim namazdan önce hutbe verecek olursa, bu kimse
hutbe vermemiş kimse gibidir. Çünkü o, hutbe mahalli (zamanı) dışında
hutbe vermiş demektir; tıpkı Cuma namazından sonra hutbe vermiş gibi
olur.
Bu, sabit olduğuna göre iki (bayram) hutbesinin sıfatı, tıpkı Cuma
hutbesinin sıfatı gibi olmuş sayılır; ancak birinci (bayram) hutbesi, peşpe
şe dokuz tane tekbirle açılış yaparken, ikinci hutbe ise peşpeşe yedi tane
tekbirle hutbe açılışı yapar. Hutbede tekbirleri çoğaltmak ise müstehap
görülmüştür.
Şayet Ramazan bayramı ise bu durumda (imam) onlara fıtır sadaka
sını emreder, bunun vacip ve sevap olduğunu hatırlatır. Bunun yanında
fıtır sadakasının miktar ve cinsini, kimlere vacip olduğunu ve ödeme vak
tini de beyan eder. Şayet Kurban bayramı ise; onlara kurbanı, faziletini
ve bunun müekked sünnet olduğunu, yeterli olan hususu, kesim vakti
ni, kusurlu hayvanların kurban olamayacağını, aradaki ayrım keyfiyetini
ve kurban keserken ne söyleyeceğini hatırlatır. Bu iki bayram hutbesi de
sünnettir ve orada hazır bulunup onları dinlemek ise vacip değildir.
Bayram namazından önce ve sonra nafileyi o yerde kılmak:
İmam ve uyanlar için, Bayram namazından önce ya da sonra nafile na
mazı aynı yerde kılmak mekruhtur. Bunu, İmam Malik ve başkaları söy
lemiştir. Çünkü bu noktada İbn Abbas'ın rivayetine göre; "Nebi (sallallahu
aleyhi ve sellem), Ramazan bayramında iki rekat namaz kıldırdı, ne önce
sinde ve ne de sonrasında (nafile) kılmadı. . ." Buhari ve Müslim ittifak
etmiştir. 944 Zira bu noktada icma vardır.
Bayram namazından önce nafile kılınmayacağı, ama sonrasında kılı
nabileceği söylenmiştir. Bu, Sevri, Evzfü ve Rey ashabının görüşüdür.
943 Buhar! ile beraber Fethu'l Bari, Cilt: 2, Sayfa: 453; Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 602.
944 Buhar! ile beraber Fethu'l Bari, Cilt: 2, Sayfa: 453, 4 76; Müslim, Cilt: 2, Sayfa:
606.
İmam Şafii der ki: Cemaatin değil de imamın nafile kılması mekruh
tur. Çünkü imamın bu durumda namazla meşgul olması müstehap sayıl
maz, kendisine uyanlara (cemaate) ise mekruh değildir. Çünkü bu vakit,
içerisinde namaz kılmanın yasaklandığı vakit değildir.
Bu hadisi, sahabelerin rivayet ettikleri ve bununla da amelde bulun
dukları yönünde cevap verilmiştir. Sahabelerin yaptıkları tefsir ve izahlar
ise başkalarım tefsir ve izahlarından daha önceliklidir. Şayet, (bu vakitte)
namazla meşgul olduğu için imamın nafile kılması mekruh olursa, o za
man namaz öncesindeki durumu da bu yönde tahsis edilecektir. Çünkü
namazdan sonra da kendisini meşgul eden bir kimse kalmayacaktır. Bir
de bayram namazı vaktinde namazgahta nafile kılmış olmakla -kendisine
selam verenler gibi- mekruha girmiş olacaktır.
Nafile namaz kılmanın mekruh oluşu, sadece Bayram namazı kılınan
o namazgah için geçerlidir. Başka yerde kılmaya gelince, bunda bir sakın
ca yoktur. Aynı şekilde namazgahtan dışarı çıkıp gitse ve sonra geri dö
nüp gelse, Bayram namazından sonra nafile namazı kılmasında bir beis
yoktur.
Bayram namazını kaçıran kimse: Bayram namazını kaçıran kim
se, onu kaza yapmaz. Çünkü bu namaz farz-ı kifayedir ve onu bir toplu
luğun kılmasıyla söz konusu farz yerine getirilmiş olur. Eğer bunu illa da
kaza yapmayı isterse, bu durumda dilerse onu dört rekat olara kılar. Bu,
Sevri'nin kavlidir. Çünkü bu hususta gelen İbn Mesud hadisinde, o şöyle
der: "Kim, bayram namazlarını kaçıracak olursa, dört rekat kılsın."945
Dilerse de bunu -nafile namaz gibi- iki rekat kılar. Bu ise Evzfü'nin gö
rüşüdür. Çünkü bir nafile namazı konumunda olmuş olur. Dilerse de onu,
tekbirlerle (normal) bir bayram namazı gibi kılar. Bu ise Nehai, İmam
Malik, İmam Şafii ve Ebu Sevr' in kabul ettiği görüştür. Zira bu minvalde
gelen Enes rivayetine göre; "Kendisi imamla birlikte bayram namazını ka
çırdığı zaman, ailesini toplar ve onlara imamın cemaate bayram namazı
kıldırdığı gibi namaz kıldırırdı. "946
945 Abdurrezzak, Cilt: 3, Sayfa: 300; İbn Ebu Şeybe, Cilt: 2, Sayfa: 183.
946 İbn Ebu Şeybe, Cilt: 2, Sayfa: 183; Beyhaki, Cilt: 3, Sayfa: 305. Hadisin lafzı ona
aittir.
Bayram namazının sadece zevalden sonra olacağı bilinecek
olursa: Şayet Bayram namazının sadece zevalden sonra olacağı biline
cek olursa, bu durumda (imam) bir gün sonrasında çıkıp, bayram nama
zını kıldırır. Bunu, Evzai, Sevri ve İshak söylemiştir. Çünkü bu noktada
Ebu Umeyr, ashabdan olan amcalarından rivayet ettiğine göre, o şöyle
demiştir: "Bulutlar sebebiyle Şewal hilalini göremedik. Bunun üzerine
oruçlu sabahladık. Bir süre sonra gündüzün sonlarına doğru bir kervan
gelerek, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' e bir gün ewel hilali gör
düklerine dair şahidlik ettiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber onlara oruç
larını açmalarını sabah olunca da Bayram namazını kılmak için musalla
ya gelmelerini emretti. "947
el-Hattabi şöyle demiştir: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' in
sünneti daha evladır ve Ebu Umeyr hadisi de sahihtir; öyleyse buna dö
nüş yapmak vacip olur. 948
Ebu Hanife'den nakledildiğine göre; Bayram namazının kazası ol
maz. İmam Şafü ise; Şayet güneş battıktan sonra bayram bilinecek olursa,
ertesi gün kılınır. Ama zevalden sonra bilinecek olursa o zaman kılınmaz;
çünkü artık vaktini geçirmiştir. Bu namaz, ancak güneş battıktan sonra
bilinmesi durumunda kılınır; zira bu halde bayram ertesi gün olmuş olur.
Bunlara "birinci görüşte" gösterilen delil çıkarımlarıyla karşılık verilmiştir.
Kurban bayramında tekbir getirmek: Kurban bayramında ifa
edilen tekbirlerin meşruiyeti hakkında ilim adamları arasında bir ihtilaf
yoktur. Onlar sadece bu tekbirlerin süresi hakkında ihtilaf etmişlerdir.
İmam Ahmed'e göre bu tekbirler, Arefe günü sabah namazında başlar
ve son teşrik günlerinin ikindi namazına kadar devam eder. Bu görüşe,
Sevri, İbn Uyeyne, Ebu Yusuf, Muhammed, Ebu Sevr ve bazı görüşlerine
göre İmam Şafü sahip olmuştur. Çünkü Cabir' den rivayete göre, o şöyle
der: "Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Arefe günü sabah namazın
da tekbir almaya başladı ve son teşrik günlerinin ikindi namazına kadar
947 Ahmed, Cilt: 5, Sayfa: 58; Ebu Davud, Cilt: 1, Sayfa: 684; Nesal, Cilt: 3, Sayfa:
180; Darakutnl, Cilt: 2, Sayfa: 170. Darakutnl: "Hadisin isnadı hasendir" demiştir.
Beyhaki ise: "Bu isnad sahihtir" demiştir. et-Telhis, Cilt: 2, Sayfa: 87 eserinde der ki:
"Bu hadisi İbn Munzir, İbn Seken ve İbn Hazın sahih görmüşlerdir."
948 Mealimu's Sünen, Cilt: 2, Sayfa: 33.
bu (tekbirler) devam etti."949 Çünkü bu noktada sahabenin icması yer
almaktadır.
Ebu Hanife ise; (tekbirler) Arefe sabahından, kurban/kesim günü
ikindi namazına kadardır. Çünkü Yüce Allah: "Allah'ın kendilerine rızık
olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günler de Allah 'ın ismini
ansınlar." (Hac Suresi: 28l Bunlardan kasıt ise Zilhicce'nin ilk on günüdür. İc
mamıza göre arefe gününden önce tekbir alınmaz, bu durumda arefe ve
kurban gününde tekbir getirilmesi gerekmektedir.
İmam Malik ve meşhur görüşüne göre İmam Şafii ise şöyle demiştir:
Tekbirler; kurban bayramı günü öğle namazında başlar ve son teşrik gün
lerinin sabah namazına kadar devam eder. Çünkü insanlar bunda hac
yapanlara tabilerdir. Hacılar ise ilk (şeytan) taşlama ile beraber telbiyeyi
keserler ve kurban günü taş atarak tekbir getirirler. Sonrasındaki ilk na
maz ise öğle namazı, son namaz ise teşrik günlerinde üçüncü gün olarak
eda ettikleri mina sabahındaki (sabah) namazıdır.
"Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine
belli günler de Allah 'ın ismini ansınlar." (Hac Suresi : 28l ayetine gelince, bundan
kasdedilenin, hediyelik ve kurbanlıklar . . . üzerinde Yüce Allah'ı anmak ve
zikretmek olduğu şeklinde cevap verilmiştir. Şayet onların bu açıklamaları
doğru ise kuşkusuz bilinmelidir ki Yüce Allah: "Sayılı günlerde (eyyam-ı
teşrikte telbiye ve tekbir getirerek) Allah'ı anın . . .
" (BakaraSuresi : 2o3ı buyurmuş
tur. Bu sayılı günler ise teşrik günleridir ve bunlarda da yine (tekbirler
le) amel edilmektedir. Ama ihramlı olanlara gelince, onlar kurban günü
öğle namazında tekbir getirirler; çünkü onlar öncesinde telbiye getirmekle
949 Darakutni, Cilt: 2, Sayfa: 49, 50; Beyhaki, Cilt: 3, Sayfa: 315'te Amr b. Şemr tari
kiyle, Cabir el-Cafi'den, onun da Abdurrahman b. Sabit'ten aktarmıştır. Beyhaki
der ki: "Amr b. Şemr ve Cabir el-Cafi ile delil gösterilemez." Beyhaki, Cilt: 3, Sayfa:
314'te mana itibariyle Hz. Ali'nin bu yöndeki amelini aktarmış ve senedi sahihtir,
demiştir. Bunun benzerini de İbn Abbas'tan nakletmiştir. Hakim, Cilt: 1, Sayfa: 299,
300 ise bunun benzerini Hz. Ali'den, İbn Mesud ve İbn Abbas'tan aktarmıştır. el
Feth, Cilt: 2, Sayfa: 462'de şöyle der: "Bu noktada Hz. Peygamber (s.a.v.)'den bir
hadis sabit olmamıştır. Bu konuda en sahih olarak gelen sahabelerden Hz. Ali ve İbn
Mesud'un: "Tekbirler, Arafe günü sabah namazından, Mina günlerinin sonuna ka
dardır." sözleridir. Bunu İbn Munzir ve başkaları rivayet etmişlerdir. Allah, en iyisini
bilir.
meşgul idiler. Ancak muktezanın varlığı sebebiyle ve haklarında kısıtlayı
cı bir durum olmadığı (yani hacı olmadıkları) için, hacıların dışındakiler
ise Arafe gününden olmak üzere tekbirlere başlarlar. Onların: "İnsanlar
hacılara tabidirler" sözlerine gelince, bu, delilden yoksun ve kimseden
işitilmemiş mücerret bir iddia dan öteye geçmez.
Tekbirin sıfatı şöyledir: "Allahuekber, Allahuekber, La ilahe illallahu
vallahuekber, Allahuekber ve lillahi'l Hamd." Bunu, Sevri, Ebu Hanife ve
İshak söylemiştir.
İmam Malik ve İmam Şafü ise; tekbirin şekli üç defa: "Allahuekber,
Allahuekber, Allahuekber. " şeklinde demektir. İmam Ahmed' den meşhur
olarak geldiğine göre cemaat, farz namazların peşine tekbirleri getirir. Bu,
Sevri ve Ebu Hanife'nin mezhebidir. Çünkü bu noktada İbn Ömer'in bir
pratiği950 de bulunmaktadır. İbn Mesud'un kavline gelince; "Tekbir sadece
cemaatle namaz kılanlar için gerekir." şeklindedir. Bu iki sahabeye muha
lefet eden bir sahabe çıkmamıştır, o halde bu bir icma halini almış oldu.
İmam Ahmed'den nakledildiğine göre; tek başına dahi olsa kişi farz
için tekbir getirir. Bu, İmam Malik' in mezhebini de oluşturmaktadır. İmam
Şafü ise şöyle der: Farz olsun, tek olarak kıldığı nafile olsun yahut da ce
maatle kıldığı bir namaz olsun peşine tekbir alır.
Zikredilenler konusunda yolcular da mukim olanlar gibidir. Aynı şe
kilde kadınlar da cemaatle namaz kılarken tekbir getirirler. Tek başına
namaz kılarken, tekbir getirmelerinde -erkeklerde olduğu gibi- iki görüş
gelmiştir. Bunun yanında kadınlar, tekbir getirirken, erkekler duymasın
diye seslerini kısmaları gerekmektedir.
İmam Ahmed' den gelen diğer bir rivayete göre; kadınlar tekbir ge
tirmezler. Çünkü tekbir, sesli olarak yerine getirilmesi meşru bir zikirdir;
dolayısıyla -ezan gibi- kadınlar hakkında meşru değildir.
Namazın bir bölümüne yetişmiş (mesbuk) kişi de aynı şekilde nama
zından kaçırdığını kılıp tamamlamasıyla tekbir alır. Bu, ilim adamlarının
çoğunluğunun görüşüdür. Şayet namaz kılan kişi, selam verdikten sonra
sehiv secdesi yapacak durumda olursa, secdesini yapar ardından da tek
950 Bak: Buharı ile beraber Fethu'I Bari, Cilt: 2, Sayfa: 461, 462.
bir getirir. Bunu, Sevri, İmam Şafii, İshak ve Rey ashabı söylemiştir. el
Muvaffak; bu noktada ihtilaf edeni bilmiyorum, demiştir.
Mutlak olarak (her yerde) tekbir getirmek: Namazların dışında
da tekbir getirmek meşru' dur. Nitekim İbn Ömer, tüm bu (teşrik) günlerin
de Mina'da iken, namazların akabinde, yatağının üzerinde, evinde (çadı
rında), oturduğu sohbet yerinde ve yol güzergahında hep tekbir alırdı. "951
Aynı şekilde Zilhicce'nin ilk on gününde tekbir almak da müstehap
tır. İbn Abbas der ki: "Eyyam-ı Malumat, Zilhicce'nin ilk on günüdür.
Eyyam-ı Madudat ise teşrik günleridir."952 İmam Buharl953 şöyle demiştir:
"İbn Ömer ve Ebu Hureyre, öşür günlerinde çarşıya çıkar, tekbir getirirler
di ve insanlar da onların bu tekbirlerine katılarak tekbir alırlardı."
Zilhicce'nin ilk on gününde zikir, namaz, oruç, sadaka ve diğer güzel
hayır amellerini gayretle yerine getirmek, müstehap sayılmıştır.
951 Bunu, Buhar! muallak olarak rivayet etmiştir. el-Hafız der ki: "İbn Munzir, bu hadisi
vasletmiş ve el-Fakihi ise Ahbar-u Mekke eserinde, İbn Cüreyc tarikiyle; Bana Nafi
haber verdi ki, İbn Ömer . . . şeklinde aynısını aktarmıştır." Bak: Buharı ile beraber
Fethu'l Bari, Cilt: 2, Sayfa: 461, 462.
952 Buharı muallak olarak rivayet etmiştir. el-Hafız der ki: "Bunu Abd b. Hamid vas
letmiştir . . . Aynı şekilde İbn Marduyeh de öyle . . . Hadisin isnadı ise sahihtir." Bak:
Buhar! ile beraber Fethu'l Bari, Cilt: 2, Sayfa: 457, 458.
953 Muallak olarak rivayet etmiştir. el-Hafız şöyle demiştir: "İkisinden (İbn Ömer ve Ebu
Hureyre) bu hadisi mevsul olarak bulamadım." Bak: Buhar! ile beraber Fethu'l Bari,
Cilt: 2, Sayfa: 457, 458.
Kaynak
Delilleriyle Hanbeli Fıkhı el-Muğni 1
Bayram namazının temeli, kitap, sünnet ve icma'ya dayanmaktadır.
Yüce Allah şöyle buyurur: "Rabbin için namaz (bayram namazı) kıl, kur
ban kes. " !Kevser Suresi : 2ı Sünnete gelince; tevatüren sabit olduğuna göre Hz.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), bayram namazlarını kılmış ve Müslü
manlar da bayram namazlarının sabit oluşu hakkında icma etmişlerdir.
Bayram namazı, mezhebimizin zahir görüşüne göre farz-ı kifayedir.
Bunu, Şafü'in ashabından bazıları da söylemişlerdir. Çünkü Allah'u
Teala: "Rabbin için namaz (bayram namazı) kıl, kurban kes. " !Kevser Suresi: 2l
buyurmuştur. Emir ise vücup ifade eder. Bunun yanında Hz. Peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem) ' in bu namazları devamlı kılmış olması da yine bu
nun vacip olduğuna işaret etmektedir. Çünkü bayram namazları bu dinin
açık ilamıdır ve tıpkı Cuma gibi vaciptir.
Ebu Hanife ise şöyle demiştir: Bayram namazı farz değildir, sadece
vacib-i ayandır. Çünkü bu namazda hutbe meşru kılınmıştır ve böylelikle
vacib-i ayandır (herkesin kılması vaciptir); ancak Cuma namazı gibi farz
değildir.
"Bunda ezanın meşru olmaması hasebiyle, vacib-i ayan olmayacağı
ve tıpkı cenaze namazı hükmünde olduğu" şeklinde cevap verilmiştir.
Bayram namazının vacip değil de, müekked sünnet olduğu söylen
miştir. Bunu, İmam Malik ve Şafü ashabının çoğu söylemiştir. Çünkü Nebi
(sallallahu aleyhi ve sellem), bir bedeviye: "(Beş vakit namazın dışında sorumlu
tutulacağı bir namazın olmadığını, sadece) nafile olarak kıldığın namaz
hariç . . . "92s buyurmuştur.
Buna, "bir vatana ve yerleşim yerine sahip olmadığı için o bedeviye
Cuma namazının vacip olmayacağı, bayram namazının ise bundan daha
öncelikli sayılacağı" şeklinde cevap verilmiştir. Sonra buna benzer bir du
925 "Namaz kitabı" bölümünde geçmişti.
rum, vacip olduğuna dair delillerde zikri geçen ifadelere mahsustur. Zira
orada ise "beş vakit namazın" vacip (farz) olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Nitekim beş vakit namazı özellikle ifade etmiş, pekiştirmiş, farz-ı ayn ol
duğunu belirtmiş, her gün ve gece tekrar edilerek sürekli olarak kılınma
sını ibraz etmiş olmaktadır. Beş vakit namazın dışındaki namazlar ise bazı
durumlarda ve bir arızi sebebe bağlı olarak yerine getirilen vaciplerdir:
Cenaze ve Bayram namazı buna birer örnektir.
Bayram gecelerinde tekbir almak: İnsanların bayram gecelerin
de, mescidlerinde, evlerinde ve yollarında -yolcu da olsalar mukim de
olsalar- aşikar (aleni) olarak tekbir getirmeleri müstehap sayılmıştır. Çün
kü Allah (c.c.) şöyle buyurur: "Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size
doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz (tekbir getirme
niz), şükretmeniz içindir. " (Bakara Suresi: ıssı Te kbirin izhar edilmesinin anlamı
ise sesin (tekbir getirilerek) yükseltilmesidir. İslam şiarlarını izhar ettiği ve
başkasına bunu hatırlattığı için bunların izhar edilerek söylenmesi müste
hap görülmüştür.
Bayram için temizlik yapmak ve süslenmek: Cuma'da olduğu
gibi (Bayramda da) kişinin temizlenmesi, bulduğu en güzel giysiyi giymesi
ve kokulanıp misvak kullanması müstehaptır. İbn Ömer şöyle demiştir:
"Hz. Ömer bir defosında ipekten bir cübbe buldu, onu alıp Hz. Peygam
ber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' e getirdi ve: Ey Allah'ın Resulü! Şu cübbeyi alıp
da bayram günleri ve sana elçiler geldiğinde giysen, dedi. Buna karşılık
Allah'ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem): Bunu ancak ahirette nasibi olma
yanlar giyer, buyurdu." Buharı ve Müslim ittifak etmiştir. 926 Bu da gösteri
yor ki bu günlerde süslenmek sahabelerce de meşhur idi.
Namazdan önce bir şey yemek: Sünnet olan, (bayram) namazın
dan önce bir şey yemektir. Kurban bayramı günü ise namaz kılıncaya ka
dar bir şey yenmez. Bu, ilim ehlinin çoğunluğunun görüşüdür. el-Muvaffak
der ki: Bu noktada bir ihtilaf bilmiyoruz. Enes şöyle der: "Allah'ın Elçisi
(sallallahu aleyhi ve sellem), Ramazan bayramında, sayıca tek olan birkaç hur
ma yemedikçe namaza gitmezdi."927 Büreyde'den nakledildiğine göre, o
şöyle demiştir: "Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), Ramazan bayramı günü bir
926 Buhar! ile beraber Fethu'l Bari, Cilt: 2, Sayfa: 439; Müslim, Cilt: 3, Sayfa: 1639.
927 Buhar! ile beraber Fethu'l Bari, Cilt: 2, Sayfa: 446.
şey yemeden namaza çıkmaz, Kurban bayramında ise namazı kılıncaya
kadar bir şey yemezdi. "928
Namazgahta eda edilen Bayram namazı: Sünnet olan, bayram
namazının (büyük) namazgahta kılınmasıdır. Bunu, Evzfü ve Rey ashabı
güzel görmüşlerdir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), namazgaha çıkar,
mescidinden ayrılırdı. Ondan sonra halifeleri de aynısını yapmışlardır.
Şüphesiz Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), mescidi yakınında oldu
ğu halde en faziletli olanı terketmezdi, uzakta da bulunmuş olsa ameli tam
olarak gerçekleştirmeyi yeğlerdi. O (sallallahu aleyhi ve sellem) ' in -bir özür ol
madıkça- mescidinde bayram namazı kıldırdığı nakledilmiş değildir. Bun
da, müslümanların icması da vardır. Çünkü -mescid dar da olsa geniş de
olsa- insanlar her zaman ve her yerde (bayram namazını eda etmek için)
namazgaha çıkmaktadırlar.
İmam Şafü' den nakledidiğine göre; Şayet beldenin mescidi geniş
olursa, orada namaz kılmak daha faziletlidir. Çünkü bu, yerin en hayırlı
ve en temiz yeri sayılır. Bu nedenledir ki Mekke halkı, Mescid-i Haram' da
namazlarını kılarlar.
Buna ise "Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' in, şerefli olmasına
rağmen mescidinde bayram namazını kılmayıp namazgaha çıkmasıyla
cevap verilmiştir. Bir de evde nafile namazı kılmak, şerefli olmasına rağ
men mescidde kılmaktan daha faziletlidir."
Sabah namazından sonra bayram namazına erkenden gitmek müste
haptır; ancak imam bunun dışındadır; çünkü o, bayram namazına yakın
vakitte gider. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), böyle yapardı. Bu min
valde Ebu Said hadisinde şöyle geçmektedir: "Allah'ın Elçisi (sallallahu aleyhi
ve sellem), Kurban ve Ramazan Bayramı günlerinde namaz için namazgaha
giderdi ve orada öncelikle namaza başlardı. . . "929 İmamın dışındakilerin
ise erkenden gitmeleri ve imamın yakınında yer almaları müstehap sa
928 Ahmed, Cilt: 5, Sayfa: 360; Tirmizl, Cilt: 2, Sayfa: 426. Hadisin lafzı Tirmizl'ye aittir.
Hakim, Cilt: 1, Sayfa: 294. O da hadisi sahih görmüş ve Zeheb) de ona muvafakat
etmiştir. Aynı şekilde bu hadisi İbn Kattan da sahih görmüştür. Bunu da "et-Tallku'l
Muğnl ale'd Darakutnl"de zikretmiştir. Haşiyetu'l Müşkat, Cilt: 1, Sayfa: 452 eserin
de: Hadisin isnadı sahihtir, denmiştir.
929 Sahih-i Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 605.
yılmıştır. Böylelikle erken gelmenin ecrini ve namazı bekleme sevabını
elde etmiş olur. İmama yakın olmak için ilerlerken, insanların üzerinden
(omuzlarına) çarpmaksızın ve onlara eziyet vermeksizin gitmelidir.
Bayrama giderken -tıpkı Cuma' daki gibi- yürüyerek, vakarlı ve sa
kin bir şekilde gitmek müstehap sayılmıştır. Yürüyerek gitmeyi müstehap
sayanlardan birisi de Ömer b. Abdulaziz, Nehai, Sevri, İmam Şafii ve
başkaları olmuştur.
Yolda ilerlerken sesli şekilde tekbir alır (Allahuekber, der). Bunu, İmam
Malik, İshak ve Ebu Sevr söylemiştir. Ebu Hanife ise; Kurban bayramında
tekbir getirir, Ramazan bayramında ise tekbir getirmez, demiştir.
Kadınların namazgaha çıkmaları: Bayram namazını kılmak için
kadınların namazgaha çıkmalarında bir sakınca yoktur. Çünkü Ümmü
Atiyye hadisine göre, kendisi şöyle demiştir: "Hz. Peygamber (sallallahu
aleyhi ve sellem) her iki bayramda da bize, evlenmemiş genç kızları, per
de ehli hanımları namazgaha götürmemizi emretti. Hayızlı kadınlara da
müslümanların namaz kılacakları yerden uzaklaşmalarını emir buyurdu."
Buhari ve Müslim ittifak etmiştir. 930
Nehai, Yahya el-Ensari, Süfyan ve İbn Mübarek ise bunu kerih gör
müşlerdir. Bunun yanında Rey ashabı ise yaşlı kadının namazgaha çık
masına ruhsat verirken, bir tür fitnenin çıkabileceği endişesinden dolayı
genç bir kızın namazgaha çıkmasını ise kerih görmüşlerdir. Hz. Aişe şöyle
demiştir: "Şayet Allah'ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem), kadınların ortaya
çıkardıkları şeyleri görmüş olsaydı, İsrail oğullarının, kadınlarını engelle
dikleri gibi O da onları engellerdi. "931
el-Muvaffak der ki: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' in sünneti
(her konuda) uyulmaya daha layıktır. Hz. Aişe'nin sözü ise sadece birta
kım kadınların ihdas ettikleri konulara has bir mevzu ile ilgilidir. Elbetteki
(fitne çıkartan) bu tip kadınların namazgaha çıkmalarının mekruhluğunda
şüphe yoktur.
930 Buhar! ile beraber Fethu'I Bari, Cilt: 1, Sayfa: 423, 466.; Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 605,
606.
931 Buhar! ile beraber Fethu'I Bari, Cilt: 2, Sayfa: 349; Müslim, Cilt: 1, Sayfa: 329.
Bayram namazının vakti ve sayısı: el-Muvaffak şöyle demiştir:
İlim ehli, imam ile birlikte kılınan bayram namazının iki rekat olduğu hu
susunda ihtilaf etmemişlerdir. Nitekim Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve
sellem) 'den mütevatir olarak geldiğine göre O, bayram namazını iki rekat
olarak kılardı. Ondan sonra günümüze değin gelen imamlar da yine bu
namazı iki rekat kılmışlardır. Bundan başkasını kılanların varlığını ise bil
miyoruz ve bu konuda bir hilaf da yoktur.
Bayram namazının vakti, güneş doğup, bir mızrak boyu yükseldikten
sonra başlar, bir kişinin öğle boyunu aştığı yani zeval vaktine kadar de
vam eder. Bu, nafile namazı kılmanın yasak olduğu iki vakit arasındaki
zaman dilimidir.
Şafii ashabı şöyle der: Bayram namazının ilk vakti, güneşin doğma
sıyla başlar. Çünkü bu hususta, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' in
arkadaşı Abdullah b. Busr'un naklettiği hadis şöyledir: "Nebi (sallallahu aley
hi ve sellem), Ramazan veya Kurban bayramı günü insanlarla birlikte çıktı.
İmam'ın gecikmesini yadırgayıp; Biz bu saatte namazı bitirmiş olurduk.
Şüphesiz bu vakit, nafile (kuşluk) vaktidir, buyurdu. "932
"Söz konusu o imamı yadırgaması, yalnız cemaatle kılınacak olan o
vakti geciktirmesi sebebiyle olmuştur." şeklinde cevap verilmiştir. Çünkü
durum, bundan başkası olsaydı bir gecikme olmazdı ve yadırganması da
caiz olmazdı. Dolayısıyla Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), bunu ya
sak bir vakit içerisinde yapmış şeklinde yorumlanması caiz olmaz; çünkü
yasak vakit içerisinde namaz kılmak, ittifakla mekruhtur, faziletli olan da
bunun tersini yapmaktır. Kuşkusuz Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem),
ne bir mekruhta ve ne de faziletsiz bir konuda devamlılık göstermiştir.
Kurban kesimine bol vakit kalsın diye Kurban bayram namazını daha
öne alarak kılmak ve buna mukabil, fıtır sadakasını çıkarmaya vakit kalsın
932 Ebu Davud, Cilt: 1, Sayfa: 675; İbn Mace, Cilt: 1, Sayfa: 418; Hakim, Cilt: 1, Sayfa:
295. Hakim: "Hadis Buhar) şartına göre sahihtir." demiştir. Zehebl de ona muvafa
kat etmiştir. Nevevl, el-Hülasa eserinde -aynı şekilde Nasbu'r Raye, Cilt: 2, Sayfa:
211 de: "Hadisin isnadı Müslim şartına göre sahihtir. Bunu İmam Buharı kesinlik
sigasıyla muallak aktarmıştır" der. Bununla beraber bakınız: el-Feth: Cilt: 2, Sayfa:
456.
diye de Ramazan bayram namazını ertelemek sünnettir. Bu, Şafii mezhe
binin görüşüdür. el-Muvaffak: Bu konuda ihtilaf edeni bilmiyorum, de
miştir.
Bayram namazında ezan ve kamet yoktur: el-Muvaffak şöyle
der: Bu konuda, muhalefet eden olarak bilinen kimselerden dahi bir ih
tilaf bilmiyoruz. Şöyle denilmiştir: Bayram da ilk defa ezan okuyan İbn
Ziyad olmuştur. Bu da göstermektedir ki, ondan önce bayramda ezan
ve kametin olmadığı noktasında icma edilmiş olmaktadır. Bunu, İmam
Malik, Evzfü, İmam Şafii ve Rey ashabı söylemiştir. Sabit olduğuna göre
Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), bayram namazını ezansız ve kametsiz olarak
kılardı. Cabir' in naklettiğine göre; "Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem),
namaza hutbeden önce, ezansız ve kametsiz olarak başladı. . . "933 Cabir b.
Semura'dan rivayete göre, o dedi ki: "Allah'ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sel
lem) ile beraber bir değil, iki değil. . . (bir çok kez) bayram namazını ezansız
ve kametsiz olarak kıldım. "934
el-Muvaffak şöyle der: Bizim arkadaşlarımızdan bazıları: "O gün;
"es-Salôtu Camiatun (Namaz toplar, bir araya getirir.)" diye nida edilir,
demişlerdir. Bu, İmam Şafii'nin de görüşüdür. (Ancak) Hz. Peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem) ' in sünneti uyulmaya daha layıktır.
Bayram namazındaki kıraat ve cehri okunması: el-Muvaffak
şöyle demiştir: İlim ehli arasında; Bayram namazının her rekatında,
"Fatiha suresi"ni ve bir (zammı) surenin okunmasının meşruiyeti hakkın
da ve bunları sesli olarak okumanın sünnet olduğu, sadece Hz. Ali' den,
onun bayram namazlarında yanı başındakilere kıraatı işittirdiği, ama sesli
olarak okumadığı rivayeti935 dışında bir ihtilaf bilmiyoruz. Hz. Peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem) ' in bayramlarda (açıktan) kıraat ettiğine dair gelen
haberler, Onun sesli olarak okuduğuna delildir. Çünkü bu namazlar, bay
ram namazlarıdır ve Cuma namazına benzemektedir.
933 Sahih-i Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 603, 604. Yine Müslim, İbn Abbas ve Cabir' den şöyle
dediklerini nakletmiştir: "Ne Ramazan ve ne de Kurban bayramında (bayram na
mazı için) ezan okundu." Aynı şekilde Buhari'de rivayet etmiştir. Bakınız: Buhar!,
el-Feth ile beraber, Cilt: 2, Sayfa: 451.
934 Sahih-i Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 604.
935 İbn Ebu Şeybe, Cilt: 2, Sayfa: 180.
Birinci rekatta "sebbeha (yani Ala), ikinci rekatta ise "Gaşiye" suresini
okuması müstehaptır. Çünkü bu hususta gelen en-NO.man b. Beşir hadisi
ne göre, o şöyle demiştir: "Allah'ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem), Cuma ve
Bayramlarda "Sebbehe (yani Ala)" suresini ve "Gaşiye" suresini okurdu.
(en-NO.man b. Beşir} şöyle demiştir: Eğer bayram ve Cuma namazı aynı
güne rastlarsa bu durumda yine her iki namazda da aynısını okurdu."936
İmam Şafü ise şöyle demiştir: "Kaf" ve "İkterebeti's-saatu ve'n
Şakka'l-Kamer" surelerini okur. Çünkü Ebu Vakıd el-Leysi şöyle demiş
tir: "O -yani Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)- bu namazlarda "Kaf
ve'l-Kur'ani'l-Mecid" ile "İkterebeti's-saatu ve'n-Şakka'l-Kamer" sureleri
ni okurdu. "937
Ebu Hanife ise; Bu hususta zorunlu bir şey yoktur, demiştir.
Kişi, bu ikisinden hangisini okuyacak olursa, kafidir. Ancak birinci
rivayette olanı okuyacak olursa, bu daha güzeldir.
Bayram namazında tekbir getirmek: İlk rekatta iftitah (başlan
gıç) tekbiri ile birlikte yedi tekbir getirir ve buna, rükO.'ya vardığı tekbiri
eklemez. İkinci rekatta da kalkış ve rükO.'ya gidiş tekbirleri olmaksızın beş
tekbir getirir. Bu, Yedi Medine fakihlerinden, Ömer b. Abdulaziz, Zühri,
İmam Malik ve el-Müzeni tarafından rivayet edilmiştir. Bunu, aynı zaman
da Evzai, İmam Şafü ve İshak da söylemiştir. Ancak onlar: Birinci rekatta
iftitah tekbiri dışında yedi tekbir getirir." demişlerdir.
İbn Abdilberr şöyle demiştir: "Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve
sellem) ' den hasen yoluyla gelen bir çok nakilde O (sallallahu aleyhi ve sellem) ' in,
bayram namazlarının ilk rekatında yedi, ikinci rekatında da beş tekbir ge
tirdiği vakidir. Bunlar; Abdullah b. el-As, Cabir, Hz. Aişe, Amr b. Avf, İbn
Ömer ve Ebu Vakid el-Leysi'den . . . gelen hadislerdir."938 Allah'ın Elçisi
(sallallahu aleyhi ve sellem) ' den bunların tersine dair kuwetli ve zayıf bir nakil
ise gelmemiştir. Amel edilen en evla şekli de budur.
Ebu Hanife ve Sevri ise; birinci ve ikinci rekatta üçer defa tekbir alınır,
demişlerdir ve bu görüşlerine ise zayıf hadisle delil göstermişlerdir. 939
936 Sahih-i Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 598.
937 Sahih-i Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 607.
938 et-Temhid, Cilt: 16, Sayfa: 37, 38. Bak: İrvau'l Galil, Cilt: 3, Sayfa: 107, 112.
939 Bak: Mealimu's Sünen, Cilt: 2, Sayfa: 31.
İftitah tekbiri ile birlikte, tekbir alırken elleri kaldırmak müstehaptır.
Bunu, Ata, Evzfü, Ebu Hanife ve İmam Şafii söylemiştir. Tekbir alırken
ellerin kaldırılması hakkında geçen bilgiler ile Hz. Ömer'in uygulaması940
bu yönde olmuştur. Bir de sahabeden buna muhalefet eden bilinmemek
tedir.
İmam Malik ve Sevri ise; İftitah tekbiri dışında, tekbir alırken eller
kaldırılmaz. Çünkü bu tekbirler, namaz esnasında yerine getirildiği için
bunlar, secdeye giderken alınan tekbirler gibidir.
"Bunların secdeye gidilen tekbirlerden olmayacağı, çünkü bunların
kıyam halindeyken iki elin kaldırılmasıyla icra edildiğini, böylelikle de İfti
tah tekbiri hükmünde sayılacağı" şeklinde cevap verilmiştir.
Namaza açılış yapmak ve tekbirler arasında zikirde bulun
mak: Birinci tekbirin peşine açılış duası yapar. Sonra bayram tekbirlerini
alır ardından "Euzü" çeker ve (Kur'an) okur. Bu, Şafii mezhebinin görü
şüdür.
İmam Ahmed'den gelen başka bir rivayete göre; açılış duaları
(Subhaneke vb.) tekbirlerden sonra okunur. Bu ise Evzfü'nin görüşüdür.
Çünkü açılış, "Euzü"nun peşine alur ve bu da "Euzü" ise (Kur'an) kıra
atinden önce olur. Ebu Yusuf der ki: Bu kimse tekbirden önce "Euzü"yu
çeker ki bu şekilde açılış ile Eüzü'nün arasında fasıla olmamış olsun.
el-Muvaffak der ki: Bizim mezhebe göre açılış (duaları), kendisiyle ilk
olarak namaz açıldığı için meşru kılınmıştır. Onun için -diğer namazlarda
olduğu gibi- bu namazda da başta okunur. "Euzü" ise kıraat için meşru
kılınmıştır, kıraate tabidir, kıraatin başında söz konusu olur.
Açılışı (dualarını) bitirdiği zaman Allah'a hamd ve sena eder, Hz.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) 'e salat getirir sonra da bunu her iki
tekbir arasında yapar. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Nitekim bu noktada
Alkame'nin, İbn Mesud'dan yaptığı nakile göre, "tekbir" konusunda o
şöyle demiştir: "Namazı açacağın (iftitah) tekbirini alırsın, Rabbine hamd
eder, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' e salat getirirsin. Sonra dua ------�-
940 Beyhaki, Cilt: 2, Sayfa: 293. Bak: Müsned-i Ahmed, Cilt: 2, Sayfa: 133, 134.
eder, tekbir alır ve bunun aynısını yaparsın. Sonra da tekbir alır, bunun
aynısını yaparsın . . . "94ı
Ebu Hanife, İmam Malik ve Evzfü ise şöyle demişlerdir: Peşpeşe tek
bir alır ve aralarda herhangi bir zikirde bulunmaz. Çünkü aralarında şayet
meşru bir zikir bulunmuş olsaydı, bu bize -tekbirlerin nakledildiği gibi
nakledilmiş olurdu. Bir de bu, sünnet cinsinden bir zikir olduğundan do
layı -rüku ve secdedeki tesbihler gibi- peşpeşe gelmiştir.
"Tekbirin tersine tesbih'in, gizli olup, açıktan söylenmeyen bir zikir
olduğu şeklinde" cevap verilmiştir. Onların bu noktadaki kıyasları, cena
zedeki tekbirlerle çelişki oluşturmaktadır ki, bu tekbirlerde zikir söz konu
sudur.
Tekbirlerle, zikrin arasında bulunanlar sünnettir, vacip değildir. Do
layısıyla kasden ya da sehven terk edilmiş de olsa namazı bozmaz. el
Muvaffak: Bunda ihtilaf edeni bilmiyorum, demiştir.
Bayramda hutbe: Bayram hutbeleri namazdan sonra verilir. el
Muvaffak der ki: Bu hususta Ümeyyeoğulları dışında, müslümanlar
arasında ihtilaf edeni bilmiyoruz. . . Şüphesiz Ümeyyeoğullarının ihtilaf
oluşturmasına itibar edilmez. Çünkü onlardan önce de bu hususta icma
edilmiştir. Onların bu ihtilafı, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' in sa
hih sünnetine de terstir. Onların bu amellerine karşı çıkılmıştır, bir bidat
türetmiş olacakları ve sünnete tezat oluşturmuş oldukları ortada . . . Nite
kim İbn Ömer'den nakledildiğine göre, o şöyle demiştir: "Hz. Peygam
ber (sallallahu aleyhi ve sellem), Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer, bunların hepsi iki
bayram namazını hutbeden önce kıldırırlardı." Buhar! ve Müslim ittifak
etmiştir. 942
941 Beyhaki, Cilt: 3, Sayfa: 291, 292. Hadisin isnadı iyidir. el-İrva, Cilt: 3, Sayfa: 114,
115 eserinde de bu şekilde geçer. Bu hadise ait diğer tarikleri de zikretmiştir ki, bun
lar; Taberan'i'nin, el-Kebir eserinde ve el-Mehamili'nin Salatu'l Ideyn'de geçer, hadisi
'
.se o sahih saymıştır. Beyhaki şöyle demiştir: Bu, Abdullah b. Mesud'un kavli olup
mevkuf rivayetidir. Biz de her iki tekbir arasında zikredilmesine dair mevkufluğu nok
tasında mutabaat ediyoruz. Zira bunun hilafına ondan başka nakleden olmamıştır."
942 Buhar! ile beraber Fethu'l Bari, Cilt: 2, Sayfa: 453; Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 605.
İbn Abbas'tan rivayete göre, o şöyle demiştir: "Bayram namazını, Hz.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman
ile birlikte kıldım. Onların hepsi de bayram namazını hutbeden önce kılar
lardı." Buharı ve Müslim ittifak etmiştir. 943
Bu durumda kim namazdan önce hutbe verecek olursa, bu kimse
hutbe vermemiş kimse gibidir. Çünkü o, hutbe mahalli (zamanı) dışında
hutbe vermiş demektir; tıpkı Cuma namazından sonra hutbe vermiş gibi
olur.
Bu, sabit olduğuna göre iki (bayram) hutbesinin sıfatı, tıpkı Cuma
hutbesinin sıfatı gibi olmuş sayılır; ancak birinci (bayram) hutbesi, peşpe
şe dokuz tane tekbirle açılış yaparken, ikinci hutbe ise peşpeşe yedi tane
tekbirle hutbe açılışı yapar. Hutbede tekbirleri çoğaltmak ise müstehap
görülmüştür.
Şayet Ramazan bayramı ise bu durumda (imam) onlara fıtır sadaka
sını emreder, bunun vacip ve sevap olduğunu hatırlatır. Bunun yanında
fıtır sadakasının miktar ve cinsini, kimlere vacip olduğunu ve ödeme vak
tini de beyan eder. Şayet Kurban bayramı ise; onlara kurbanı, faziletini
ve bunun müekked sünnet olduğunu, yeterli olan hususu, kesim vakti
ni, kusurlu hayvanların kurban olamayacağını, aradaki ayrım keyfiyetini
ve kurban keserken ne söyleyeceğini hatırlatır. Bu iki bayram hutbesi de
sünnettir ve orada hazır bulunup onları dinlemek ise vacip değildir.
Bayram namazından önce ve sonra nafileyi o yerde kılmak:
İmam ve uyanlar için, Bayram namazından önce ya da sonra nafile na
mazı aynı yerde kılmak mekruhtur. Bunu, İmam Malik ve başkaları söy
lemiştir. Çünkü bu noktada İbn Abbas'ın rivayetine göre; "Nebi (sallallahu
aleyhi ve sellem), Ramazan bayramında iki rekat namaz kıldırdı, ne önce
sinde ve ne de sonrasında (nafile) kılmadı. . ." Buhari ve Müslim ittifak
etmiştir. 944 Zira bu noktada icma vardır.
Bayram namazından önce nafile kılınmayacağı, ama sonrasında kılı
nabileceği söylenmiştir. Bu, Sevri, Evzfü ve Rey ashabının görüşüdür.
943 Buhar! ile beraber Fethu'l Bari, Cilt: 2, Sayfa: 453; Müslim, Cilt: 2, Sayfa: 602.
944 Buhar! ile beraber Fethu'l Bari, Cilt: 2, Sayfa: 453, 4 76; Müslim, Cilt: 2, Sayfa:
606.
İmam Şafii der ki: Cemaatin değil de imamın nafile kılması mekruh
tur. Çünkü imamın bu durumda namazla meşgul olması müstehap sayıl
maz, kendisine uyanlara (cemaate) ise mekruh değildir. Çünkü bu vakit,
içerisinde namaz kılmanın yasaklandığı vakit değildir.
Bu hadisi, sahabelerin rivayet ettikleri ve bununla da amelde bulun
dukları yönünde cevap verilmiştir. Sahabelerin yaptıkları tefsir ve izahlar
ise başkalarım tefsir ve izahlarından daha önceliklidir. Şayet, (bu vakitte)
namazla meşgul olduğu için imamın nafile kılması mekruh olursa, o za
man namaz öncesindeki durumu da bu yönde tahsis edilecektir. Çünkü
namazdan sonra da kendisini meşgul eden bir kimse kalmayacaktır. Bir
de bayram namazı vaktinde namazgahta nafile kılmış olmakla -kendisine
selam verenler gibi- mekruha girmiş olacaktır.
Nafile namaz kılmanın mekruh oluşu, sadece Bayram namazı kılınan
o namazgah için geçerlidir. Başka yerde kılmaya gelince, bunda bir sakın
ca yoktur. Aynı şekilde namazgahtan dışarı çıkıp gitse ve sonra geri dö
nüp gelse, Bayram namazından sonra nafile namazı kılmasında bir beis
yoktur.
Bayram namazını kaçıran kimse: Bayram namazını kaçıran kim
se, onu kaza yapmaz. Çünkü bu namaz farz-ı kifayedir ve onu bir toplu
luğun kılmasıyla söz konusu farz yerine getirilmiş olur. Eğer bunu illa da
kaza yapmayı isterse, bu durumda dilerse onu dört rekat olara kılar. Bu,
Sevri'nin kavlidir. Çünkü bu hususta gelen İbn Mesud hadisinde, o şöyle
der: "Kim, bayram namazlarını kaçıracak olursa, dört rekat kılsın."945
Dilerse de bunu -nafile namaz gibi- iki rekat kılar. Bu ise Evzfü'nin gö
rüşüdür. Çünkü bir nafile namazı konumunda olmuş olur. Dilerse de onu,
tekbirlerle (normal) bir bayram namazı gibi kılar. Bu ise Nehai, İmam
Malik, İmam Şafii ve Ebu Sevr' in kabul ettiği görüştür. Zira bu minvalde
gelen Enes rivayetine göre; "Kendisi imamla birlikte bayram namazını ka
çırdığı zaman, ailesini toplar ve onlara imamın cemaate bayram namazı
kıldırdığı gibi namaz kıldırırdı. "946
945 Abdurrezzak, Cilt: 3, Sayfa: 300; İbn Ebu Şeybe, Cilt: 2, Sayfa: 183.
946 İbn Ebu Şeybe, Cilt: 2, Sayfa: 183; Beyhaki, Cilt: 3, Sayfa: 305. Hadisin lafzı ona
aittir.
Bayram namazının sadece zevalden sonra olacağı bilinecek
olursa: Şayet Bayram namazının sadece zevalden sonra olacağı biline
cek olursa, bu durumda (imam) bir gün sonrasında çıkıp, bayram nama
zını kıldırır. Bunu, Evzai, Sevri ve İshak söylemiştir. Çünkü bu noktada
Ebu Umeyr, ashabdan olan amcalarından rivayet ettiğine göre, o şöyle
demiştir: "Bulutlar sebebiyle Şewal hilalini göremedik. Bunun üzerine
oruçlu sabahladık. Bir süre sonra gündüzün sonlarına doğru bir kervan
gelerek, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' e bir gün ewel hilali gör
düklerine dair şahidlik ettiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber onlara oruç
larını açmalarını sabah olunca da Bayram namazını kılmak için musalla
ya gelmelerini emretti. "947
el-Hattabi şöyle demiştir: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ' in
sünneti daha evladır ve Ebu Umeyr hadisi de sahihtir; öyleyse buna dö
nüş yapmak vacip olur. 948
Ebu Hanife'den nakledildiğine göre; Bayram namazının kazası ol
maz. İmam Şafü ise; Şayet güneş battıktan sonra bayram bilinecek olursa,
ertesi gün kılınır. Ama zevalden sonra bilinecek olursa o zaman kılınmaz;
çünkü artık vaktini geçirmiştir. Bu namaz, ancak güneş battıktan sonra
bilinmesi durumunda kılınır; zira bu halde bayram ertesi gün olmuş olur.
Bunlara "birinci görüşte" gösterilen delil çıkarımlarıyla karşılık verilmiştir.
Kurban bayramında tekbir getirmek: Kurban bayramında ifa
edilen tekbirlerin meşruiyeti hakkında ilim adamları arasında bir ihtilaf
yoktur. Onlar sadece bu tekbirlerin süresi hakkında ihtilaf etmişlerdir.
İmam Ahmed'e göre bu tekbirler, Arefe günü sabah namazında başlar
ve son teşrik günlerinin ikindi namazına kadar devam eder. Bu görüşe,
Sevri, İbn Uyeyne, Ebu Yusuf, Muhammed, Ebu Sevr ve bazı görüşlerine
göre İmam Şafü sahip olmuştur. Çünkü Cabir' den rivayete göre, o şöyle
der: "Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Arefe günü sabah namazın
da tekbir almaya başladı ve son teşrik günlerinin ikindi namazına kadar
947 Ahmed, Cilt: 5, Sayfa: 58; Ebu Davud, Cilt: 1, Sayfa: 684; Nesal, Cilt: 3, Sayfa:
180; Darakutnl, Cilt: 2, Sayfa: 170. Darakutnl: "Hadisin isnadı hasendir" demiştir.
Beyhaki ise: "Bu isnad sahihtir" demiştir. et-Telhis, Cilt: 2, Sayfa: 87 eserinde der ki:
"Bu hadisi İbn Munzir, İbn Seken ve İbn Hazın sahih görmüşlerdir."
948 Mealimu's Sünen, Cilt: 2, Sayfa: 33.
bu (tekbirler) devam etti."949 Çünkü bu noktada sahabenin icması yer
almaktadır.
Ebu Hanife ise; (tekbirler) Arefe sabahından, kurban/kesim günü
ikindi namazına kadardır. Çünkü Yüce Allah: "Allah'ın kendilerine rızık
olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günler de Allah 'ın ismini
ansınlar." (Hac Suresi: 28l Bunlardan kasıt ise Zilhicce'nin ilk on günüdür. İc
mamıza göre arefe gününden önce tekbir alınmaz, bu durumda arefe ve
kurban gününde tekbir getirilmesi gerekmektedir.
İmam Malik ve meşhur görüşüne göre İmam Şafii ise şöyle demiştir:
Tekbirler; kurban bayramı günü öğle namazında başlar ve son teşrik gün
lerinin sabah namazına kadar devam eder. Çünkü insanlar bunda hac
yapanlara tabilerdir. Hacılar ise ilk (şeytan) taşlama ile beraber telbiyeyi
keserler ve kurban günü taş atarak tekbir getirirler. Sonrasındaki ilk na
maz ise öğle namazı, son namaz ise teşrik günlerinde üçüncü gün olarak
eda ettikleri mina sabahındaki (sabah) namazıdır.
"Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine
belli günler de Allah 'ın ismini ansınlar." (Hac Suresi : 28l ayetine gelince, bundan
kasdedilenin, hediyelik ve kurbanlıklar . . . üzerinde Yüce Allah'ı anmak ve
zikretmek olduğu şeklinde cevap verilmiştir. Şayet onların bu açıklamaları
doğru ise kuşkusuz bilinmelidir ki Yüce Allah: "Sayılı günlerde (eyyam-ı
teşrikte telbiye ve tekbir getirerek) Allah'ı anın . . .
" (BakaraSuresi : 2o3ı buyurmuş
tur. Bu sayılı günler ise teşrik günleridir ve bunlarda da yine (tekbirler
le) amel edilmektedir. Ama ihramlı olanlara gelince, onlar kurban günü
öğle namazında tekbir getirirler; çünkü onlar öncesinde telbiye getirmekle
949 Darakutni, Cilt: 2, Sayfa: 49, 50; Beyhaki, Cilt: 3, Sayfa: 315'te Amr b. Şemr tari
kiyle, Cabir el-Cafi'den, onun da Abdurrahman b. Sabit'ten aktarmıştır. Beyhaki
der ki: "Amr b. Şemr ve Cabir el-Cafi ile delil gösterilemez." Beyhaki, Cilt: 3, Sayfa:
314'te mana itibariyle Hz. Ali'nin bu yöndeki amelini aktarmış ve senedi sahihtir,
demiştir. Bunun benzerini de İbn Abbas'tan nakletmiştir. Hakim, Cilt: 1, Sayfa: 299,
300 ise bunun benzerini Hz. Ali'den, İbn Mesud ve İbn Abbas'tan aktarmıştır. el
Feth, Cilt: 2, Sayfa: 462'de şöyle der: "Bu noktada Hz. Peygamber (s.a.v.)'den bir
hadis sabit olmamıştır. Bu konuda en sahih olarak gelen sahabelerden Hz. Ali ve İbn
Mesud'un: "Tekbirler, Arafe günü sabah namazından, Mina günlerinin sonuna ka
dardır." sözleridir. Bunu İbn Munzir ve başkaları rivayet etmişlerdir. Allah, en iyisini
bilir.
meşgul idiler. Ancak muktezanın varlığı sebebiyle ve haklarında kısıtlayı
cı bir durum olmadığı (yani hacı olmadıkları) için, hacıların dışındakiler
ise Arafe gününden olmak üzere tekbirlere başlarlar. Onların: "İnsanlar
hacılara tabidirler" sözlerine gelince, bu, delilden yoksun ve kimseden
işitilmemiş mücerret bir iddia dan öteye geçmez.
Tekbirin sıfatı şöyledir: "Allahuekber, Allahuekber, La ilahe illallahu
vallahuekber, Allahuekber ve lillahi'l Hamd." Bunu, Sevri, Ebu Hanife ve
İshak söylemiştir.
İmam Malik ve İmam Şafü ise; tekbirin şekli üç defa: "Allahuekber,
Allahuekber, Allahuekber. " şeklinde demektir. İmam Ahmed' den meşhur
olarak geldiğine göre cemaat, farz namazların peşine tekbirleri getirir. Bu,
Sevri ve Ebu Hanife'nin mezhebidir. Çünkü bu noktada İbn Ömer'in bir
pratiği950 de bulunmaktadır. İbn Mesud'un kavline gelince; "Tekbir sadece
cemaatle namaz kılanlar için gerekir." şeklindedir. Bu iki sahabeye muha
lefet eden bir sahabe çıkmamıştır, o halde bu bir icma halini almış oldu.
İmam Ahmed'den nakledildiğine göre; tek başına dahi olsa kişi farz
için tekbir getirir. Bu, İmam Malik' in mezhebini de oluşturmaktadır. İmam
Şafü ise şöyle der: Farz olsun, tek olarak kıldığı nafile olsun yahut da ce
maatle kıldığı bir namaz olsun peşine tekbir alır.
Zikredilenler konusunda yolcular da mukim olanlar gibidir. Aynı şe
kilde kadınlar da cemaatle namaz kılarken tekbir getirirler. Tek başına
namaz kılarken, tekbir getirmelerinde -erkeklerde olduğu gibi- iki görüş
gelmiştir. Bunun yanında kadınlar, tekbir getirirken, erkekler duymasın
diye seslerini kısmaları gerekmektedir.
İmam Ahmed' den gelen diğer bir rivayete göre; kadınlar tekbir ge
tirmezler. Çünkü tekbir, sesli olarak yerine getirilmesi meşru bir zikirdir;
dolayısıyla -ezan gibi- kadınlar hakkında meşru değildir.
Namazın bir bölümüne yetişmiş (mesbuk) kişi de aynı şekilde nama
zından kaçırdığını kılıp tamamlamasıyla tekbir alır. Bu, ilim adamlarının
çoğunluğunun görüşüdür. Şayet namaz kılan kişi, selam verdikten sonra
sehiv secdesi yapacak durumda olursa, secdesini yapar ardından da tek
950 Bak: Buharı ile beraber Fethu'I Bari, Cilt: 2, Sayfa: 461, 462.
bir getirir. Bunu, Sevri, İmam Şafii, İshak ve Rey ashabı söylemiştir. el
Muvaffak; bu noktada ihtilaf edeni bilmiyorum, demiştir.
Mutlak olarak (her yerde) tekbir getirmek: Namazların dışında
da tekbir getirmek meşru' dur. Nitekim İbn Ömer, tüm bu (teşrik) günlerin
de Mina'da iken, namazların akabinde, yatağının üzerinde, evinde (çadı
rında), oturduğu sohbet yerinde ve yol güzergahında hep tekbir alırdı. "951
Aynı şekilde Zilhicce'nin ilk on gününde tekbir almak da müstehap
tır. İbn Abbas der ki: "Eyyam-ı Malumat, Zilhicce'nin ilk on günüdür.
Eyyam-ı Madudat ise teşrik günleridir."952 İmam Buharl953 şöyle demiştir:
"İbn Ömer ve Ebu Hureyre, öşür günlerinde çarşıya çıkar, tekbir getirirler
di ve insanlar da onların bu tekbirlerine katılarak tekbir alırlardı."
Zilhicce'nin ilk on gününde zikir, namaz, oruç, sadaka ve diğer güzel
hayır amellerini gayretle yerine getirmek, müstehap sayılmıştır.
951 Bunu, Buhar! muallak olarak rivayet etmiştir. el-Hafız der ki: "İbn Munzir, bu hadisi
vasletmiş ve el-Fakihi ise Ahbar-u Mekke eserinde, İbn Cüreyc tarikiyle; Bana Nafi
haber verdi ki, İbn Ömer . . . şeklinde aynısını aktarmıştır." Bak: Buharı ile beraber
Fethu'l Bari, Cilt: 2, Sayfa: 461, 462.
952 Buharı muallak olarak rivayet etmiştir. el-Hafız der ki: "Bunu Abd b. Hamid vas
letmiştir . . . Aynı şekilde İbn Marduyeh de öyle . . . Hadisin isnadı ise sahihtir." Bak:
Buhar! ile beraber Fethu'l Bari, Cilt: 2, Sayfa: 457, 458.
953 Muallak olarak rivayet etmiştir. el-Hafız şöyle demiştir: "İkisinden (İbn Ömer ve Ebu
Hureyre) bu hadisi mevsul olarak bulamadım." Bak: Buhar! ile beraber Fethu'l Bari,
Cilt: 2, Sayfa: 457, 458.
Kaynak
Delilleriyle Hanbeli Fıkhı el-Muğni 1