MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
Toplam Üyeler» Toplam Üyeler 27
Son Üye» Son Üye Fahriye
Toplam Konular» Toplam Konular 14,532
Toplam Yorumlar» Toplam Yorumlar 15,646

Detaylı İstatistikler Detaylı İstatistikler

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)




Arapca ve Manada Yolculuk - Notalar ve Musiki

(Kar©glanin 3 Eylül 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَدِ افْتَرَيْنَا عَلَى اللّهِ كَذِبًا إِنْ عُدْنَا فِي مِلَّتِكُم بَعْدَ إِذْ نَجَّانَا اللّهُ مِنْهَا وَمَا يَكُونُ لَنَا أَن نَّعُودَ فِيهَا إِلاَّ أَن يَشَاء اللّهُ رَبُّنَا وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا عَلَى اللّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ وَأَنتَ خَيْرُ الْفَاتِحِينَ

Sadakallahul Aziym A'RÂF Suresi 89. Aye

Kadiftereynâ alâllâhi keziben in udnâ fî milletikum ba’de iz necceynâllâhu minhâ, ve mâ yekûnu lenâ en neûde fîhâ illâ en yeşâallahu rabbunâ, vesia rabbunâ kulle şey’in ilmen, alâllâhi tevekkelnâ, rabbenâftah beynenâ ve beyne kavminâ bil hakkı ve ente hayrul fâtihîn

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

“Allah’ın, bizi ondan kurtarmasından sonra, sizin milletinize dönersek Allah’a yalanla iftira etmiş oluruz. Ve Rabbimizin dilemesi hariç bizim oraya geri dönmemiz olamaz. Rabbimiz ilmiyle herşeyi kuşatmıştır. Allah’a tevekkül ettik. Rabbimiz, kavmimiz ile bizim aramızı hak ile aç (ayır). Sen fethedenlerin (fatihlerin) en hayırlısısın.”

Sadakallahul Aziym A'RÂF Suresi 89. Aye

!!!!!!!!!!!----Dikkkkkkaaaat !!!!!!

Bakin, ayetlerin manasini tam bilmeyen, ve arapcasi galiz, türkce düşünüp, arapca konuşan bir ahmagin,  Türk bir i p ne, illimunati ipnesinin uydurmasi olan ayet, yani ayet calinmiş, ve degiştirilmiş, cünkü türkce düşünen ve arapca konuşan,  arapcasi galiz bir ipnenin uydurdugu bir uydurma ayet, oynanmiş neden deyince, diyorki  ayette: "bizim ile o kavimin arasini ac" demek için " fetaha" kelimesini "rabbeneftah beynana ve beynal kavmi..."  diye yazilmiş ve size bir misal ile aciklayayim, ben avusturyaya geldigimde,  yeni işe başladim, ve taş  ocaginda taş kesiyoz, ve beni benden bir sene kadar önce işci olmuş başka bir türk gencin yanina verdiler, o da almanca tam bilmiyor, bende tam bilmiyon, amma ben hergün birkac kelime ezberliyon, ve kendi kendime ögrenmeye calişiyon, ve ve ben sigara iciyon, o genc yani ismi halilibrahimdi. o, o zamanlar icmiyordu, ve bir gün, işci başimiz Avusturyali ve onun üvey oglunuda bizim yanimiza verdiler, ve o Türk adetini bildigi için, sigarasi  mi bitmiş, yada sigara mi  istiyordu, yahutta sigara tutup ikram edicekdi tam aklimda degil amma, şu olay dün gibi aklimda, ve almanca icmek: su icmek, kola icmek, bira icmek için "trinken" denilir, amma sigara icmek için "rauchen" kullanilir, ben sigara icdigim için, aldigim verdigim için, bu ilgimi cekdi, ve hemen arasindaki farki ögrenmişdim, ve o halilibrahim kardeşim daha ikisi arasindaki farki ögrenmemişki, maisterin oglu ona sigara ikrammi ediyordu, allahu alem, yoksa sigarami istiyordu, her  ne ise ikisindede ayni cevap yani işde, ve "H.i." ona cevap olarak " ben sigara icmiyorum" demek için, normal almancada  "rauche ich nicht  cigarette" demesi lazimken, o dediki "ich trinke nicht cigarette" yani ben yanliş konuşdugunu anladim, gülsemmi yoksa düzeltsemmi, yani işde bu ayettede ayni böyle, türk akilli, arapcasi zayif olan bir i p ne uydurursa, bu kadar olur. ve fetaha kelimesi hic bir zaman aradaki mesafa manasini gelmez, aramizi ac kelimesindeki "aramizi aç" dmek "fefrug" demekdir  , yahuta bu i p ne, alman olup bir türke, arapca bir kelimeyi türkce manada, amma arapca söylemk için, türkce almanca arapca karişimi düşünüp, cümle kullanan alman veya ingilizce ve ingiliz i p ne, veya alamanca konuşan bir ülkeli i p ne demek olur, yani bizi yaniltmaya calişan bir i p ne, sizinle degil, bizimle savaşip, bizi yaniltmak için, bize uyguladigi bir tuzak, ayet olmayan bir cümleyi ayet gibi göstermek için.

o ayetin asli kuranda böyle gecer

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي لَٓا اَمْلِكُ اِلَّا نَفْس۪ي وَاَخ۪ي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِق۪ينَ

Kâle rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ahî fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn.

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

(Hz. Mûsa) Dedi ki; “Ey Rabb’im! Muhakkak ki ben, kendimden ve kardeşimden başkasına sahip değilim. Artık fâsık kavimle bizim aramızı ayır.

MÂİDE Suresi 25. ayet

Bu ayette geciyor

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.”

(Hadîs-i Şerîf, Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 335; Buharî, et-Tarihu’l-Kebir, I, 81; et-Tarihu’s-Sağîr, I, 306; el-Bezzâr, el-Müsned, el-Müsned, c. II, s. 308; Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebir, II, 38; Hakim, Müstedrek, IV, 422; Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, VI, 219.)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme

ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve

alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Kuran arapcadir, ve arapca öyle bir dil ki, her kelimenin onlarca ayri manasi vardir. bu başka dillerde, birkac manali kelimelerin  sayisi, birkac kelimeyi gecmezken, arapcanin tamami böyle kelimelerden oluşur.
mesela:1. kelimemiz
Fetaha: Acmak
Miftah: anahtar
Faatih :fetheden
Fettah:kar küreme araci gibi ve grayder  gibi yol acici yahut gazoz kapagi acici
Fetih: Fethetmek
Fatiha: aciliş veya giriş önsöz
Fetha :üstün veya türkcede E ve a harfini temsil eden işaret fetha - Hareke
.....
2. kelimemiz
yani
feale : bir iş tutmak,  yapmak
fail: fail özne
mef ul: öznenin yaptigi  şey nesne
fa`al: calişkan veya calişir vaziyete

yani mastar bir kelimenin  harflerinin yerininin, bir veya birkac kac harf degişikligi sonucu onlarca cok farkli bir manaya bakmasi, ve bu yüzden işde, şiir ve notalarda arapcadan türetilir yani edebiyataki aruz vezni denilen failatun failatun kalibi ve ilham melegi hep arapca ilham verir.
yani işde notalar ve müsikide, işde deveniin yürüyüşünü ele alan, bu aruz vezni kalibi, yani yani  mesela 9 tane Asli rakami mesala 8 li kombinasyonlar halinde yazmak demek gibi, evir cevir başka bir sayi meydana geldigi gibi, arapcada ana master kelimenin harflerinin yerini degiştirdikce,  veya bir kac tamlama harfleri ekledikce, cok degişik manalr oldugu gibi, ayni manayi ses frekansi olarak  ele aldigmizda, belli bir frekansi temsil ediyor her kelime. ve öyle olunca, arapcanin eskiden rakamalardan oluşdugu tezide dogru, ve ebced hesabi demek de işde, keilmelerin  temsil ettikleri rakami, yani frekans baazinda harfleri yazmak gibi. ve bütün arapca o zaman  rakmalardan oluşunca, Rakamalar ise Toplam 9 rakam  ve bir de SIFIRDAn oluşduguguna göre  diger rakmlar sadece onun katlari ve kombinasyonlari halinde ve sifirla birlikte 10 rakam eder, ve bu, ona rakamin degişik şekildeki kombinaysonlari arapcanin temel yapisi, ve öyle olunca
her kelimenin bir rakamsal degeri olunca, o rakamsal degeri onun frekans araligini temsil ediyor, ve öylce olunca, mesala "2845" yazinca bu bir arapca kelimeyi temsil ediyor olur, gavur bunu elektrik ve fizige uygulayinca, bunun kehrwertini almak için işde 1/xxx saysi ile carpinca onun frekansinin ZIDDINI bulmuş oluyor ve sen allahim ver deyince o kehr wertini ceviriyor ve verme oluyor yani,

Hz Alinin " Ben Allahi, her istedigimi vermemesinde bildim" dedigi rivayet oluyor, halbuki vermeyen Allah mi yahut, o gün bizden daha üstün bir bilgi ve güce sahip olan cin ve şeytan hizbinin onun söylediklerinin kehrwertini alarak, onun duasina engel olmalari mi idi tefekkür etmek lazim. bu gün ise insan şeytanlar, şeytan askeri gavurlar ve deccal askerleride bu işlemi yapiyorlar artik.
ve notalar yükseldigi gibi, birde geri iner, yani notanin kehrwerti onun inişi oluyor, yüksek perdeden bir ses alt tonlara inerken ters gidiyor demek olur, ve böylece senin duandaki veya kurandki ayetin belli bir frekansi yani ürettigi elektrik var, ve bunu sen zikir diye okuyunca beynin elektrik üretip, o frekansi yayiyor, ve o zaman o yayilma ile ses, uzayda elektron yayilimina ugruyor. ve elektrik denen enerjinin oluşumunun temel yapisi ve prensibi, bir maddeden diger maddeye dönüşüm olan eleketronlarin bir maddeden diger madeye dogru akarkenki cikardiklari, yada yaydiklara frekansa biz elekrtik diyoruz, yani "elektron akimina" eleketrik diyoruz. ve  öyleki bilim adamlari bunu haala keşfedememişler, yani ses ile elektrik üretilebilcegini bilmiyorlar, halbuki ses frekansida, yine ses  denen bir dalganin yani yine elktronlarin yayilimi demek. eger o dalganin yayilimini enerjiye dönüştüren bir aygit icad olursa,  şarki söyleyen bir kadin, veya zikir ceken bir adam ve öten bir kuş  da elektrik üretecekdir . ve hatta öyleki ebced degerleri kullanilarak istenilen bir rakamdaki  bir kelimenin tekrari, yani cokca zikir edilmesi ile, o vollttaki elektrik üretilebilir, yani Allahin ismlerinin ebced degeri bu yüzdendir, amma bu mehdi sayesinde keşfedilcek, ve esmanin ve kuranin zikir olma sebebi keşfedilmiş olcak,

Sözlük anlamı itibariyle ZiKiR:  bir şeyi telaffuz etme, istenilen şeyin zihne döndürülmesi, hatırlama, anma, hatırlatma, bildiğimiz şeyleri akılda sürekli tutmaya zikir denir. Bir başka ifadeyle, unutulmuş bir şeyin yeniden hatırlanması ya da hâfızadakinin unutulmamak üzere sürekli canlı tutulmasına zikir denilir.
islami literatürde ise Kavram olarak ‘zikir’: Allah’ı anmak üzere söylenmesi ve yapılması tavsiye edilen, sözlü ve ameli eylemleri kapsayan davranışların tümüdür.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِّيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ

Kitâbun enzelnâhu ileyke mubârakun li yeddebberû âyâtihî ve li yetezekkere ulûl elbâb.

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

"Bu Mübarek Kitabı sana indirdik, onun âyetlerini ulûl’elbab (Yani bu ilmi bilenler) onu tezekkür  ederek (zikrederek) kafirlere veya düşmanlarina karşi tedbir alsınlar diye. "

SAD Suresi 29. ayet

Esteuzubillah

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَا أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ إِلاَّ رِجَالاً نُّوحِي إِلَيْهِمْ فَاسْأَلُواْ أَهْلَ الذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ


Bil beyyinâti vez zuburi, ve enzelnâ ileykez zikre li tubeyyine lin nâsi mâ nuzzile ileyhim ve leallehum yetefekkerûn.


" Ey Mehdi Senden önce kendisine vahyettiğimiz bir Rical Adam yokdu (insanlar huzurunda Peygamber statüsü olmayan, racul olan, normal bir adam gibi olan bir kimse). Bilmiyorsanız ‘zikir ehli’nden sorun”. zeburuda indirdikki ondaki nazmi yani zikiri yani (Zebur şarki halindedir) ki onunda nasil bir zikir oldugunu, ve neden öyle oldgunu anlayan insanlara aciklayasin diye.

NAHL Suresi 43. 44. ayet


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

طه مَا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لِتَشْقَى  إِلَّا تَذْكِرَةً لِّمَن يَخْشَى

Tâ, Hâ. Mâ enzelnâ aleykel kur’âne li teşkâ. İllâ tezkiraten li men yahşâ.

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ey Ta Ha biz kurani sana, sebeblerden birde  hangi sebeble indirdik bilirimisin ki, o nu Korkanlarin (düşmanlarindan ve ya kafirlerden) korkanlarin yardimcisi olcak bir zikir (silah) olsun  diye.

Sadakallahul Aziym TAHA Suresinin 1. 2. ve 3. ayetleri

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَا عَلَى الَّذِينَ يَتَّقُونَ مِنْ حِسَابِهِم مِّن شَيْءٍ وَلَكِن ذِكْرَى لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

Ve mâ alâllezîne yettekûne min hısâbihim min (külli) şey’in ve lâkiniz zikrâ leallehum yettekûn.

Meali:

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Bu konuda  yakin bir bilgiye sahip olanlar için o ( yani Kuranin ayetleri) (her) şeyin hesap ilmindeki degeridir yani frekans  bilgisi (dalga boyutu degeri) oldugudur.

Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 69. ayeti

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ

Ve ekımis salâte tarafeyin nehâri ve zulefen minel leyli, innel hasenâti yuzhibnes seyyiât, zâlike zikre liz zâkirîn.

Meali:

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu da Zikri bilen, ve bazi Zikir edenlerin, başka bir türlü zikiridir.

Sadakallahul Aziym HUD Suresi 114. ayet
Dipnot:Bu ayette söylenilen Bir zati muhtereme söyledigimiz karanlik ve geceyi ileri kaktirmak, veya gündüz veya aydinligi ileri kakdirmak, ve gündüzlerin uzamasini saglamak, veya gecenin uzamasini saglamak  hakkindaki bizzat yaşanmiş bir hadis ve hadisemiz için yapilan bir zikir ve ilim, ve erbabina münhasirdir sadece, bu hediyem sadece o zati muterem ve eşine verilmiş ikramimizdir, daha o seviyeye başka sofilerim ulaşmadi cünkü.

[Resim: 5703ee52a7130.png]


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ آمَنُواْ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ اللّهِ أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ

Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb.

Meali :
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Onlar öyleki , iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur, Allah’ı zikretmekle mutmain olur, gıdalanıp doyuma ulaşır, erginliğe ulaşır.

Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 28. ayet

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Size amellerinizin en hayırlısı ve sevap bakımından en temiz olan mertebelerinizi yükselten altın pırlanta infak etmekten ve harp meydanında düşmanlarınızla çarpışmaktan daha hayırlı bir ameli haber vereyim mi: diye sordu. Ashab, Evet ya Rasulallah dediler. Rasulümüz Allah (c.c) Hz.’lerini zikretmektir." Buyurdular

(Hadîs-i Şerîf)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Mü’minin üç kalesi vardır. Birisi zikrullah birisi Kur’an okumak, diğeri de namaz dır. Buyurmuşlardır.

( Hadîs-i Şerîf )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Kalpler demirin paslandığı gibi paslanır, onun cilası Kur’an okumak ve Allah’ı çok zikir etmektir.

(Hadîs-i Şerîf)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Gafiller arasında Allah’ı zikreden kimsenin hali kurumuş otlar arasında yeşil bir ağacın haline benzer.

(Hadîs-i Şerîf )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Aziz ve celil olan Allah (c.c) buyurdu ki, “Ben kulumun zannı üzereyim Beni zikrettiğinde ben onunlayım. Beni yalnız zikrederse bende onu bu suretle anarım. Beni bir cemaat içinde zikrederse bende kulumu daha hayırlı bir cemaat içinde rahmetimle anarım”

(Hadîs-i Şerîf )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Allah ( C.C ) Hz. kıyamet gününde hiç bir gölgenin olmadığı ve ancak kendi gölgesinin bulunduğu günde yedi zümreyi kendi gölgesinde gölgelendirir. Bunlardan biride tenhada ALLAH’ı zikreden ve Allah korkusundan göz yaşı akıtandır."

(Hadîs-i Şerîf )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cennet te her şey var. Dünyada ki, hiçbirşeye hasret çekilmez ancak dünya da zikirsiz geçen saatlere acıyıp ne olaydı o boş geçirdiğimiz saatleri de zikir ile geçirse idik, diye hasret çekecekler” Buyurmuşlardır.

(Hadîs-i Şerîf )

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُواْ لِي وَلاَ تَكْفُرُونِ

Fezkurûnî ezkurkum veşkurû lî ve lâ tekfurûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Öyle ise Siz Beni Hatırlayın zikredin anın ki, Ben de sizi Hatırlayıp zikredip anayım. (Ayna nöranlar fonksiyonu) Ve Bana şükredin ve Beni inkâr etmeyin.

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 152. ayet

"insan,  sevdiği kadar sevilir - Hatırlayıp andığı kadar, hatırlanıp  anılır." (Ayna Nöron Terkibi)

(Karoglan Hoca sözü 3 Eylül 2016)

Dün bir sohbette adamin birisi diyorki " Mehdi oldugunu iddia edenlerin hepsi, Ruh hastasidir." diyor.

dah dün mehdi falan vakit gelcek daha şimdi vakti degil diye sohbetler edenler sizlerdiniz, ne oldu birden degiştiniz, Ta y yi p amcanin yamultmadigi kimse yok, sizin mehdi sandiginiz adam deccal askeri cikinca, ve diger adaminda mehdi olmasi sizin işinize gelmiyor, öyleyse  erişemedigi cigere "mundar, mundar" diyen kedi misali ile, mundar diyelim gitsin degilmi.
ve Bazen bu alimin diye gecinenlerin, ve  insanlarin adam olacagindan ümidi kesiyorum, ayni Hz yunus baba gibi, ne vaaz edesim geliyor, ne zikredesim, hatta  namazdan bile sogur oluyorum. cünkü emeklerimin ve gayretlerimin, hastalara fayda vermeyen ilac gibi, heder oldugunu görmek, beni yikiyor mahvediyor, ümitsiz birakiyor.

Halbuki Kuranda

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Vaadallâhullezîne âmenû minkum ve amilûs sâlihâti le yestahlifennehum fîl ardı kemâstahlefellezîne min kablihim, ve le yumekkinenne lehum dînehumullezîrtedâ lehum ve le yubeddilennehum min ba’di havfihim emnen, ya’budûnenî lâ yuşrikûne bî şey’en, ve men kefere ba’de zâlike fe ulâike humul fâsikûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri yeryüzüne halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde halife kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

Sadakallahul Aziym NÛR Suresi 55. ayet

Yine cenabi meval buyuruyorki :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِن بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ

Ve lekad ketebnâ fîz zebûri min ba’diz zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Andolsun ki; zikirden (Kurandan) başka Tevrat ta Zebur’da da, arza salih kullarımızın varis olacağı kuralını, yazdık.

Sadakallahul Aziym ENBİYA Suresi 105. ayet

ve hal böyle olunca yeryüzüne hakim olcak bir grup varmiş ve onlar salihmiş ve salihler muhammed ne dedi bilir ki, Muhammed yani

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Üç kişi bir arada olduğunuzda biriniz imam olsun."

(Hadîs-i Şerîf )

öylese o kullarin, yani yeryüzne halife ve varis olcak, o salih kullarin hepsine, onlardan birinin imam olmasi, islam dinine ve muhammed sünnetine  göre  şart, yani karişiklik olmamasi için şart, öyle olunca, işde o başkan veya imami muhammed "Mehdi" diye tanimliyor. Buna itiraz ne olaki, hangi sebebdeb itiraz ediyorsunuz ki, varmi itiraz edilebilcek bir hak ve hukuk ve durum? yani o zatin imamligi, dogal seleksiyonda gelişen bir durum, yok spekilatüf bir durum yani.
ve O adamin mehdi olmasinin alametide, ne öyle Şamda namaz kilmakla olur, ne öyle bilmem kicindaki bir ben bulunmasi ile olur, nede sirtinda bu mehdidir yazcak bir dövmesi olmakla olur, o dogal selksiyonda  gelişen, insanlari dogru ve güzellige sevkeden bir adamdir, o ne öyle yahudilerin dedigi gibi bir KRAL, ne hiristiynlarin bekledigii gibi mesih, oysaki kuranda NAHL Suresi 43. 44. ayette gecdigi  gibi  adamlardan bir admadir, peygamber statüsü olmsina ragmen, onu kimse ne peygamber diye bilir, nede yüksek bir siyasi partinin başkani diye, o kuranda gecen raculdür, yani adamin birisidir, ve baştaki yazdigimiz ayete gecenNAHL Suresi 43. 44. ayetteki  "rical" adamlardan bir adam demek yine kuranda kehf suresinde o bir raculdür diyor sadece bir adamdir, veya  hatta  sadece "jony wolkerin biri" yani yürüyen canlilardan birisi, yani o, şu, bu, gibi birisi.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقَالُوا مَالِ هَذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْشِي فِي الْأَسْوَاقِ لَوْلَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذِيرًا

Ve kâlû mâli hâzâr resûli ye’kulit taâme ve yemşî fîl esvâki, lev lâ unzile ileyhi melekun fe yekûne meahu nezîrâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve dediler ki: “Bu nasıl resûl ki, yemek yiyor ve çarşılarda dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi olmaz mıydı? Böylece onunla beraber uyarıcı olurdu.”

Sadakallahul Aziym FURKÂN Suresi 7. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَما أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ الْمُرْسَلِينَ إِلَّا إِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِي الْأَسْوَاقِ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةً أَتَصْبِرُونَ وَكَانَ رَبُّكَ بَصِيرًا

Ve mâ erselnâ kableke minel murselîne illâ innehum le ye’kulûnet taâme ve yemşûne fîl esvâkı ve cealnâ ba’dakum li ba’dın fitneten, e tasbirûn(tasbirûne), ve kâne rabbuke basîrâ

Ve senden önce (de), gerçekten yemek yiyen ve gezen dolaşan resûllerden başka (farklı bir) resûl göndermedik. Ve sizin bir kısmınızı bir kısmınıza “sabrediyor musunuz” diye fitne (imtihan) kıldık. Ve Rabbin, en iyi görendir.

Sadakallahul Aziym FURKÂN Suresi 20. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَوْ جَعَلْنَاهُ مَلَكًا لَّجَعَلْنَاهُ رَجُلاً وَلَلَبَسْنَا عَلَيْهِم مَّا يَلْبِسُونَ

Ve lev cealnâhu meleken le cealnâhu raculen ve le lebesnâ aleyhim mâ yelbisûn.

Meali :
Ve onu melek yapmadık,ve onu adamin biri yaptık, Üzerinede size giydirdigimiz elbiselerden farkli olmayan bir elbise giydirdik.

Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 9. ayet

---oOo---

Hocanin birisi diyorki imanin esaslarina birde zan eklediler ve büyük kopuş oldu, yani insan iki ayakli  iken, birde protez bacak takdilar diyor.
ey hoca seni, senin cevabinla cevapliyalim o zaman, sen bilmezsmisin dünyada örnekleri var bunun, ve evet insanin iki ayagi var amma, ayaklardan birisi veya ikisi sakatlandimiydi, insan yanina ya bir degnek ve baston alir, ona dayana dayana yürür, yada ikisida sakat veya yaralandiysa iki tane koltuk degnegi alirda yürür, ve böyle oluyorda niye zan kültürü olmuyormuş.
sen bizim tezimizi böyle bir spekülatif cevapla cevap vemekle  cürütemezsin, madem o tezi cürütcen, bana imanin bütün esaslarinin  zahiri ve fiziki delillerini getirde ben sana inanip, pes tamam diyen o zaman, varmi öyle bir delil, daha aldığı nefesin rengini kokusnu duymayan adamin, delili ne olaki, bir nefes aliyoz, ve adina temiz hava veya oksijen diyoruz, sen aldigin oksijeni görüyonmu? hayir, amma alip verdigini biliyon  degilmi? peki ne alip veriyon, nefes. nefes ne o zaman? oksijen. oksiijen ne? hava. hava ne,...... hava elle tutulur gözle görülür birşeymi? belli deercelerde hayir. dumanda hava ve yine o vaaazdaki cehennemlikler konusundaki,  yanan bir  odun duman olur, yahut sigara duman olur, ve duman artik insanin icine girsede ancak kanser yapar, yani sigara gibi. can olamaz hatta can alan bir virus olur degilmi?o zman neden cehhennem teztmizi inkar ediyon hoca, yine petrol ayni, yine cinler dumani severler ve sigara ile beslendikleri söyleniyor, ve öyle olunca cinler bedensiz varliklar, ve onlari besini olunca, ya şeytani br ruh kazanip müminlere tasallut ediyorlar, ve yahutda  cinlerin lokmasi olup geister oluyorlar yani hayalet casper oluyorlar, yani ve bedenleri yok, birdaha can olamiyor, insan olamiyorlar artik onlar, amma cennetlik bir insanin parcasi yndien bir bitki olup yeşerince onu insan yiyip tekrar insan haline dönebiliyor degilmi, herkes öyle uzkalrda bir cennet hayl edioyr tamma belki oda vardir amma olan bütün aktivertler burdayken ordaki cennete füzeye binipdemi gitmeyi düşünüyorsun ey ahmak insan.

amma birşey varki eger bütün herşey insan bedeninde var, ve sen rahman ve rahim gibi  bütün isimlerin tecelliyatgahi isen, cennette sensin  cehennemde sen, Allahda  sensin kainatta sen, kainat büyük kuran ise, sen kainatin prototipi  isen, kuranda sensin kitapda sen, ve senden ahmet mehmet muhammed ibrahim oluyorsa peygamberde sensin nebi de ÖYLE DEYIPDE O KADAR IFRRAT ve TEFRITE GITMIYOZ VE DIYORUZ KI.
muhammedden aldigimiz rivayetlere göre, insanin sag omzu ile sol omzunda, insani gözetleyici kameraman " kiramen katibin" yazici melekler var deniyor, ve onlarin günde iki defa nöbetleşdikleri, ve her insanin böyle dört meleginin oldugu, ve ikisinin sabah namazi ile gelip, taa ikindiye kadar nöbet tuttuklari, diger grubunda ikindileyin gelip, ta sabah fecr atana kadar nöbbet tuttuklari rivayeti var, öyle olunca dünyanin neresinde her zaman sabah veya ikindi, öyle bir durum yok, her iki dakikada bir başka yerde ikindi giriyor, yine her iki dakikda bir dünyanin bir yerinde güneş doguyor, o zaman, amerikadaki insanlarin kiramen katipleri bir ordu, türkiyedeklilerinki bir ordu ve bunlar her nöbet degişiminde insanin yaptigi amelleri alip Allah a sunmya giderlemiş diye o rivayet, öyle olunca, semadaki trafigi düşünebilen varmi, yani her iki dakikada inen, her iki dakida cikan melekler ordusu, ve bunlari cikaran bir asansör olmasi lazim degilmi, ve yine ufo denilenler ve uzayli denilenlerin bazilari bunlar olmasin sakin haa? yani işde kainatin diş yüzü kainat kitabini okumak için lazim, ve ic yüzü yani insain ici ise, ice dogru yolculuk ise rahimligi ögrenmek için, yani dişa dogru yolcuk ile rahmanlik babalik ögrenilir, ice dogru ise annelik ögrenilir, ve öyle olunca cennet hem icde var, hem dişda var, ve semanin katmanlari ise, sen annene göbek bagi ile baglisin,  ve annene ise, babanda zeker yolu ile intikal ettin, öyleyse bu asansösrün bulndugu yer için, bir rivayet varki semaya cikilan kapi mescidi aksanin üstünde, yani muhammedin mirac ettigi yer, oysaki zemzem ise aşagi inilen kuyu, ve ice dogru ise kabe ve mekkeden iniliyor ic anne yani yer arz baba rahman sie senin gezegen veya yildizinin atmosferi demek, ve güneşimiz kainatin merkezi ve SIFIR nokrtasi oldgunu daha önce söyledik, öyle olunca dünyadan ice inince semavi bakinca ne varmiş, yani önce venüs, sonra ise, merkür var, ve yani sonrada güneş ve ateş, ve öyle olunca muhammed medinede ise, güneşe gidiş ise medineden oluyor demek olur, bu konuyu bir dahaki vaaza kadar biraz tefekür edip geliştirin sizde.


son bir konu ise rahman demek baba demek amma, rahman var bir cümle, her surtenin başindaki besmelede gecen rahman ile  bir cümle ve her surenin başinda olunca herkesin babasi var demek oluyor, tek bir sure besmelesiz, annesiz ve babasiz adem ve havva  gibi, ve yine rahman var, sadece bir kelime, yani rahman suresinin ilk ayeti, yine rahman var koskoca bir sure ve yine rahman sadece elif lam ra diye bir surenin başindaki harflerden sadece birisi, peki rahmani bize bu harfmi tarif ediyor, yoksa koskoca bir suremi, birkac cümlemi, bir kelimemi, ve ilk baba Hz adem baba var, 33 metre, yani koskoca rahman suresi, yine baba var, rahman var, muhammedin babasi abdullah gibi, sadece rahman kelimesi, yine baba var, baba peygamberlerden olan ibrahimmi, nuhmu ve hangisi ,yani birkac cümlecik, yine rahman var sadece bir harf, ve yani tohum ve sperma, senin dogmana sebeb olan o cekirdek, yine onuda acinca, icinde bir DNA zinciri, yine ice dogru yolculuk ,bu sefer rahman icinde rahim, rahim icinde rahman sakli degilmi?......


Rabbim askerimi neden nicinleri coglatipda imansiz düşmekden muahfaza etsin ki, ve insan azizdir, ve islam ahlakinda bir kural vardir ki, şeyhine, anana, babana veya bir büyüge abdest suyu döksen bile, amma bugün bunu musluklar yapiyor zaten, amma o kural ile, sira ayaklara su dökmeye  gelince o dökdügün kimse san döktürmez ki, ibrigi elinden alip kendisi döker. senin  şerefin ve izzeti nefsin  rencide olmasin diye. cünkü demesinki birisi, bu falancinin ayaklarini yikiyordu bir zamanlar lan demesinler diye,  onun izzeti yerle bir edilmez, ve onun izzeti korunur. ve bu kural her hususda gözlenir, ve  bir allah dostu her ne kadar iyilk seven biriside olsa, onun böyle bir duruma düşüp, madur edilmesi islam ahlakina aykiridir. ve öyle olunca düşün senin şeyh, şeyh  olmdan falanci şeyhin müridiydi, öyle olunca, olurda olur, o onun abdest suyunu döküyordu veya bugün  onun kapisinin önünü süpürüyordu, veya herhangi bir kücültücü bir haldeydi diyelim, sonra o kemale erdi şeyh oldu, amma bir gün şeyhiyle ters düşdü, ve şeyhi dedi lan daha dün ayagimiza su döken cömezdin, ne oldu tikinmi kakdi şimdi dedi, ve onu yerle yeksan etdi, halbuki, o da artik erdi şeyhlik makamina yükseldi, amma şeytan araya fitne sokarsa, ikiside şeyh bile olsa, böyle bir durum meydana gelebilir, ve öyle olunca, insan hizmetlisi bile olsa, onu böyle bir rencide edici duruma düşürcek durumda, maruz birakmaz.  Kuddus olan Allah demek budur, ve Allah kuddusdür ve kuddüsleri sever, yani el meana: O Kuddüsdür veya kutsaldir, ve kutsal olan,dinini, Vatanini,bayragini,IRZ ve namusunu, izzeti nefsini,ve şerefini şanini koruyanlari sever, yani velhasil kutsallarini koruyanlari sever.

Rabbim ,mehdi askerini, Kuddüs olan Allah hakki için, kutsallarinin bekcisi eylesin

--oOo---

أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 3 Eylül 2016 Cumartesi

Original Kar © glan


Etiketler :
__________
islami-Resimler, islami Levhalar ,V220220160440,arapca yazili,duvar  süsleri,Kuran-i  Kerim,kuran,tesbih,tasavvuf,peygamber,din,Allah,kitap,sünnet,ahirzaman,mehdi,karo  glan,hoca,müftü,diynet,mustafa islamaoglu,cübbeli  ahmet,naksibendi,menzil,gavs,seyyid,Abdülbaki,seyyid saki,erol,seyyid  fevzettin,semrerkand tv,ahiret rehberi,dinimiz islma,enever ören,ihlas,osman  ünlü,osman nuri toppas,arif arslan,fetullah gülen,saidi nursi,nurcu,nur  talebesi,nur,ziya, muhammed,mehdi,mehdi hazretleri,mehdi aleyhisselam,ya hadi,ya  mehdi, mustafa,S.A.V,efendimiz,hadisi serif ,Hz.,alehiselam,bismillah,la ilahe  illallah,Nihat,hatipoglu,hatiboglu,nihat hatipoglu,nihat hoca,abdurahman  önül,ilahiler,ilahi dinle,indir,free downloaden,bedava indir,Dursun Ali  Erzincanlı,Dursun Ali, Erzincanlı,Dursun, Ali, Erzincanlı,muhyiddini  arabi,vahdeti vücud,nefsi raziye,nefsi mutmainne,mümine,hanim bacim,nefsi  mülhime,satiyorum,ariyorum,arkadas  ariyorum,aliyorum,satilik,ilanlar,web,hosting,doamin,webmaster,webdizaynir,grafik  er,microsoft,mustafa karatas hoca,karatas hoca,mustafa hoca,elmalili,mehmet  akif,erbakan,necmettin,milli görüs,fatih erbaka,demet  akalin,Hira,HIRA,sevr,kabe,mekke,medine,zemzem,tesbih,kuran,hurma,FUIKIH,namaz,na  mazduasi,büyü,sihir,sihir nasil yapilir,sihir nasil bozulur,büyücü  hoca,yildizname,falci,memis hoca,Caner Taslaman,serat Ahmet tan,hamza,Caner  hoca,Muhammed Rasid Erol,Abdülhekim el hüseyni,yarbay mehmet,almanya  vekili,yarbay hoca,seyyid mübarek,haznevi,mehdi,ahirzaman,kiyamet,kiyamet  alametleri,Basagacli,Sandikli,Afyon,afyonlu,Türkiye,Türkiye bayraklari,bayrak  butonlari,flatcast,radyo,radyo temalar,TC,23 Nisan,19 Mayis,Cumhuriyet  bayrami,Genclik ve spor bayrami,30 Agustos,10 Kasim,atatürk,mustafa  kemal,Türk,Turk,Turkey,kirmizi,yesil,sari,mavi,turuncu,siyah,pembe,mor,beyaz,whit  e,black,green,red,orange,blue,violet,yellow,grau,braun,Mr,Matrix,Hz.Nuh,Hz.  ibrahim,Hz, isa,Hz. meryem, Hz.  Musa,hiristiyan,müslüman,yahudi,cami,mescid,namz,oruc,hac,zekat,sadaka,nafile,dua  ,dualar,esmaülhüsna,havas,havas  hoca,vefk,arapca,türkce,deutsch,english,button,radyo kur,sayfa,ac,forum  kur,domain satin al,forum satin al,ibrahim Tatlises,Orhan Gencebay,Merve  Özbey,Niran ünsal,Ferdi Tayfur,Rihanna,Beyonce,mily cyrus,kate  linn,biranna,INNA,inna,indila,Gülben Ergen,Aynur Aydin,Okan  bayülgen,Zaga,beyaz,beyazit,komik,ilginc,kedi,köpek,irem derici,Hande Yener,Kadir  inanir,cüneyt Arkin,baris manco,Kurtlar Vadisi,muhtesem yüzyil,osmanli,pelin  cit,özge,zahide,Tarkan,murat boz,acun,hadise,Ebru gündes,deccal,shte mesih,mesih  deccal,

Hürümet ve Ulul Emre itaatin Dindeki Yeri

(Kar©glanin 27 Ağustos 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً

Yâ eyyuhâllezîne âmenû atîûllâhe ve atîûr resûle ve ulil emri minkum, fe in tenâza’tum fî şey’in fe ruddûhu ilâllâhi ver resûli in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhir(âhiri). Zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ.

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 59. ayet

Meali:

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (emir verme yetkisinin sahiplerine) itaat edin. Bundan sonra eğer bir hususta ihtilâfa düşerseniz, o taktirde Allah’a ve ahiret gününe îmân ediyorsanız, onu Allah’a ve Resûl’üne götürün. (Yani O nun hükümlerini verdiği, emirleri, Allah in ayetleri ve peygamberin sünnetleri ile kiyas edin, eger uyuyorsa, o sizin emirinizdir ve O na o hususlarda itaat edin, eger uymuyorsa, o sizin emiriniz degildir O na o hususlarda itaat etmeyin demkdir.) Bu daha hayırlıdır ve tevîl (yorum) bakımından en güzelidir.

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 59. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَّنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللّهَ وَمَن تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا وَيَقُولُونَ طَاعَةٌ فَإِذَا بَرَزُواْ مِنْ عِندِكَ بَيَّتَ طَآئِفَةٌ مِّنْهُمْ غَيْرَ الَّذِي تَقُولُ وَاللّهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَ فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ وَكَفَى بِاللّهِ وَكِيلاً

Men yutiır resûle fe kad atâallâh, ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ. Ve yekûlûne tâatun, fe izâ berazû min indike beyyete tâifetun minhum gayrallezî tekûl. Vallâhu yektubu mâ yubeyyitûn, fe a’rıd anhum ve tevekkel alâllâh. Ve kefâ billâhi vekîlâ.

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 80. ve 81. ayet

Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. Ve senin yanında "kabul ettik (baş üstüne)" derler. Sonra senin yanından ayrıldıkları zaman onlardan bir grup, senin söylediğinden başka birşeyi geceleyin gizlice kurarlar (kehrwertini yapmayı, yani senin dediğinin zıddını yapmayı), ve Allah, onların gece neler kurduklarını (neyin kehrwertini çevirdiklerini) yazıyor biliyor. Artık sen onlardan yüz çevir ve Allah'a tevekkül et  ve Allah, vekil olarak kâfidir.

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 80. ve 81. ayet
---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kim bana itâat ederse şüphesiz Allah'a itaat etmiş olur. Her kim imam (devlet başkanı)a itaat ederse şüphesiz bana itaat etmiş olur. Eler kim imama isyan ederse şüphesiz bana isyan etmiş olur"
( Hadis-i Şerif , İbn Mâce, Cihâd, 39)

Ulûl-emre itaat, Allah'ın emri olmakla beraber, bunun bazı şartlara bağlı olduğunu, Kur'an'dan (Nisâ, 4/59. ayete bildirildigi üzre) ve bazı hadislerden öğreniyoruz. Nitekim

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

"Eğer üzerinize Habeşlî ve burnu kulağı kesik bir köle, emir tayin edilse, sizi Allah'ın Kitabi ve Rasulun sünneti ile sevk ve idare ettiği sürece, onun emirlerini dinleyiniz ve itaat ediniz"

( Hadis-i Şerif , İbn Mâce, Cihad, 39; Buhârî, Ahkâm, 4)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

"Müslüman kişinin, bir günah işlemekle emrolunması dışında, hoşlandığı veya hoşlanmadığı hususlarda Müslüman amirine itaat etmesi vaciptir. Bir günah işlemekle emrolunduğu zaman dinlemek ve itaat etmek yoktur"

( Hadis-i Şerif , İbn Mâce, Cihad, 40)

Şu hadisler de aynı şekilde, itaatın, Allah'ın rızasına uygun olmasını şart koşuyor:

"Başınızdakilerden kim size Allah'a isyan etmeyi emrederse, sakin o hususta ona itaat etmeyiniz.
( Hadis-i Şerif , İbn Mace, Cihad, 40)

"Allah'a isyan olan hususta itaat yoktur. İtaat, ancak meşru olan şeydedir"

(Buhârı, Ahkâm, 4; Müslim, imâre, 39-40)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :


"Eğer üzerinize Habeşlî ve burnu kulağı kesik bir köle, emir tayin edilse, sizi Allah'ın Kitabi (ile sevk ve idare ettiği sürece, onun emirlerini dinleyiniz ve itaat ediniz"

(İbn Mâce, Cihad, 39; Buhârî, Ahkâm, 40)

ve bu hadis dinin hükmüne aykiri ve sahih olmadigi, acikca bariz bir şekilde belli cünkü dinimizde İmametin şartlarında "İmamın özürlü olmaması lâzımdır." diye bir kural vardir.

İmametin şartları nelerdir?
___________________

1- Müslüman olmalıdır. 2 - İmamın âkıl-bâliğ olması da şarttır. Delinin, sarhoşun, bülûğa ermemiş çocuğun imam olması sahih değildir.
2- İmam erkek olmalıdır. Kadın erkeğe imam olmaz.
3- İmamın, namazi sahih olacak kadar Kur`an`dan ezberi olması lâzımdır.
4- İmamın özürlü olmaması da lâzımdır. Özürlünün namazı, özürlüye has hükümler taşıyan bir namazdır. Özürlü olmayanlar, özürlü olanlara uyamazlar. Körün imamlığı sahihtir taaki ne zaman ondan başka ehil ve bilgili ve imamete uygun kimse olmadigi zaman. ve muhammed bir körü imam birakti bir cihada giderken ve neden? cünkü " Allahim ashabimdan cihada gidebilcek herkesi aldim, bu ise krödür, onu almadim, digerleri ise kadindir, erkek olmasi hasbiyle, ondan daha ehil cihada katilmayan kimsede kalmadi, ve onu diger sakat kör ve kadinlarin başina imam tayin ettim" demek istedi. yoksa körün imam olmasinin sahihliginden degil, angut müslüman. Evet kör imam olabilir, Ama ondan daha ehil kimse varsa, onun imamlığa geçirilmesi  mekruh olur. Fâsık ve bid`atçı kimselerin imam olmaları tahrîmen mekruhtur. İmamın aceleci olmasida mekruhtur.
size bir nükte ile bunu aciklayan ve Adnan mMenderesin oglu Aydın Menderes kaza yaptikdan sonra felc oldu, ve milletvekili secildi, ve onun rejimde bulundugu dönemlerde yemin olsun, Türkiye Devletide felce ugradi imf eye faan muhtac oldu, yani öyle özürlünün imam olmasi herkesi tökezletiyor ve düşünün büyük bir ordu, yada sürü, ve sürüyü cekerek önden topal koyun  veya topal koc gidiyor, bu sürünün ahirina varmasi, ta topal koyunun seke seke varmasi sonucu olacagi için, o sürü  belki 15 dakikalik yolu, belki elli dakikada alabilcekdir. Ve bu Avusturya siyasetinin geldigi son duruma örnek olsun bu misal, amma ötekide, yukari tükürsen sakal, aşagi tükürsen biyik hesabi ile, erkekle erkegin evliligine kadar göz yuman yeşiller partisi, hangini secen ben şimdi, o yüzden ikisinede oyumu kullanipda vebal altina girmen ben.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Üç kişi vardır ki, namazları başlarından bir karış yukarıda kalır. (Allah tarafından kabûl olunmaz).
1 - Kendisini sevmiyen, nefret eden bir cemaata imam olan şahıs,
2 - Geceyi kocası kendisine kızgın olarak geçiren kadın,
3 - Birbirine düşman kesilen iki kardeş..."

( Hadis-i Şerif )


Allah nisa sursinde ne buyuruyor, "bir emir ve devlet reisi, eger yaptiklarinda, Allahin kitabina, veya peygamberin sünnetine uyursa, ona itat edin, yoksa ona itaat etmek yokdur." buyurulurken, hani nerde o abdest alirken fazla su kallanmak haramdir diyen alimler, nerde? kalmadimi? yokmu onlar artik?

Bir gün Peygamberimiz (asv), sahabîlerden birinin abdest alırken suyu israf ettiğini görür. “Bu israf nedir?” diye sorar. Bunun üzerine sahabî, “Abdestte israf olur mu?” diye karşılık verir. Peygamberimiz: “Evet, akan bir nehrin kenarında bile olsan, normal bir miktarın üzerinde su kullanman israf olur.” buyurur. Suyu boşuna açık tutmak israftır ve dolayısı ile haramdır.

ve dün cuma idi ve bu ( a y y ip amca) cumaya gidecek diye, 20 tane mercedes önden, 20 tane arkadan takip eden komvoyla, camiye giden bu ahmak kim o zaman, su gibi benzin yakan bu arabalar, heribirinde devletten maaş alan iki üc koruma, onlari süren korumalarin cebindeki mendilden, gömleginin dügmesine kadar devletin kesesinden ve gözünede markali gözlük alan, ve bunlarin masrafini milletin sirtina yükleyip, devletten alan bu ahmak kim, bu adamin namazi cumasi olmaz olsun inşallah, bir daha cuma kilamaz olsun inşallah ........ ve nisa suresinde rabbimin buyurdugu, "eger ona "ULUL EMRE" itaat hususunda ihtilafa düşerseniz, yaptiklarini kuran ve sünnetle kiyas edin, buyuran Allahin hükmü geregi, Allahin kitabina, peygamberin sünnetine vurunca, abdestteki fazla kullanilan suyu yasaklayan, muhammedin sünnetinede aykiri, "israf etmeyin" diyen Allahin ayetlerinede aykiri hareket eden bu ahmaga, haala niye itaat edip sahip cikiyorsunuz. ve bu adam gavurlardan emir aliyor,



Bop Nedir? - Bop Projesi Nedir? - Bop Başkanı Ne Demekdir?

Büyük Orta Doğu Projesi
Büyük Orta Doğu Projesi veya Genişletilmiş Ortadoğu İnisiyatifi (İngilizce: Greater Middle East) ve ABD'nin islamı kontrol altına alabilmesi için hazırlanmış çalışmalar. BOP projesi kapsamında çalışmalarına devam ABD projeye destek verdiğini açıklayan ülkelere uyguladığı BASKI ve askeri ambargoyu kaldırdı. yani bu projeye uymak mecburi kılındı


Bop Başkanı Ne Demekdir?


Bop Başkanı demek: müslüman mehdisine karşılık, müslümanlari yönetmesi istenen kukla mehdi, veya hiristiyan ve kafirlerin uyduruk sahte mehdisi demek olur. yani uyduruk mehdi ve kukla mehdi, amerika ne isterse onu kukla gibi yapacak olan sahte mehdi demek olur, ve T a y yip kendi agziyla dedi kendisinin Bop eş Başkanı olduğunu yani kukla mehdi adayi olduğunu aciklamiş oldu.  Mehdi olan birisi, emri, Allah dan mi alir? yoksa Amerikadanmi? Allah aşkına bir tefekkür ediniz.

G8 G20 ler hepsi dünyadaki y... dagiliminin nasil olcagina onlar karar vercek demek oluyor, ve insanlar grup grup, cibilliyat cibilliyat ,ve onlarin y.... boyuda ona göre, ve öylece onu mikslediler, heryerin bitki örtüsü ve iklimi farkli farkli iken, ve yöresine göre bitki ve hayvan varken, avrupada cöl bitkisi ve hayvaninin veya devenin işi ne hurma agacinin işi ne degilmi? Amma iklimleri öyle bozdularki buna elverişli hale geldi, bugün Alp daglarinin etegi Avustruyda hava 30°  34°  arasinda seyretti ( şamda kayisi misali, yine balik kavakda misali gibi ) amma ne yaptilar suriyelileri avrupaya sürerek, yani güya arap ati veya  arap y... avrupaya ekmiş oldular, ve bakalim sonucda ne bitcek kafirmi, mümin mi, yoksa gavurun gavurumu?
hani didi teyzenin reklami var ya, onunlada yavaş yavaş insanlari empoze ediyorlar "cölde kutup ayisi" hikayesi, daha önceleride "bahtsiz bedevi" hikayesi vardi, yani empoze yani yavaş yavaş aliştirma.... yani gavur önce cöle indi, arap tikdi olmadi yani  HANS lar yani ayilar bedevi tikdi (bahtsiz bedevi hikayesi) şimdi tam tersi oldu araplar avrupaya alindi, araplar avrupali tikcek, yani nasil arapati veya arap y...... üretilir deneme modelleri, üretirlerse G25 toplantisi yaparlar artik, ve kiyamet işde bu "katırlarin dogurmasi sonucu olcak" dedi muhammed, yani bu melez ırkın dölü olmaycak, ve katır soyu, yani melez ırk, yani ne arap, ne türk, ne gavur, ve daha önce yazdik söyledik suriyeliler arap degil türkde degil kürte degil yani mikslenmiş bir toplum Eşşeklimpeygamberin Üzeyirin Memleketi, suriye eşşekleri dedik. onlarin  G25 yani Avrupada "Arap Ya... üretme  projesi için kobay insanlar oldugunu,  veyada onlardan üreyecek olan bu yeni IRKn ne eşşek, ne at, ve KATIR soyu, katir sıpalarının soyu, mizmile kurdlarının soyu, yani dünyanın sonunu getircek, ne müslümana benzeyen, nede gavura benzeyen ipnelerin soyu olcak.

"Imany - Don't Be So Shy" Türkçe Çeviri - Türkçe Sözleri - Şarkının Türkçe Sözlerine bakilinca görülcekki, cölde tikilen arap ve zencilerin ne maksadla ne halde tikildiklerinin, birde millete duyurulmasi, yani vay bahtsiz bedeviler vay, ve bir fransiz zenciyede bunu Şarkı diye söyletiyorlar..... arkadanda kıs kıs gülüyor bu ipneler.



Imany - Don't Be So Shy" Türkçe Çeviri - Türkçe Sözleri

Bu Kadar Utangaç Olma

Bir nefes al
Kafanı dinle
Gözlerini kapa
Haklısın
Sadece uzan
Benim tarafa dön
Sıcaklığımı hissediyor musun
Teninde

Çıkar kıyafetlerini
Söndür yangını
Bu kadar utangaç olma
Haklısın
Haklısın
Kıyafetlerimi çıkar
Ah kutsa beni baba
Neden diye sorma
Haklısın
Haklısın
.....

........

bu ne ya ne sapık bir şarkı baba kızmı diyenler olcakdir, hayir ordaki "Father" baba sözü "rahip" demek yani bunlar "rahibe" "baba" derler yani rahip ile veya bizim dinimizde hoca nin, s e x hizmeti veren bir kadinla olan ilk halini söze dökmüşler, ve bunu yazmamizin sebebi bizim sapikligimizdan degil ve şu siralar Avrupda radyoda diskolarda bu müzik gündemde, heryerde bu müzik caliyor, ve biz istedikki size ne söyletiyorlar bir bakin, tamam müzigin ritmine takilip gidiyor insan, ve herkes manasini bilmeden sevecekdir bu şarkıyı, amma arkada yatan bir oyunmu var acaba diye sormuyor degil insan, ve insanlara gizli gizli yine, ilimunati yötemi ile subliminal mesajlarmi veriliyor, bir bakin ve tefekkür edin istedik. ve o sözlerde baba kiz ilişkisi insanlara empoze edilmeye kalkiliyor, ve Davud aleyhisselama veya Süleyman aleyhisselama atfedilen, kizi ile cinsel ilişkide bulundu iftirasini gercek yapma projesi yani, ve bu ipneler bu pisligi yapacak olan türetme IRK olacak, bakin görün yarin neler olcak, kiyamet neden kopacak.
karoglanin 1 el yorumu. yine yüzeysel bakip bunada, biz size bakin görün neler dinliyorsunuz demek istedigimiz halde, bizi sapik ilan etmeye kalkan ahmaklarin münasip yerine ...... girsin bu yazi

Yeri gögü Yaratan Alemlerin Rabbi olan Allah, Gönderdigi dinlere ve bunlarin yönetici olan iktidar partisi olan peygamberlerine itaatte bile, insanlari özgür ve hür birakip, kimseyi mecbur etmemişken, ve onlar hakkindaki hükmün, allahin oldugu hususu, bizzat muhammed mustafa bile uyarilarak, yani "sen onlari, sana uymada mecbur edemezsin" , demek babinda olan

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَّنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللّهَ وَمَن تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا

Men yutiır resûle fe kad atâallâh(atâallâhe), ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ

Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik.(yani sen onlarin bunu yapmasi hususunda mecbur edici bir kolluk kuvveti, yani polis degilsin diyor, burda "hafiz" polis demek manasindadir.)

NİSA-80. ayet


Bu ahmak kim oluyorda beni ve vatandaşi, bir partinin emirlerine, ve o partinin başindaki ah ma gin (kö pe gin ) her lafina şak şak yapmaya  mecbur edebilir . ve şak şak yapanlara makarna tavuk yumurta var, yapmayanlar hapse. bu dikte bir rejimdir, dünyanin hangi yerinde kaldi böyle bir rejim, bunun neresi demo krasi lan ahmak insanlar, lan o k a h p e kan cik mhp ve chp de darbe olurda rejim yikilirsa milletvekili maaşimiz kesilcek diye "tamamen duygusal" bir sebebden dolayi destek veriyor a h mak halk, a h mak vatandaş, senin bundan karın nerede de sen gecelerine varinca bu ah ma gin rejmini bekleyiveriyon da, destek veriyon ah mak. Bu pislik, Türk Askerinin Şerefini yerle bir etti, askerin a m i na koydu, Türk askerinin gücünüde sifirladi, bütün yetişmiş komutanlarida baştan aldi, başsiz birakdi , ve neymiş Askeri okullar kapancak, lise mezunlari komutan olcakmiş. lan dinini sik di min ip nesi, sen hangi dindensin, kah pe cocugu, benim dinim "işi ehline verin" derken sen nasil silah atamasni bile bilmeyen liseliyi iki senede komutan etcen, sen  kimsinde birde "ben  başkumandan oluyon" diyon  mahallenin cahil muhtari, o zaman bende başkomutan olan, mahellenin cöpcüsüde komutan olsun o zaman, i... cocugu.
dünyada Türk askeri korkak olarak ilan edildi, ve becersiksiz sünepe asker ettiler, Türk halki, yigit türk halkida, sinen pusan korkan, korkaklar sürüsü olarak gösterildi, artik bu devleti yikmak, kiytirikdan bir mundar sinegin eline kaldi, mundar bir sinek gelcek, püüüf diyecek ve yikivercekler, ardindan birde neymiş tanklari durdurumuşuz, lan agutlar bu hangi ahmagin seneryosu gören bir daşşakli adam benmi kaldim, hepniz haala şak şakmi yapicaniz korkaklar, soysuzmusunuz lan siz, bir türk ben kaldiysam, Atatürkün "1 Türk dünyaya bedeldir" dedigi o tek Türk benin o zaman, varan gidende ( hani kafirler öyle demişlerdi ya , sen git hadi Allahla bereber onlarla savaş, ve onlari yen gel, dediler ya peygamberin birisine) ve bende, Allahi nan gidende, bu kafirinen, ecnebi cocugunnan savaşan.

yokmu ardima takilcak akilli cesaretli bir kac Türk, yokmuuuuu lan? hepiniz horozlukdan gecip korkak tavuklarmi oldunuz lan. bir benmi kaldim "THE LAST MAN ALON MU" (SON ADAM MEHDI ) YALNIZMI BU YOLDA
lan demire yumruk vurupda durduruldugu nerde görüldü neymiş bu halk tanki elindeki sopayla durdurmuş
" ba ba baa seneryoya baah"
Tanka topa sapan atan ahmaklar kim kaldi dünyada, filistinli ahmaklar, onlar mermi atiyor bu ahmaklar sünnet diye hala sapan atiyor, hala sapanatiyor, aklini dinini tikdimin, dinsiz ahmaklari, bumu lan din, ahmaklikmi din, sünnet bumu, mermi füze atana sapan atmakmi müslümanlik, ben o zaman degilim o müslümanlardan, ben başka müslümanin, bizimkilerde güya neymiş tanki elleriyle durdurmuş muş, tikdimin ahmagida buna inananmiş, hay senin aklinin sogan köküne eden emi.

---oOo---

isa efendimizin askeri olan, bugünün HIRISTiYAN CEMAATi, isanin emiri üzre olan, onun sünetini yad edip, bir seromoni halinde kiliseye girerken,O nun "bu benim etim, bu benim kanim" dedigi özel bir ekmek ve bu benim kanim dedigi üzüm veya vişne şerbetini veya şarabini icip odan sonra kiliseye girip oturuyorlarmiş. ve bunu bizim alimler sapik bir firka diye atfediyorlar. lan dangil, senin peygamberin zemzem icdi diye, bildigin su, bildigin diger sulardan farkli gözükmeyen bir suya hürmet edip, mekkede medinede hemde hürmeten ayakda iciyor, oluyorda, yine bidon bidon herkes memlektine götürüyor oluyorda, isanin biraktigi neden sünnet olmuyor, onun sünnetine sen uymaya güc yetiremezsin, amma onun askerleri güc yetirip bunu yapiyorlar, hemde sen nasil her haccinda bunu yapiyorsan, bir seromini halinde, kabeyi tavaf edip, de say yapmaya gecmeden önce zemzem kuyusuna inip, zemzem iciyorsan, o zaman bunlarin bu yaptiklarini niye sünnet olarak kabul etmiyon, ah mak tam ah maksin,  Peygamber sadece bir  muhammedmi var,  onlarinkide peygamber, onlarin peygamberinin yaptiklarida, tavsiye ettikleride, onun ümmetinin sünneti degilde, ne? sapik hoca.

ve bu konuya derin bir aciklama getirirsek :  yani ve düşünün bir recel fabrikasi, ve o recel fabrikasina recel olmak için, afyondan yola cikmiş, bir kamyon vişne, sonra taa afrikadan mikail aleyhisselamin kovalaya kovalaya gertirdigi, nil nehrinin buharlaşmis suyuda, icine katilcak su olsun, ve ve fabrikanin sahibi, daha onlari o bölgeden satin aldiginda, ve onlarin saat kacda yola cikacagini, ve nerde ne zaman ne  yana dogru gittigini, bugünün teknolojsini, kullanan bir adam bilebilir. ve o TIR yani  vişne TIRI gelmeden, eger o daha recel olmadan ,o fabrikaya girtirmeden, ve derseki, ikinci bir fabriksi varsa, recel yapmakdan vacgectik, ve eger Tamek vişne suyu yapacaksa, der ki fabrika eger, vişne receli fabrikasi ankaradaysa, ve tamek fabrikasi ise istanbuldaysa, ve yari yolda ona, hemen telefon ve haber edip, vazgecdik, güzergahini degiştir ve istabuldaki fabrikamiza götür, bu bir kamyon vişneyi diyebilir. ve son anda recel olcak vişnelerin, tamek meyva suyu olmasina sebeb olabilir degilmi? ve şimdi bu misali isa aleyhissellamin durumu ile kiyas edersek, ve isa efendimiz, o son sofra kuruldugunda, sofradaki ekmegin, eger ayni Fabrika sahibinin, vişne yüklü kamyona sahip oldugu gibi, onu istedigi yöne yönlendirebildigi gibi, dediki: bu vişne şurubu veya şarap, ve şarap o günlerde yasak degildi, ve "bu şarap benim kanim" yani isa kendisi için, onun lokmasi olmasi için yola cikdigini biliyorsa, ve o yemeyip, "bakin, bu şarap benim vücudma girip, ciger onu kana döndürcekdi" diye öyle uzunca bir biyoloji dersi vermesine gerek yok, ve diyorki: bakin bu şarap benim lokmam olcakdi, amma ben yemeyip veya icmeyip, bu lokmami size veryion, ve siz yiyin, ve ben sizin icinizde var olcagim, ve sizinle bu misyonumu, bu görevimi tamam edicen, cünkü ben haber aldimki, yarin beni, veya isa kendini carmiha gercek olduklarindan haberdaroldu, cünkü kaderden dönmek olmaz, öyle olunca, o kendisini bir nevi klonlamiş, veya havarilerinin icine gömmüş, ve saklamiş olmazmi, isa olcak bir lokma haviriye girince, o onun icinde, isa gibi davranmaya başlar,
nitekim muhammrd mustafanin amcasi, Hz. Hamza nin şehit haberi gelince, onun cigerini "Hind" ismli kadinin yedigini duyunca dediki Muhammed:
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Onun cigerini yiyen, müslüman olmadan ölmez.
( Hadis-i Şerif , Menâkıp)

Şii kaynaklarındaki kıssanın özeti şudur:

“Hind Hz. Hamza’nın ciğerini ağzına almış fakat yutamadığı için geri dışarı atmıştır.” Bu husustan haberdar olan Ebu Abdillah (İmam Cafer-i Sadık) aleyhisselam şöyle demişti: “Allah Hamza’nın bir parçasının cehenneme girmesine izin verecek değildi.” (bk.Ali b. İbrahim el-Kummi, Tefsiru’l-Kummi, 1/116)

- el-Kadi en-Numan el-Mağribi de, aynı kıssayı anlattıktan sonra, Hz. Peygamberin şöyle dediğini bildirmiştir: “Hind’in Hamza’nın ciğerini yemesi mümkün değildir, Allah onun parçasının cehenneme gitmesine izin vermez.” (Şerhu’l-Ahbar, 1/275)

- Bazı Sünni kaynaklardaki benzer bir bilgi de şöyledir:

Hz. Peygamber, Hind’in Hz. Hamaa’nın ciğerini yutmaya çalıştığını duyunca, “Onun etinden bir şey yedi mi?” diye sordu. “Hayır” cevabını alınca da şöyle dedi: “Allah Hamza’nın etini ateşe haram kılmıştır.” (bk. İbn S’ad, et-Tabakat, Beyrut, 1410/1990, 3/ 8-9; es-Siretu’l-Halebiye, 2/331; İbn Kesir, Tefsir, 2/135)

- İmam Ahmed b. Hanbel de aynı bilgiye yer vermiştir. (bk. Müsned, 1/463)

Ancak İbn Kesir de aynı bilgiyi İbn Hanbel’den aktarmış


----OoO---
CENNET VE CEHENNEMiN MANASI

Bu hadisler gösteriyorki, ve senelerdir söyledigimiz, bizim tezimizi ispat etmiş oluyorki, Fecr suresinde "gir kullarimin icine, ve gir cennetime" buyrulan o ayetteki "kullarimin icine yani bedenine" kismi yani insanlarin icine girmek demek, ya o bedene gircek o lokma, veya ahiret göcüp parcalanip ve geri lokma ve nimet olarak dönebilen birisi için, eger girdigi o beden mü minse ona cennet oluyor, ve o mümin o lokma ile oluşan, ya bedeni ile, yada enerjsi ile, iyi işler yapip bunun cenneti olmakda, yada kötü işler yapan bir kafirin veya günahkarin bedenine girerse, o zaman o lokmanin cehennemi olmakda demek olur.

ALINTI
#############
"âkiletu'l-ekbât: ciğer yiyen kadın"

Müslüman olan kardeşi Ebû Huzeyfe, Bedir savaşında babasını mübârezeye karşılıklı çarpışmaya davet etti. Bunu duyan Hind çok hiddetlendi ve kardeşini bir şiir ile hicvetti. Bedir savaşının sonuçları Mekke halkına ulaştığında, müşrikler sanki yıldırım çarpmışa döndüler.
Müşriklerin içinde can evinden vurulan birisi daha vardı: Hind!.. Çünkü o, bu savaşta, babası Utbe bin Rebîa'yı, amcası Şeybe'yi, ve kardeşi Velid'i kaybetmişti. Bu hadiseyle Müslümanlara karşı olan nefreti bir kat daha artan Hind, yakınlarının intikamını alıncaya kadar, "gülmeyeceğine, koku sürünmeyeceğine ve eşiyle beraber olmayacağına" yemin etti.
Ve o günden sonra her fırsatta müşrikleri, Allah Rasûlü ile savaşa kışkırttı. Bu arada mızrak atıcılığında eşsiz bir usta olan köle Vahşî bin Harb'in mehdini o da duymuştu. Herkes Vahşi'nin ardından koşarak, kendi intikamını alması karşılığında ona çeşitli vaadlerde bulunuyordu. Hind de bizzat Vahşî'ye giderek, can düşmanı olarak gördüğü Hazret-i Hamza'yı öldürmesi halinde, kendisini âzâd ettireceğini ve ona ağırlığı kadar kıymetli eşya vereceğini vaad etti.

İnsan ciğeri yiyen kadın
Bedir savaşının intikamını almak için yapılan Uhud savaşına, Kureyş'in lideri olan kocası Ebû Süfyân'la birlikte Hind de katıldı. Savaş öncesinde ve savaş esnasında şiirler söyleyerek, defler çalıyor, diğer Kureyşli kadınlarla birlikte orduyu savaşa teşvîk ve tahrik ediyordu. Hind'in gözü dönmüş, intikam ve kan gözünü bürümüştü.
Müslümanlar savaşın başlangıcında büyük bir üstünlük elde ettiler. Düşman safları bozuldu ve müşrikler kaçmaya başladılar. Ancak müslümanların arka cephesini koruyan dağdaki okçuların, "savaşı kazandık" diye yerlerini terk etmesi üzerine harbin tâlihi değişti. Oysa ne olursa olsun yerlerinde kalmaları için emr-i Peygamberî vardı. Bir anlık itaatsizlik ve teslimiyetsizlik mü'minlerin saflarında ağır kayıplara ve kargaşaya sebep oldu. Hazret-i Hamza'yı öldürmek için fırsat kollayan Vahşî bu karışıklık ânını kaçırmadı. Nihayet beklediği fırsatı yakalayınca, uzaktan attığı mızrakla Hazret-i Hamza'yı şehid etti. Bununla da yetinmeyen Vahşi, efendisi Hind'i memnûn edebilmek için, Hazret-i Hamza'nın ciğerini söküp Hind'e götürdü. O ânı sabırsızlıkla bekleyen Hind, Hazret-i Hamza'nın ciğerini avuçları içinde görünce çiğ çiğ yemeye başladı. Midesi dahî buna tahammül edememiş, istifra etmişse de, kini bir türlü teskîn olmuyordu. Bu vahşeti sebebiyle kendisine, "âkiletu'l-ekbât: ciğer yiyen kadın" lakabı verildi. Bu kadarla da yetinmeyen Hind, Hazret-i Hamza'nın cesedi başına gitti ve bu sefer mübârek şehidin diğer uzuvlarını da kesip kendisine gerdanlık ve halhal yaptı. Ona hayret ve dehşetle bakan diğer müşrike kadınlara da:
"-Ne duruyorsunuz siz de bulduğunuz diğer müslüman şehitlere böyle yapsanıza." diyerek onları da aynı melanete teşvik etti.

Allah'ın Rasûlü ile karşı karşıya...
Hind'in bu İslam düşmanlığı Mekke'nin Fethi'ne kadar devam etti. Kocası Ebû Süfyân, Mekke Fethi'nden önce Peygamberimizle konuşarak Müslüman olmuştu.
Kocasının Müslüman olduğunu duyan Hind, Ebû Süfyan'ın sakalına yapıştı ve onu öldürmek istedi. Ancak daha sonra aniden kendisi de bir karar alarak müslüman olmaya karar verdi.
Kararını değiştirmesinin ve Müslüman olmasının sebebini soran kocası Ebû Süfyan'a şu cevabı verdi:
"-Mekke fethedildiği gün, Müslümanlar sabaha kadar Kâbe'de ibâdet ettiler... Kâbe'de, onlar kadar, vakûr ve asîl ibadet yapan kimse görmedim. Bu nasıl bir dindir ki, dün bizim hükmettiklerimiz, hor ve hakîr gördüklerimiz, bugün bize hâkim oldular!.." dedi.
Hind'in Müslüman olduğunu henüz kimse bilmiyordu. Onun başına kötü bir şey gelmesinden korkan Ebû Süfyân, Rasûlullah'ın yanına itibarlı bir kimse ile gitmesini tavsiye etti. Hind, kocasının bu ikazına uyarak kardeşi Ebû Huzeyfe ile birlikte Peygamber Efendimizin huzûruna çıktı. Rasûl-i Ekrem Efendimiz, biat için gelen kadınlardan:
"-Allah'a şirk koşmamak, Peygamber'e itaat etmek, hırsızlık etmemek, zina yapmamak, iftira etmemek ve çocukları öldürmemek.." (Mümtehine, 12) üzere söz aldı.

Rasûlullah'ın duâsı
Bu şekilde biat tamamlandıktan sonra Hind, kuş gibi hafiflemişti. Korkuyla geldiği Rasûlullah'ın yanında gönül huzuru içinde ve yeni doğmuş bir insan gibi ayrılıyordu. O âna kadar yeryüzünde en çok kızdığı ve yok olup gitmesi için duâ ettiği Allah'ın Rasûlü ve ailesi gitmiş; yerine dünyada en mes'ut insanlar olması için duâlar ettiği Rasûlullah ve ailesi gelmişti. O sevinçle, evine döner dönmez iki oğlak kesip kızarttı ve cariyesiyle Allah Rasûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimize gönderdi.


"Daha fazla göndermek istediği halde, hayvanlarının hasta ve az olması" özrünü de Peygamber Efendimize ulaştırmasını, cariyesine sıkı sıkı tembih etti.
Câriyesi, bu durumu Peygamber Efendimize söylediğinde, İki cihan güneşi, Hind'in hayvanları için duâ etti. Bu duâ bereketiyle Hind'in hayvanları öyle arttı ki, sayıları bilinmez oldu.
Bu hâli gören Hind:
"-Bu Rasûlullah'ın bereketi! Bizi, İslâm'la şereflendiren Allah'a hamd olsun!" dedi.
#########
ALINTI SONU

Suriyeli kardeşlerimizi cok üzdük ve onlari kabaca eşşek diye atfettik, amma onlarin icinden de bir cevher cikmiş, ve birisi üzeyir aleyhissellam eşşekli peygember, bir digeride Zülkifl aleyhisselam, ve onlarda biraz sevindirerlim, bir yanda gece küfür karanlik kiş kiyamet giderken, diger kutupda, Allah, güllük gülistanlik cennet gibi bir mevsim ile kullarini güldürmekde, öylese aci ile tatli kardeş ve baci gibi, yine gece ile gündüz kardeş ve baci gibi, yine kafir ile müminde böyle, öyle olunca işde üzdük ise, biraz sevindirelim, ve eski vaaazlarimizdan birinden alinti yaparak, hürümet bahsinide anlatip vaazi hitama erdirelim:

ALINTI
##############
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

iza raethüm min mekanin baiydin semiu lehe tegayyüzen ve zefira.ve iza elgu minha mekanen zdayyigan mugarrenine deav hunalike s*ubura.La ted u elyevme s*uburan vahiden ved u s*uburan kes*ira.Gul ezalike hayrun em cennatul huldilleti vuidel muttegune kaanet lehum cezaaen ve masiyra.

sadakallahul aziym -- FURKAN -- 12-13-14-15


Allahümme salli ala siracil müniyre.


Yolculugumuza başliyoruz, yolculugumuz kulaklarin hassaslaştigi saat olan, gece yarisini yarim saat gecmekte olan saatte başliyor, şimdi sizler eger şu an ayakta ve uyanik iseniz, size sesimiz ve vaazimiz canli olarak her şeyin sesssizlige gömüldügü şu saatte, yani bizim sloganimiz olan "sessiz zehirin sesi ve, onun şifasi olan Radyo Karoglan" in sesini duyuyorsunuz demekdi. bu ses yani işde muniyre yildizinin sesi ancak, akşam güneş batarken, ve taa sabah güneş doguncaya kadar işitilir. gündüzün gürültüsü onun sesinin duyulmasinin engeldir. size şimdi kisa bir nükte anlatayim.

cocuklugumuzda annem tarhana kardi, ve bunu kendi catimiz tuglali oldugundan, amcamlarin evi yer dambaşısıydi, onlarin dambaşınin üstüne serdi annem kurusun diye. onu akşama kadar kuruttu, ve akşam güneş battigi siralarda tekrar dambaşına ciktik, ve tarhanayi toplamaya dama ciktikki, köyün ortasindan köyün yaklaşik 3 kilometre uzagindan gecen, asfalttan gecen kamyonlarin sesi, ve uzak mahallelerdekilerin sesini, bizim bulundugumuz dambaşinin yanindaymiş gibi duymaya başladim. yani gece olunca her yer sukunete ulaşınca uzaktakilerin sesi yakindaymış gibi duyulur, bunun adina münir denilir işde, müniyre yildizindanda sizi yakinda gibi bir duyan birisi var.

isde bizde sizlere sessizligin koyulaşdigi Avusturyadan megafon ile bagiriyor gibi sesleniyoruz, haydi müniyr yildizina selam yolliyalim

ki bu sessiz zehirin icinden, islamin sesini, uzakda olanlara, biz onlarin yakinindaymişiz gibi duyursun inşallah.

yukardaki ayeti kerimede tercümelerde cok degisik tercümeler yapilmiş fakat biz size bir tefsir yapacagiz inşallah

ayetin başinda iza gelmiş yani zaman zarfi gelmiş, rabbimiz bize bir zamandan bahsediyor, bu zaman zarflarini rabbimiz hep gelcek zaman kismina giren kelami kadimlerinde kullanmiş.

rabbimiz buyuruyorki:  o iki kiz arada engel olan, arasinda baiyd olan, yani cay olan yoldan giderken, semiu onu cagirdiklarinda, herkes ona dogru tagayyüz etmek istiyorlar, yani ona dogru hücum etmek koşmak istiyorlar, ve ona zefri sarilivermek istiyorlar.ve ona yakin garinelerden gelenler ilga olduklarinda ona ulaşdiklarinda bir subugra görmek isterlerdi yani sanki bir hecin devesi görmeyi istiyorlardi. yani salihin ümmetinin bekledigi gibi sanki bir hecin devesi bekler gibilerdi bunlar ikinci büyük deve bekleyenlerdi yani mucize bekleyenlerdi . deki onlara bu sizin için cennete girmek gibi hayirlidir, fakat sizin muttakilerden olmaniz, sözünde duranlardan yani muttakilerden olmaniz, yani deveyi gördükten sonra cayan salihin ümmeti gibi degil, beklediginiz deve cikmayinca beklediginiz mucize gelmeyince, (dedilerki bize, bu da bizden farkli degilmiş yürüyen "jony walker" in biriymiş bizden bir farki yokmuş dediler ve adimizi johny walker koydular ve dönüşümüzde birini müniyre yildizinin carpmasi sonucu farki farkedenlerden oldular) buda yine salihin ümmetinin ugradigi gibi masiyr bir cezadan başka birşey olmadi.

Işte rabbimizin zulkifl aleyhisselamin ümmeti için buyurdugu

rabbimiz tealanin dilediginin onlarin kendileri için dilediginden daha hayirli oldugunu ümmetine ögretip ögretmedigi.

yani bunun sünneti nerededir işde ilk el öpen peygamberi azimuşşan zülkifl aleyhisselamdir, yani karşisindakini kendinden üstün tutmak demekdir, yani el öpmek işde zülkifl aleyhisselamin yaşadigi yerler olan bir suriyede vardir, birde türkiyede. araplarda dahi el öpmek yokdur, biz türkler babamizin elini öperiz, şeyhimizin elini öperiz, ögretmenimizin elini öperiz, yani hep kendine büyüklük izafe ettiklerimizin elini öperiz, yani elini öperek onu kendimizden üstün tutariz, yani rabbimizin diledigini kendi diledigimiz istedigimizden üstün tutmak, ve hecin devesi beklememek, yani mucize ve keramet beklememek, eger Allahu teala birinin elinden bir mucize bir keramet zuhur ettirise, o zaman müttefegun aleyh hikmeti işler ve adalet eger konan mucizeye müşrik olursa insanlar masiyr bir azaba dücar olurlar.

işde o yüzden isa nin ilk ümmeti gibi sofra isteyip sonra inkar edenler olmayin, salihin ümmeti gibi hecin devesi isteyip, sonra onu kesenler olmayin. mehdiyi kabullenmek için mucize keramet bekleyip ve sonra bundan sonra dogacak müttefagun aleyh hükmüne razi olmak gerekir, işde herkes bir keramete şahit olduktan sonra inkar edersiniz, sizler için masiyr bir azab vardir. eger müttefegun aleyh cemaati hepbirlikte ikrar ederseniz, bu kerameti verenin Allah oldugunu, onu halkedenin Allah oldugunu, yani keramet: yapanin eseri degil, malikül mülk olan cenabi mevlanindir, onu inkar cenabi mevlanin gücünü inkar etmek gibidir, onu istemek dilemek ise, rabbimizi sinamakdir. Allah gercekten Allahmi demek gibidir, estagfirullah, rabbimiz bu ahir zaman ümmetini böyle imtihandan muhafaza buyursun. ben muhammed alehiselamin zamaninda yaşasaydim şöyle müslüman olurdum demeyin, rabbimizin dilemesi bizim dilememizden üstündür. yoksa rabbimiz bizi ahir zaman ümmeti olarak göndermesine razi olmamak gibi bir şey olur bu söz.

isde zulkifl aleyhisselamdadir bu sirrin sünneti ve hikmeti, ve sofiler hep birbirinin elini öperler, cocukda olsa elini öperler.

yani bu demek olurki sen Allah katinda benden üstün olabilirsin demekdir. işde gecenki vaazimizda dedigimiz hardal tanesi olduktdan sonra dirhemden yarim kiloya cikan şeytan kibirlenir ve üstünlük taslar, işde her nefisde bu zaafiyet dogabilir, amma bunu yencek iki yöntem vardir, birisi peygamberi veya şeyhini rabita etmek, amma bu rabita onun ruhaniyetini giyinmek, veya başinin üzerindeymiş gibi rabita etmekdir. buda nedemek demeyin bu demek ruhunuza elbise giydirmekdir, yani ruh bir başka ruh ile elbise giyer, yani mesela bir mandalin düşünün mandalinin en icinde bir cekirdek var, ve cekirdegin icinde bir sir gizli, ve bu sir bir cekirdek kabugu giymiş o cekirdek mandelinin özlerinin arasinda bir cemaatin icinde üc yada beş tane olur, ve onlarin üstünde bir kabuk, o cemaati koruyan bir kabuk yani bir allah dostu veya peygamber, ve onun da üstünde tampon tabaka, yani airbag tabakasi, kaza oldugunda düşdügünde şaşdiginda iceri zarar vermesin diye, bir airbag tabakasi, yani atmosfer, yani bir baba peygamber, Allahu teala cogunlukla peygamberlerini bir baba peygamber ile muhafaza etmiş, taaki bizim peygamberimize kadar, bizim peygamberimiz ise, dedesi ile muhafaza edilmişdir yani

herkes anyaya giderken o konyaya, yani işde bunlar birer işaretdir, bütün güneşler cift cift diyorlar, bizimkinin eşi yok, yani kendisin kabugu olan babasi aradan cikmiş ve dedesi ile muhafaza edilmiş, sonra amcalari, sonra hadice validemiz ile, sonra ashabi kiram ile

yani bizim güneşimizin katmanlari böyledir, yani diş kabuk ile ic arasinda boşluk vardir, buda bu haftaki bombamiz yani dedesinden de taaa ismail aleyhisselama baglanir, ve ondan sonrasi cift cift kaplanir.

isde müniyre yildizi taaaki yildizimizin yani güneşimizin 23 cü katinda yer alan zül kifl aleyhisselamin kizinin yildizi. işde münir özkul yani bakin adinda nasil gizli ismi münir Ö z(zül)k(if)ul

yani münir özkul zülkifl aleyhiselamin soyundan gelen bir zaat ve biz onu bir baba evlatarina müşfik bir baba olarak tanidik işde bizim milletimizin edebi olan babaya hürmet anaya hürmet olan el öpmek zülkifl aleyhiselamin sünnetini yadetmek için asli suriyeli olan münir babaya burdan selamlarimizi sunuyoruz.

zülkifl aleyhisselama hörmeten münir babanin ellerinden manen öpüyoruz.

Rabbimiz kuranda Allaha itaat edin peygambere itaat edin ana babaniza itaat edin buyruyor. bugün ataya anaya babaya sayginin kalktigi şu günde, müniyr yildizi bize bu gün göz kirpti baybay diyecegim yoksa diyor, öyleyse sofilerin aadeti olan suriyenin türkiyenin aadeti olan, büyüklerimizin elini öpmeyi yaad edelimki, bizim başagacin asfaltindan gecen kamyonlarin sesini sizde duyasiniz, yani gecenin bu saatinde size vaaz eden karoglanin sesini yakin eden zülkifl aleyhisselam hikmetini yaad edelim, ve büyüklermizi ziyaret edip ellerinden öpelim inşallah. el öpmekle agiz mundar olmaz, alimler babadan başkasinin eli öpülmez diye fetva vermişler, oysaki nefsini kirmak isteyen, şeytani yere sermek isteyen, işde düşmaninda elini öperde gecer. eger insan düşmanin elini öper ise işde okkalarca agirliga ulaşan şeytani boylu boyunca yere sermiş olur, o öpen zaati muhterem. yani öyle el öpülmezmiş diyenler daha nefsini kiramayan burnu havada gezenlerdir.

rabbim zulkifl aleyhiselama ve onun kizi müniyre bacimiz ve annemize selam eylesin Rabbim muhammed mustafaya ve onun gözü pek dostu ömer efendimize selam salat eylesin inşallah

Feto hoca: seninde neden "Gerekirse öcalanin eli etegi öpülebilir" demenin sebebini bildik bulduk, kimden  nereden kaynak alarak söyledigi ortadayken anlayan anladi.
Yine t a y yip amcaya sövsekde, o da taa gecmiş vaazlardan takip ede ede geliyor ardimizdan, amma diyoruzki, dün dün icindi bugün yeni neler var, ona bakmak lazim, cabuk olun biraz topal koyunlar, dün dünde kaldi , sizler geride kalmayin, bugün yeni yeni varidatlar ve vaazlar var, onlara dogru koşun

Rabbim ahir zamanda büyüklerimize hürmet edip el öpmeyi bu milletten kaldirmasin inşallah

Başağaçlı Raşit Tunca 16-Nisan-2011-Cumartesi saat:00:16

################

ALINTI SONU


--oOo---

أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 27 Ağustos 2016 Cumartesi

Original Kar © glan

Allahin Ögrettigi Esma Terkipleri ve Allahin Yeryüzündeki Tecelli Modelleri

(Kar©glanin 19 Ağustos 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْم۪يزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِۚ وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ف۪يهِ بَأْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ۟

Sadakallahul Aziym Hadid Suresi 25. ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lekad erselnâ rusulenâ bil beyyinâti ve enzelnâ meahumul kitâbe vel mîzâne li yekûmen nâsu bil kıst(kıstı), ve enzelnâl hadîde fîhi be’sun şedîdun ve menâfiu lin nâsi ve li ya’lemallâhu men yansuruhu ve rusulehu bil gayb(gaybi), innallâhe kavîyyun azîz.

Meali :

Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). Allah Resüllerine gaybi(Gizliyi) bildirirki gizli yardimcilari kimlerdir bilesiniz. Şüphesiz Allah (O halinde) cok kuvvetlidir, (Yani Demir hali) mutlak güç sahibidir ki onun o gücü herkesece bilinir yani medholmuşdur azizdir. (yani demirin gücü herkesce bilnir.)

Sadakallahul Aziym Hadid Suresi 25. ayet

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ مَا أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍ وَمَا أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ إِنَّ اللَّهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ

(Sadakallahul Aziym ZARİYAT Suresi 56. 57. 58. Ayet )

Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn. Mâ urîdu minhum min rızkın ve mâ urîdu en yut’imûn. İnnallâhe huver razzâku zul kuvvetil metîn

Meali :

Allah cinleri ve insanları, ancak o na (Allah a) kulluk etsinler diye yarattı. Onlarin Rizki ve doyurulmasi onun iradesinde veya idaresindedir. şüphesiz buna ancak Allah gücü yeter (o ki yilmadan usanmadan Metenet ile onlari doyurur giydirir yedirir.)

(Sadakallahul Aziym ZARİYAT Suresi 56. 57. 58. Ayet )

إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُّبِينًا لِيَغْفِرَ لَكَ اللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِن ذَنبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطًا مُّسْتَقِيمًا وَيَنصُرَكَ اللَّهُ نَصْرًا عَزِيزًا

İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ Li yagfira lekallâhu mâ tekaddeme min zenbike ve mâ teahhara ve yutimme ni’metehu aleyke ve yehdiyeke sırâtan mustekîmâ. Ve yansurakallâhu nasran azîzâ.

(Sadakallahul Aziym FETİH Suresi 1. 2. 3. Ayet )

Meali :

Muhakkak ki Biz, sana açıcıyı yani fatihayı verdik. Kainatin anahtarini verdik. Allahin size magfireti olan mehdiyi verdiki, size dogru yolu dogrulayiciyi ki, yoksa kimse günahindan ahiretini kazanmaya takad getiremezdi. ve Alah sizi Aziz bir yardimci (Mehdi) ile destekledi size yardım ediyor.

(Sadakallahul Aziym FETİH Suresi 1. 2. 3. Ayet )

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Ebû Bekir Cennettedir, Ömer Cennettedir, Osman Cennettedir, Ali Cennettedir, Talhâ Cennettedir, Zübeyr Cennettedir, Abdurrahman bin Avf Cennettedir, Sa’d bin Ebî Vakkâs Cennettedir, Sa’îd bin Zeyd Cennettedir, Ebû Ubeyde bin Cerrâh Cennettedir.

( Hadis-i Şerif )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

( Hadis-i Şerif )

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri, ayrıca "Allah yolunda ilk ok atan sahâbî"dir. Okçuların ya’nî kemankeşlerin reisidir. Uhud harbinde, 1000’den fazla ok attı. Peygamber efendimizin büyük iltifatlarına mazhar oldu. O ok atarken, Peygamber efendimiz buyururdu ki:
- At yâ Sa’d!

Ayrıca onun için şöyle duâ buyurmuştur:
- İlâhî, bu senin okundur. Onun atışını doğrult! Allahım, sana duâ ettiğinde de, Sa’d’ın duâsını kabûl eyle!
Bizden geri kalmazsın!

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri, Vedâ haccından sonra, Mekke’de hastalandı. Kendisini ziyârete gelen Peygamber efendimize dedi ki:
- Yâ Resûlallah, siz Medîne’ye döneceksiniz. Ben burada ölürsem, dostlarımdan ayrı kalacağım.

Peygamber efendimiz, Medîne’ye beraber döneceklerini işâret ederek buyurdu ki:
- Hayır, sen bizden geri kalmazsın! Umarım, sen uzun zaman yaşayacaksın. Öyle ki, senden birtakım kavimler faydalanacak, birtakımı da mahrûm kalacaktır.

Peygamber efendimiz sonra da şöyle duâ ettiler:
- Yâ Rabbî, Eshâbımın Mekke’den Medîne’ye dönüşünü tamamla!
Bunun üzerine, Hazret-i Sa’d şifâ bulup, Medîne’ye döndü.

---oOo---

Sübhaneke Ente ilahe Gaviyyun Aziz.
Sübhaneke Ente ilahe Zül Kuvvetil Metin.
Sübhaneke Ente ilahe Fetthan Mübinen.
Sübhaneke Ente ilahe sırâtan mustekîmâ.
Sübhaneke Ente ilahe Nasran Azize.

Yolculugumuza başliyoruz :

Bir Damarda hem tatli hem aci su olabilirmi?
Gecen haftaki sohbette dedikki


Allah, Muhammedi yaratmişda, birde halid bin velid diye birini yaratmiş, ve onada müsade vermis, git muhammedin agzini burnunu veya dişini KIR gel demiş.


ve yine gecen haftaki sesli sohbeete anlattigimiz, yüzeysel bakişla karar vermeyin dememize ragmen, hemen baktilar ve dediler, muhammedin dişini halid bin velid kirmadiki,
evet öyle amma, dikkat! şimdi ne demek istedik anlamayan ahmk insanlar yine itiraz etdi, bizede aciklama yapmak düşdü yine:

ben gercekde halidin kirmadgini biliyorum amma, kimin kirdiginida bilmiyordum, google amcaya yazdim, mumsema foruma yazmişlar, Allah razi olsun, şunu buldum:


Uhud Harbi'nde Peygamber Efendimiz (sav)'in yüzünü yaralayan ve iki tane dişini kıran bedbaht müşrikin adını yazar mısınız?
Cevap: İbni Kaime'dir.

Ebu Hüreyre (r.a) 'den :
Peygamber (sav) uhud savaşında kırılan mübarek Rabiyesine -arapçada insanda sa , sol , alt , üst olmak üzere bulunan di lere rebaiyye denilir- işaretle : ''Peygamberine bu işlemi yapan kavme Allah'ın kızgınlığı ezici oldu.
Züvdetül B uhari hadis no : 1061)


Peygamberimizin mübarek dişini kırıp alt dudağını yaralayan Utbe b. Ebi Vakkas'tı.
Utbe b. Vakkas çok geçmeden helak olmuştur ve mucize olarak bunun neslinden gelenlerin hepsi doğuştan ön dişleri kırık yada gedik olmuşlar.


Fahr-ı Kâinatın (Aleyhissalatu vesselam) Uhud günü önünde düşmana ok yağdıran Sa'd bin Ebu Vakkas'ı teşvik sadedinde; "At, ey Sa'd. Anam babam sana feda olsun. At, ey kısa boylu, kuvvetli delikanlı" buyurduğunu...15

Uhud’da Rasulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) sebep olan Utbe bin Ebu Vakkas’ın aynı gün Hatib bin Ebi Beltaa tarafından öldürüldüğünü...16

Azılı müşriklerden Abdullah b. Şihab-ı Zühri, Utbe bin Ebi Vakkas, Abdullah bin Kamie ve Übeyy bin Halef'in Uhud günü ne pahasına olursa olsun Rasulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) hayatına son vermek üzerine and içtiklerini… Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) de buna karşılık "Allahım! Onların hiçbiri seneye ulaşmasın" dediğini… Ubeyy ile Utbe'nin Uhud da cehenneme gittiklerini. İbn-i Şihab'ı Mekke yolunda ak benekli dişi bir yılan'ın sokup öldürdüğünü… Allah Rasulunun (Sallallahu aleyhi ve sellem) yüzünü yaralayan İbn-i Kamie melunun da o günlerde Mekke'de bir dağda, bir koyun veya yaban keçisinin süsmesiyle didik didik olup parçalanarak can verdiğini...17




ve iki insan ve biri UTBE BiN EBIVAKKAS
digeri Sa’d bin Ebî Vakkâs
yani ikiside VAKKASDAN olmaymiş, yani savaş o zaman kardeş savaşiymiş, biri muhammedi öldürmeye niyet etmiş, digeri kurtarmaya. bir damarda, aci su tatli su birlikte olurmu? ve olmuş, vakkasdan bir melek, birde şeytan cikmiş herhalde, Hz. Adem dende habil ve kabil suyu cikmişdiya, yani hem aci su, kafirler ve katiller o soydan geldi, ve birde tatli su, habiller ve mazlumlar o soydan geldi, ve o sudan akti geldi degilmi. ve ben yine tarihci degilim, ve bu konuda kesin bilgim yok, amma ikiside bin vakkas ise, o zaman bunlar kardeş demek olur, ve uhud da kardeş kardeşe, evlat ana babasin karşi savaşmiş demek olur bu. ve biz dmek istedikki onlari kumanda eden baş Halid bin Velid di, ve öyle olunca ayni şimdiki kalkişmayi yapan feto denmiyormu, halbuki feto amerikadan kicini kaldirmadi bile, amma yapan o deniyor, ve suclu o, öyle olunca, dişi kiran utbede olsa, komutan eger halid ise bunuda kesin bilmiyon ben bunu makswede binaen kullandim, o zaman suc fetonun oldgu gibi, yapan halid demek de de bir beis yokdur degilmi yani. ve şeytan ayrinitida gizlidir derler ya , ve sizi ayrintilarla yoldan alikoymak ister, halbuki burdaki konunun maksadi önemli ,ve ve eger sen istanbula gideceksen, ve yolunda istanbuldan hemen önce izmite varinca, orlari güzel görüp izmitte otobüsden inersen, ve yola devam etmezsen, istanbula yani menziline varamaz yolda kalirsin degilmi, yani ve biz demek istedikki

"Allah kimsenin tekelinde degildir, velevki bu muhammed bile olsa"

ve ona habibullah lakabini takan bizleriz, kuranda "habibim" kelimesi varmi denince


Kur’an’da, Efendimiz (asm) için doğrudan "habib" kelimesi kullanılmamıştır. Ancak, onun Allah’ın sevgili kulu olduğunu gösteren ifadeler vardır. Mesela:

“Şüphesiz sen çok büyük bir ahlak üzeresin.”(Kalem, 68/4)

mealindeki âyette bu husus açıkça vurgulanmıştır. Çünkü, bir şeyi beğenmek onu sevmek anlamına gelir. Ahlakını sevip beğendiğiniz bir kimsenin kendisini seviyorsunuz demektir. Buna göre, bu âyetten Allah’ın Efendimizi (asm) sevdiğini anlamak gerekir.

“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin.”(Al-i İmran, 3/31)

mealindeki âyette, Allah’ın sevgisini kazanmak için Hz. Muhammed (asm)’e uymanın zorunlu olduğuna vurgu yapılmıştır. Bundan anlaşılıyor ki, Allah Hz. Muhammed (asm)’in ahlakını, gidişatını, tarzını seviyor ve insanları ona uymaya davet ediyor.

“Sizin için Allah’ın elçisinde alınması gereken güzel bir örnek vardır.”(Ahzab, 33/21)

mealindeki âyette, Hz. Muhammed (asm) uyulması gereken bir örnek olarak sunulmuştur. Efendimiz (asm)'in ahlakını özellikle bir örnek olarak sunan Allah, elbette onu özellikle seviyor.

Nitekim Hz. Peygamber (asm) şöyle burmuştur:

“İbrahim halilulah, Allah’ın dostu; Musa, safiyullah, Allah’ın seçkin kulu; ben ise -Allah’ın bana bir ihsanı ve bir ikramı olarak- habibullahım, Allah'ın sevgili kuluyum.” (bk. Darimî, Mukaddime, 8; Tirmizî, Menakıb, 1)

Allah kendi isimlerine en kapsamlı ayna olan Peygamberimiz (asm)'e böyle bir ünvan vermiştir. İnsanın yaratılış itibariyle kâinat ağacının en mükemmel meyvesi olması, Peygamberimiz (asm)'inde insanlar içinde en mükemmel insan olması onu bu ünvana ve makama mazhar etmiştir.

Bir sanatkârın, yaptığı bir eseri sevmesi ve ona iltifat etmesi, ona değer vermesi gâyet münasiptir. Allah (cc) da insan olan bu varlığı bütün mahlukat içeriinde en güzel ve en üstün bir şekilde yaratmıştır. Elbetteki bu nitelikteki bir sanatını sevmesi abes olamaz.

Hz. Peygamber (asm) bir beşerdir. O da diğer insanlar gibi yer, içer hüzünlenir ve sevinirdi. Ancak Allah'a olan ubudiyyeti ve kulluğu yönüyle eşsiz bir insandır. Onun kulluğunda bir kusur ve noksanlık yoktur. Her türlü günahtan arınmış ve her şeyi ile Rabbine müteveccih olan böyle bir kuluna Rabbimizin iltifat etmesi, onu sevmesi gâyet tabidir.

Bu âlem yaratılmazdan önce her şey yokluk karanlığında idi. Cenâb-ı Hak lütuf ve ihsanıyla bu karanlığa son verdi ve bütün varlıklara çekirdek olacak ilk mahlûkunu yarattı. Bu varlık Nur-u Muhammedî (asm) idi.

“Allah’ın ilk yarattığı şey benim nurumdur.”(bk. Tirmizi, Tefsiru's-sureti 68; Hâkim, II/492)

hâdis-i şerifi üzerinde biraz durmak gerekiyor. Çünkü, bu konuda bir takım yanlış yorumlar yahut yersiz itirazlar eksik olmuyor.


ve hal böyle olunca, o zaman Allah kimsenin tekelline bagli degildir ve muhammed de isa da musa da, Allahi bilimek ve ona kul olmak icindir, ve maksad birakilipda muhammed de isa da musa da takili kalirsan, aynen istanbula gidecekken, izmitte otabüsden inmek gibi olur cancagazim.

Isa, musa ,muhammed,... hepsi Allaha vasil eden birer merdiven gibi, veile yani muhammed yok iken, allahin isa si vardi, isa yokken musa si, musa dan gecdi, isa gönderdi, isa dan gecdi muhammed gönderdi, hepsi yine allahi bilmene bulmana O na varmana yardimcilar , ve sen merdiveni sirtina almayacan, merdivene basip yukari vasil olcan, ve yine arabaya menziline varmak icn binersin, yoksa eşegi sirtina alan nasrettin gibi, arabayi sirtina almak ahmaklikdir, yoksa muhammed Allah vasil olmak için. maksad Allah ve Allahin vazegecilmezi yok, cünkü ademdende  gecdi isa danda  meryemdende  gecdi, ne buyuruor rabbim

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ

Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn.

Allah cinleri ve insanları, ancak o na (Allah a) kulluk etsinler diye yarattı.

öylyse, isa ya musa ya muhammed e kulluk etsin diye degilmiş, Allaha kulluk etsinler diyeymiş degilmi, muhammed vesile, isa da, musa da.


Allahin Ögrettgi Esma Terkipleri ve Allahin Yeryüzündeki Tecelli Modelleri bnahsine gelince


Yukardaki ayet ya yanliş dizili, yahut deccal bana öyle gösteriyor, yada şeytan ve daccal akillardan  ve kitaplardan kurani sildi yenisini yazdi, yani
baştaki  ayette, Allah demirden bahsettikden sonra "Allah kaviyyun azizdir" diyor ve yani demir her ne kadar şeytanin maddesi olsada, o ayette deniyorki: Allah demirde tecelli edince, kuvvet ile aziz bir araya gelince demir olur diyor. halbuki bir yanlişlik var dizilimde, yani oynanmiş, yani nasil olcak peki, o da bir başka diger ayette geciyor, ne geciyor deniyorki: Allah rizik vermede "zül kuvvetil metin" dir diyor. hic rizik vermekle metinligin alakasi ne, yani yerini oynamişlar ayetlerin, yani işde metanet demek dik duran egilmeyen demekdir  ve bunu kim yapti? secde etmeyrek şeytan aleyhillane yapti, ve demirden sonraki ayette olmasi lazimklen,  ve denmesi lazimki orda: Allah demirde tecelli edince, işde Allah "zül kuvvetil metin" olur denmesi lazim degilmi, yani hani formüller vardirya mesala

iş=KuvvetxYol

denirya işde demir demekde Allah demir olarak tecelli gösterince  1)zül yani hata ile yani şeytan hata etdi ve yanildi secde etmedi zül yapti, hata yapti. 2) sonra kuvvet ile 3) metin bir araya gelince

Zül+kuvvetXmetin

o zaman demir halinde tecelli ediyormuş demek olur, amma öyle demiyor ayette demirden sonra diyorki allahdemirden bahsediyor ve o kuvvvetde cok izzetlidir  diyor. halbuki şeytanin izzeti yokdur o racimdir  kovulmuş yerilmişdir, nasil olurda racim olan izetli olur,  allah şeytandaki halinde tecelli edince, yani şeytanida yaratan o, demiride yaratan o, öyle olunca ondaki tecelli ettigi hali, halbuki zül yani hata, sonra kuvet ve sonra metanet
bu ayeteki bu hatali yazilim, işde kuranin deccal veya şeytanca calindigini gösteriyor, bir zamanlar bir haber gelmişdi bize, yakinda kuran yeryüzünde kalkacak, akillardaki kalcak dedilerdi, ve evet öyle olmuş demekki, akli olan bunu anlayabilir, ve artik varin siz cözün diger terkipleride ve tenbel asker olmayin, hani muhammed vedasindan önce hastalandi ve ebu bekir gecsin imamete dedi, ve 3 defa bayildi ve kalksa baksaki ümmeti, ebu bekirin ardinda namaza durmuş, ve bunu görünce gülümsedi, bunlar artik bu işi devam ettiriebilirler diye kanaat edip sevindi. bende sizlere görev veriyon, ve kurani araştrin, diger esma terkiplerinin  dogru modellemelerini bulmaya calişin, benide gülümsetin ve bende "benim askerimde bu yolu devam ettirebilir artik" diye sevinen

Rabbim askerime firaset versinki, iyiyi kötüyü bilebilsinler


---oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 19 Ağustos 2016 Cuma

Original Kar © glan

Hasat Sap ile Samanı Ayırt Etmek

(Kar©glanin 12 Ağustos 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

حَافِظُواْ عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلاَةِ الْوُسْطَى وَقُومُواْ لِلّهِ قَانِتِينَ

Hâfizû alâs salavâti ves salâtil vustâ ve kûmû lillâhi kânitîn.

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 238. ayet

Meali:

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Namazlarinizi muhafaza ediniz ve özellikle orta namazi koruyun ve namaz Allah için ayaklanma ve kalkişma demekdir. ve ayaklanmak ve kalkişmanin özüde cekirdegide orta namazda saklidir.(Kainatin özü muhammed oldugu gibi muhammed benim vaktim vakitlerden ikindi vaktidir dedi, öyleyse ikindi vakti kainatin cekirdek verdiği yer demek, yani özü demek ise, muhammed demek ise, ve namaz allah için ayaga kalkmak demeks ise, o halde Allah için kalkmanin de bir özü var, o da 5 vaktin ortasi olan ikindi vaktinde kalkmak, yani asr vakti, yani zamanimiz demek, o da yani, ne dün, ne evvelki gün, ne de yarin, ve de bügün, gün bu gün, zaman bu zaman demedkir. o da zamanini er gibi yaşayanlarin zamani, zamanil asr, ve ashab vakti oldgu gibi, bugünde zamanil asr, yani bugün demek mehdi zmani, ve mehdi ashabi demekde zamanini bugün er gibi yaşayanlarin zamani demek olur.)

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 238. ayet Tefsiren Meali

وَالْعَصْرِ إِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ

Sadakallahul Aziym Asr Suresi

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَالَّذِينَ هَادُواْ وَالنَّصَارَى وَالصَّابِئِينَ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

İnnellezîne âmenû vellezîne hâdû ven nasârâ ves sâbiîne men âmene billâhi vel yevmil âhiri ve amile sâlihan fe lehum ecruhum inde rabbihim, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 62. ayet

Meali:
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Dünya ahiretin tarlasıdır.

(Hadis-i Şerif , Deylemi)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

Yarın ölecekmiş gibi ahirete ve hiç ölmeyecekmiş gibi dünya işlerine çalışınız!

( Hadis-i Şerif , İbni Asakir)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

Dünyanızı düzeltmeye çalışın! Yarın ölecekmiş gibi de ahiret için amel edin.

( Hadis-i Şerif , Deylemi)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Gecenki vaazimizda dedikki herşeyin başlangici olan Muhammedin nurunun yaratilmasi ile başladi demek olan, güneşimizin yaratilmasi, ve iki cihanin habibinin parcalari helyum ve birde hidrojen iki H ve birde oksijen yani hatice ve muhammed ve, birde onlarin meyva vermesi ile bu kainat acila acila bu kadar ilerledi demek mansinda olan, ilk atom hidrojne ve ve ondan sonraki atomlar, hidrojenin duruşu ile alakali olarak diger elementleri oluşturdu, ve demir bile şeytanin maddesi olan, demirdede işde hidrojen atomlari cok SIK vaziyetteler, ve birde onun elektronlari cekirdegin etrafinda cok hizli dönmeleri sebebiyle demiri oluşturup, demirin o sert ve egilmez bükülmez halini meydana getiriyor.

Biz tarikiati nakşibendiyeye intisap ettigimizde, biraz zaman gectikden sonra, bizim bulundugumuz yerde kücük bir tekke var, bizden yaklaşik 130 km uzkada dergah var, yani biraz daha büyük, ve ondan daha uzak almanyada daha büyük dergah vardi, ve bizler haftada bir, tekkeden dergaha gidip ordaki tarikatin vekili olan "osman okur" abimizin sohbet meclisine katilip, bu yolun adabini ögrenip, seyri süluk etrmeye başladik. amma işde bizlerde kendi icimdize gidemedigmiz zaman, ya ben, yada mehmet abey diye hocamaiz var, onunla burda bu yolu acemilere tanitmaya calişip ve aramizda muhabbetle devam etmye calişiyoruz. ve biz birbirimize yetmeyince viyanadaki dergaha gidiyoz, ordkilerde 3 yada dört vekil abimiz var, ve onlarda kendileri yeterli gelmeyince, onlarde bizi toplayip almanyada büyük dergah var, orda eski vekillerden Rahmetli yarbay "Mehmet ILDIRAR" var idi onun meclisine ve sohbetine katiliyoruz. yani saglik ocagi hastaneye havale ediyor, hastane ise üniversite hastanesine, ve o da insanlari türkiyedeki şeyhe gidip gelmeye gönlnüü meyllettiriyor, ve böyle grup grup ve zaman iki üc kişilik kafileler halinde, menzil şeyhine gidip geliniyor. o ise. hac etmeye .ve kabeye muhammede gitmeyi insanlara aşilayip, insanlari muhammede vasil etme derdinde. ve böyle oluca baş "başa bagli, baş ise Allaha bagli" kural ve düsturu ile hereket edilmekde idi. ve bir gün biz almanyaya gittik, ve cumartesi toplu sohbetinden sonra Rahmetli vekil Memeht ILDIRAR hoca, kürsüden indi ve imamin namaz mahalline gecdi, yönünü bize tuttu ve gelenlerin soru ve sorunlarina cevap veriyor ve özel hal sohbeti yapiyor. bizde istiafede edelim diye, o Ay veya güneş oldu, bizde yününü ona tutan yildizlar gezegenler gibi, onun etrafinda halka yaptik, ve sorular cevaplar derken, cemaat biraz daha kalabaliklaşdi, ve arkadadakilerde sesi duyabilsin diye, yani mikrofonsuz komuşuyor mehmet hoca rahmetli ve saflar siklalaştirildi. ve arka cemmat biraz öne gelmiş oldu, ve az sonra biraz daha kalabalik, biraz daha yarbay mehmet hocaya yakinlaştik, saflari SIKLAştirdik, ve sonra sonra deeken kalkamiyonda meclisden ve diz dize kadar saflar SIKLAşti, ve ayaklar agrimaya başladi, ve ve öyle olunca başladi nefsim ZILGIT cekmeye "kalk artik, kalk artik demeye." amma meclisden kalkamiyonda, iyice SIKIştik, ve bir ara firsat buldum ve meclisden kalkip ayaklandim, ve yani yoksa SIKIşmakdan helak olcaz, diz bacak falan kalmadi, otur otur birde diz dize yani. işde peygamberimiz zamaninda da Ashab aynen böyle meclisde toplanirlarmiş, ve o zaman mikrofonu nerden buluyon, arka meclisde sohbeti duysun diye, işde ashab saflari SIKLAştirirmiş, ve öyle olunca, sonra namaza kalktiklarinda bazen o kadar olurmuş ki, ashabin SIKLIK derecesi, arkadaki öndekinin sirtina secde ederlermiş, ve böyle olunca, bu dedigimiz, demir atomlarinin hidrojen atomlarinin SIK durmalarindan başka birşey demek degil dedigimizi ispat ediyor. ashabin o meclideki sohbette oturuş halleri, o günün elementi demirse demir, aluminyumsa, aluminyumu oluşturmuş oluyor, ve birde imanlari derecesinde, elektronlarinin hizi ilede, işde sert element, veya seyrek duruşlari ile de gaz formundaki elementleri oluştrumuş oluyorlar, bizde işde kabeyi tavaf ederken, yine en icden dlönen ile, dişdan dönen farklidir. ve biz 97 de hac ettigimizde hacerül esvede yakin olmak için, taaa ic kulvara birinci ikinci kulvara kadar yakin gittik, ama ordao nu öpmek için, digerini ezen insalari görünce geri cekildim ve öpmedim onu, sonra ise birkac seferde de taa dişdaki o osmanlinin yaptigi cok katli, haremin diş binasinin herkatinda bir vakit namazi kilip ve en üstündeki balkonunda da tavaf ettim. yani hem en SIK haldeki demir gibi sert halini denedim, ve hemde en seyrek hali hatta bir seferde de iki seferde de kabenin dişinda namaza durdum, ve cünkü cemaat, cuma vakti, ve bazi gündüz vakitlerde taaaa dişa taşmakda idi.
işde kainat in özü muhammed ise, o ikindi vaktini benim vaktim diyorsa, ve kuranda da rabbim de ikindiyi vusta namazi diye tarif edip, kainiatin özünün, vusta da, yani asrda oldugunu söyleyince, bizde zamanimiza sahip cikip, zamanimizi iyi yaşmaliyiz, ve bizlerde, grup grup, zamanimizin aylarini güneşlerini ve elementlerini oluştrumakdayiz ey ahir zaman askerlerim sizinde bana olan yakinlik mesafeniz, bizim zamanimiz maddelerinin hangi halde yaratildigni aciklamiş olmakda. ve biz dedikki, bizden bir kurşun atimlik uzak mesafede durunuz, ve bize cok yakin gelmeyin lütfen, ve bizi demir eylemeyin demek istedik, gaz ve ucucu kanatli formumuzu bozmayin dedik, ve amma işde, eger nasip olursa, son hutbe zamani işde, hacda mehdinin askerleri öyleki, taa mikat mahallinin, tamamini doldurcaklar, ve o kadar büyük bir cemaatki, ve sert bir maddeki, yani kati element oluşturcagiz ki inşallah, şeytan dahi o maddeyi delip gecemeyecek, ve öyle olunca,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“İnsanlar ezan okumanın ve ilk safta yer almanın sevabını bilselerdi, ön safta durabilmek için kura çekmekten başka yol bulamazlardı. Namazı ilk vaktinde kılmanın sevabını bilselerdi bunun için yarışırlardı. Yatsı namazı ile sabah namazının faziletini bilselerdi, emekleyerek de olsa bu namazları cemaatle kılmaya gelirlerdi.”

(Hadis-i Şerif , Müslim, Salât, 129; Buhârî, Ezan, 9, 32)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

Namazda, omuz omuza sık durun! Açıklıkları kapatın ki, araya şeytan girmesin!

(Hadis-i Şerif , Hâkim)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

Allahü teâlâ, safı sıklaştırana rahmet, safta boşluk bırakana gazap eder.

(Hadis-i Şerif , Nesâî)

ve Peygamber dedi dünya ahiretin tarlasidir, yani burda eken ahirette bicer demek, yani öyleki, sap kim, saman kim acaba, yani herşey muhammedin parcasi ise, demir bile muhammedin parcasi olup, onun ashabinin saflari SIK tutupda kararli bir iman ile duruşlari ise, o zaman kardeşiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiim, kafir kim? münafik kim? günah ne? sevap neeeeeeee? bana söylermisin, herşey bir cekirdegin filiz vermsiyse, ondan cogaldik ise, biz kimiz? nereye bu yolculuk, dünyadan ahirete, sapdan samanami? samandan sapami, yoksa tohumdan, sapa ve samanami? yani bugday ilk dikildiginde bir habbe idi, o sonra dikildi ve yagmurla suyla buluşunca, filiz vedi ve, iki yaprak acti, ve aynen sag kol, sol kol, sag ayak sol ayak, sag göz sol göz gibi, catal verdi demekdir. ve bir hücre ben sag tarafin, sag elin demiş, sagciyin demiş, bir başkasi gelmiş ona itiraz etmiş, hayir kardeşim ben senin görüşüne katilmiyon, bende sol kolun, ve solcuyum demiş, ve sol kanati, sol eli, sol kolu, sol ayagi, ve sol göz kulak oluşturmuş, yine sap ile saman, o tohum iken bir yerdeydi, ne smandi, ne sapdi, o bir habbeydi, sonra filizlenince, biri dedi, ben sap olcan, saman olcan, digeri dedi, bende dene ve tohum ve bugday olcan, ve bölylece ayri ayri fikirleri yüzünden işde, sap ve samana döndüler, ve mevsim hasat mevsimi, ve yaz hasati yani öyle oluca, tirpan bicme zamani, mevsim hasat, ey insanlik ne ekdinde ne biciyorsun, ey feto hoca, ne ekdin de ne biciyorsun şimdi, birlik yerine ayrik otumu ekdin, kürt bitkisi ayrik otumu ekdin, bufgday yerine, ayni bugday sanirsin amma, bugday degildir o, ayrik otudur, ve sen ayrik otu ektiysen, işde hasadinda böyle ayrilik, kopma dagilma olcakdir. ey Feto hoca insanlik ekdseydin, insanlik bicerdin herhalde, sebeb ve hikmeti ne olaki bu hazin sonun. ben inanmiyon buna, bu bir seneryomu, Allah diyen, alni secdeden kalkmiyan bu adamlairin sonunun, böyle bir hazin olmasi, ve müminin diyenin böyle kepaze bir hale düşmesi cok garip, bunlar Allah adamlariydi, nerden siyasete girdiniz, siz Allah adamlariydiniz, niye siyaset yaptiniz, vara yapanlar yapsaydi, ve işde o canavar sizide yuttu, cogu insanin, bunlarin böyle hallerinden haberleri bile yok, derdi hak davasi, uslu nazli, namazli abdestli adamlardi, eger bu bir peygmber belasi gibi, sabir imtihani ise, rabbim mübarek etsin, zaferle cikmak nasip etsin, yoksa bir musibet ve bela ise, rabbim askerimi ondan muaf eylesin, bizi de askerlerimide bu belaya bulaştirmasin. yani Allah, Muhammedi yaratmişda, birde halid bin velid diye birini yaratmiş, ve onada müsade vermis, git muhammedin agzini burnunu veya dişini KIR gel demiş. lan ey cigirtkan müslüman, hani muhammed iki cihanin habibiydiye, insan habibinin, sevgilisnin agzini brununu kirarmi yada kirdirirmi ,ey feto sen isminin başina bir "M." koyuyordun neydi o Muhammed Fetomu Mehmet fetomu mehdi fetomu, muhammed veya mehdi isimli feto isen, yok öyle bedava mehmetlik muhammedlik , halid gelsin agzini burnunu kirsinda, nasil muhammedmişsin naasi lmehdiymişsin bir bakalim, yani cilenin belanin büyügü muhammed gibilere gelir, senin isminde muhammedse mehmetse, ve davan hak davasi ise sabret vallahi eken bicecekdir, sen hak ek ki hak bicesin, yüzsüzler arsizlar şeytan uşaklari güle koysun, bir gün zafer müminlerin, ve mehdinin olacakdir, merak etme, sen mehdi degilsende, mehdi bir başkasiyse, o zaman bari mehdinin yardimcisi olda o davaya hizmet et, ve bu davanin adami olmaya devam et, yoks benlik girerse, işde Allah, ben diyen firavunlari nemrutlari, en aciz sanilan silahiyla şap diye vurunca, bir svrisinegine yikdirir, sen firavun degilsen, ibrahimsen veyam ibrhimden tarafsan,muhammed veya muhamediysen, bu kafirler seni yikamaz,yok eger sen firavun ve ayrik otundan tarafaysan, işde bir sinek gelir, senin bütün saltanatini yikar gecer, bir mundar sinek, yikar gecer, bokla yapilan sidikle yikilir demiş atalar, ben deme ki biz de ki, mehdilik davasi, biz ve ümmet davasidir, yokse ben baş olan davasi degildir, biz davasidir, benlikden gec, ve insan ol, insan ek, insan bic. o ardindan gelen, bu davadan haberi olmayan, bu kavgalardan haberi olmayan, günahsiz insanlarida cehennemine doldurma bari, onlar senin ateşinle yanar oldular, sen onlarin cehennemi oldun, ne kötüdür o cehennem degilmi! ey taayyip sende sakin karşima gecipde katila katila gülme, gülen veya feto güeln gibi birgün aglayacagi günüde beklesin, Allah kimsenin üstüne öyle 100 sene surur rüzgari estirmez ayni zkat gibi o da 1/40 dir, bu surur rüzgari kirk yilda bir eser, o sürur rüzgari sandigin senin yelinde havanda bitince sende tedahülden kalkacan elbet, bu toprak ve dünya, nice firavunlar, nice karunlar, nice nemrut ve iskenderler barindirir altinda ve yine kesdigi kestik bicdigi bictik kanuniler, süleymanlar barindirir altinda HEPSi TOPRAK OLDU, VAR SEN DÜŞÜN SONUN NE OLUR, NE EKDiNDE NE BULCAN NE BiCECEN şimdi o senin yalanci cennetinde eylenenleride nereye götrüceginini bir düşün, ne ekdinki, ne bicecen de vallahi muhammed dediki "dünya ahiretin tarlasidir" eken bicer bir gün, gözünün cayirinin acildgi günü bekle sende .

----oOo----


"Zikri Raşidi" evradimizin bir bölümünü salavat ve fatiha ismarlamalari oluştururki, yani işde fatiha ve kulhuler, işde önce silsileyi kasra, yani kücük silsileye hediye emtek ile başlar, ve sonra ise silsileyi kebire, ve sonra silsileyi üla vardir, ve silsileyi ülayi tespit için dedikki

“Silsileyi Üla” yi Tespit Etmek için

“Silsileyi Üla” yi Tespit Etmek için Ailecek bir yerde Toplanilir.
1Kalem ve kağıt alıp yazmaya başlanir.
Evimizin Sag Tarafina dogru gidince en yakindaki “ Hasan veya Hüseyin” den kim varsa o Hasansa bizim üst kolumuz peygamberimizin “şerifler” kolundaniz ve birinci isim o yazilir, Hüseyinse seyidlerdeniz, sonra saga veya sol tarafda Hüseyin aranir en yakin hüseyin sagdami soldami ve bunlarin akrabalik dereceleri, Annemiz tarafindansa Anne tarafindan o kola bagliyiz, Baba tarafindan akrabimiz iseler Baba tarafindan o kola bagliyiz demekdir. Ve böylce ilk yön tespit edilmiş olur. Sonra evimizin arka tarafina dogru ilk peygamber isimli kimse kimdir, hangi peygamberin kolundaniz o tespit edilir ve o isim yazilir,
Liste böylece şöyle olmalidir ilk önce evimizin sol tarafina dogru annemiz tarafindan akrabimiz olan en yakin eve, uzaga dogru devam edilir hatta bu başka şehire kadar olabilir “Hasan, Hüseyin, Fatma, Ali, Osman, Ömer, Bekir, Ayşe, Hatice, Zeynep” aranir, ve ashabin isimlerinden olan kimseler olabilir, amma bu kimseler sadece anne tarafindan dedemizin babasina
kadar akraba olanlar olcak. Sonra sag tarafa dogru ayni işlem saga dogru bu sefer baba tarafindan akrabalar yazilir. Sonra evimizin arkasindaki komşularimizdan başlayip arkadan sagdan sola dogru gidip sonra tekrar bize dönüp glecek bir daire halinde bütün akraba olan olmayan tanidigimiz peygamber isimli tanidiklarimizin isimleri not edilir. İlk önce direk arkaya dogru düz cizgi gidilir iki tane ayni isim olanlar ilk yakindaki ele alinir, ikinci ayni isme varinca ordan artik sola dogru dönme noktasina geldigimizi bildirir, bu sadace yaşadigimiz köy veya şehir icinde tespit edilir dişari cikilmaz yani peygamber isimlilerde.
Bu not etiklerimiz de cift isimliler en yakin komşumuz olanlar ele alinarak düzletilir, ve bu bizim “silsileyi ÜLA” mizdir.
Vaktin müsait oldugu bir zamanda, senede bir defa bu silsileye 3 ihlas 1 fatiha veya 3 fatiha 7 ihlas hediye edilir.

ve bizim silsileyi ülamiz, bütün bu ardimizdan gelenlerine ana silsilsi olmakda, ve bizim gectigimiz yerden, gecerek bizim vardigimiz yere varabilirsiniz, bunun için bizim silsiilemizdeki dogdugum evde, sag komşumuz Dedem ali ve ninem ayşe ve hasan amcam, sol komşumuz ise hüseyin amcam, yine arada meşhur köyün kara kuyu su, sert ve soguk bir su, ve sonra karşimizda mehmet hacer ve ali ve Amine var,yine hafi solda cakla ahmet yani muhamedikn versionlari yine somnra
muhittin sonra kadirler var, yani abdülkadiri geylani velilerden en yakin olan, sonra peygmberlerden, merkezde Mustafa ve işde mehmet ve ahmet var sol köşemizde sonra ardimizda ise süleyman ve zekeriya, en yakinda hemen sonra sol arka köşede davud var, ve asiye var, sonra sultan var, yani belkis ve yine ikinci sultan, Türk sultan (BALKIZ) annemiz var öyle olunca muhammed dediki
O (Mehdi) Davud Evlatlarindan olacak.
Tarzi ve tipide bir nevi israili olcak yani yakubi olcak demekdir.
yani öyle olunca, davud evladi olmak demekde, yine süleyman evladi da olmak demek olur. ve o yüzden bize yakin gelen en arka iki komşumuz, hatta birde onlarin oglu olan 3 komşu, süleyman dir ve böylece davud evladi inin evladlariyiz demekdir ve hemen bir üst zekeriya, bir üst sol kanat davud, ve yani Hz. süleymanin babasi, sonra ayni yerde Assiye ve sultan yani belkis (BALKIZ) annne ve birde firavunla savaşan kutsal anne Assiye anneden olma demek olur. yani bizim silsileyi ülamizi oluşturanlardan bazilari, sizde dogdugunez eve bakin, sisizin silsileyi ülaniz nasil diye, ve gücü yeten herkes bizim silsileyi kasrmiza ve veya silsilei kebirmize fatiha ismalarlanir günde bir veya iki defa

ve bizim bitişik komşularimiz bunlar olunca, bizim en icden dönen merkür oldugumuzu gösteriyor, ve öyle olunca, bizim safimiz cok SIK duran bir safdir, arasina şeytanin girmesine müsade vermez inşallah, velhasil kelam.
ve bizim ilk silsile dairemiz cok dar ve yakindir yani merkür gibi

Peygamber Efendimiz (asm), cemaatle namaz kılmayı teşvik ederek, cemaatle kılınan namazın tek başına kılınan namazdan yirmi yedi veya yirmi beş derece daha faziletli olduğunu bildirmiştir. (Buharî, Ezan, 30; Müslim, Mesacid, 42 )

"İnsanlar ilk safın sevabını bilselerdi, ön safta durabilmek için kura çekmekten başka yol bulamazlardı. Namazı ilk vaktinde kılmanın sevabını bilselerdi, bunun için yarışırlardı. Yatsı namazı ile sabah namazının faziletini bilselerdi, emekleyerek de olsa bu namazları cemaatle kılmaya gelirlerdi."(Buharî, ezan, 9,32; Müslim, salat, 129 )

"Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa, gece yarısına kadar namaz kılmış gibi sevab alır. Sabah namazını da cemaatle kılarsa, bütün geceyi namaz kılarak geçirmiş gibi sevap alır."(Buharî, ezan, 34; Müslim, Mesacid, 260 )

“Kişinin cemaat ile kıldığı namaz, evinde veya çarşıda kıldığı namazdan yirmi beş derece daha faziletlidir. Bu fazilet şu şekilde gerçekleşir: Biriniz güzelce abdest alır sırf namaz kılmak için camiye gelirse, camiye varıncaya kadar attığı her adım için bir sevap verilir ve bir günahı silinir. Camiye girdiği zaman namaz için beklediği sürece namaz kılıyormuş gibi sevap kazanır. Melekler bu kimseye dua ederler. Kimseye eziyet etmediği ve abdesti bozulmadığı sürece; ‘Allah’ım! Bu kulunu bağışla, ona merhamet et ve tövbesini kabul et’ diye dua ederler.” (Ebu Dâvûd, Salât, 49, I, 378 )

“Kişinin bir başka kişi ile birlikte kıldığı namaz, tek başına kıldığı namazdan, iki kişi ile birlikte kıldığı namaz bir kişi ile birlikte kıldığı namazdan daha sevaptır. Cemaat ne kadar çok olursa bu namaz Allah’a o nispette sevimlidir.” (Ebu Dâvûd, Salât, 47 )

Allah Resûlü şöyle buyurmaktadır:

"Üç kişi bir köyde veya sahrada bulunur ve cemaatle namaz kılınmazsa, şeytan onlara hakim olur. Öyleyse cemaatten ayrılma. Çünkü sürüden ayrılanı kurt yer." (Ebu Davud, salat, 46 )

Bir diğer hadis-i şerifte ise,

"Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ateş yakılması için odun toplanmasını emretmeyi, sonra da namaz için ezan okunmasını, daha sonra da bir kimseye emredip imam olmasını, sonra da cemaatle namaza gelmeyenlere gidip evlerini yakmayı düşündüm."(Buharî, Ezan, 29; Müslim, Mesacid, 251 )

Silsilesinde Hasan ve Hüseyin olmayanlar üzülmeyin ve şöyle tefekkür ediniz; yani silsilede hasan hüseyin olmayinca veya zeynep olmayinca, biz muhammed soyu degiliz demeyin cünkü hasan ve hüseyin zeynep merkez ise onlarinda bagli oldugu bir başka silsile var, ve eger siz onlara degilde, onlarin bagli oldgu silsileye bagli iseniz, siz bir üst bogumdan onlara baglisinizdir yani, onlarin bagli oldugu budakdan baglisiniz, veya oda yok ise, o zaman daha üst budak peygmbeler budagindan yine onlara baglisiniz demekdir yani "müminin zarari olmaz, her hali hayirdir" bu demekdir.

---oOo---

Minaral Water veya Gazli icecekler ve Enerji icecekleri

Dikkat edin ey mümin, bizde bir zamanlar bu enerji iceceklerine müptela olmuşduk ve anlatmişdik, herkesin imami mübin SIRI ile ne amel işledgini dilinden söyler diye, ve enerji iceceginin ana meddesinin isimini Tauruin koymuşlar, taurin ve ta - urin yani harn demek ve urin ve ürik asit demek sidik demekdir. ve sidik ise oksijen ve suyun böbreklerde cok fazla SIKIştrilimasi sonucu öldürülmesi veya şeytana dönmesidir, sidige dönmesi sari renk almasidir, yani sidik suyun öldrürlmüş hali, yani cendereye sokulmuş su , bunun videolari var, oksijen kracher yazin, ve bunu nasil yaptiklarinin videolarina bakiniz ve oksijen kracher dedikleri şey işde o peny markette şişede sattiklari sari sidik, yani suyun preslenmiş hali, aynen böbregin yaptgi gibi oksijenler ölünce veya öldürülünce, işde sari sidige dönüyor ve o sidik amma böbrekde ve insan bedeninde yapilsin, amma dişarda insanlarca preslenerek yapilsin, o sidikdir. ve diyorki işde decal inslara bir elinde ateş bir elinde su suncak ve muhammed dedi suyu degil ateşi tercih ediniz cünkü tam tersi olcak dedi.

Ebû Mes’ûd el-Ensârî ile birlikte Huzeyfe İbni Yemân’ın yanına gittim. Ebû Mes’ûd ona:
- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den deccâl hakkında duyduklarını söyle, dedi. Huzeyfe de şunları söyledi:
- “Deccâl, yanında bir su ve bir de ateş olduğu halde ortaya çıkacak. Bazılarının onun yanında gördüğü su gerçekte su olmayıp yakıcı ateştir. Bazılarının onun yanında gördüğü ateş de gerçekte ateş olmayıp soğuk, tatlı bir sudur. Sizden deccâle kim yetişirse, ateş olarak gördüğü tarafta bulunsun. Zira o, tatlı, içimi güzel bir sudur.”
Ebû Mes’ûd el-Ensârî, Huzeyfe’nin böyle söylediğini ben de duydum, dedi.

Buhârî, Enbiyâ 50, Fiten 26; Müslim, Fiten 105, 10

yani sidik, enerji icecegi diye sidik satip iciriyor, vazgecin bundan, cok zararli,ve sebebine gelince onun enerji ile alakasi yok, ve vücuda giren ölü oksijen olan sidik işde, icerde kalbe gidince, ve oksijen saninca onu vücut, halbuki oksijenin öldürülmüş hali, veyahutta şeytan cocuklari demek olur, ve öyle olunca işde kalp nefes alamayinca hizli hizli carpmaya başliyor, ve kuduruyor nefessizilikden, ve sen saniyon enerji geldi, halbuki vücut oksijensiz kaldigindan ölcek gibi olunca, hizli hizli kan pompaladi ondan, o enerji sandigin durum o hal gecince vücut ve kalp tamamen yorgun düşüp, vücut ardina cöküyor. lütfen icmeyin bu gavur icadini, ve deccal icecegini bende bir ara uykumu acmak, ve gece vaaz sohbet ibadetle meşgul olmak ve uyumamak için iciyordum, ve gördümkü böyle bir durum var. ve vazgecdim artik icmekden, ey mehdi askeri sakin icmeyin, birakin bunu, bu deccal icecegi, bunu bil. Yine minaral watere alişkanlik yaptik ondan vazgecemiyoz bu seferde, ve asitli icecek ise, yine kafir icine seninle savaşsin diye her bir oksijhe karşilik, ölü ve kirli oksijen olan, karbon dioksit katip, gazli icecek icad etmiş. neden seninle savaşsin, ve sen ibadet etme namaz kilma ,... diye cünkü oksijen hayat demek o icine senin gazli icecek ve asitli minarel diye karbon dioksit katip iciriyor. halbuki nefes ile kirlnemiş oksijen atilmişdi dişari, ve sen onu su diye geri icip iceri aldin ve şimdi senelerdir alişdik, ve karbonlu icecekler olan mineral suyu diye yutrduklarina cola fanta diye, ve böylece şimdi saf su sandigimiz ceşme suyu icince vücut bu ne yabanci bana zararli diye algiliyor. ve allah biliyorya nerdeyse saf normal su vücuda agri ve hastalik yapacak hale geldi. yani birinden duymuşdum o da mineral wasser va gazlilara alişmiş, ve ben saf ceşme suyu icemeyon, icince belimi agritiyor diyordu. yemin olsun bu kafir, bütün müminleri kandirmakda usta oldu. ve heryerdede onun o cehennem sulari satilir oldu. ve güzel ambalajlara sarili ve cehhennem satiyor, bizde cehhennem sularini birde para verip alip iciyoz. ne yapan bu minaralde takili kaldik artik. aynen yine sebzeleri meyvalari bozdular ve icine geschmack verstarker diye bir madde eklediler ve onun yüzünden, en lezzetsiz bir yiyecek icecek senin damak tadina hoş geliyor. lan cola nedir: kara aci su, icine şeker katip yutturuyor bize kara suyu eskiden olsa icmezdi insanlar, amma bugün zevkle iciyor, neden? cünkü icinde geschmack starke diye birşey var, damak tadina hoş geliyor icince. yani hep deccal suyu, hep decal suyu bunlar, ve artik saf suyu vücutlar yanliş algiliyor. yine insanlr sahte tadlara aliştigindan normal bio bir armut elma yiyince, bu ne, tadi yok diyor insan, halbuki tadi yok degil, sen sahta geschmack verstarkeye alişdin ve o olmayinca, eroin gibi artik onu ariyon, ve o yoksa diyon, ve bu yedigim amrut tadsiz, hiyar tadsiz, dometes tadsiz, tavugun lezzeti yok saniyon. halbuki onlar orjinal amma sen yalanci tad mübtelasi oldun, ondan farkedemiyon, ve vücut eski tadlari tanimaz oldu artik, bu da ikinci uyarimiz.
yani matrixde bir ara neo insan tarlasindan cikinca sümük gibi bişey yiyorlar amma, onu yerken ne yiyon diye düşünürsen o tadi aliyormuşsun, ve sonra yine evliyalarin bir tasdan su icince, o ne niyetle icdiyse tadi o olur diyor, ve ardina o tasdan bir başkasi kalan suy icince, ben balli süt tadi aldim diyenler olmuş. yani ayni matrixdeki o sümük yiyecek meddesi yani, astronot yiyecegi yediriyorlar, yani sadece protein veya mineralleri toplayip, ve viteminleri toplayip, hepsini bir mayi yapip, yediriyorlar, ve onlara elma armut veya dometes gibi bir kaporta yapmadan, sadece meddelerin özünü verince, sümük gibi bir sivi yani, dünyada ise sen onu kaportasi elma diye görünce iştah bulup yiyordun, amma matrixde elma dali yok, bilmem dometes fidesi yok, gemideler ve ne yiyecekler, sadece maddlelerin özüolan siviyi aliyorlar aynenyediklerimizin midede deki hali gibi, ne katarsan kat, o bulamac yapipda yiyor degilmi, midede hepsi bulamac halinde, işde o sivida astronot yiyecegide ayni midenin yiyecegi gibi birşey ... bu konuyuda gectik.

Simya ilmi ve Toprak altin olurmu hic ve elementlerdeki Saf düzeni

ve deniyorki islam alaimlerinin bazilari simya bilirdi, ve topragi veya bakiri bazi evrelerden gecirip altina döndürebiliyorolardi. nitekim bunu öyle cahil kimseler bilemez. ve o eski kirimizi ALTIN dövme diye koyu kirmizi gibi sariilikdaki altinlar, büyük dövme altinlarin sarilik derecesinin sebebi altina bakir kattiklarindan, ve bakiri fazla olan altin, bakirin rengine biraz dah yaklaştgindan kirmizi altin denen altin oluyor, sende diyon bu has altin, halbuki ne kadar cok bakir var, o kadar cok kirmizi oluyor, ve ashtekarlik, sana altin diye bakir satiyor, sende ucuz bakiri, altin fiyatina satin aliyon, farkinda degilsin, yeni kazik deccal kazigi yine. yine yeşil altin demek ise altina ne kadar gümüş veya nikel ve alu katarsan o kadar yeşil altin oluyor, yani yine ucuz altindan daha ucuz olan gümüşü nikeli,.. sana altin diye kakiiliyorlar. ve gümüşü nikeli altin fiyatina aliyon farkinda degislin, kazik deccal kazigi yine. yani deccal bütün piyasayi tutmuş. yine elbiseler petrol deccal giyecegi olmuş, birde pamuga zararli bir böcek üretmiş, ve insanlarada zararli tarlalarda zararli diye pamuk ektirmiyor, ve pamuklu orjinal sürüm giyecek yok, hepsi petrol. petrol ne dedik yanici madde, yani cehhenmi hak etmiş olan insanlarin maddesi dedik, amma onlarin artik azabi dolmuş ki cehenemden cikar olmuşlar, ve müminde onu elbise diye giyiyor, ve müminin evine girip hizmet eder oplmuş, kafir denilenlerin evine de girmiş, ve yine bütün alet erdavatlarin kaportasi yni kasa kisimi yine o petrolden üretilme bir madde. yani yine o eskiden kafir olanlar artik azaplarini doldurup insanlara bir nevi hizmet etme görevine terfi etmişler. ondan daha üstün bir kata cikkince yine daha, iyi agac gibi yanici amma bir nevi canlilik kazanabilir oanlari varmi allahu alem. yani dedikya petrol benzinve benzeri artik tekrar insan bedenine giripde can kazanabilcek safiyeti kaybeden bir insan ve cehhenneme layik kullar demekdir dedik. ve öyle olunca fecr suresindeki "fedhuli fi ibadi" özelligini kaybedince artik insana girip can bulamayan, bu petrol cinsi olanlari, en azindan iyi ve iylik yapmiş olan kafirleri, allah, birazda olsa afedip insanlarin üstüne elbise veya kullandigi hizmetindeki alet erdavadinda kullandigi, bir nevi onlarin cenneti olcak bir haldeler. yani televizyonunu seviyonmu seviyon taaaki bozulasiya kadar, ve bozulunce yine cöp oldu degilmi. cep telefonlarinin kaplarini seviyonmu, alirken cok seviyon, iki sene, veya alti ay sonra, yine atiliyor, yani işde at ve eşek halindede bunlarin o günahkar kullarin cehhennemi oldugu, yani bir nevi insan olamayan insan bedenine bir daha girebilecek safiyete ulaşmamiş insan modelleri. emme en azindan can bulmuş ve insan hizmetlisi havan sifatini almiş at eşşek veya daha sonra, bir üst koyun keci inek, ve ondanda saf hale gelince, süt olur et olur, ve insan yer, insan haline döner, yani "fedhuli fi ibadi" ayetine mazhar olurlar. ve altin olma meselesine gelince, dedikki ashabin vey mehdi ashabinin işde aynen, altin elementindeki elektron dizilimi gibi bir hale ve mutmain iman halini almiş 79 mutmain imanli müminin camide bir araya gelip saf tutmuş namaz kilmiş hali, altin maddesini oluşturuyor, nitekim ömer mümin oldugunda müminler 40 inci veya ALTIN yani AU 79 elektronlu elemntin 79 . cusu yani müminler 79 kişi olmuşlardi ve o yüzden işde eşkiya olan ömer de mümin olunca teneke gibi olan ömer ALTIN halini aldi ve 79. oydu ve ilk altina olan o olmuş idi, ve böylce adaletin timsali oldu. ve simyaci olan bir kimse bunu bildigi için, işde bütün elementler hidrojen maddesinin saf tutuşuna bagli dedik. ve hoidrojenden demir, hidrojenden gümüş, ve hiodrojenden ateş, ve hidrojenden altin yapabilcegini bilen bir simyaci, topragi altin edebilir, eger Allah ona o gücü ve ilmi verirse işde, at seyisleri at terbiyet ettigi gibi, amerikali kovboylar gibi, sigirlari bir sürüyü bir yere götürürken, işde kirbac ve atlarla kovalayip saflarini SIKLAştirip, bir arada sürüyorlardi, ve bugün ise jeeeplerle ypiyorlar bunu, ve böylece ineklerin saf tutuşu ilede bir üst maddeye dönüyorlardi, ve kesilip mezbehaneye gidiyorlar ve kesilip insan yiyince, can oluyorlardi insan oluyorlardi, amma onlarin saf tutuşunda yine sürüsüne bakinca cok elketrionlu bir maddeye dönüşüyorlardi işde. at terbiyeci kaplumbaga terebiyecesi, fil tebiyecisi gibi, element terbiyecesi olan simyacida aynen kat karişdir yapan bir aşci gibide kirbaci eline alip elektronlari düzenleyebilirse, işde her elementten altin ütretilebilr, yok öyle sadece hidrojen den altin üretmek yani, "herkes islam fitrati üzre dogar, sonra anne babasinin dinine döner." yine herkes ALTIN gibi safiyette dogar, sonra teneke haline kadar düşer, ve eger terbiyet edilip seyri sülukunun tamam ederse mümin olup ALTINLIK vasfi kazanabilcek bir istidatta halkomuşdur, yani herkes mümin ve müslüman olabilcek bir yapidadir, o yüzden toprakda hz ömer gibi eşkiya birini veya hirsizlarida haydutlarida mümin Terbniyet mümin yapabilir, ALTIN gibi bir cevhere döndürebilir velhasil kelam.

[attachment=38454]

Bu haftaki Son konumuz ve

Deniyorki "Şer’i Delil Karşısında Keşf ve İlham İddiası Geçersizdir." Dogrumu bu iddia?

öcelikle Şer’i Delil Nedir deyince : ve alimlerimiz Kuran ve sünnettir demişler halbuki Şer’i Delil demek gözle görülen, elle tutulan, kulakla duyulabilen,.... şeriatin zahirini ele alan deliller ile bilinenebilenler demekdir.
ilham nedir denince: şeytandan gelen sese vesvese diyoz, melekden gelen sese ise ilham diyoz, yani sag ve sol ses gibi, iyi ses, kötü ses gibi, yani o ses(ilham) hak söz olabildigi gibi, yalan ve şeytaninve cinlerin kandirmak için uydurklarida olabilir.
Keşf nedir denince : Keşfen bilmek, aynen bir denize ve okyanusa bakinca ufukdan bir dumanin tüttügünü görmek, ve az daha bekleyince baca gibi bir şeyin üstünde duman tüttügünü görmeye başlamak, ve sonrda geminin vapurun babasinin görülmeya başlamasi, sonra geminin daha yakina gelip tamaminin görülmesinde, işde dumani görünce haa gemi geliyor demek gibi, dumandan yani bir alametten yola cikipda geminin gelecegini bilmek, veya bulutlarin hareketine göre hava raporu tahimini yapmak gibi keşfen, yani alametlerden yola cikilarak bilinen, tahmini bir bilgiye biz keşfen bilmek diyoruz.

Misal1:

Bir yere vardik ve orada musluk var, borular döşenmiş, sifon var, ve pis su borusuda döşenmiş, ve bize, suya ulaşmak için sadece muslugu acmak kalmiş, ve bütün şeri alametler, burda su oldugunu gösteriyor degilmi? amma o evi yada şadirvani yapan, eger belediyeye veyahut su kayngina, evin su baglantisini baglamdiysa, muslugun olmasi, sifonun olmasi bir işe yarmaz, muslugu acinca su akmaz degilmi, yahut belediye suyu kestiyseveya su bir sebebden kesildiyse yine su akmaz degilmi?

Yani şeri delillerde bazen yaniltabilir, aynen ilham ve keşfen bilmenin yanilttigi kadar, şeri delillerde bazen yaniltabilir.


Misal 2 :

Yine bir evin bir odasina girdik, ve tavanda asili bir lamba var, ve yine duvarda kapinin kenarindada onun acma kapama dügmesi var, ve bakinca hatti yani kablolar da döşenmiş oldugu belli gibi, ve vardik dügmeye basdik, amma lamba yanadabilir yanmayadabilir, cünkü saat kutusundaki sigorta attiysa, dügmeye basmak ile lamba olmasi bir fayda etmez ve lamba yanmaz. ve eger yanmazsa ariza nerde önce hatti izleyip cereyan nerden itibaren yok onu bulmak lazim degilmi, ve önce saat kutusuna gidilir, sigortalardan kapali olan, veya atmiş olan varmi ona bakilir, ve eger varsa dikkatlice sigorta acilir, ve hatta bir ariza yoksa gidip lamba yakilir, yine yanabilirde yanmayabilirde, ve eger yanmiyorsa,önce lamba patlamişmi kontrol edilir, yok patlak degilse, lamba cikarilip,kontrol kalemi ile oraya kadar ceryan geliyormu bakilir, yani ceryan lambaya kadar variyormu, eger variyorsa, bu sefer oda degilse belki ceryan elektrik kurmunca kesilmişdir bir ileri noktaya bakilir, veya kiş ve firtina varsa, elektrik hattinin geldigi direk yikilimiş, ve hat kopmuş olabilir, her ne kadar lamba ve hat olsada, bütün bu işlemler sira ile kontrol edilip, hepsi düzenli ise, o zaman bütün şeri deliller yerli yerindeyse, o zaman belki dügmeye basinca lamba yanabilir degilmi yani? ve sadece kurana ve sünnete bakipda, haaa bu yanliş, bu dogru demekde bazen abes olur, kuran ve sünnet, onun aynen odadaki lambaya bakmak gibi, sadece en uc noktadaki delilleri bilmek olabilir, onun arka planinda neler yatiyordur bilinmezse, yine o hüküm, bazen herşey sag cenapi göstersede, arka planda onun sol cenap için oldugu sonucu cikabilir degilmi. yani arabalarin bazisi arkadan cekişli yani, yani motor önce arka tekerlekleri döndürür ve arkadan itme halinde yürür. bazisida önden cekkişlidirve motor ön tekerlekleri döndürür ve önden hareket edip arabanin arkasina ceker halinde yürür. ikisde gecerli degilmi, ama farkli sonuclar meydana getirir degillmi, kişin (winter) arkadan itmeli yürüyen arabalar, cok kolay, buzlu ve yagişli havda kayma gösterir, önden cekişliarabalar bu konuda daha satabildir. önden cekişli arabalar yine bayir yukari cikarken canavar gibidir amma, biraz zorlaninca durur, amma arkadan itmeli arablar, ayni tavkiye vitesli kamyonlar gibi, en bayir yeri bile tirimanir cikar degilmi, arkadan destekli cünkü, yani farkli kombinasyon ve farkli somnuclar dogurur.
Allah bunlarin örnegini bize sunmuşmu? evet sunmuş, yani Rabbit yani tavşan modeli, yani ön bacak kisa arka bacak uzun, ve tavşan bayir cikarken " bokumu ye, bokumu ye " diye cok HIZLI cikarmiş, amma ön bacak kisa olunca bayir aşagi inerken ise "etimi ye, etmi ye diye" cok yavaş inermiş, yani inerken cok yavaş inebilir cünkü devrilip takla atma tehlikesi var, yani yakalanma riski fazla, o yüzden bayir aşagi tavşana düşmani rastlarsa, kolayca yakalayabilir ve etini yer, ama bayir yukari, her hayavan ondan daha hizli tirmanamazken, o füze gibi bayir yukari tirmanir cikar, yani Allah kainata, bize bütün yapmamiz gerekenleri gösteren, bircok imla ve tabelalar asmiş, onlari okumak dünyayi mamur etmek için bize lazim olanlar. kainati okuyan, Allahin şeriatini okumuş olur, ona uyan Allahin emrine uymuş olur, yine kainat kitabi büyük kurandir,ve kuranda insanin göremdigi okuyamadigi bircok mesela kainat kitabinda yaziilidir.

yine ayni üst meseleye devam edersek, ve evde lamba var hat var, ve bakiyozki mahallede komşunun lambalarida yaniyor, bakinca elektrik kurumuda cvryani kesmemiş gibi gözüküyor, ve yine şeri deliller ceryanin varligini gösteriyor amma dügmeye basinca lamba yanmiyorsa, o zaman elekterik kurumundan bir mahahalleye bir hattan, diger mahaleye diger hattan ceryan geliyor olabilir, ve komşu elektrigni diger direkden aliyordur,onun hatti diger hatdir ve onlarda lamba yanyordur, oysaki bizim hattin sigortasi yanmiş oldugundan, elektrigini bizim direkden alan bütün evlerde ceryan yok olabilir, yani arizayi, yine yerinde tespit etmek lazimdir degilmi, ve yani ikinci sonuc olarak

her görünen zahirde, zahir oldugu gibi degildir demek olur bu, yani gördügünüz , gördügünüz gibi olmayabilir, arka palnda başka bir sebeb olabilir demek istedik yani

Misal 3

Biz allahin varlgini şeri delillerle bilemeyiz, yani fizik kurallari ile inceleyince anlayamayiz, biz Allaha iman ettigimizde, o vardir birdir, peki onu görüyozmu, ve gören varmi ? yok. yine Allahi elleriyle dokunup tutan varmi? yok. yine Allaha sarilip koklayan varmi? yok, yine Allahin sesini musa duydu deniyor, ne derece duydu? gitdi bir agacdan veya ateşden ses geliyordu "ben senin rabbinim" dilordu ve Allah o ateşmiydiki? yahut Allah o agacmyidiki? o zaman gidelim hepimiz o agaca tapalim, o ateşe tapinalim o zaman, bu dogrumu? hayir. Allah ile komnuşmasindada bir fiziki delil yok, öyleyse imanin tamami, Allaha iman, meleklerine iman, kitaplarina, kitap denen kuranin, Allahdan geldigin nasil inaniyoz, muhmedin bunlar Allahin sözleri ayetleri dedikleri ve ona gelen ilhamin aklen kendine gelen sesi, bunlar Allahin ayetleri dediklerine biz, Allahin kitabi kuran diye inandik, varmi fiziki bir delil, Allahdan gelen elle tutulr inmiş bir Kitap Kuran yok, fizki delili nerde o zaman, o halde kitaplara imanda, yine ancak ve ancak keşfen ve ilham yoluyla indigine inanidigmiz bir kitap yine, kadere inanmak, kader elle tutuluyormu yok,...
yine ahirete iman gelince, ahireti gözü ile görüp gidip gelen varmi? yok. gidipde dönen, ve ben gördüm geldim diyen birisi yok. o halde ahirete imanda, yine ancak peygamberin dedikleri işiginda sadece keşfen ilham ile gelen bir bilgi ile bilebildigmiz bir bilgi, ve ona imanda yine keşfen bir bilgiye dayanan iman. yani öldükten sonra dirilmek bahsine gelince, yine bu konuda, isa nin dişinda, öleni dirilttigini iddia edilen bir durum yok, bulunsa idi, önce peygemberler diriiltilir de, ve onulara, Allah hakkinda bilmedigmiz herşey sorulurdu, ögrenilirdi. yine isa diriltilir di, varmi yine bunun fiziki delili, halen fizikciler öleni diriltmeyi başaramadilar, yani fizki bir delil yok, o halde ödlükten sonra drilmeye imanda, yine gaibe imandir, yani keşfen bilinebilcek bir bilgi, o zaman imanin tamaminin şeri delilleri yokken, ey ahmak alim, sen kim oluyonda, keşfen bimeyi delil saymyon ahmak, sen ancak imansiz kafirsin o zaman, senin imanin yok.
Ahmaaaaaaaaaak.
ve yine biz Allahi, onun halife klidigi insanlar ve yarattiklari üzerindeki sifatlarinin ve isimlerinin tecellisi ile bilebiliriz. yani rahmanlik, Allah rahmandir deyince, ve rahmanlik baba olmak demekdir, ve misal ahmetin babasi var rahmanlik yapiyor veya cok müşfik bir baba deyince, Allahin hem rahman hemde müşfik isminin tecelli etmesi o Ahmetin babasinda. ve amma biz rahman ve müşfik o dur diye, gidip ahmetin babasina tapinmayiz, o sadecer rahmanin bir yerde yüze cikmiş bir parcasidir sadece, bu rahmanlik vasfi onda oldugu gibi, yine başka bir kuş dada ayni teceli olabilir. ve biz gidip o kuşa rahman diye tapinmayiz degilmi? ve amma Allah müşfikdir veya babadir cocuk dogurtur yani üretir anlariz bunu. yine bakkal amca bize ekmek satip bizim doymamiza, veya elbise satip bizim giyinmemize sebeb diye bakkal amca ile rezzak yani doyuran Allahdir, settar giydiren Allahdir anlariz, amma bakkal amcaya gidip, secdeye varip, settar Allah sensin diye tapinmayiz degilmi yani, öyle olunca, biz Allahi işde, halifeyi ruyu zemin olan insanlar üzerindeki tecelliyatlari ile bilebiliriz, bu da yine Allahi bilmenin, yine hem fiziki ve hemde keşfen bilmenin karişimindan oluşan bir başka biliş olan, tecelli yoluyla bilme ilmidir.
ve yine bilim adamlari ayna nöron denilen beyin hücreleri işde, iyi kimselri düşünüp onlaraa sevgi besleyenlerde, o fanatigi oldugu kimselerin hallerinin gectigni tespit emtişler, ve böyle ayna nörün denen beyin hücreleri ile biz işde Allaha yönelirsek, işde rahman ismine yönelince, bizde rahmanlaik, alim ismine yönelince, alimlik sifati tecelli etmekde, ve böylece Allahin alim ismine, rezzak ismine veya,,. ismine sifatina ayine olmakdayiz sadece,.....

ve bizim bu konuya koyacagimiz son nokta ise : Eger bir alimin veya insanin keşfen, yani alametlerle bildikleri, şeriatin zahirine aykiri degilse, o zaman o adamin bildikleride, NAS DIR ve hüccettir.
----oOo---

KISA BIR SAGLIK UYARISI

Her ilacin yan tesiri oldgu gibi, gözleri bozulanlarin takdigi gözlügünde bir icinden birde dişindan yan tesirleri vardir, icden olanlara girmeyecegiz amma, biz dişdan olanina biraz deginecegiz, ve gözlük madde fiziki bir yapisi oldugu için belli bir gramaji var, ve bu gramaj işde, yüksek veya, az ise az, cok ise cok, olarak takildigi burunun üst kismina bir basinc uygular, ve nefesin gecdigi o deligi daraltmaya başlar ve gözlügü hic cikarmazsaniz senelerce aylarca, gözlük gözlük, ve misla ile bizim bir kücük evimiz vardi oraya hanim biryerden bulmuş, zehirli sarmaşik dedikleri sarmaşik dikdiydi ve yapraklari güzel diye. işde gecen sene üc yada alti ay kadar o eve gitmedim ve bakamadim, ve bu sene bir gitiim, o sarmaşik heryeri kaplamiş, ve agaclarim vardi, kiraz agaci, elma agaci, bütün agaclari dahi bogacak kadar sarmiş, ve bogmak üzereymiş ve gittik onun kanatlarini biraz kesdik, yani ve kirazi kurtarmaya calişdik öyle bir pislikki dala köklerini yapiştrimiş ve benim uzanamadigim noktalara kadar sarlanmiş, aşagilari yolduk amma, yukarilar kaldi, ve artik oralari yine ölmez tahmnim, cünkü agacin üstüne yapişmiş, agacdan besinini sorup oliyor, ahmak bitki yani, ceccal gibi bişey yani, hani sevgisiyle öldürür derlerya yani, işde gözlük takincada burun deliigndeki, killar kücük kücük killar var, onlar işde sen böyle gözlügü cikarmayinca, birde o delige basinc yapinca, onlar alt uca degmeye başlar, ve daha sonra sarmaşik gibi burun deliginin icini kaplar ve hata belkide alt tarafa sapalanmya başlar, ayni sarmaşikin kökünü kessende, o yukarda biyerde kökünü artik sarildigi agaca gömmüş, ordan vitamanini alir ya işde, öyle birşey, ve yine ayni durum killar olmasa bile, burun icinde uzanan et parcaciklari vardir, onlar ayni bu işlemi yapar, ve burun tikanir, ve burun tikaninca, dogru nefes alinmayinca, işde herşey bozulur bedende, hasta olunur, ne akil dogru calişir, ne göz, ne kulak, yeterince nefes almayan midede kalpde, her organ yavaş yavaş hasta olup harap olmaya başlar, o yüzden gözlük takanlar, zaman zaman gözlügünüzü bir kenara koyun, ve güzlüksüz durun, gözünüz veya kafaniz agriyorsa, bilinki damarlara baski yapmiş gözlük, ve kanve oksijen göze ve kafaya iyi gitmeyince oksijensiz ve kansiz kalan organ, sana sinyal veriyor, bana yeterince oksijen ve kan gelmiyor diye , sen amma anlayipda gözlügü cikarip, o burnuna baski yaptigi yeri kurtarmak yerine, aspirin, derman gripin gibi ilac yutuyorsan, vücut dilinden anlamayan ahmak insansin.

amman dikkat bu husus önemli.


Rabbim askerlerimi dogruyu bilip dogruya tapanlardan eylesin, yalan ve hileli olanlarida, farkedenlerden eylesin.
ve burda diger vaaza atif ypiyoz : Allah dogrudurda, egri işleri yapan kim o zaman, gündüz ve aydinlik Allah ise, gece kim o zaman.

---oOo---

أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 12 Ağustos 2016 Cuma

Original Kar © glan

Vekil ve Tevekkül Nedir?

(Kar©glanin 5 Ağustos 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَقَدْ جَاءكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ

Sadakallahul Aziym Tevbe Suresi 128. ve 129. ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lekad câekum resûlun min enfusikum azîz(azîzun), aleyhi mâ anittum harîsun aleykum bil mu’minîne raûfun rahîm.Fe in tevellev fe kul hasbiyallâh(hasbiyallâhu), lâ ilâhe illâ hûve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm.

Meali :

Andolsun ki; size, sizin içinizden azîz bir Resûl geldi. sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size karşı (Müminlere çok düşkün) onları kolaçan eden, yüksek şahsiyetli bir Anne gibidir.
Eğer bundan sonra haala senden yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın Rabbidir (Gök kubbenin Rabbidir).”

Sadakallahul Aziym Tevbe Suresi 128. ve 129. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ قُلْ أَفَرَأَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ إِنْ أَرَادَنِيَ اللَّهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّهِ أَوْ أَرَادَنِي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهِ قُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ

(Sadakallahul Aziym Zümer suresi 38. ayet )

Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda le yekûlunnallâh(yekûlunnallâhu), kul e fe raeytum mâ ted’ûne min dûnillâhi in erâdeniyallâhu bi durrin hel hunne kâşifâtu durrihi ev erâdenî bi rahmetin hel hunne mumsikâtu rahmetihi, kul hasbiyallâh(hasbiyallâhu), aleyhi yetevekkelul mutevekkılûn.

Meali:

Ve eğer gerçekten onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorarsan, mutlaka: “Allah” derler. De ki: “Allah’tan başka taptıklarınızı gördünüz mü? Eğer Allah bana bir zarar dileseydi, O’nun zararını onlar giderebilir mi? Veya bana bir rahmet dileseydi, O'nun rahmetini tutabilirler mi (engelleyebilirler mi)?” De ki: “Allah bana yeter! O na Tevekkül edenlerin, yalnız O dur vekili.”

(Sadakallahul Aziym Zümer suresi 38. ayet )

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِن يَنصُرْكُمُ اللّهُ فَلاَ غَالِبَ لَكُمْ وَإِن يَخْذُلْكُمْ فَمَن ذَا الَّذِي يَنصُرُكُم مِّن بَعْدِهِ وَعَلَى اللّهِ فَلْيَتَوَكِّلِ الْمُؤْمِنُونَ

İn yansurkumullâhu fe lâ gâlibe lekum, ve in yahzulkum fe men zellezî yansurukum min ba’dihi, ve alâllâhi felyetevekkelil mu’minûn

(Sadakallahul Aziym Alimran suresi 160. ayet )

Meali :

Eğer Allah size yardım ederse, o zaman sizi yenecek yoktur. Ve eğer sizi yardımsız (yüz üstü) bırakırsa, ondan sonra size kim yardım eder. Öyleyse mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler (Allah’a güvensinler).

(Sadakallahul Aziym Alimran suresi 160. ayet )

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kuvvetli mü'min, Allah Katında zayıf mü'minden daha hayırlı, (daha üstün) ve daha sevimlidir. (Bununla beraber) her ikisinde de hayır vardır. Sana yararlı olan şeyi elde etmeye çalış. Allah'dan yardım dile ve asla acz gösterme. Başına birşey gelirse, ''Eğer (keşke) şöyle yapsaydım, şöyle olurdu!'' diye hayıflanıp durma. ''Allah'ın takdiri bu. O, ne dilerse yapar.'' de. Çünkü "eğer (keşke)" kelimesi, şeytanı memnun edecek işlerin kapısını açar."

( Hadis-i Şerif , Müslim, Kader 34)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme

ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve

alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ غَرَّ هَؤُلاء دِينُهُمْ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ فَإِنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ


İz yekûlul munâfikûne vellezîne fî kulûbihim maradun garra hâulâi dînuhum, ve men yetevekkel alâllâhi fe innallâhe azîzun hakîm.

(Sadakallahul Aziym ENFAL Suresi 49. ayet)

Meali :


Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler şöyle diyorlardı: “Bunları, kendilerinin dîni aldattı.” Ve kim Allah’a tevekkül ederse o taktirde Allah, muhakkak ki Azîz (en üstün) ve Hakîm’dir (hüküm sahibi).

(Sadakallahul Aziym ENFAL Suresi 49. ayet)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Birşey istediğin zaman yalnız Allah'tan iste. Yardım dilediğin zaman Allah'tan dile. Şunu iyi bil ki bütün yaratılmışlar elbirliği ile sana bir menfaat bahşetmek isteseler, Allah'ın sana yazdığından daha fazlasını bağışlayamazlar. Yine yaratılmışların tümü elbirliği ile sana bir zarar vermek isteseler, Allah'ın sana takdir ettiğinden fazlasını yapamazlar."

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Sünen, fi sıfati'l-Kıyame, 60)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُل لَّن يُصِيبَنَا إِلاَّ مَا كَتَبَ اللّهُ لَنَا هُوَ مَوْلاَنَا وَعَلَى اللّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

Kul len yusîbenâ illâ mâ keteballâhu lenâ, huve mevlânâ, ve alâllâhi felyetevekkelil mu’minûn.

(Sadakallahul Aziym TEVBE-51. ayet)

Meali :

De ki: “Allah’ın bize yazdığı şeyden başkası, bize asla isabet etmez. O, bizim Mevlâ’mızdır.” Ve artık mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler.

(Sadakallahul Aziym TEVBE-51. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالُوا يَا مُوسَى إِنَّ فِيهَا قَوْمًا جَبَّارِينَ وَإِنَّا لَن نَّدْخُلَهَا حَتَّىَ يَخْرُجُواْ مِنْهَا فَإِن يَخْرُجُواْ مِنْهَا فَإِنَّا دَاخِلُونَ

قَالَ رَجُلاَنِ مِنَ الَّذِينَ يَخَافُونَ أَنْعَمَ اللّهُ عَلَيْهِمَا ادْخُلُواْ عَلَيْهِمُ الْبَابَ فَإِذَا دَخَلْتُمُوهُ فَإِنَّكُمْ غَالِبُونَ وَعَلَى اللّهِ فَتَوَكَّلُواْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

قَالُواْ يَا مُوسَى إِنَّا لَن نَّدْخُلَهَا أَبَدًا مَّا دَامُواْ فِيهَا فَاذْهَبْ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلا إِنَّا هَاهُنَا قَاعِدُونَ

قَالَ رَبِّ إِنِّي لا أَمْلِكُ إِلاَّ نَفْسِي وَأَخِي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِقِينَ

Kâlû yâ mûsâ inne fîhâ kavmen cebbârîn(cebbârîne), ve innâ len nedhulehâ hattâ yahrucû minhâ, fe in yahrucû minhâ fe innâ dâhılûn:

Kâle raculâni minellezîne yehâfûne en’amallâhu aleyhim edhulû aleyhimul bâb(bâbe), fe izâ dehaltumûhu fe innekum gâlibûne ve alâllâhi fe tevekkelû in kuntum mu’minîn:

Kâlû yâ mûsâ innâ len nedhulehâ ebeden mâ dâmû fîhâ fezheb ente ve rabbuke fe kâtilâ innâ hâhunâ kâıdû

Kâle rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ahî fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn:

(Sadakallahul Aziym MÂİDE Suresi 22.23.24.25. ayetler)

Meali :

Dediler ki, “Ey Mûsâ! Şüphesiz orada zorba bir kavim var. Muhakkak ki biz, onlar oradan çıkıncaya kadar asla oraya girmeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, o zaman elbette biz oraya gireriz.”
Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Eğer mü’minler iseniz, yalnızca Allah’a tevekkül edin.”
Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız.”
(Hz. Mûsa) Dedi ki; “Ey Rabb’im! Muhakkak ki ben, kendimden ve kardeşimden başkasına sahip değilim. Artık fâsık kavimle bizim aramızı ayır.”

(Sadakallahul Aziym MÂİDE Suresi 22.23.24.25. ayetler)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ey Ebû Hureyre! Allah'tan başka hiçbir şeye ümit bağlama. Allah'a tevekkül eyle. Bir arzun varsa Allah Teâlâ Hazretleri'nden iste. Allah-ü Teâlâ'nın âdet-i ilâhiyyesi (işi, kânunu) şöyledir ki; herşeyi bir sebep altında yaratır. Bir iş için sebebine yapışmak ve sonra Allah Teâlâ'nın yaratmasını beklemek lâzımdır. Tevekkül de bundan ibârettir."

(Hadis-i şerif-Ey Oğul İlmihali,)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

"Mümin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır ! Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum sadece mümine hastır, başkasına değil : Ona memnun olacağı birsey gelse şükreder, bu ise hayırdır: bir zarar gelse sabreder bu da hayırdır."

(Hadis-i şerif-,Suheyb Ibnu Sinan r.a. kutub-ı sıtte, 2. Cilt , Sf. 208 )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

"Üzülme, Allah bizimledir."

(Bera Ibnu'l Azib r.a. Kütüb-i Sitte, 16. cilt, Sf. 200)

işde bizim "Zikri Raşidi" Zikrimizdeki 4 ayri degişik haldeki Allah tevekkül etme sebebimiz burdaki ayetler ve hadisler aciklamakda
1. hasbünallahi ve nimel vekil
2. hasbiyallah
3. hasbiyallahu tevekkeltü Alallah
4. Hasbiyallâhu, lâ ilâhe illâ hûve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm.

birinci zikrimiz "hasbünallahi ve nimel vekil" ve "Bütün nimetlerimin ve işlerimin vekiili Allahdir."
ikinci : "hasbiyallah" " Allah bana yeter."
ücüncü ise Zümer suresi 38. ayet te rabbimiz buyuruyorki " De ki: “Allah bana yeter! O na Tevekkül edenlerin, yalnız O dur vekili.” yani sadece hasibyallah demekle kalma, birde bütün işlerini ona birakanlarin vekilidir o, yani o yüzden hasbiyallah dedikden sonrada sonuna Tevekkeltü Alallah demek lazimmiş, o yüzden bizde bu iki zikri birleştitirip işde diyoruzki "hasbiyallahu tevekkeltü Alallah"

dördüncü : bunuda yine Tevbe Suresi 129. ayetten aldik "Fe in tevellev fe kul hasbiyallâh(hasbiyallâhu), lâ ilâhe illâ hûve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm.

yine bizim "Uzaklaştirma Duamiz"da da kaynak olarak MÂİDE Suresi 25. ayetteki "Kâle rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ahî fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn." bölümünü aldik ve onun üstüne bütün duayi bina ettik.
yani bizim "Zikri Raşidi" Evradimizda öyle kicimizdan uydurma bir duamiz yok, hepsi bir ayete veya hadise dayanmaktadir.

---oOo---

Vekil ve vekalet bahsine gelince vekalet iki türlüdür : yani hani adam notere gider ve "falanci arazimi satmak için, falanci kimseyi vekil tayin ettim" diye noterden sözleşme imzalar veya "falanci avukati falanci işlerimi, benim yerime yapabilmekde, vekil tayin ettim" der sözleşme yapar.
Allah Hz. Ademi Yaratti ve onu dünya indirip Dünyadaki işleri "Allah adina" yapmakla sorumlu, dünyayi imar ve mamur etmekle sorumlu vekil tayin etti. ve her yapilan iş Allahin bir isminin tecelliyatgahidir, öyle olunca Allahin "rahman" ismini dünyada coluk cocuk sahibi olup "baba" olarak yerine getirmekde, yine "rahim" ismini anne olup yerine getirmekde, yine "rezzak" ismini birilerini yedirip icirip giydirmekle yerine getirmekde,.... diger bütün fiillerdede aynen Allah in bir ismi tecelli ettirilmektedir. öyle olunca, bizler, Allahin yeryüzünü imar ettirdigi halifeleriz, amma kimin gücü ile, Allahin gücü ile, Allahin adina yapmakdayiz ve öyle olunca, bunun ikinci tarafi ise "bu işi yapan ben degilim, Allahdir, bütün bunlari yapan Allahdir." diyebilmek için işde, Allaha tevekkül etmek lazimmiş, cünkü "Rahmanlik" Allahin bir ismi bir sifati olunca, ben baba olup rahmanlik yapinca, rahman ve baba gibi olan ben degil " Rahman olan Allahdir" diyebilmek felsefesini bize ögretiyor ve rabbim diyorki işde, bizim zikrimizdede yer alan ve zikrimiz " hasbünallahi ve nimel vekil" ve "Bütün nimetlerimin ve işlerimin vekiili Allahdir." dyebilme felsefesi, yine Allah, ikinci ve ücüncü zikrimizdeki Zümer suresi 38. ayet te rabbimiz buyuruyorki " De ki: “Allah bana yeter! O na Tevekkül edenlerin, yalnız O dur vekili.” yani sadece hasbiyallah demekle kalma, birde bütün işlerini ona birakanlarin vekilidir o, yani o yüzden hasbiyallah dedikden sonrada sonuna "Tevekkeltü Alallah" demek lazimmiş, o yüzden bizde bu iki zikri birleştirip işde diyoruzki "hasbiyallahu tevekkeltü Alallah" yani işde bütün işlerini Allaha birakan birisi yanilipda, yani "Fail benin" deyipde şeytanlaşmamak llazim geldigi, ve bu yüzden "hasbiyallah" demek gerekliligi ile işleri en güzel yapan, Allah a ve Allahin isimlerine birakmak ile, işde onu vekil tayin etmekle, işi ehline birakmiş olur, ve Allah gelir, ve senin her işinde sana yardimci olacak bir isimini tecelli ettirip, yine dünyanin imarinda seni halife (yani vekil , onun yerine onun işlerini yapan) olarak birisi bir fail bir mümessil oarak kullanir, amma sen eger "ben yaptim, ben kazandim, ben dövdüm, ben sövdüm" dersen, nitekim Allah böyle bir yanlişa düşmemiz gerektigini, Hz. Davud a yaptigi şu uyarisi ile bizleride uyarip ne yapmamiz gerektigini örnek gösterip de ögretiyor.

فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَكِنَّ اللّهَ قَتَلَهُمْ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللّهَ رَمَى وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلاء حَسَناً إِنَّ اللّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Fe lem taktulûhum ve lâkinnallâhe katelehum, ve mâ rameyte iz rameyte ve lâkinnallâhe ramâ, ve li yubliyel mu’minîne minhu belâen hasenâ(hasenen), innallâhe semîun alîm.

Meali :

Onları siz öldürmediniz ama onları Allah öldürdü. Ve attığın zaman da sen atmadın ama Allah attı. Ve Allah, mü’minleri Kendisinden ahsen belâ ile imtihan eder. Muhakkak ki Allah, işitendir ve bilendir.

Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 17. ayet

---oOo---

ARABi AYLAR:

Hicrî senenin on iki ayı. Hicrî takvimde kullanılan Arabî ayların adları sırasıyla şunlardır: 1. Muharrem, 2. Safer, 3. Rebî'ul-evvel, 4. Rebî'ul-âhir, 5. Cemâzil-evvel, 6. Cemâzil-âhir, 7. Receb, 8. Şa'bân, 9. Ramazan, 10. Şevvâl , 11. Zilka'de, 12. Zilhicce.

ve gecen pazar gecesi sat 03:30 sirasinda hilali, ters durdgu halde, yani bitiriş halindeki açısı ile, en ince son hali ile gördüm, ve pazartesi bizde hava yagmurlu ve bulutlu idi, ve o gecede görülmedi, ve ondan sonrada bir daha görmedim, yani öyle olunca pazartesi ictima ise, o zaman demek olurki sali "zilkade" nin biri demek olur, ve bugün cuma ve Zilkade 4 demekdir, burdan herkesi uyariyon, o takvimlerde ise ictima sali günü gösteriyor, o yanlişdir ictima pazartesi gecesiydi, ve bir gün yine hesap yanliş, yine şeytan herkesi kandirip günah işletmeye niyet etmiş, ve kurban bayraminida elinizden calacak yani, o yüzden uynik olun kurban bayrami bu hesap ile bir gün önce olcak. daha son 10 güne girmedik, ve son 10 güne girince yine haber ederiz inşallah. yani zilkade veya zül kade demek, hani vardir ya bir deyim bizde, yani bir hata yapinca bunu zül addederim denir ya, yani bunu hata sayarim demekdir, ve bu hicri takvim ile senenin 11. ayi olunca miladi takvim ile burc takvimine göre ise, yay burcu demek olur. yani hani cocuk yapmayacakdir amma hataen yapilmiş bir cocuk olur ya yani.
adam gelmiş elli yaşina cocuk yapmayacak, amma dikkatsizlik yüzünden hanimini hamile birakir, ve kadinda hamilelik yaşini gecmeisne ragman hamile kalir, yahut korunmya ragman hamile kalan kadinlarin dogurdugu cocuklar gibi bir hata veya zina hatasi ile dogan cocuk gibi cocuklar, ve yolun sonu, yani sondan bir önce, o yüzden işde "ZÜLKADE" ismi ekek cocuk için "ZiLKADE" ismi ise esre ile kiz cocuk için konabilcek isim ler ve ve böyle bir hata ile dogacak, en az 10 cocuga bu sene bu mevsimde bugünlerde dogacak cocuklara oglan ise zülkade ismi kiz ise zilkade ismi koyun lütfen. züll hata cocugu koyun. ve karanlglin başi yani kiş mevsimin başi demekdir, yani öyle olunca yani başlangicda böyle bir cocuk hata eder, ve hemen ardindan tövbe eder, aynen adem ile havva gibi, yani günahindan dönen kimse, yani önce bir yanliş yapar amma, sonra özür dilerim diyen birileri gibi, yani nefsin katmanlarindan "levvame nefis" ile dogar. yani hatasindan dönen nefis ile dogarlar amma bunu koruyabiulirse, bir sinif önde başlar yarişa, yani hani lankird oynarken, iyi oanayan, kötü oynayana yanin acemiye avantaj verir, ve derki hadi sen bir sifir veya 5:0 önde başla ve beni yenbeilirsen yen der ya, öyle birşey yani nefsi emmareden degilde, "nefsi levvameden" başlar yarişa, iyi degerlendirirse ömrünü, eller dah gerideyken, yarişi bitirip kazanir .

ve ondan sonraki burc ise oglak burcu ve zilhice senenin son ayi, ve onda başlayan ise güclü kimseler yani jüpiter yani baba gezegen, en baba gezgen, yani büyük agabey gezegen, yani agabeylik avantaji, yani o ise yarişa bir sifir yenik başlayan kimseler gibidir. ve yani "nefsi emmare bissüi" ile başlar yani kabadayi agabey dedik ya, yani hani mafya filmi baba filmi varya, yani mafya babasi gibi baba, yani dövdügü dövdük, sövdügü sövdük, ve ardindan özür bile dilemeyen, birde agzinin ortasina bir yumurk daha atan bir halde, yani "nefsi emmare bissüi" yani kötülükden lezzet ve tad alan nefis bir geri nefisyani eksi bir den başlar. cünkü büyük gezegen, onun bir adimi digerlerininin on adimina bedel, o yüzden, o bir geriden başlar, ve jüpiter geridedir, ve ölyle olunca, işde zilhicce de doganlarda oglak burcu kimselerdir. ve hicri oglak da dogacak on cocuguda yine "zilhicce" esre ile zil ile kiz cocuklalrina isim veriniz, ve "zül hicce" ötre ile oglan cocuklarina isim koyun lütfen. ani yine hataen olcak cocuklar, yani hata mevsimi kara kiş demek artik gecenin uzadigi hastaligin belanin arttigi, zulumetin koyulaştigi mevsim, ve zaman demek olur. yani züll zamani yani, amma bu züll namazlari savsaklamaya başlamak ile olur, amma bilmeden veya zamanin yetmemesi yüzünden namazlari kacirmakla başlar, ve sonra diger günahlara ve kirlerede bulanmakla devam eden, ve karanliga, dibe vurdugu zamana dogru gidiyoz artik. ve bu sene işde agustosun ikisinda zulumet vaktine girimiş olduk. nasil olur demeyin, işde jello veya jeifer lopezin burcu meşhuddur, o aslan burcu olmasina ragmen oglakdir dememiz bu hasbiyle yani, o güneş takviminde her ne kadar temmuz agustosda dogsada, işde hicri takvimde ayni bu senede oldugu gibi, yani hicri takvimdeki zilkade, miladi takvimndeki kasim ayina tevafuk eder, ve öyle olunca agustos gibi günlerin uzun oldugu vakitte nasil olurda zulumet zamani olur demeyin, cünkü bizdeki temmuz agustos, karşi yarim kürede işde kasim ve aralik ayi demek olur, ve karanlik ve kiş vakti demek olur, yani meşhud burc onun yildizi karşi yarim kürede dogmuş demek olur, yani aynen bu seneki zilkade gibi, ve bugün dördü olmasin a ragmen, zilkadenin hilali bizim yarimkürede gözükmedi, ve gözükmüyor, ve yani karanlik yarim küreden görüldü hehalde yani meşhud burcda dogan cocuklar demek olur bu dahi.
ve biz işde bu burclari kolay hesap edebilmeniz için bir tabela yaptik ve aylarin ve burcalrin ismlerini karşilikli olarak yazdik, indirn ve lazim olunca kullaniniz.

[attachment=38455]

Astrolojide Burçlar ve Tarihleri

Koç Burcu : 21 Mart - 20 Nisan
Boğa Burcu : 21 Nisan - 21 Mayıs
İkizler Burcu : 22 Mayıs - 22 Haziran
Yengeç Burcu : 23 Haziran - 22 Temmuz
Aslan Burcu : 23 Temmuz - 22 Ağustos
Başak Burcu : 23 Ağustos - 22 Eylül
Terazi Burcu : 23 Eylül - 22 Ekim
Akrep Burcu : 23 Ekim - 21 Kasım
Yay Burcu : 22 Kasım - 21 Aralık
Oğlak Burcu : 22 Aralık - 21 Ocak
Kova Burcu : 22 Ocak - 19 Şubat
Balık Burcu : 20 Şubat - 20 Mart

---oOo---

KAPLAMA MESH VE YAPILMA SEBEBi

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاةِ فاغْسِلُواْ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ وَإِن كُنتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُواْ وَإِن كُنتُم مَّرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاء أَحَدٌ مَّنكُم مِّنَ الْغَائِطِ أَوْ لاَمَسْتُمُ النِّسَاء فَلَمْ تَجِدُواْ مَاء فَتَيَمَّمُواْ صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُواْ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُم مِّنْهُ مَا يُرِيدُ اللّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُم مِّنْ حَرَجٍ وَلَكِن يُرِيدُ لِيُطَهَّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ kumtum ilâs salâti fagsilû vucûhekum ve eydiyekum ilâl merâfikı vemsehû bi ruusikum ve erculekum ilâl ka’beyn(ka’beyni) ve in kuntum cunuben fattahherû ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâitı ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum minhu, mâ yurîdullâhu li yec’ale aleykum min haracin ve lâkin yurîdu li yutahhirakum ve li yutimme ni’metehu aleykum leallekum teşkurûn.

Sadakallahul Aziym MAİDE Suresi 6. ayet

Meali :

Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.

Sadakallahul Aziym MAİDE Suresi 6. ayet

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Abdest’te başa kaplama mesh yapılan vücûda Allahü Teâlâ Cehennemi haram kılar.

( Hadis-i Şerif )

Amr İbn Yahya eî-Mâzim'nin babasından rivayet ettiğine göre bir adam Abdullah İbn Zeyd'e -yani Amr İbn Yahya'nın dedesine- "Bana Resûlullah'm nasıl abdest aldığını gösterebilir misin?" diye sordu. Abdullah İbn Zeyd "Evet" dedi ve (abdest aîmak İçin) su istedi. Eline su dökerek iki kere yıkadı. Sonra üç kere ağzını çalkaladı ve burnuna su verdi. Sonra yüzü­nü üç kere yıkadı, sonra kollarını dirseklere kadar ikişer ikişer yıkadı. Sonra ba­şını iki eliyle mesnetti. Ellerini bir öne bir arkaya götürdü. Şöyle ki: Başının ön kısmından başlayarak ensesine kadar götürdü, sonra başladığı yere getirdi. Son­ra ayaklarını yıkadı.

ve duamizdaki "Rahman suresi" nden bazi ayetlere gelince, önce tekrar eden nakarati aciklayalim yani

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.

RAHMAN Suresi 13. ayet

Meali :

Öyleyse, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

RAHMAN Suresi 13. ayet

Tefekkür edelim biraz : dünyada ari diye bir hayvan ve nimet olmasaydi diye farzedelim, ve insanoglu ve bilim adamlari, bir tane böyle ucak icad ettiler, ve cicek cicek ucup bal topliyacak diye düşünelim. ve öyle bir ucak olsaydi, ki insaoglu bir kavonoz bal toplamak için böyle kilometrelerce ucacak ucagin benzinini karşilayamazdi degilmi? öyleyse bunlar gibi binlerce örnek ve nimeti bize hasreden rabbimizin hangi nimetlerini yalanlayabiliriz. demiyormiki Allah : "size yerdekileride göktekileride musahhar kildik" yani emrinize verdik.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلَمْ تَرَوْا أَنَّ اللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَأَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةً وَمِنَ النَّاسِ مَن يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُّنِيرٍ

E lem terav ennallâhe sahhara lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı ve esbega aleykum niamehu zâhiraten ve bâtıneten, ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve lâ huden ve lâ kitâbin munîr.

LOKMAN Suresi 20. ayet

Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır.

LOKMAN Suresi 20. ayet

Gafleten kurtulmak için Sabah namazinin sünneti ile farzi arasinda şu dua okunur:
"Ya hayyu ,ya kayyum, Ya zel celali vel ikram, eselüke en tuhyiye kalbi, binuri marifetike ebeden, ya Allah, ya Allah, ya Allah, Ya bediussemavati vel ardz."

Rabbim , cemaatime ve askerlerime, gafletten uzak olarak, rabbimize taat ve zikretmeyi ve zikir evradimiza devam etmeyi nasip ve müyesser kilsin.

---oOo---

أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 5 Ağustos 2016 Cuma

Original Kar © glan

Letafet ve Metanet - incelik ve Sertlik

(Kar©glanin 28 Temmuz 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَا شَاء اللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

mâ şâallâhu lâ kuvvete illâ billâh

Meali:

1 ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’
2 Allah, neyi dilerse o olur, kuvvet, ancak Allah'ındır

(Sadakallahul Aziym Kehf suresi 39 .Ayetten pasaj)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ أَن تَضِلُّو

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yubeyyinullâhu lekum en tadıllû

Meali:

şaşırmayasınız diye Allah sizlere bildiriyor.

(Sadakallahul Aziym Nisa suresi 176 dan pasaj)


---oOo---
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Emr-i bil mâruf ve nehy-i anil münker'i bırakan kişi, Kur'an'a ve bana inanmış olmaz. "

( Hadis-i Şerif , Râmûz:69/8 )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

Sadakanın faziletçe en üstünü Müslüman bir kimsenin ilim öğrenip onu Müslüman kardeşine öğretmesidir.

( Hadis-i Şerif , İbn-i Mâce C. 1 S. 98 )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

"İlimden bir mes'ele öğrendiğin zaman, o senin için kabul olunmuş bin rek'at nâfile namaz kılmandan hayırlıdır. Bunu, insanlara öğrettiğinde, amel edilsin veya edilmesin, yine senin için kabul olunmuş bin rek'at nâfile namaz kılmandan hayırlıdır."

( Hadis-i Şerif , Râmûz: 39/8 )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Kim hidâyete dâvet ederse o hidâyete tâbî olanların ecirleri kadar kendisine sevap yazılır. Onların ecirlerinden de bir şey eksilmez

( Hadis-i Şerif , Muhtarul Ehadis 167 )

Öyleyse Mehdi aleyhisselam ve onun askerleri hidayete cagiricilardir, yani dogru yolun cagirici tellallaridirlar, öyle olunca, onlara uymak, müminlerin üzerine vecibedir.

Kuran-ı Kerim’de “Ha-Mim” ile başlayan 7 sure vardır. Bu sureler: Mü’min (Gafir) Suresi, Fussilet Suresi, Şura Suresi, Zuhruf Suresi, Duhan Suresi, Casiye Suresi, Ahkaf Suresi. Bu sureleri okumanın fazileti hakkında bazı hadisi şerifler:

Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Ha-mim ile başlayan sureler Cennet bahçelerinden bir bahçedir.” (Suyutî, Câmi’ussağir, 3/422, no.3852)
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kuran-ın Ha-Mim ile başlayan sureleri yedidir. Cehennemin kapıları da yedidir. Her Ha-Mim,gelip cehennemin bir kapısına durur ve: ‘Ya Rabbi! bana inanıp iman etmiş ve beni okumuş, okumaya devam etmiş olan bu kulunu, (cehennemin) bu kapısından içeri sokma‘ diye yalvarır durur.” (Suyutî, Câmi’ussağir, 3/422, no.3853; Beyhakî, Şü’abül-İmân)
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her şeyin bir özü vardır. Kuran’ın özü ise, “Hâ-mîm’lerdir.”
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Cennetin yüce makamlarına yükselmeyi arzu eden kimse ‘Hâ-Mîm’leri okusun'”
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Eğer düşman ansızın saldırırsa, (onlardan korkmayın ve) ve şöyle deyin:” ‘Hâ-mîm. Lâ Yünsarûn’ (Tirmizi, Fedâilü’l-Kur’an, 1605)
Abdullah İbn Mesud (r.anh) Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) den buyurdu ki: “Hâ-Mîm’ler Kuran-ı Kerimin Süsüdür.”
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Hâ-Mîm’lerin hepsini birden okuyup, bir kap içindeki suya üflenerek içilmesinde maddi ve manevi hastalıklara şifa vardır.”

ve bu hadislerde gösterildigi üzre "Zikri Raşidi Evradi" mizdaki "Ha mim" lerin faziletide böylece belli olmuş ola, ve okumakda şüphe göstermeyelim lütfen.

ve işde bu ha mimler hakkindaki bizim yorumumuz ise, semada üstümüzde 7 Tane Derya vardir.
ve bunlar hakkinda Rabbimiz Buyuruyorki:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا مَّا تَرَى فِي خَلْقِ الرَّحْمَنِ مِن تَفَاوُتٍ فَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرَى مِن فُطُورٍ
ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنقَلِبْ إِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِأً وَهُوَ حَسِيرٌ

Ellezî halaka seb'a semâvâtin tibâkâ(tibâkan), mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut(tefâvutin), ferciıl basara hel terâ min futûr.Summerciıl basara kerrateyni yenkalib lieykel basaru hâsien ve huve hasîr.

Meali:

O, yedi kat göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. bak ve bir kere daha bak! (defalarca bak) (siz geleceginize bakmiyormusunuz?" ma hel tera" der gibi yani) Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun? Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve bitkin hâlde sana dönecektir.

(Sadakallahul Aziym Mülk suresi 3. ve 4. Ayetler)

[attachment=38457]

Letafet ve Metanet Meselesi

Bu yedi deryayi bu yedi "Ha mim " temsil eder, ve biz birinci sema katindayiz, yani başlangic noktasi, ilk yildiz güneşimiz, yani sifirdan yoklukdan sonra ilk varolan, ve 1. yani bir ve birinci katman, ve öyle olunca işde hava oksijen ve hidrojenden teşkildir, ve onun icinde elbette iyi veya zehirli gazlarda mevcuttur, ancak ilk yaratilma, ve oksijen ve hidrojen böyle olunca, onlarin yogunlugu yani elektron harketlerindeki hiz ve yan yana duruş araliklari, onlarin havadan yani gaz formundan sivi forma gecmesi demekdir, nitekim yogun oksijen sivi oksijendir, ve misalen kaynak tüplerine doldurulur, sonra daha SIK ve yogun ve hizli hareketleri demek, işde demir gibi kati madde halini almasi demek oluyor. yani şeytannin maddesi olan demirde, muhammedden bir parcadan başka şey degil,cünkü ilk madde 1 numarali madde yani ilk hidrojen güneşimiz yani iki cihanin habibinin parcasindan başka birşey degil, sadece ondaki hali,cok yogun olmalari, yani elektronlari cok hizli hareket ediyor olmalari, ve daha SIK halde bulunmalari ile demiri oluşturmuş vaziyette. ve ve semdaki "ha mim" lerin yogunlugu hakkinda bilgimiz yok, yani yer demir gök bakir deniyor ya, hani öyle olunca eger bir katmana gelince, yogunluk eger bakir derecesina varirsa, o zaman, o katman bakir gibi sertlikde olur, gecilmez bir vaziyet almiş haldedir. biz ise onun derecelerini ancak, kurandaki bu 7 "ha mim" li sure ile bilebiliriz. ve bu surelerde anlatilan peygamber hazeratlarinin ve ümmetlerinin katmanlari, o gökteki, o semadaki katmandadir, ve öyle olunca nefsin önünde, Allahi görmeyi engelleyen, 70 bin perde varmiş, yani 70 bin katli bir sema merdiveni yani, ve yogunluklari herbirinin farkli. ve cennet tasvirinde deniyorki : huriler nar tanesi gibi ici görünen varliklar, ve öyle ki oradaki bedenler, öyle latifki, inceki,ataom elektronlari öyle seyrelmişki, bakinca ici görülebiliyor. hem yogun vaziyette ki bir beden oluşturmuş, hemde ici gözükcek seyreklikteki bir maddeden oluşmuşlar, yani kafa almiyor degilmi yani, hem yogun olcak, hemde seyrek olcak, bu da ne ? tezatlarin buluştugu bir katman yani, kacinci "ha mim" acaba ?

Kicimizdan uydurmuyoz azizim bak dünyadaki örnegine bak

[attachment=38456]

Karanlik maddede böyle birşey, yani yogunlugu hem cok olcak, hemde trnsparan gibi yani icinden gecilcek kadar hafif olcak, ve buna biz karanlik diyoruz degilmi, yani cennetin ziddi, yani o saydam baligin ziddi gibi birşeye karanlik diyoruz, "schwarze matereria" .

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ

vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard(arda), ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huvel aliyyul azîm

O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. O na eller uzanmaz o (Kürsi) , herşeyi bilen Allah tarafindan korunmuş vaziyettedir.
(Sadakallahul Aziym Bakara suresi 255.Ayetten pasaj - Ayetel kürsi diye bilinen surenin bölümü)

bizim bulundugmuz semada ki en uzak noktayi hesap ile keşfeden Kelvin, diyorki : orasi -272° yani donmuş vaziyette diyor. ondan ötesi sivi ve buz hali, daha sonra kati ve madde hali geliyor yani, ve en son Allahu alem karanlik ve gecilmez bir madde halinde, yani demir karanligin yogun hali, öyle olunca demir katmanina gelince, işde orda ki sema kati, kati ve delinip gecilmez bir "ha mim" deryasi var demek olur, yani "ona eller ulaşmaz" diyor ya rabbim. "yeda" demek iki el demekdir, " vela yeuduhu" demek : "ona eller uzanmaz" demekdir, yani önünde demirden duvar varsa, sen ona nasil uzanabilcen, bu bizim tasvirimiz, gercegini Allah daha iyi bilir, zaten suredede öyle diyor, ayetel kürside "herşeyi bilen allahdir" diyor, yani biz ancak tefekkür edebiliriz, mahiyetini Allah daha iyi bilir.

Hz. Ayşe annemiz bir gün kadinlarla sohbetinde anlatirki:

Ben Muhammedi kucaklayinca, ellerim kendime boş dönüyor der, kadinlar inanmazlar.
Ayşe annemiz size bunu ispat edecegim der, ve kadinlari cagirir, ve mescide acilan kapinin ortasina uzun saclari birleştirip baglar, ve peygamberimizi cagirir iceri , peygamberimiz gelir, kapidan gecer, ve Ayşe annemiz mahsuscukdan birşey sorar, ve cevap veririr vegeri döner peygamberimiz, ve Hz.Ayşe kadinlari cagirir, bakin sac yerinde duruyor der. sac yerinde bagli duruyordur, yani peygamerimiz o kadar latif olmuşki işde duvardan kapidan bacadan gecebilcek letafette, arapcadaki peltek se yani üc nokta safiyetini ulaşmişdir, zaten yukardaki anlattigimiz "ha mim" lerin yetmişinci basamiginda en sart olan madde varsa, ve o derya, yani sema kati onunla dolu ise, işde oradan gecebilmek, ancak böyle bir safiyetle olur, yoksa ordan matkap ile bilmem füze ile tank ile onu delmek ile olmaz, olamaz, yani temsili misal ile "oraya bicak götürende, cennettekileri bicaklayan" yahut "tank top götürende, cenneti bombalayan, yahut füze firlatanda, cenneti yok eden" diyen ancak ahmakdir. yani semamizin bize bakan yüzü, bu görünen bütün yildizlari kaplayan yere kadar, yani düşünün genişligini, burasi birinci sema ise, o zaman birinci katman, yedi tabakanin birincisi ise, sen düşün bakir katmanina gelince, sonra demir katmanina gelince nasildir. ne kadar genişdir, yani işde hidrojenin ve oksijheinin yogunlugu onun SIK halde bulunmalari, ve atomlarin etrafindeki elektronlarin HIZLARI, onun sertligini, yani metanetini ortaya koyuyor. demir deki elektronlar COK SIK vaziyette, ve birde deniyorki : şeytan aleyhillane bir saniyede dünyanin etrafini 24 defa dönebilcek bir HIZDA imiş, öyle olunca demirdeki elektronlarin hizi saniyde 24 tur atiyor demekdir, ve böyle olunca işde onun sertligini meydana getiriyor. yani metanet odur, dik durabilmek, egilmemek, yikilmamak, birinin yakini ölünce, o yüzden metanet dilenir, yani yikilma dik dur denilir. halbuki en kararli element metanetli element demirdir, yani şeytanin maddesi, taa evvelli ervahda secde etmeyecegini söyledi, haala etmiyor, ve kararli kararindan dönmüyor, ve egilmiyor, yani kararli element, kaypak element degil, ve böyle olunca, en metanetli dik duran elemenlerden birisi demirdir, letafet ise, naiflik incelik yani, hani hayalet casper varya, duvardan gecebiliyor, işde insan cakralarini caliştirip da enerji bedeni kazaninca aynen ispirto gibi ucucu bir bedene sahip olur, ve buna ulaşmak için nakşebden tarikatinda 21 000 allah zikrinden başlayip, günde 100 000 Allah zikri cekene kadar devam eder, kimisi 30 binde, kimi ellide kimide 100 binde bu bedene erişir. ve ispirto gibi olmak, kovukdan delikden gecebilir demek, amma işde bunun cok üstünü olan bir derece kazanmak, aynen muhammedin, kapidan gecip, sac telinin kopmamasi gibi bir letafet ve incelik demek olur. ve cinler ve melekler latif varliklar, ve işde ruhda öyledir, ve insan ölünce melekler onun ruhunu hakka vasil etmek için alirlar, eger letafet kazandiysa nefsin erdiyse, o yukari katmanlardan gecebilcek safiyet ve letafet ermiş demekdir. ve yani demir denen, veya bakir denen maddeyi, öyle matkapla delipde degilde, ondan sanki, o bir süzgecmiş gibi, elektronlarinin ve atomlarinin arasindan süzülebilcek bir letefete ulaşmak ile cennete erebilir, yani cennet işde öyle latif varliklarin yeri ki, yani arapca peltek se, yani üc nokta halinde yani, ve nar tanesi gibi huriler diyari, yani letafet ve incelik ve safiyet o kadar ki, kemikleri gözükcek kadar latif varliklar diyari, yani sen o demir, bakir katmanina gelince, eger hayalet casper derecesine erdiysen, işde melekler alir seni, ondan bir süzgecden gecer gibi gecirip, cennete ulaştirirlar yoksa muhammed hakka dogru giderken, son kuruşuna kdar dagitmazdi, "al kizim fatma ve ali, bunu harcayin" derdi, yahut "hanimim ayşe, ben gidiyon, bunu harcayin" derdi. oysa ki o hic agirlik kalmayacak kadar yükünü hafifletti, ve dünyalik hic birşey birakmadi üstünde, ve öyle olunca "Raufurrahim" oldu.(Yani üstün bir anne olarak, Yani Fatma, HZ FATMA olduda geldi, Zeynep olduda geri geldi).

---oOo---
Hilalin gözetlenmsi Meselesi

Hocanin bir tanesi ramazan bayraminda hilain gözetlenmesi gerekmiyor bugün diyor, yani rasathaneler ne dediyse o dur, cünkü uzaydan gözetleniyor diyor,

DiKKAAAAAAAT

lan dangil hoca bu hiristiyanlar, güneş takvimi kullanyorlar, ve Alllah ise, bize zamani hesap edebilmemiz için kameri gösteriyor, ve peygamerde kameri göstermiş, hic güneşe bakan birisi, bugün agustosun 5 i, veya temmuzun 27 si diyebilirmi, güneşe bakinca hemen bilinebilcek bir gün tahmini yokdur, ve ilk takvimi kaybetircek bir durum olsa, hepden yanilgiya düşer insanlar, oysaki AY yani kamrre bakinca, kamer 14 günlük iki devre halinde seyreder ve, agzi bir yemaniye bakar vaziyette, birde şimale bakar vaziyette büyür ve kücülür, ve bununla eger büyüyorsa, dogdugu tarafda agzi şimale bakiyordur, ve ve hilalin kalinliginca, kameri ayin biri, ikisi, ücü,.. ve 14ü gibi gün sayisi alir. 14 ü dolunaydir, ondan sonra kamerin agzi bu sefer yemana dogru bakar dogdugu tarafda, ve böylece bu sefer dolunay halinden kücülmeye başlar, ve hilalin kalinliginca 14 ünden sonraki gün sayilarini alir, ve 28in de en son hilal görünür, ve birde ictima, yani kavuşma olur, ve ayin dogma saati ile batma saati bizde onun grünmesini engel oldugu için, dogar ve hemen batar ,ve biz bunda kavuşma, yani ictima gecesi onu görmeyiz, veya ayin adimlarina bakar, o seneki kameri kim temsil ediyor, ve ayak acikligi ne kadar, ve adimlari genişmi uzunmu atiyor, yoksa kisa kisami atiyor, ve uzun adim atan birisinin hedefine cabuk varmasi muhtemeldir degilmi. uzun adim atan birisi olunca kameri ay 29 cekmeyebilir, hatta 28in de ay tamam olur, ve 29 olmaz, 29 unda ilk hilal, ters tarafda yani batida gözüküverir, ve batida ise hilal ters tarafda durdugundan, agzi yine şimala bakar vaziytte olur, yani elini ay yap, tepede döndür, anlarsin dogudan batiya dogru battigini hesap et ve döndür, sebebini anlarsin, ve öyle olunca, ilk hilal 29 olunca ay 28 cekmiş olur. ve ay 30 a tamamlanmasi onun görülmemesi iledir. ve öyle astronomlar görmedi diye degil, ve mesele birde, hic bir yerde muhammedin ve müminlerin isimlerinden olan birisi dogmazsa, o ilk hilal gecesi hilal görülmez, ve ay meşhudda dogar, yani karanlik burcda dogar, ve yani kafir ve ve münafik ve mecusi,... bir cocuk dogmuş olabilir, öyle olunca ilk bebe bizim olmayinca, yani ramazanin hilai görülmediyse, daha baştan şeytan ve askerleri ramazani yani bütün savaşi ve AYI kazanmiş, müminler kaybetmiş demekdir. demekki dünyada öyle bir günah işletecekki bütün müminler işleyecek ve o gece ve mümin kalmayacak, herkes günahkar olunca, ilk hilalde onun olcak, karanlik hilal, yani ictima kavuşma, onun olcak demekdiryani cima eden o olcak demkdir, yani öyle bu hesap takvim hesabi, ne astronomlarin ne de teleskoplarin uzaydan gözetlemsiyle falan bilinmez yani, anladinmi gafil hoca.

---oOo---

Ahmetler ahmettendir tezinin devami

Bir insanin en az dört versionu var dünyada deniyor, halbuki insan işde gercekden kemailne erince, yani nefsini bilince, tohum verir, ve onun yeni versiyonlari yeniden dogmaya başlar. aynen elma agacinda onlarca elmanin ayni agacin elmalari olmasina ragmen hepsi ayri ayri olup, pazarda satilinca, biri ahmetin evine, biri mehmetin evine gider degilmi, öyle olunca, işde insanin döl vermeside böyle olur. Ahmet= muhammedin, ahmet oldugu kamil insan hali, onun ahmet olarak döl vermiş binlerce hali var, biri ankarada milletvekili ahmet, biri istnbulda aykabi boyacisi, birisi bilmem fransada kasap Ahmet, birisi bilmem amerikada benzinci Ahmet olabilir degilmi, amma elmalar ayri ayri fakat ayni dalin meyvasi olmasi ile, ayni elma özelligi gösterir, ve fakat yiyen insanlara göre, o elmayi amerikadaki ahmet yerse, benzinci ahmet olan elma olur, bilmem fransadaki ahmet yerse, kasap ahmet olur dönüşüm ile, ve hal böyle olunca, işde insanin nefisin erip döl verdiği kendini cogalttigi zaman. işde Ahmetler Ahmetten, mehmetler mehmetten muhmmedler muhammedden tezimizin gercekligi burada yatiyor. yani elmayi nereye dikersen dik, o suyunu güneşini vitaminini aldimi, orada elma özelligi gösteren elmelar meyvalar verir. yani özü bozulmadiysa ondan elma meyvalari dogar, öyle olunca, ahmet icinde böyledir, mehmeti icinde, hz ibrahim icinde, hz ebu bekir,hz fatma icnide böyle. ve hal böyle olunca, dünyada binlerce elmada olsa, o elmalar aslina rucu edince, ASIL olan muhammedse, muhammed dalinin, belki cocugunun, cocugunun, cocugunun, cocuugu olabilir amma, dal muhammedse, o meyva hep muhammed meyvasi verir, yani elmaysa elma armutsa armut. o dal ibrahim daliysa ibrahim meyvasi veriri taaaki özü bozulasiya kadar özü bizulmadikca nefsin erdikce kemal buldukca yeni muahmmad veya yani bir fatma veya yeni bir hz ibrahim olrak dogacakdir, belki meyva verdiği yer iyi degildir ve, o elmanin icine kurt girmiş olabilir amma, o onun safligindan temizliginden kandirilidigindandir, yoksa elmaya kurt girmiş olmasi elmanin elma olmasina engel degilidir. bu kadar derin felsefe bir numara agir oldu sizlere, hele bunu bir ögütün eritin hazmedin, bu konuya sonra devam ederiz.

---oOo---

Semadaki YILDZLAR

işde bizlerin bu bedenlerimizin haricinde, birde enrji boyutu olan birde enerji topagimiz, yildizimiz vardir, ve o yildiz halini, doguda isek dogudakiler yatinca, batidakiler uyaniksa batidakilerin üstüne dogar, ve onlar görür. yok batidakiler uyuyursa, bu seferde dogudakilerin üzerine dogup, dogudakiler o enerji topagimizi görürler. ve taaaki biz dinlenmek için uyuyana kadar. biz uyuyunca enerji topagimizda görünmez olur, bunun bir aciklamasinida şöyle yapacagiz : evdeki lambalarin cogunun, acma kapama dügmesi, hemen kapinin yaninda olmasina ragmen, o işik veren ampul ise, tavandadir. yani onun dügmesinin kapinin yaninda olmasi onun tavandan bize işik vermesine engel degildir. yani insanin ayaklari her ne kadar yere baasiyor ve dünyada olsada, başi arşa degecek kadar yüksekdedir, ve onun eger cakralari calişiyor, ve imanli bir kimse ise, işde onun nuru ve ziyasi varsa, o taaa semada bir yerde onun enerji bedeni vardir, ve o uyanik oldugu sürece dünyadakilere işik sacar, ve ayni onun amerikada olmasi, yani dügmenin bilmem kapinin yaninda olmasi, onun yildizinin türkiyeden görülmesine engel degildir. yani lamba tavanda asili olabilir, ve işiginin ordan sacinca, odanin tamamindan görülüp tamanini aydinlatir degilmi, ve işde insanlar, ne kadar insan tarafindan taniniyor ve biliniyorsa yildizi o kadar parlak ve büyük ve kavidir. ve mahallesindeki üc beş kişinin tanidigi bir kimsenin yildizi ise, sönükdür, ve tanincak bir faaliyet gösteremeyen binin yildizini ancak bir kac kimse görebilir ve bilebilir yani. ve büyük yildizlar aynen dünyadaki sanatci, prof., amir,memur, zengin, ve alim kimseler gibi taninmiş kimselerin nuru ve ziyasidir. tanindigi oranda parlak ve güclüdürler, ve birde imanlari derecesinde onlarin işigi ve nuru, diger insanlara yol gösterci olup, yollarina işik tutar.

---oOo---

AKINTIYA TERS YÜZEN SOMON TÜRKLER

Yine başka bir konu ise, dün "Made in Germany" diye bir kalite unsuru vardi, alman maliysa aldigin bir alet, evladiyelikdi, kalite kokuyordu, kalite tütüyordu, senelerce kullaniliyordu. bu gün ise Çin bu teknoloji ve pazara girdi ve Çin malı diye birşey çıkdı ve ayni marka mal Çinde veya maliyeti ucuz ülkelerde imal ettiriliyor ve, ve bugün:" bozulursa, at yensini al" kurali gecerli, ve evladiyelik bir mal kalitesi yok oldu artik. ve o kural artik gecerli degil bile, cünkü daha iki sene önceki, o klasik ilk cep telefonlari varken, onlardaki kalite "Made in Germany" kalitesinde yani evladiyelik saglam mal olmasi bir işe yaramaz, cünkü iki üc sene gecdi, aklilli telefonlar cikdi artik, o eski telefonlar ne işe yarayacak, kaliteli olmasida bir işe yaramaz, evladiyelik olmasida işe yaramaz, cünkü bu gün bilgisayar gibi akilli telfonlar cikdi, ve onlar tedahülden kalkdi degilmi, yoksa, ben hala bu eski telefonlari kullancan bu alman mali "made in Germany" diye bu konuda iddia edip eski telefon kullanmak cahillikdir, ve öyle olunca daha dün denebilcek bir tarihde, dünyayi sarsan osmanli imp. sonunda devrini tamam etti, ve yikildi, ve yerine, şükürkü Mustafa Kemalin cesareti ve dehasi sayesinde TC. Kuruldu. ve haala osmanli davasi güdüp, II. mahmut fesi takan, şalvar giyip cüppe giyen ahmklar, ve osmanliyi dirlitcez diyen ahmaklar, aynen araba kolleksiyoncusu olan, OLD timer araba meraklilari gibi, taka tuka arabaya binmek gibidir,tamam tarihdir güzeldir amma, onun süresi doldu azizim, bugünün ihtiyacini, dünkü arabalar artik karşilamaz, yine dünkü telefonlar, dünkü televizlyonlar bugünün ihtiyacini karşilamyior. ve insalik ileri giderken, bu osmanli sevdali a türk bilenem olmayan türkler, haala daha ters tarafa gitmyee calişan, akintiya ters yüzen somon baliklari gibi somonluk yapiyorlar.

___oOo___

Bir insanin yetişmesi adam olmasi ne kadar zor

yeni dogan bir cocukdan başliyalim, önce anne demesini ögrencek, acikinca annesini cagirabilmesi için, sonra ayakda durmasini ögrencek, sonra sütü mamayi birakip yemesini ögrencek, sonra kendini savunmasini ,sonra konuşmasini,sonra okumasini, sonra yazmasini, sonra bir egtim süreci ,sonra mesleki egitim, sonra askerlik, sonra iş aş arama işleri, sonra evlenip coluk cocuga karişmak, sonra evin gecimi, evin eşyasi, at araba silah derken bir adamin, adam olmasi bu kadar emek ve hizmet gerektiriyor. ve bu hizmetleri verecek anne baba gibi, ögretmen, patron komutan ,galerici, sütcü,etci, ciftci, inek, at, araba,şoför, okul ,kitap, kalem, ekmek, aş, ve evlenebilmesi için, yine başka bir anne babanin hizmetinde yetişmiş bir kiz bulmasi lazim,.... daha binlerce hizmetli, ay, güneş, felekler, burclar, hava, oksijen, demir, bakir, agac,yaprak ,kuş ,kurt,.... yani öyle olunca, ve bu yetişmiş, Allahin halifesi konumundaki bir adami, bir kadini, bir askeri, öyle öldürüp gecmek, işde bu kadar emegin heba olmasi demekdir, Allahin harcadigi emegemi yanalim, anasinin babasininkinemi, ögretmeninkinemi, komutaninkinemi, akrabsininkinemi, tarlalari süren trktörün benzininemi yanalim, onun için ekmek yapilcak bugdayi eken, tarlalari süren, eken bicen, hasat eden insanlarin emeginemi yanalim? bu kadar emek hizmet, bir (:::) kurşun, bir hain düşman, bir şeytan askeri (:::) tarafindan, veya iki keci sakalli ahmak tarafindan heba ediliyor , lan bir senin hakkin hukukunmu var bu adamda da, bu adami ödürüp bütün bu emekleri heba ediyon. Allah, aslanindan artani kurta, kurttan artani, tilkiye, tilkiden artani fareye yediripde, hic birşeyi zayi etmezken, ahmak insanoglu bütün emekleri heba edip terör estiriyor. ve insan yani halifeyi ruyi zemin öldürüyor, bu kadar kolaymi bu insanlik öldürmek lan dangil köpek, insanlik bu kadar ucuzmu, hicmi emegi yok Allahin, o insanin üstünde? Allah firavunu yaratmiş, o ona isyan etmesine ragmen, iki tane peygamber yollamiş firavun gibi birini adam etmek için, senin heba ettigin insanin hicmi hakki yok, bir tek seninmi hakkin var bu düynada yaşamaya , yemeye icmeye dangil köpek,
Allahda bu kainati yaratmiş, onun tam göbegi olan bizim güneşimizin gezegeni olan düyanin icine, insani halifeyi ruyu zemin kilmiş, ki onun eliyle bu dünya mamur olsun diye. yani onu (dünyayi) faydali hale getirmesi için akil fikir izan vermiş, ve insan bu dünyayi mamur etmekle görevli iken, insalik nereye dogru gidiyorda, dünyayi mamur edip yapmak yerine, yikip yumuyor, bu kadar mankafami oldunuz lan.

kazi koz anlqyan" ahmnaklar

ve biz sonbahar menziline girdiysek, artik belayida sevmek gerek deyince, bunu yine "kazi koz anlayan" ahmaklar diyorki : hic insan düşmanini severmi diyor,
dikkat sira bize geldi konuşma ve cevap sirasi :
Lan angutlar, daha düne kadar şeytani dost edinip, şeytanin dediklerini tutanlar sizdiniz, ve bütün şeytanliklari yapanlar sizdiniz, ve şeytan için kuranda " o sizin en büyük düşmaniniz" diyorken, siz şeytanin amellerini seve seve yaparken, insanin en büyk düşmani olan şeytani, sevip dost edinirken oluyorda, biz zaman karanlik ve gecenin uzadagi sonbahar kiş menzilyise geceyide karanligida sevmek lazim deyincemi olmadi ahmak köpekler. siz yapinca oluyor biz deyince olmuyormu ,haaaa beyni dumura ugramiş ahmak,
biber aci olmasina ragmen, agzi yana yana aci biber ve aci soslu ketchuplu, etler sucuklar yiyen cokdur. seviyormu adam, agzida kicida yanmasina ragmen, aciyi seviyormu seviyor, öyleyse benim sözümü niye garipsiyon ahmak, yine sogan aci olabilir degilmi amma, aci da olsa bazen sogan katik olur, iştahi olmayanin iştahini acar ve ekmek yemek yemesini saglar sogan degilmi, öyleyse, acida sevildigi gibi, bunu bizim sözümüzle kiyas et, ve demiyoruz biz, düşmaninla kucaklaş, saril, aman cicim de! amma mesele o degil, yani "hamd" işde sadece cicek, rizik, aş, iş, gelince yapilan teşekkür degil, bazen bela gelincede, Allahim senin bildigini ben bilmem, sen benden bununla hangi belayi uzak ettin, ben bilmem, sen bilirsin, onun için bunun icinde sana teşekkür degilde hamdederim diyebilmek şuurudur, yoksa bundaki hamd hikmetini anlamayan, düşmanlari ile kol kola gezmeye kalkar , salak işde yine kazi koz anladi degilmi.

Rabbim Mehdi askerleini "kazi koz" anlamakdan ve ahmaklikda muaf eylesin.

---oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 28 Temmuz 2016 Perşembe

Original Kar © glan

Hikmet Nedir - Nerededir?

(Kar©glanin 11 Temmuz 2016 Vaazi)

Allah, hem haram olani yaratti, hemde neden yasak etti - Günah olana müsade etdide, neden birde günah yasak diyor - Hikmet Nedir Nerededir?

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِذَا رُجَّتِ الْأَرْضُ رَجًّا وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّا فَكَانَتْ هَبَاء مُّنبَثًّا وَكُنتُمْ أَزْوَاجًا ثَلَاثَةً فَأَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ وَأَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ

Sadakallahul Aziym VÂKIA Suresi 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9. ayetler

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İzâ ruccetil ardu reccâ, Ve bussetil cibâlu bessâ, Fe kânet hebâen munbessâ,Ve kuntum ezvâcen selâseten. Fe ashâbul meymeneti mâ ashâbul meymenet
Ve ashâbul meş'emeti mâ ashâbul meş’emet.
Meali :
O zaman arz (yeryüzü) şiddetli bir sarsıntıyla sarsılmıştır.Böylece dağılıp toz zerrecikleri haline gelmiştir. Ve dağlar ufalanarak parçalanmıştır.Ve (o zaman) siz üç sınıfa ayrılmış olursunuz.İşte ashabı meymene [meymene sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) sağından verilen cennetlikler], (ama) ne ashabı meymene! Ve ashabı meşeme [meşeme sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) solundan verilen cehennemlikler], (ama) ne ashabı meşeme!

Sadakallahul Aziym VÂKIA Suresi 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9. ayetler

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ الشَّيْطَانَ يَجْرِي مِنِ ابْنِ آدَمَ مَجْرَى الدَّمِ.

“Muhakkak şeytan kanın (bedende) dolaştığı gibi insanın damarlarında dolaşır.”

(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ شَرِبَ مُسْكِرًا مَا كَانَ لَمْ يَقْبَلِ اللهُ لَهُ صَلَاةً أَرْبَعِينَ يَوْمًا.

“Allâhü Teâlâ, sarhoş eden herhangi bir şeyi içen kimsenin kırk gün namazını kabul etmez.”

( Hadis-i Şerif , Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Şarap (ve içki) bütün kötülüklerin anasıdır. Ve en büyük günâhlardandır.”

( Hadis-i Şerif )

“İçkiden sakınınız. Zira o bütün kötülüklerin anahtarıdır.”

( Hadis-i Şerif )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَآ أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا وَيَسْأَلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلِ الْعَفْوَ كَذَلِكَ يُبيِّنُ اللّهُ لَكُمُ الآيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ

Yes’elûneke anil hamri vel meysir(meysiri), kul fîhimâ ismun kebîrun ve menâfiu lin nâsi, ve ismuhumâ ekberu min nef’ihimâ ve yes’elûneke mâzâ yunfikûn(yunfikûne) kulil afve, kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum tetefekkerûn.

Meali:

Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 219 ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ إِنَّمَا يُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاء فِي الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَن ذِكْرِ اللّهِ وَعَنِ الصَّلاَةِ فَهَلْ أَنتُم مُّنتَهُونَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenû innemâl hamru vel meysiru vel ensâbu vel ezlâmu ricsun min ameliş şeytâni fectenibûhu leallekum tuflihûn.İnnemâ yurîduş şeytânu en yûkia beynekumul adâvete vel bagdâe fîl hamri vel meysiri ve yasuddekum an zikrillâhi ve anis salâti, fe hel entum muntehûn.

Meali:

Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

Sadakallahul Aziym MÂİDE Suresi 90 - 91. ayet

Kaldigimiz yerden yolumuza devam ediyoruz, gecen sohbette demişdik ki: artik kötüyü ve kötülügü, belayi ve karanligi zulumetide kucklama zamani demişdik ki, hani bazen insan yorgun düşerde, akşami özler, akşam olsada bir yorganima sarilsamda yatsam der ya, işde belada karanlikda öyledir, gün dönüpde ve geceye dogru yönünü tutunca, ve dünya güneşe sirtini dönüpde uzaga dogru yolunu tutunca, artik onun cekdigi zincir ve urgan artik karanliga dogrudu.r kuyuya kovaya sallayan zincir ile, boş kovayi sallarken kolayca sallarsin amma, suya daldiripda doldurdugun kovayi cekmek artik güc kudret ister. işde size zikir evradimizi verdik amma, ve binen gemiye bindi, ve aldi zikri kabul etdi, amma işde trenin ön lokomotfi eger güclüyse, elli tane arkasindaki vagonu cekebilir, amm işde bayira gelince "kazma sapi kürek sapi - kazma sapi kürek sapi der zorlanir" bayiri cikinca ise "hak ettik bok etik - hak ettik bok ettik" diye hizlanirde gidermiş, işde aynen öyle biz bu trenin lokomotifi gibiyiz ve biz cektikce siz cekceksiniz ardimdan geleceksiniz, bayir aşagi inerken ise, arka lokomotifiler HIZLANIP ön lokomotifide iterler, sanirlar kendileri cekiyor bu treni, halbuki treni lokomotif ceker, bu sefer onlarda arkdan itince, kolay yolda, motor hizindan daha fazla hizlanir cünkü itme kuvvertide birleşince doppel HIZ amma, bayir yukari gelince, hem kendini eckecek hemde birde ardina takilan binlerscesini, yani ey sofilerim bazen olur zikir durur gibi olur, üzülmeyin, yani bayira gelince bazen tren durcak gibi olur, amma rabbim güc taket verirse tirmaniriz inşallah bu yokuşuda, üzülmeyin. bu zikir ahlak halini alincaya kadar devam, birakmak yok, bir gün olmazsa yarin olur elbet, sabir rayina oturcak amma zaman gerek. insan bir inşaata başlar tuglacidan tugla gelcek, kum ocagindan kum, cimento fabrikasindan cimento, ve bunlarin olmasi yetmez, harc makinesi, su ve insan gücü ve akli, ve en sonunda evin planini cizen bir mühendisin yolunu takip ede ede, bir bir bina inşaa edilmeye başlanir. ve o plani okuyabilen bir ustaya ve ona yardimci ameleyede ihtiyaca var. yani öyle cart diye ev yapilmadigi gibi, bu yolu rabbim bize cizdirdi amma, tam rayina oturmasi için, mahmut tuncerin dedigi gibi: "bakkal amaca bakkal amca, unun varmi" hikayesi, ve sizlerin hepinize ihtiyacim var bu yolda. helvacisindan, cimentocusuna, demircisinden, aşcisina dişcisine kadar, yani woltran öyle kolay kurulmuyor. nuh a gemi yap diyen rabbim, neden ona gökten bir gemi indirmedide, nuhun gemi yapmasini istedi, ve senelerce süren geminin inşaatini bekledi tufan için. tufan öyle bilmem falanci gezegenin carpmasi falan filen diyenler var, böyle bir düşünce ahmaklikdir, cünkü tufani rabbim önceden haber verdimi? verdi. sonra gemiye başlandimi, taaki gemi yapildi, sonra ise birde gemiyi doldur denildi, ve hepsinden alip gemi dolunca, rabbim start verdi tufan haydi cik ve bunlari helak et dedi, yoksa öyle bir uzay haraketi falan degil, planli projili bir mühendisin elinden cikma bir inşaat gibi, o tufanda, nuh un ve rabbimizin elinden cikmiş bir projenin hayata gecrilimesidir o. yani Allah gök e emredince nuh a yardım et diye ,evet gezegenler yildizlarda elbet itaatker bir asker olarak nuh a itaat edip işde tuifani yaptilar, ve gök sanki yarildi, ve yerde delindi ve su kaynadi ve o olay burda degil dedikya neptunda oldu, ve neptun artik bir daha eski haline gelmedi, işde o gemi ile nuh ve ümmeti neptünden alinip dünyaya indirildiler, amma bizden sonra yer yok, yani son durak dünya, ve burdan sonra gidecek başka bir gezegen ve yildiz yok, o yüzden bu lokomtifin son wagonu, ister kabul edin, isterse etmeyin, artik kacacak göcecek yer yok, önümüz güneş, ardimiz karanlik dip kuyular ve işde dünya 21 hazirani gecince, yönünü karanliga dogru tutup, güneşe sirtini döner, ve uzak köşeye dogru gider, ve tam menizlden cikacakken, eger geri döndürlürse, bu sefer işde winter yani kiş menziline yol alir, yani kiş menzili artik dünyanin yönünü tker güneşe dönüpde, güneşe dogru hareketi demekdir . ve Nuhun gemisinde nasil aşcisi kuşcusu berberi lazimsa, benim gemime binenlerdende, aşcisindan kuşcusuna, berberinden doktoruna herkes lazim, yoksa bu grup büyük inşallah ve ve yol uzun.
ve işde Allah, başta yazdigmiz ayette buyuruyorki "ickidede faydalar var, amma zarari ,faydasindan cok" diyor ki yani onun faydasindanda faydalanmak lazimdir, icki tamamen memnu, yasak, haram olmaz. yine bunu kim kullanmiş, yine o kafir dedikleriniz ilaclarda ve yaralari temizlemede mesala alkol kulllanirlar, yani öyle olunca, Rabbin sözü hak, yani ickinin veya alkolunde faydasi var ve biz ona bundaki yaratma hikmeti diyoruz işde, sen onun faydali tarfinida keşfedip ondanda faydlanabilirsin yoksa gerici bir müslüma, icki yasak, azi cogu yasak der ve TIBBIN en önemli malzemesi olan alkolun faydali tarafinida kullanmak aklina bile gelmez, cünkü mümin için kirmizi dur demekdir, o illa dur demek olur, yani öyle olunca ondan iyi birşey cakabilcegini hesap etmez, ve işde kafir gibi böyle bir cesaretede ihtiyac varki, işde onun cesaretide, yasaklara karşi, haramlara karşi, yani yasaklara dogru zulumete dogru, gidip güneşe sirtini dönüp karnlikdanda faydalanabilmek gayesi güden bir akil, yani müminin akli karanlikdan faydalanmayi hesap etmez, cünkü onlara zulum ve zulumet yasak yani. o yüzden rabbim müminlereine buyuruyorki bir garip hal gördün veya olay ile karşilaşdin yani hirisizilk eden bir mümin gördün ve şaşdin, şaşma Allah onun icine ne hikmet gizledi, rabbim daha iyi bilir, bu yüzden buyuruyorki rabbim:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr.

Meali :

Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler.ve acayipliklere karşi “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.

(ÂLİ İMRÂN Suresi 191. ayet)

ve dedikki melkler itaat etmek kabiliyetinde yaratildilar amma, ve secde etiler. oysaki şeytan isyan üzre halkolmuş ve secde etmemiş, o yüzden dedikki, her element kolayca bükülürken demir elementi egilmeyen, kolayca egilmeyen bükülmeyen, onun o isyani olmasa idi, ve hatta bunda karrali olmasa, az sonra egilse idi, yine demir demir olmazdi, onun tabiati, yani fitrati egilmemek üzre halkolmuş, sen bunu bilmezde "Allahda madem şeytani niye yaratdi" diye günaha girme, ona da Allah hikmet gizlemiş, sen bilmiyorsun diye, sanma ondaki hikmeti herkes bilmiyor, ve sana düşen hikmetini bilmedigin meselede işi Allah birakmak ve demekki

رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr

MEALI :

Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.

(ÂLİ İMRÂN Suresi 191. ayetten pasaj)

işde biz bu ayetide zikrimize duamiza kattikki, okudukca okudukca, inşallah rabbim hikmet pinarlarini gönlünüze aktirirda, artik o acayip sandiginiz bazi şeyleri de anlamanizi saglar. ve dedikki kuyuya zincir ile kovayi saldin ise, ve suya degdi ve daldi doldu ise, onu birde geri cekmek lazim, ve zenciri ve kovayi daldirmak için, serendeki zinciri aşagi aşagi cekerken, bu sefer dolunca yüklü kovayi ve zenciri bu sefer tam ZIT istikmate cekmek gerekir ki, dolu kovaya sahip olabilesin degilmi, öyleyse sevap işleye işleye aydinliga vardinsa, bazen uyuşukluk, bazen hata, bazen günah ile, bu sefeer ZIT istikmete gitmiş olursun, ve bunu dünya denen ve cemadat cinsinden olan, dünya denen varlik, her 24 saatte bir yapiyor, yani bir gece bir gündüz oluyor, yin eher senede bir, bir yaz bir kış oluyor, hic dünya hep güneşin dibinde durursa sonbahar gelirmiki, yine hep sevap işlersek insanligin, insan olmanin hikmetini nasil anlayacagiz degilmi, cünkü insan günah işlemezse meleklige yükselir, amma insan melek degildir, bazen günah işler ve hata yapar, ve o yüzden rabbim bizzat kuranda diyorki ey insan deki :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا

rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ.

MEALi :

“Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak hata yaparsak bizi sorumlu tutma!

(BAKARA-286. ayetten pasaj)
işde bu ayetide zikrimize kattikki, bu ayetin ve hikmetin SIRRI aciga ciksin.

Madem hic günah işlenmiyecek ve Allahin muradi bizim hic hata yapmamiz olsa idi, niye kuranda bize bu ayeti yazsin bildirsin degilmi. öyleyse hikmetini bilmediginiz meselelere burnunuzu sokmayin ey mehdi askeleri. nitekim HIZIR musanin şeriatine uymayan işler tutunca razi gelmedi, ve itiraz etdi ve hikmet ilminden mahrum kaldi, oysaki HIZIRIN yaptiklarinda gizli SIRLAR vardi, onlarda bazi hikmetler vardi, ve peygamber olsan hemde kelamullah lakabli peygamber olsan, hikmetini bilmedigin işler olabilir, sen bilmiyorsun diye, o yanliş degildir, sadece belkide sen bilmiyorsun, belki herkes ondaki hikmeti biliyor olabilir degilmi ve o yüzden

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَن تَكْرَهُواْ شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَن تُحِبُّواْ شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَاللّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

Kutibe aleykumul kitâlu ve huve kurhun lekum, ve asâ en tekrahû şey’en ve huve hayrun lekum, ve asâ en tuhıbbû şey’en ve huve şerrun lekum vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn.


MEALi :


Öldürmek sizin için kerih gösterildi oysaki , Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Hikmetini Allah bilir, siz bilmezsiniz.

(BAKARA-216. ayet)



Hikmet için değişik tarifler getirilmiş, farklı mânâlar verilmiş. Bunlardan birkaçı şöyle:

HiKMET Nedir :

“İşleri en doğru ve en uygun biçimde yapmak.”
“Eşyanın hakikatinden bahseden ilim.”
“Eşyada gizli ilâhî sırlar ve gayeler.”
“Amelle beraber ilim.”
“Faydalı ilim ve salih amel.”
“İnsandaki akıl kuvvesinin istikamet üzere ve aşırılıklardan uzak olma mertebesi.”

ve insanoglu melegi ve faydali şeyleri kolayca kabul eder, amma şeytani ve zararli şeyleri kabul edip okuyamaz, ve onlarin hikmetini avamdan biri anlamaz, ve onlari sadece kötü sifati ile atfeder, oysaki Allah yilanin zehirinde şifa yaratandir, ve yilani kötü diye atfedince ona sokulamayan insan, onda şifa sakli oldugunuda bilemez bulamaz, oysaki öyle bir cesaretli insan lazimki, kötülügü ve kötüyüde araştirsin ve hikmet ehli olan süleyman ve davuda, şeytnlari asker vermiş , cenabi hak, bunu avam anlayabilirmi, şeytaninda caliştirilabilceginizi anlayabilirmi, şeytan sadece kötüdür ve düşmandir diye algilayan birisi süleymaanin hikmetini cözemez, ve o zman zincirde süleyman ve davud olmayinca, hakka vasil olmadaki seyri sülükdeki iki halka eksik olunca, ordan öteye gecemezki insan, ve davud ve süleyaman, şeytan ve cinlerden fayda gördüyse sen ben niye fayda görmiyelim, ey ahmak insan.

Hz. PeygamberBuyuruyorki:

“ilim ve Hikmet, mü’minin kaybolmuş malıdır; onu nerede bulursa alsın”

(İbn Mâce, Zühd 15; Tirmizî, İlim 19)

"Hikmetin konuşulup yayıldığı meclis, ne güzel meclistir."

(Dârimî, Mukaddime 28 )

"Bir ilim meclisine oturup hikmetli söz dinledikten sonra, bu meclisten bahsederken işittiği şeylerin sadece kötü kısımlarını anlatan bir kimsenin misali, bir sürü sahibi çobana gelip: 'Ey çoban, süründen bana bir koyun kes!' deyince, çobandan: 'Git, en iyisinin kulağından tut al!' iznine rağmen, gidip sürünün köpeğinin kulağından tutan adamın misalidir."

(İbn Mâce, Zühd 15; Ahmed bin Hanbel, 2/252)

"Hikmetin başı Allah korkusudur."

(Tirmizî; Feyzu'l-Kadir, 3/ 574; Beyhakî; Deylemî; Keşfu’l Hafâ, 1/421; İbn Merduyeh; İbn Kesir, 1/242)

"Yalnız iki kişiye hased (gıpta) edilebilir: Bir adam ki Allah kendisine hikmet vermiştir, o adam bu hikmet gereğince hareket ediyor ve bunu başkalarına da öğretiyor ve bir adam ki Allah kendisine mal vermiştir, o da malı Hak yolunda infâka/harcamaya koyulmuştur."

(Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn 47, hadis no: 267, -815-; Buhârî, İlim 15, Ahkâm 3, Zekât 5, İ'tisâm 13, Tevhid 45, Temennî 5; İbn Mâce, Zühd 23)

Rabbim ahirzman ümmeti, mehdi cemaatine, Hikmetle bakmak, hikmetle konuşmak, hikmetle susmek , hikmetle düşünmek nasip etsin. ve hikmetini bilemediklerine karşida isyan etmek degil "rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılân, subhâneke fekınâ azâben nâr" demeyi nasip etsin.

---oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 11 Temmuz 2016 Pazartesi

Original Kar © glan

"ismi Vali" Veli Nedir Evliya Nedir? ve Aciyi Belayi Kucaklamak

(Kar©glanin 26 Haziran 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَنتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ

Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 155. ayetten pasaj

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

ente veliyyunâ fagfir lenâ verhamnâ ve ente hayrul gâfirîn.

Meali :

Sen, bizim dostumuzsun. Artık bizi mağfiret et ve bize acı. Sen, mağfiret edenlerin en hayırlısısın.

Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 155. ayetten pasaj

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنتُمْ تُوعَدُونَ نَحْنُ أَوْلِيَاؤُكُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الْآخِرَةِ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَشْتَهِي أَنفُسُكُمْ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَدَّعُونَ نُزُلًا مِّنْ غَفُورٍ رَّحِيمٍ وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلًا مِّمَّن دَعَا إِلَى اللَّهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ إِنَّنِي مِنَ الْمُسْلِمِينَ

İnnellezîne kâlû rabbunâllâhu summestekâmû tetenezzelu aleyhimul melâiketu ellâ tehâfû ve lâ tahzenû ve ebşirû bil cennetilletî kuntum tûadûn. Nahnu evliyâukum fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhirati, ve lekum fîhâ mâ teştehî enfusukum ve lekum fîhâ mâ teddeû. Nuzulen min gafûrin rahîm. Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn.

Meali :

Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra namazi dosdoğru kilanar ve indirilenlere iman edenler var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Sizin için Korku, vehüzünlenme yok artik, bilakis, sizi cagiran bir cennetle müjdeliyoruz sizi , Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. ve burda bu cennette sizin için satin alinmiş nefisler var , ve onlar onun icnde sizi cagirir dururlar. artik sizin o yeni korumaciniz olan rahime, yani anneye ininiz. Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim vardir."

(Sadakallahul Aziym FUSSİLET Suresi 30. 31. 32. 33. ayet )



İbnu Ömer (radıyallâhu anh)'in bir rivâyetine göre


Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaza başlayınca önce veccehtü vechiye diye başlayan duayı, arkadan Sübhâneke duasını, bundan sonra da İnne salâtî ve nüsükî diye başlayan duayı okur, ondan sonra kıraate geçerdi.

veccehtü Duasi budur:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

İnni veccehtü vechiyelillezî, feterassemâvâti velarza hanîfevvema ene minel müşrikîn.

Meali :

Muhakkak ki ben, hanif olarak yüzümü, yeri ve semaları yaratan Allah’ın Zat’ına döndürdüm. Ve ben, müşriklerden değilim.

(Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 79. ayet)


İnne salâtî ve nüsükî Duasida budur :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

inne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn.

Meali :

“Muhakkak ki; benim namazım, kurbanım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.”

(Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 162. ayet)



---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

mhdmhdmhdmhdmhdm

( Hadis-i Şerif , mhdmhdm)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Rabbim buyuruyorki

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلا إِنَّ أَوْلِيَاء اللّهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn.

Meali :

Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun da olmazlar.

(Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 62. ayet)

yine

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اللّهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُواْ يُخْرِجُهُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّوُرِ وَالَّذِينَ كَفَرُواْ أَوْلِيَآؤُهُمُ الطَّاغُوتُ يُخْرِجُونَهُم مِّنَ النُّورِ إِلَى الظُّلُمَاتِ أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilân nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumâti, ulâike ashâbun nâr, hum fîhâ hâlidûn.

Meali :

Allah, iman edenlerin velisidir dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 257. ayet)

ve bu seneki gündönümünün birisini daha geride biraktik "21 haziran" gündönmü, yani artik günler uzaya uzaya en uzun vaktine erdi, ve artik gün döndü, ve arpa bicilme, bugday bicilme vaktine giriyoruz. ve 21 hazirandan sonra günler, artik 1 dakika ,iki dakika geri cekilcek, ve günler kisalip, gece uzunlaşacak, taaa ne zamana kadar, "21 Aralik" a kadar. ve 21 aralik en uzun karanlik ve gecenin oldugu gün demekdir, ve ikinci gün dönümü demekdir. ve bu yukarda yazdimgiz ayette ne buyruluyor, "iyilerin velisi dostu Allahdir, ve o onlari yavaş yavaş aydinlik ve yaza, uzun güne ulaştirirmiş", "kötülerin velisi ve dostuda, tagutmuş, ve o da kötü olanlari, geceye ve karanliga ulaştirimiş, yani 21 araliga götüren tagutmuş, 21 hazirana götürende Allah imiş.

ve artik Allah kötülere yavaş yavaş firsat taniyacak, nitekim onlarin babasi ve başi olan Azazil, meleklikden Tagutluga terfi edince, müsade isetemedimi? istedi. Allah müsade verdimi? evet verdi, "sen kiyametin sabahina kadar müsadeli olanlardansin." dedi. ve öyle olunca o teb asini toplayip dünyamiza karanlik ve sonbahar ve kişi getirmek ile görevlidir ve müsadelidir. Allah da dostlarini evliyasini toplayip, onlar ile, yazi ve ilkbahari getirir. işde ihtilafda bereket vardir budur.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ أَوْلَى النَّاسِ بِإِبْرَاهِيمَ لَلَّذِينَ اتَّبَعُوهُ وَهَذَا النَّبِيُّ وَالَّذِينَ آمَنُواْ وَاللّهُ وَلِيُّ الْمُؤْمِنِينَ

İnne evlen nâsi bi ibrâhîme lellezînettebeûhu ve hâzan nebiyyu vellezîne âmenû vallâhu veliyyul mu’minîn.

Melai :

Şüphesiz, insanların İbrahim’e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. Allah da mü’minlerin velisidir, dostudur.

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 68. ayet)

ve hz ibrahime en yakini demek ibrahim ve HAC ve mekke ve cöl yani sicak ve "21 haziran" yani en uzun gündüz ve aydinlik, yani 21 hazirana en yakin olanlar aydinliga en yakin olanlar,ve onlar onun yolundan gidenler müslümanlar ve o ne der derki :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

İnni veccehtü vechiyelillezî, feterassemâvâti velarza hanîfevvema ene minel müşrikîn.

Meali :

Muhakkak ki ben, hanif olarak yüzümü, yeri ve semaları yaratan Allah’ın Zat’ına döndürdüm. Ve ben, müşriklerden değilim.

(Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 79. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ذْ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمْ أَن تَفْشَلاَ وَاللّهُ وَلِيُّهُمَا وَعَلَى اللّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

İz hemmet tâifetâni minkum en tefşelâ vallâhu veliyyuhumâ ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn.

Meali :

Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Hâlbuki Allah onların [Allah, o ikisinin de (iki grubun da)] yardımcısı idi. Mü’minler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler.

ALİ İMRAN Suresi 122. ayet

Aydinligin ve nurun ve ziyanin Rabi Allah oldugu gibi, şeytanı ve karanlığıda hizbinide yaratan, Allahdir, dogunun Rabbi Allah oldugu gibi, batininda Rabbi Allahdir, öyleyse "Allah, o ikisinin de (iki grubun da)dostudur ve artık mü'minler Allah'a tevekkül etsinler.

"Ne ilkbhardan ve yazdan geçilir vazegeçilir, nede Sonbahar ve Kışdan vazgeçilebilir. Allah ona yönelenlerin vekilidir, geceninde gündüzünde, yazında Kışında."
"Karoglan sözü 26.06.2016"

Allahu Teala nasil Azraili test edip, sonra Azraillige yeterli oldgunu görünce O nu ölüm melegi yaptiysa , Azazili de test etdi, ve yeterli oldugunu görünce, onuda şeytanliga ve tagutluga terfi ettirdi, ve kendine hasim aldi, bunu anlamamak için ahmak olmak lazim, yani güreşe rakip secmek gibi, ve şeytan, Allah a hasim oldu ki dedi: "senin kullarini azdiracan" dedi öyle olunca gece ile gündüzün savaşı gibi, hadi gt ne yapacaksan yap, benim halis kullarim, salih kullarim sana uymaz demedimi, yani git kendine asker topla, mallarina evlatlarina ortak ol, hadi git demedimi, yani müsadeli, yani şeytani, kış sonbahar ve zulumet ve karanligin vekili tayini etdi , kim gecesi için gündüzünden, her kim de gündüzü için gecesinden gecebilirki, degilmi. ancak mehdi aleyhisselam ümmetin gündüzü için, gecelerinide gündüzlerinide sarfetmekdedir.

وَاللّهُ أَعْلَمُ بِأَعْدَائِكُمْ وَكَفَى بِاللّهِ وَلِيًّا وَكَفَى بِاللّهِ نَصِيرًا

Vallâhu a’lemu bi a’dâikum. Ve kefâ billâhi veliyyen, ve kefâ billâhi nasîrâ

Meali :

Ve sizin düşmanlarınızı en iyi Allah bilir. Ve dost olarak Allah kâfidir. Ve yardımcı olarak Allah kâfidir.

NİSA-45. ayet

"Müminlerin göğüsleri, kalpleri hayırlı güzel işler sebebiyle kaynar, coşar. Fâcir kimselerin göğüsleri de kötü işler yüzünden coşar. Allahü teâlâ sizin kalbinizden geçenlere, niyetlerinize bakar. Niyetlerinize dikkat ediniz ki, Allahü teâlâ size merhamet etsin."

ve bizim ve yolumuzdan gidenlerin zikri olan "Raşidi Zikri" ni cekenlerden mevsim tesbihi sahip olanlar, yani onlar ilham yolu ile belirlenir, ve onlardan acemi olanlarin aramiza katilmasi sebebiyle zikirde devam gösteremedikleri için, bizleride tökezletiyorlardi, o yüzden zikrimize iki ayet daha dahil ettik bunlara karşı 10_1 ve 10_2bablarini ve yine yalancilarin şerrine denk gelenler için sonuna dogru "80._a ve 80._b ,80._c" bablarinida ekledik. ve ayrica 40_2, 54._3 ,54._4,54._5,54._6,62._2 bablari ve aciklamalar eklendi.

ve ayrica

[attachment=38460]

!!!DiKKAT!!!

#####################
Mevsim Tesbihi çekme makamına çıkarılmış sofilere o makam manen ilham yoluyla bildirilir ve günlük zikrini baştan 17 ve 18 e kadar yani Es elüke Duasına kadar 17.18 dahil okuduktan hemen sonra
Yağmur veya kar yağması için:
Ağzının genişliği, Dibinin Derinliğinden, Geniş Olan Bir Tasdan, Yazları , ilkbaharları ve sonbaharları saf berrak soğuk 3 yudum su içer, Sonbahar ve Kışları süt içer, Herzaman hergün değil, sadece ona içmesi için ilham geldiği günler içer, Tasın ağzında herzaman 1Parmak boşluk bırakılır. Su içerken 4/4 saf sade menba suyu kat, Süt içerken 3/4 Süt 1/4 Soğuk Saf Su ve yeterince Şeker, ve 1 mini damla mis Kat öyle iç.
Güneş doğması için: ilham geldiği günler zikrin tamami okunup bitirilesiye ve zikir bittikden 45 dakika sonrasına kadar mecbur olmadıkca su, süt, cay,… benzeri içecek içilmez, ve zikrin harareti ile icimizdeki kainatin ısınması ve güneşimizin doğması sağlanır.
Tas: küçük komposto, sütlaç tası veya ayetel kürsi yazılı zemzem tası.
Su veya Süt : Vücut sıcaklığından soğuk olacak.

#########################

110. Yazları 666 defa „Allah“ zikiri, Kışları 66 defa „Allah” zikri
çekilir.
Dikkat: „21 Haziran“ a kadar “666”cekilir, gün döndükten sonra yani „21 Haziran“ dan sonra.“ 21 Aralik“ a kadar sadece “66”cekilir.“ 21 Aralik“dan sonra ise Tekrar „666“ çekilmeye başlanır, taaki “21 Haziran” a kadar.

#########################

"Müminlerin göğüsleri, kalpleri hayırlı güzel işler sebebiyle kaynar, coşar. Fâcir kimselerin göğüsleri de kötü işler yüzünden coşar. Allahü teâlâ sizin kalbinizden geçenlere, niyetlerinize bakar. Niyetlerinize dikkat ediniz ki, Allahü teâlâ size merhamet etsin."

RAŞiD'iN ZiKiR EVRADI V-PRO8.6 CIKDI

okumak isteyipde elinde olmayanlar

Burdan indirebilir

[attachment=38458]

YENiSi RAŞiD'iN ZiKiR EVRADI V-PRO8.9 CIKDI

okumak isteyipde elinde olmayanlar

Burdan indirebilir

[attachment=38459]


----oOo-----

Aciyi Belayi Kucaklamak meselesine gelince

ve 21 Hazirani geride biraktik, ve artik yavaş yavaş günlerin kisalmasi, ve erken karanlik olmasi, ve mevsimin sonbahara, ordan kişa yol almasi için, sonbahar cocuklarini ve kiş cocuklarinida kucaklamamiz lazim, o yüzden işde karanligi sonbahari kışı ve geceyi sevmek, ve belayı kucaklamak bahsi olan başımızdan geçen inşirah suresi mucizesi ile bu vaazimizi hitama erdirecegiz inşallah:

Taş ocaginda calişiyorum, ve tarikati nakşibediyedeyim, ve yaklaşik hergün hatmeyi hacegan yapiyoruz, ve hatmede ki zikirlerden birisi "elemneşrah" okunur, yani inşirah suresi, ve o siralar inşirah suresine yogunlaşdim, ve bir gün taş ocaginda calişirken, taşlari kesmek için kompresor tabancasi ile deliyoruz, tabancam bozuldu, tamirciler ile iyi degilim, bana pek iyi davranmiyorlar,o siralar beni usta işci yerine koymuyorlar, ve ne kadar istedimse, hic yeni sifir yeni tabanca(kompresor tabncasi) vermediler, ta ki o güne kadar. ve o gün işde tabancam bozuldu, dedim bu gün bittik yine, bana taka tuka bir tabanca vercekler şimdi yine ugraşip durcaz dedim, ve mevlananin o sözü aklima geldi, ölüme dügüne gider gibi gitmesi, ve hemen" elem neşrah" suresi aklima geldi, dedim "Rabbim tamirhaneye gidiyon amma, sanki mevlananin ölüme gitmesi gibi, ibrahiminin ateşe gitmesi gibi gidioyorum, başa gelen cekilir." dedim ve "elemneşrah" okudum, ve dedim "her zorulugun ardina bir kolaylik vardir, ve evet muhakkak her zorulugun ardina bir kolaylik vardir" ve bunu tekrar ede ede tamirhanenin yolunu tuttum ve bu ayetin mucizesini gördüm. yani ayeti arapca okudum ve manasini da icimden düşündüm.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا

Fe inne meal usri yusrân, İnne meal usri yusrâ.

ve tamirhaneye vardim Hans diye bir tamirci var, bana cikardi sıfır yeni bir tabanca verdi, sevincimden ayaklarim kıçıma deye deye sevine sevine yukari işyerime geldim, ve ilk defa sıfır yeni bir tabanca kullanmanin zevkini yaşadım, günlerce. ve bu mucizeye şükrettim, ve inşirah suresindeki bu ayetin böyle bir tılsımı olduğunu keşfettim, sen acıyı kucaklarsan acı sana, ibrahimin ateşinin güllük gülistana döndüğü gibi, hayra dönüyor velhasıl kelam. 21 hazirani gectiyseniz ve mevsim sonbahara doğru döndüyse bilinki acıyı ve belayı, karanligi kucaklama zamanina geldik demekdir.


Rabbim, cemaatimin, sevenlerimin sevdiklerimin başindaki belalari ve şerleri, inşirah suresindeki o iki ayetin sırrı ile, şerden hayra tebdil eylesin.

---oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 26 Haziran 2016 Pazar

Original Kar © glan

iyilik ve Kötülük Kutupludur, Senin küçük sandığın birşey, bir başkası için, büyük bir şey olabilir

(Kar©glanin 11 Haziran 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ مَا أَمْرُنَا إِلَّا وَاحِدَةٌ كَلَمْحٍ بِالْبَصَرِ

Sadakallahul Aziym KAMER Suresi 49 - 50. ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnâ kulle şey’in halaknâhu bi kader, Ve mâ emrunâ illâ vâhıdetun ke lemhın bil basar

Meali :

Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık. Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)

Sadakallahul Aziym KAMER Suresi 49 - 50. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِنَّ يَوْمًا عِندَ رَبِّكَ كَأَلْفِ سَنَةٍ مِّمَّا تَعُدُّونَ

ve inne yevmen inde rabbike ke elfi senetin mimmâ teuddûn.

“Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.”

(Sadakallahul Aziym HACC Suresi 47. ayet )

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ

Esteuzubillah

Leyletul kadri hayrun min elfi şehrin.

Meali :

Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Küçük günaha devam etmek, büyük günah olur."

(Hadis-i Şerif , İ. Asakir)

"Küçük görünen günahlar, toplanınca sahibini helak eder."

(Hadis-i Şerif , Taberani)

"islamda faiz yokdur amma, islamın faizli gibi ödenmedikce artan borcu, namaz borcudur, ödenmeye ödenmeye dağlar kadar namaz borcu olan birisi, o yükden kurtulmadıkça, güzel işlerden fayda görmez, çünkü yaptığı hayırları, namaz borcunu ödemeye yetmez."

(Karoglan Sözü 11.06.2016)

"Terazi Hududuna gelince ,bazen bir saç teli kadar bile bir ağırlık, ibrenin degişmesini sağlar, varsa ağır getirir, yoksa noksan ve hafif getirebilir."

(Karoglan Sözü 11.06.2016)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Büyük Türk hakanı Atilla; "Atımın nalındaki bir çivi düşseydi, bu büyük ülke olmazdı!" demiş. "Ama nasıl olur?" demişler. "Bir çivi bir ülkeyi nasıl kurtarır?" Atilla cevap vermiş; "Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu da koca bir ülkeyi kurtarır. Şimdi anladınız mı? Bir çivinin eksikliği, ne kadar büyük kayıplara sebep oluyormuş." demiş.

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

(Beş şey gelmeden önce, şu beş şeyin kıymetini bilin:
1- İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin,
2- Hastalıktan önce sağlığın,
3- Meşguliyetten önce boş vaktin,
4- Fakirlikten önce paranın, zenginliğin,
5- Ölmeden önce hayatın, dünyada âhireti kazanmanın kıymetini bilin!)

ve burda deniyorki ölmeden önce hayatin, ve dünyada ahireti kazanmanin kiymetini bilin, yani eger ahiretini kazanamazsan, ölünce dirilerin yollayacagi bir lokmaya muhtac kalirsin, ve diriler bir fatiha okusun diye kapi kapi gezersinde, varsa bir hukukun ve ihlasin olan bir kimse, o kimse sana bir kulhu fatiha okur, o halde ey mümin ölü biri aklinami düşdü, bilki onun söylebilcek dermani yok, o kadar ciliz bir sesi varki senden fatiha istemeye gelmişki, amma sen dahi onun o ciliz sesiyle fatiha istediginden habersizsin belki, amma senin 5 dakikani bile almaycak olan o 3 kulhu bir fatiha, o gelen senden dilenen için cok büyük deger taşiyor, cünkü belki ameli tartildida terazi hudada geldi, bir iyilik dah git bul gel dediler, ve yola cikdi adam aramya, ardimdan dua eden varmi diye, niye cünkü hadis ile sabit peygamber ne diyor bakalim :

Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

اذا مات الانسان انقطع عنه عمله الا من ثلاثة: الا من صدقة جارية، او علم ينتفع به، او ولد صالح يدعو له.

“İnsan ölünce şu üç şeyden başka ameli sona erer; devam eden sadaka, yararlanılan bilgi ve kendisine duâ eden hayırlı evlât.”[52]

ve yine

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: .... وَإِنَّ اللهَ لَيُدْخِلُ عَلَى أَهْلِ الْقُبُورِ مِنْ دُعَاءِ أَهْلِ الْاَرْضِ أَمْثَالَ الْجِبَالِ فَاِنَّ هَدِيَّةَ الْاَحْيَاءِ إِلَى الْاَمْوَاتِ اَلْاِسْتِغْفَارُ لَهُمْ وَالصَّدَقَةُ عَلَيْهِمْ

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“Muhakkak Allâhü Teâlâ, yeryüzündekilerin duâsından dolayı kabirdekilere dağlar kadar rahmet verir. Dirilerin ölülere hediyeleri, onlar için istiğfar ve sadakadır.”

(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

"Ölüler dirilerin gönderecegine muhtacdir"

ey insanoglu, namaz kildimi, sevap işledimi, kuran okudumu, ve güzel terbiyeli ve ahlakli yaşadimi, cennete gitcegine inaniyorsan, o zaman bu dünyadayken kulhu okumanin sevap olduguna ve teraziye kondumu tartildimi agirligi oldugunu biliyorsan inaniyorsan, kimin sözü ile, muhammedin sözü ile inandikmi, inandik o zaman, eger senin 10 liran var ise, bir fakir gördün, ona iki lirasini verdin, ve onu kendi rizikindan nasiplednirdin faydlandirdin oluyorda, o zaman okudugun kulhünün ve fatihanin, yasinin sevabinin ölüya ulaşmaycaginimi saniyon? halbuki

"Ölen kimse kabrinin içinde boğulmak üzere olup da imdat isteyen kimse gibidir. Babasından yahut kardeşinden veya dostundan kendisine ulaşacak duayı beklemektedir. Nihayet dua kendisine ulaştığında bu duanın sevabı ona dünya ve dünyada bulunan her şeyden daha kıymetli olur. Muhakkak ki, hayatta olanların ölüler için hediyeleri dua ve istiğfardır."

( Mişkatü’l- Mesabih, 1:723)

o zaman sen ahirete iman etmiyon ey azizim, cünkü bu dünyada kazandigin parayi başkasina sadaka olarak verebildigin gibi, yaptigin bir amelin sevabinida, istersen bir ölüya bagişlayabilirsin, ve dedikya işde, onlarin bazen hesaplari görülür ve artik sevabi yeterli olmaz, ve hadi git tanidiklarindan iste diye müsade verilince, ve onlar sana ciliz bir ses ile gelirler, ve sana o ölüyü hatirlatcacak, bir isim bir söz bir nesne ile hatilarsin, halbukimesela fincan ile elli kere kahve icersin olmaz amma, o ölü senden yardım istemeye gelince, o ölü ile ilgili bir fincan meselen vardir mesala onu hatirlar dalarsin, ve o an o andir işde, senin o ölüye hizir ahirte hiziri olma vaktindir, dilin aşinmaz 10 yasin de hediye et, 3 kulhu bir fatiha oku hediye et, vaktin varsa bir sayfa kuran oku, yok yanindda fakirler varsa paranda varsa, cikar 10 lira ver, ve sevabini o tanidigina bagişla, cünkü yarin senin ayni duruma düşmeyecegin kesin degil, ve sende ayni durumu düşünce , Allah da dünyadakilerde, sana yardım etsin, ödüncün ödensin yani. öyle ise bu ölü bir peygamber ise, bir derviş bir şeyh ise bile, başi belada olabilir, onada oku, birşey kaybetmezsin bundan, ve amma senin iki dakikan, belki onu elli, yüz sene gibi azap cekmekden kurtarcak, bunu idrak et ey mümin mehdi askeri.


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"Ademoğlu ölünce amel defteri kapanır. Ancak üç kişinin amel defteri kapanmaz:

1- Geride sadaka-i cariye (devamlı kazandıran bir eser, köprü, cami gibi hayır) bırakanın,

2- Hayırlı bir evlat(ruhu için dua edip hayır hasenatyapan bir evlat) bırakanın,

3- Geride faydalanılacak bir ilim bırakan kimselerin amel defteri kapanmaz."

öyleyse hayrili evlat birakanin amel defteri kapanmiyorda, ya kötü günahkar bir evlat birakanin, ve burda katil zinakar, bir evlat birakanin hali nice? onunda günah defeteri kapanmaz, bunlar görecelidir.
ve o evladi günah işledikce, anasi babasida cehheneme biraz daha yaklaşir, ve hani diyorlarki ayet var, kimse kimsenin günahini cekmez, evet sen benim yerime yanivermeszsin, bende senin yerina bir yanivereyim demem degilmi, o bu manada yani, yoksa mesala bir firmaya ait olan bir TIRI kullanan şoför birinin arabasina malina zarar verse, o nun cezasini kim cekcek, elbet o firma üstlencek degilmi, o zaman firmada elli TIR var, elli TIRINDA cezasi olsa, bu firma ödeyecek yoksa, şoför üc kuruş maaşa calişiyor zaten, nerden o zarari karşilyacak, arabanin TIRIN sigortasini şoför yapmaz, şirket yapar öder, o zaman cezasinida şirket ceker demek olmazmi, o halde dünyada bile bunun böyle bir örnegi varken, senin birakdigin bir bidat ve kötü fiil amel oldu, gelen giden o fiili yapiyorsa, senin günah defterin kapanmaz, Allah muhafaza, yine kötü evlat birakdin, amel defterin kapanmaz, o evladin yanliş yaptikca, bir mislide sana yazilir, yine mesala adam bar işletmecisi, icki alkol kari kiz falan filan, sonra öldü, amma bar cocuklarina kaldi, cocuklari bari yine işletiyorlar, ve orasi acik ve günah işlendikce, yine o adamin günah defteri kapanmaz, işler durur, bugün birinca kat cehennemdeyse, iki ay sonra bir kat daha dibe iner, bu günahlar sebebiyie degilmi, aklen tefekkür ediniz, yani dinde mantiksizlik yokdur.
Ey mehdi askerleri, ey cemaatim, dünyada iyi işlere imza atmakda gayret ediniz. kötü işlerin imzacisi ve mümessili olmakdan sakininiz.

---------------

Kefaret orucu meselesi:

dinde kefaret orcu diye bir durum yokdur aklen düşünelim :
evde iki tane cicegimiz var birisi mini cicek ve mini bir canagi var, birde bahcede erik elma dalimiz var, yahut hurma dalimiz var, ve kücük canakli cicegimize sicak günlerde en az haftda bir su vermemiz gerekirken, amma bahcedeki hurma ise o cok derinlere kök salip derinlerden su cekebilmekde, ona deve gibi aylarca su vermesen olur, eger yetişmiş agacsa cünkü kökleri mesela arap cölünde yumuşak kumda dibe dibe salmiş ve derindeki suyu icmekde zaten. amma evdeki kücük canak üc günde kuruyor mesela, ve insanin sulanmasi ise, eşi ile birleşip cima edip birbirinin yikanmasina sebeb oldular demekdir. ve ayni canakdaki cicegin sulanamsi gibi, onlarda sulandi, ve bazi kimselerin canagi kücükdür üc günde susar, ve cima eder sular kendini bazilari uzun süre dayanabilir, işde mesala orucken, hanimi ile cima edip kendini tutmayan birine sen diyorsunki altmişbir gün kefaret tutacan, yav alim efendi, müftü efendi, zaten bu adam 30 güne sabredememiş, sen nasil ona 60 gün ceza kesiyon, aynen kücük canakdaki cicege:" sana ceza altmiş gün su yok" demek gibi, ne olur altmiş gün kücük canaga su vermezsen ölür, senin kasdin orucla sihhat vermekmi, yoksa öldürmekmi, orucu tut sihhat bul demesini biliyonda, adami öldürmeye kasdinmi var, bre ahmak alim, senden alim falan olmaaaaaz. yani yeni evli adamla kadin, bunlarin ateşi başinda gezerler, bunlar oynaşirken orucu yerler zaten, sen bunlara 60 gün ceza kes hakmidir bu, mesala sende bir fabrika bakimdan gecirilir, el sebeb dah iyi randuman almak için, yoksa fabrikaya ceza vermek için rektefe edilmez degilmi, sen oruc ile mideyi barsaklari vücudu rektefe edecegine, adami öldürcen, nerde kaldi fabrikanin sihhati degilmi, öyleyse oruc misli ile kaza edilir, ve oruc gücü yetene farzdir. adam mide hastasi yahut şeker hastasi, bu adama oruc farz olurmu, adam yemese ölcek, orucu fabrikayi (bedeni) tamir icinmi tutacak, yoksa adami öldürmek icinmi? sebebi ne? orcun manasini bilmeyen ahmak, bu Allahin emri farz, illa tutcan der, şeker hastasinida öldürür, yani hacca nasil gücü yeten gidebilirse, orucda öyledir gücü yetene farzdir. adam ishal olmuş sivi kaybi var, ramazanlik diye orucmu tutcak, buna farzmi oruc, adam oruc tutsa su kaybinda geberip gitcek, bire ahmak hoca bunun neresine faydali oruc, ona farz bile olmaz. TIPDA ve tedavide degişik yöntemler vardir, oruc da vücuda tedavi yöntemidir, mesal bazi yaralar daglanarak tedavi edilir ve daglamak saglikli diye, grip olanada daglama kullanmak lazim, girip olanin burnunumu daglayacan, daglamak girpde gecerli degil yani, bire ahmak hoca oruc sihat veren bir ibadet, amma adam hasta oruc ona zarar vercekse ondan sakit olur, bunu anlamayan ahmak ancak oruc tutuyon diye kendinin katili olmuş olur, sevap mevap olmaz, kazada makul bir sebebden ve hataen bozulan, ve tutulmayan orucun, o hatanin ve durumu ortadan kalktigi bir vakitte gününe gün ödenmesidir, yoksa yok öyle 61 falan.

Gecen TV de gördüm, ahmak bilim adamlari yine genle oynama yapmişlar, ve hurmayi muzla aşilamişlar, genini oynamişlar, ve bodur hurma üretmişler, ve elin uzancak kadar gövdesi var hurmanin, halbuki o hurma degil. muz nasil tepesi kökleniyorsa hurmanin tepesini kabaklamişlar ve hurma sadeca yapraklari kadar uzun, ve meyva veriyor, ne oldu bunun sonucu: yani her insanin bir adet bitki cinsinden, bir adet kuş cinsinden, bir adet böcük kurd cinsi, bir adet hayvanlardan yürüyen cinsinden, bir adet toprak alti bir adet su alti, bir adet bitki hali,.... var insan bir tek başina insan degil, ona sifat olanlar var, ve elementleri olanlar var, ona göre hali cibiliyyati işde. sen eger hurma gibi uzun agaci, bodur yaparsan ne olur, araplar, arap soyu uzun uzun insanlar, ve 25li tabanca arap ati yerine, midilli araplar olur, yani Çinli ler gibi cüce araplar olur, yani onun cbilliyatini taşiyan arapda cüce olur artik. yine at yerine arap eşşegi olurlar artik. ve insanoglunun merhameti yok zaten, eşşegi buldumu, bir yükü varsa, bakdi götürüyor iki odun fazla yükler üstüne, ve türkiyenein hamballalri belli, adam boyundan büyük yük taşiyor, niye yok TIR yok ki, hep kamyon yani eşşek var, yani eşşeklerede acimiyor vay bu bunun altinda ezilir demek yok, yani avrupayada amerika TIR keşfetmiş, o yeterli gelmeyince TIRA ikinci kasa takmiş, iki kasali TIR bizimkilerde bulduk eşegi, hambali diye yükle babam yükle, yani bizimkiler kural tanimaz, neden yoklukdan yoklukdan, olanini kullanir, amma caninida cikarir, artik hurmalarda kisaldiyse yakinda, cökmeden üstüne atlanabilcek midilli devesinin cikmasida muhtemeldir artik.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلأُضِلَّنَّهُمْ وَلأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ آذَانَ الأَنْعَامِ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّهِ وَمَن يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِّن دُونِ اللّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُّبِينًا

Ve le udillennehum ve le umenniyennehum ve le âmurannehum fe le yubettikunne âzânel en’âmi, ve le âmurannehum fe le yugayyirunne halkallâh(halkallâhi. Ve men yettehıziş şeytâne veliyyen min dûnillâhi fe kad hasira husrânen mubînâ.

“Allah’tan başka onlar sadece bir kısım kadınlara tapıyorlar ve onlar, aslında Allah’ın lânet ettiği o inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar. O şeytana ki: 'Ya Rabbî, Senin kullarından mutlaka bir pay edineceğim. Mutlaka onları saptıracağım, onları birtakım temennilerle oyalayacağım. Onlara davarlarının kulaklarını yarmalarını emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.' dedi. Her kim Allah’ın yerine şeytanı dost edinirse, şüphesiz o besbelli bir ziyana girmiştir.”

(Nisa, 4/117-119).

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلَّا تَطْغَوْا فِي الْمِيزَانِ وَأَقِيمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْمِيزَانَ وَالْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ فِيهَا فَاكِهَةٌ وَالنَّخْلُ ذَاتُ الْأَكْمَامِ وَالْحَبُّ ذُو الْعَصْفِ وَالرَّيْحَانُ فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Ellâ tatgav fîl mîzân
Ve ekîmul vezne bil kıstı ve lâ tuhsırûl mîzân
Vel arda vadaahâ lil enâm
Fîhâ fâkihetun ven nahlu zâtul ekmâm
Vel habbu zul asfi ver reyhân
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân

Meali :
Sakin olaki mizani ölcüyü bozupda kisaltmaya kalkmayin, yeryüzünde cark carka baglidir yeryüzü hayvanlara, hayvanlar yapraga, yaprak cicege, cicek topraga baglidir , daha hala niye rabinimnizi verdiği bu düzendeki nimetleri yalanlarsiniz.

Rahman suresi 8 den 13e kadar 13 dahil


ahmaklik eden isanoglu, allahin yarattgi ile yetinmedi, at ile eşegi ciftleşdirip, katir dogurttu, daha niye şeytanin yolundan gidersiniz, görmüyonuzmu dünyanin sonuna geldik, bir kac adimlik mesafe kaldi herhalde, bitiriliş paydos saatine artik. daha niye düzeni mizani bozmak ile ugraşiyon ahmak insanoglu.

Rabbim, bu ahmklarin başimiza acacagi beladan sana siginirim, beni ve askerlerimi sen gözet ve koru.


---oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 11 Haziran 2016 Cumartesi

Original Kar © glan


------------
ETiKETLER:
-------------

islami-Resimler, islami Levhalar ,V220220160440,arapca yazili,duvar süsleri,Kuran-i Kerim,kuran,tesbih,tasavvuf,peygamber,din,Allah,kitap,sünnet,ahirzaman,mehdi,karoglan,hoca,müftü,diynet,mustafa islamaoglu,cübbeli ahmet,naksibendi,menzil,gavs,seyyid,Abdülbaki,seyyid saki,erol,seyyid fevzettin,semrerkand tv,ahiret rehberi,dinimiz islma,enever ören,ihlas,osman ünlü,osman nuri toppas,arif arslan,fetullah gülen,saidi nursi,nurcu,nur talebesi,nur,ziya, muhammed, mustafa,S.A.V,efendimiz,hadisi serif ,Hz.,alehiselam,bismillah,la ilahe illallah,Nihat,hatipoglu,hatiboglu,nihat hatipoglu,nihat hoca,abdurahman önül,ilahiler,ilahi dinle,indir,free downloaden,bedava indir,Dursun Ali Erzincanlı,Dursun Ali, Erzincanlı,Dursun, Ali, Erzincanlı,muhyiddini arabi,vahdeti vücud,nefsi raziye,nefsi mutmainne,mümine,hanim bacim,nefsi mülhime,satiyorum,ariyorum,arkadas ariyorum,aliyorum,satilik,ilanlar,web,hosting,doamin,webmaster,webdizaynir,grafiker,microsoft,mustafa karatas hoca,karatas hoca,mustafa hoca,elmalili,mehmet akif,erbakan,necmettin,milli görüs,fatih erbaka,demet akalin,Hira,HIRA,sevr,kabe,mekke,medine,zemzem,tesbih,kuran,hurma,FUIKIH,namaz,namazduasi,büyü,sihir,sihir nasil yapilir,sihir nasil bozulur,büyücü hoca,yildizname,falci,memis hoca,Caner Taslaman,serat Ahmet tan,hamza,Caner hoca,Muhammed Rasid Erol,Abdülhekim el hüseyni,yarbay mehmet,almanya vekili,yarbay hoca,seyyid mübarek,haznevi,mehdi,ahirzaman,kiyamet,kiyamet alametleri,Basagacli,Sandikli,Afyon,afyonlu,Türkiye,Türkiye bayraklari,bayrak butonlari,flatcast,radyo,radyo temalar,TC,23 Nisan,19 Mayis,Cumhuriyet bayrami,Genclik ve spor bayrami,30 Agustos,10 Kasim,atatürk,mustafa kemal,Türk,Turk,Turkey,kirmizi,yesil,sari,mavi,turuncu,siyah,pembe,mor,beyaz,white,black,green,red,orange,blue,violet,yellow,grau,braun,Mr,Matrix,Hz.Nuh,Hz. ibrahim,Hz, isa,Hz. meryem, Hz. Musa,hiristiyan,müslüman,yahudi,cami,mescid,namz,oruc,hac,zekat,sadaka,nafile,dua,dualar,esmaülhüsna,havas,havas hoca,vefk,arapca,türkce,deutsch,english,button,radyo kur,sayfa,ac,forum kur,domain satin al,forum satin al,ibrahim Tatlises,Orhan Gencebay,Merve Özbey,Niran ünsal,Ferdi Tayfur,Rihanna,Beyonce,mily cyrus,kate linn,biranna,INNA,inna,indila,Gülben Ergen,Aynur Aydin,Okan bayülgen,Zaga,beyaz,beyazit,komik,ilginc,kedi,köpek,irem derici,Hande Yener,Kadir inanir,cüneyt Arkin,baris manco,Kurtlar Vadisi,muhtesem yüzyil,osmanli,pelin cit,özge,zahide,Tarkan,murat boz,acun,hadise,Ebru gündes,

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)